5 x 21

Gözde Yetim

Ayetullah Hameneî “Nur Diyârı” adıyla hazırlanan radyo programının çalışma ekibiyle buluşmasında, program yapımcısına birçok iltifatta bulunarak şöyle demiştir: “Bu çalışma yirmi yıl uzarsa, sizin de yaptığınız iş sadece bu olsa, yine de çalışmaya değer!” 

Başta Peygamberlere ve Masum İmamlara (a.s) dair Kur’ân Kıssaları Edebiyat Festivali olmak üzere İran’ın saygın edebiyat festivallerinde çeşitli ödüllere değer görülen yazar, kitabının bu denli ilgi görmesinin nedenini, “Kanaatimce kitaba gösterilen ilginin nedeni yazarının kabiliyeti değildir; aslında bizzat eserin sahibi, yani Hz. Peygamber (s.a.a) kitabın ilgi görmesine sebep olmuştur” sözleriyle açıklar.

Kur’ân ve Hadisler Işığında Hz. Fatıma (s.a)

Büyük alim şöyle diyor kitabıyla ilgili:

“…Ben bu kitabı, kendime sorulan şu sorunun cevap olarak yazdım: “İslam Peygamberinin kızı Hz. Fatıma’nın (s.a) İslam ümmeti içinde özel fazilet ve üstünlüğü var mıdır? Varsa Şia ve Ehlisünnet’in ittifak ettikleri deliller mevcut mudur?

Bu büyük İslam kadını Hz. Fatıma’nın (s.a) şahsiyeti ve üstün faziletini ispat için insanlığa kılavuz olan kitapların en yücesi Kur’an-ı Kerim ve Müslümanlarca ittifaken kabul edilmiş peygamberin hadislerini ele alacağız. Bu hususta hiçbir şek ve şüpheye yer kalmayacaktır. Biz bu işi iki bölümde sunmaya çalıştık. Birinci bölümde Kur’an-ı Kerim’de yer alan ayetler; ikinci bölümde ise, özellikle bütün İslam aleminin ittifak ettikleri hadisler üzerinde duracağız.”

Peygamberimizin Ahlakından Esintiler

“Şüphesiz, sen yüce bir ahlâka sahipsin.” (Kalem Sûresi / 4)
Kur’an-ı Kerim, açık bir şekilde İslam Peygamberi’ni (s.a.a), bütün asırlarda alemdeki varlıkların en kamil örneği ve Müslümanlar için en güzel örnek olarak tanıtmıştır. Ne mutlu ki Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) değerli yaşamı ve hadisler hazinesi, onun hayatının en detaylı konularını bile gözler önüne sermiştir.
Bu kitap da, bu değerli hazineden ilham alarak Peygamber-i Ekrem’in (s.a.a) hayat ve yöntemi hususunda kısa ve hızlı bir seyirde bulunmuştur.

Ya Zillet Ya Hürriyet

İmam Cafer-i Sadık (a.s) buyurdu ki:

“Her kim İmam Hüseyin (a.s) hakkında şiir okur, ağlar ve başkalarını da ağlatırsa, Allah Teâla bundan dolayı cenneti ona hak kılar ve onu bağışlar.”

Bu kitapta, İmam’ın bu hadisi düstur edinilmiş, Kerbela Olayı günümüz Türkçesi ile yalın ve akıcı bir üslupla anlatılmıştır.

İmam Rıza’dan (a.s) Hadisler

İlahî hidayetten yoksun bilginin, manevî ve ahlakî değerlerden mahrum teknolojinin içinde bulunduğumuz üzücü durumdan başka bir getirisi olmamıştır. Bu yüzden manevî eğilimler düşünce hayatımızdaki yerini almalı ve insanî/ahlakî değerlerin bütün insanlar tarafından içselleştirilmesi sağlanmalıdır. İlahî önderlerin öğretisinden ders alınmalı ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinde peygamberlerin ölçütlerinden faydalanılmalıdır. Kaosun ve zulmün hüküm sürdüğü, insan olmanın önemini kaybettiği çağımızda ilahî önderlerin öğretisini yaymak değerli ve kalıcı bir iştir. Böylelikle insanların erdeme yönelmelerinin önü açılır ve insan onuru hak ettiği değeri bulur. Biz bu küçük kitabımızda, bilinçli ve mütefekkir nesillerin temiz insanî hakikatlere aşina olmasını sağlamak amacıyla İmam Ali b. Musa er-Rıza’nın (a.s) hadislerini zikretmek istedik. Umarız bu kitapçıkta yer alan hadisler, düzensiz ve nursuz hayatların yaşandığı günümüz dünyasında gençlere yol gösterici olur.

Aşkın Şehrinde Bir Gezinti

Bu kitap, yuvasız kuşların yuvası, göçmen kuşların vatanını anlatan edebî dilde bir yakarıştır. Kısaca aşktır, gözyaşıdır, feryattır. Allah’tan başkasına kulluktan kurtuluştur. İbrahim’in İsmail’i, Hicaz’ın Hacer’i, Kerbelâ’nın kanıdır. Başı ve sonu yoktur bu kitabın. Her bölümü kendine özgü bir bölüm ve derstir.

Kısacası çıkmaz sokakların çıkışı, ilâçsız dertlerin devasıdır. Aşkı ve aşk oduyla yanan gönlün öyküsünü anlatmaktadır kendine has bir üslûbuyla… Hem de Dostu ve Sırdaşı olan Gece’yle dertleşerek… Çünkü hep gece yaşanır hayatlar, gece yapılır gözyaşı ile tövbeler, ıslatılır seccadeler, kaleme dökülür sırlar. Gece, gizemdir örtüye bürünmüş. Sırlarla dolu… Gece olunca insan, ruhu ile arasındaki dünyevî engellerden mümkün olduğu kadar sıyrılmakta ve yüreğinin sesini dinleyebilmektedir… Ve gecede ya-zılan bir başkadır, tıpkı Gece’ye yazılan bu kitap gibi…

İnsan ve Yakarış

Dua; kimi insanın yanında ihtiyaçlarını gidermek için güçlü birine arzuhal yazmak gibidir.

Kimi insanlar dua denilince bir takım kuru kelimelerden ibaret ezkar ve evradı hatırlarlar.

Bazı insanlar da vardı ki benliğini hiçe sayıp her şeyini sevgiliye feda etme yolunda yalvarış-yakarışı, dua ve münacatı yaşam tarzı ve felsefesi edinirler.

Kimi insanlar, “Tur dağına varınca, ‘Kendini göster’ demeden geç, değmez bu temenna ‘göremezsin’ cevabına” derken, kimileri ise “Tur dağına varınca, ‘Kendini göster’ demeden geçme, sen sevgilinin sesini duy, ister ‘göremezsin’ desin ister ‘görürsün’ desin” derler.

İşte dua ve münacatın doruk noktası budur ve merhum Muhammed Taki Caferi bu küçük ama içerik açısından zengin kitapta duanın doruğunu tefsir etmektedir. Bu derinlik ve doruk ise Kerbela kahramanı, aşk meydanının eri Hz. Hüseyin’in (as) duasında tecelli etmektedir. Hz. Hüseyin’in (as) Kerbela’da ki kahramanlığının yanında aşk sahrasındaki, Arafat çölündeki yakarışının bir bölümünü üstadın eşsiz şerhiyle siz değerli okurlarımıza takdim ediyoruz.

Kızıl Gül Olmayaydı

Gergin gecenin camlarının ardında, iki atı yaylıya bağlamışlardı; biri beyaz, öbürü siyah. Atların ağzından çıkan buğu, bir gri bulut gibi, koyu mavi atmosferde yok oluyordu.

Atlar yorgundu. Sık ve kesik soluyorlardı. Belli ki, uzun bir yol kat etmişlerdi…

Nereden gelmişti? Onu ne zamandan beri buraya getirmişlerdi?! Sesi, bir haftadan beridir, yaşlı kadınların sesleriyle dolu mekânda, huzurevinde, yankılanıyordu. Buğulanmış camlarda, gri ve soğuk duvarlarda yankılanan eski, Türkçe bir türkü, hüzünlü bir ahenkle terennüm edilmekteydi:

Kızıl gül olmayaydı;

Sararıp solmayaydı…

İnsanın dünyevi yaşamından kabrine kadar gelişen süreci işleyen sosyopolijik roman.

İslâm’da Usûl-u Din

Bu kitap, ilhadî düşüncelerin karanlığında, yolunu kaybeden insanların hayat yoluna ilâhî ışık yansıtacak İslâmî inanç temellerini içeren bir eserdir. Özellikle genç nesile hitap eden bu kitap, hakkın ve aklın yolunu tanıtacak, hakkı batıldan ayırt edecek, inanç alanında ortaya atılan soruları yanıtlayacak ve zihinlerde oluşturulan şüpheleri giderecek zengin bir içeriktedir. Kendi alanında uzman ve otoriter birçok düşünür ve sosyal bilimcinin zahmetlerinin ürünüdür.
Bu kitap otuz ders hâlinde hazırlanmış, öğretim açısından kolaylaştırıcı bütün hususlar dikkate alınmıştır. On dört ders “tevhid” ve “adâlet” hakkındadır. Dokuz ders “nübüvvet” hakkındadır. Beş ders “imamet ve hilafet”le ilgilidir. Son iki ders de “meâd ve berzah” konusu hakkındadır.

40 Derste Ehl-i Beyt İnançları

Her ilmin önem ve değeri onun konusuna bağlıdır. Bütün ilimlerin içinde inanç bilimi en kutsal ve en değerli konuya sahiptir. Her insanın maddî ve manevî hareketlerinin esası ve temeli, sahip olduğu akait usulleri ve inanç prensipleridir, eğer bunlar sağlam ve doğru, kuvvetli ve kusursuz olursa onun amel ve hareketleri, farklı düşünce ve görüşleri de doğru olacaktır.

1- Eser hazırlanırken eski ve yeni birçok kitaptan faydalanılmıştır. Ancak anlaşılmaz tabirlerin kullanılmamasına ve yararlanılan eserlerin ayrıcalıklarına haiz olmasına özen gösterilmiştir.

2- Dersler sade ve herkesin anlayabileceği bir düzeyde hazırlanmıştır.

3- Kitabın içeriği yıllarca ders kitabı ve tecrübe ürünü olduğundan bu konuda ders vermek isteyenlerin faydalanabileceği bir kaynaktır.

4- Bu eserde imanın beş şartı konusunda sorulabilecek bütün sorulara cevap verilmeye çalışılmış ve konunun iyice kavranılabilmesi için de her dersin sonunda o dersle ilgili sorular hazırlanmıştır.

110 Soruda Gadir-i Hum

Gadir-i Hum çölü, Mekke şehrine 3 mil uzaklıkta Cuhfe yakınlarında yer almakta ve orada her zaman küçük bir nehir bulunmaktaydı. Hz. Peygamber efendimizle birlikte Veda Haccı’ndan dönen kadın ve erkeklerden oluşan yüz yirmi bin kişilik kafile, Hz. Ali’nin (as) velayetinin ilanı için iki gün boyunca bu mekânda konakladı. O sıcak ve kavurucu havada, insanlar su ihtiyaçlarını gidermek için oradaki nehirden yararlandılar. Bu büyük olay ise Gadir-i Hum olarak adlandırıldı. O günden sonra çeşitli yazı, söyleşi ve şiirlerde halkın, Hz. Ali (as) ile yapmış olduğu bu toplu biat, Gadir-i Hum olarak adlandırıldı.

Büyük Gadir-i Hum Olayı, hicretin 10. Yılı, Zilhicce ayının 18’inde, Kurban Bayramı’ndan sekiz gün sonra, Perşembe günü meydana gelmiştir. O gün Allah (c.c.) tarafından, vahiy meleği aracılığı ile Gadir-i Hum sahrasında halkın toplu bir hâlde Hz. Ali (a.s) ile biatleşme emri şu ayet ile verilmiştir:

Ey Elçi, bildir sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun.

(Mâide, 67)

Manevi Mukayeseler

İnsanın manevî hislerine, idrak yeteneğine ve aklının yüceliğine dayalı örneklerin konunun anlaşılmasına önemli katkı sağladığı tartışılmaz bir husustur. Bu gerçekten hareketle konuların daha çabuk ve kolayca kavranabilmesi, rahatlıkla kabul görmesi amacıyla konuları mantıklı örneklemelerle, doğru mukayeselerle açıklama yöntemi benimsenir. Bilindiği üzere, Kur’an-ı Kerim’de de anlatımda etkili ve kolay yollardan biri olan örnekleme ve mukayese yönteminden istifade edilmiştir; ayetlerde yüzün üzerinde örnek bulabiliriz. Ayrıca Hz. Peygamber’den (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan nakledilen hadislerde de bu metodun bir gelenek haline geldiğini gözlemliyoruz. Elinizdeki eserde Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer alan örneklemeler mukayeseli bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

Ehl-i Beytin Dilinden Kurân-ı Kerim C.2

Kur’ân-ı Kerim, Resul-i Ekrem’in(s.a.a) karanlık asırlarda parlayan yegâne ebedî mucizesidir.
Kur’ân tabiata benzer; üzerinde ne kadar çalışılırsa çalışılsın, yine de çalışılacak birçok alan vardır. Bunun hikmeti ise, Allah Teâlâ’nın bu kitabı, belli bir zaman ve belli bir grup için göndermemesi aksine, bütün asır ve zamanlar için göndermiş olmasıdır… Emîrü’l-Müminin Ali (a.s) Nehcü’l-Belâğa’da (18. hutbe) şöyle buyurmuştur:
“Kur’ân’ın zahiri güzel ve süslü, bâtını derindir. İnsanı hayrete düşüren özellikleri bitmez, şaşırtıcı şeyleri son bulmaz.”
Kur’ân ilimleriyle ilgili yazılmış olan değerli eserlerden biri de saygıdeğer âlim Hüccetü’l-İslam Murtaza Turabî tarafından Farsça olarak telif edilmiş olan elinizdeki bu kitaptır. Yazar değerli zamanını harcayarak böyle değerli bir kitabı kaleme almış ve Kur’ân ilimlerinde okuyuculara yeni kapılar açmıştır. Onun güzel bölümlerinden biri de Ehl-i Beyt’in çeşitli meselelerde Kur’ân’dan yararlanmalarını açıklayan bölümüdür. Gerçekte yazar eklediği bu bölümle, Ehl-i Beyt’in Kur’ân-ı Kerim’i algılama yöntemini söz konusu etmiştir; bu da fakihler için bir örnek teşkil edebilir.

Peygamberimizin Çocuklar Ve Gençlerle İlişkileri

Kadim çağlardan günümüze kadar, çocuk yetiştirme konusu toplumsal hayatın ve insanlık âleminin en asli konularından, en önemli mutluluk esaslarından biri olarak sayılmaktadır. Bu nedenle bilim adamları, çocuk eğitimi ve gelişimi hakkında ruhsal ve sosyal terbiye bakımından derinlemesine birçok araştırma yapıp, bu konuda sayısız kitap yazmışlardır.
İslam dininin yüce önderi Hz. Peygamber ve onun hak vasileri, on dört yüz yıl önce insanlık âlemi cehaletin zifiri karanlığında yaşarken, çocuk yetiştirilmesinin değerine ve ehemmiyetine çok önem verip, bu konuda gerekli öğretileri izleyenlerine öğretmiştir.
Bu kitaptaki hedefimiz, iki temel esasa dayanmaktadır:
1- Bütün Müslümanlar, özellikle toplumun büyük bir çoğunluğunu teşkil eden gençler ve öğrenciler, mukaddes İslam dininin buyruklarının kapsamı ve bu semavî dinin amelî değerleri hakkında bilgi edinsinler, sağlam bir itikatla onun takipçisi olsunlar ve başkalarının menfi propagandasına aldanmasınlar.
2- Babalar ve anneler, söz konusu husustaki ağır ve hayatî vazifelerini daha iyi yerine getirebilmeleri için, çocukları terbiye etme konusundaki dinî ve millî sorumluluklarından haberdar olsunlar…
İnsanlık âleminin o yüce şahsiyetlerden haberdar olması, ideal örnek olarak onları izlemesi, yalancı ve şeytanî örnekleri terk etmesi, böylece dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşması umuduyla…

Caferi Mezhebi ve İmam Cafer Sadık (a.s) Buyrukları

İmam Ca­fer Sadık adına bilinçli bir şekilde yanlış bilgiler içeren kitap­ların yazıldığı bu dönemde, hakikatlerin daha iyi bilinmesi amacıyla Caferî Mezhebi esaslarını konu edinen bu kitabın yeni baskısını Ehlisünnet kardeş­lerime, Peygamber Ehlibeyti’ni sevenlere ve Müslüman Alevi kardeşlerime sunmak istedim.

Gözden geçirilmiş bu baskıda, değerli Hasan b. Ali el-Harranî’ninTuhafu’l-Ukuladlı eserinden İmam Cafer Sadık (a.s) buyrukları bölümü ilave edilmiştir.

Aziz okuyucularımdan taassubu bir kena­ra bırakarak kitabı okumalarını ve konular hakkında karar vermelerini istirham ediyorum.

Eş Seçimi

Evlilik, her insan hayatı açısından en önemli ve en büyük olaylardan biridir. Evlilikte başarılı olunması ya da olunmaması eşlerin her biri için kader tayin edici niteliktedir.

Elinizdeki kitap, eş seçimi ve düğün öncesi yapılması gerekenler konusunda gençlere yardımcı olmak amacıyla telif edilmiştir. Çocuklarının mutluluğunu düşünen anne ve babaların da bu kitaptan yararlanabilecekleri açıktır. Kitabın telifi sırasında Hz. Peygamber’in ve Ehl-i Beyt İmamları’nın yol gösterici değerli hadislerinden istifade edilmiştir.

Ayrıca başarılı ve başarısız evlilik yapmış birçok ailenin hayatları konusunda yapılan incelemelerden de yararlanılmıştır. Uyuşmazlıklara, çekişmelere, boşanmalara sebep olan faktörlerin incelenmesi bu konuda yardımcı olmuştur. Yazar, başarılı ya da başarısız evlilik yapmış birçok aile ile şahsen doğrudan temas hâlinde olmuş, onların sorunlarını ve buna sebep olan etkenleri incelemiş ve kitabın telifinde bunlardan ilham almıştır.

Gelin Canlar Bir Olalım

Ben bu kitaplarımı yazarken bir tarihçi gibi tarih kitabı yazmadım. Ben edebiyatçı olmadığım için böyle bir kitapta yazmadım. Ben romancı da değilim. Bir mizah yazarı olarak da yazmadım. Zaten böyle bir ilme de sahip değilim. Ancak bir kardeşiniz olarak, bu kitaplarımı vatanını, milletini seven bir insan olarak dertleriyle dertlendiğim bu toplumun bir mensubu olarak, tarihin beraberinde getirdiği “Alevilik nedir?” sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktayım.

Yüreğimdi Toprağa Düşürdüğüm

Cemal liseyi bitirdikten sonra evde askerlik zamanını bekleyen bir gençtir. Yaşadıkları mahalleye saçı sakalı birbirine karışmış, sanki bu dünyada yaşamıyormuş izlemini veren ve kimseyle konuşmayan biri taşınır. Cemal sebebini bilmediği bir ilgi duyar bu adama ve onunla yakınlaşmak ister. Sonunda Kadir isimli bu şahısla tanışır ve çok sever onu. Ama Kadir niçin bu halde olduğunu ve niye buraya taşındığını anlatmaz. Cemal merak etse de üstelemez bu konuyu… Kadir Cemal’e okuma fikrini aşılar ve onu üniversiteye hazırlar. Cemal üniversiteyi kazanıp okumaya gider. Cemal Kadir ile mektuplaşır üniversitede. Ama bir süre sonra mektuplarına cevap alamaz. Merak edip evi aradığında annesinden Kadir abisinin öldüğü haberini alır. Hemen otobüse atlayıp İstanbul’a gider. Kadir hayatını yazdığı bir ajandayı ölmeden önce Cemal’e vermesi için mahalleden tanıdığı birine verir. Cemal Kadir abisinin bu emanetini alınca hemen okumaya başlar. Ve Kadir abisinin neler yaşadığını büyük bir hayretle okur…

İslam’da Kadın

Allame Muhammed Hüseyin Tabatabaî, birçok araştırma ve telifi birlikte yapan ve geniş bir miras bırakan az sayılı âlimlerden biridir. Hiç kuşkusuz Allame Tabatabaî’nin bıraktığı en değerli miraslardan biri; ilmî düzeyi, öğrenciler için belli olan ve açıklanmaya ihtiyaç duymayan, kendisinin yirmi cilt olarak yayınlanan el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an’ isimli eseridir.
Elinizdeki kitap, gerçekte kadın hususunda ve onun İslam ve Kur’an’daki makamı hakkında üstat Allame Muhammed Hüseyin Tabatabaî’nin ele aldığı, bazılarını müstakil olarak ve bazılarını da el-Mizan Tefsiri bünyesinde işlediği; evlilik, miras, kadının sosyal kişiliği gibi konuları ve Amerika’da bulunan İranlı mezunlardan birinin, kadınlar hakkında birkaç ayetin tefsirlerinin incelenmesi unvanı altında yazmış olduğu bir makaleye verilen cevapları içermektedir.

Kutsal Topraklarda Münazara

Gençlik yıllarımın başlarında çeşitli dinler, ekoller ve mezhepler hakkında araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımın sonucunda insanların kurtuluş yolunun İslam’da olduğunu gördüm. Daha sonra Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin çoğunlukta olduğunu dikkate alarak bu konudaki mütalaalarımı genişlettim. Bu doğrultuda onların meşhur kitaplarının çoğunu okudum. Özellikle de Ehl-i Beyt ekolü ile Ehl-i Sünnet ekolü arasındaki ihtilaflı konuları araştırdım. O kitaplarda geniş çapta tutarsızlıklar ve çelişkiler gördüm. Bu da Ehl-i Beyt ekolüne olan inancımı daha bir pekiştirdi. Bu mütalaalarım, geçen otuz yıl boyunca kutsal topraklara olan çok sayıdaki yolculuklarımda Sünni üniversite hocaları ve din âlimleri ile iki ekol arasındaki bazı ihtilaflı konuları tartışmama zemin hazırladı. Bu kitap, işte o tartışmalardan bazılarının bir raporudur.

***

Dr. Muhammed Hasan Şucaiferd, 1949 yılında İran’ın Cehrom kentinde doğdu. İlk öğrenimini Cehrom’da, orta öğrenimini Abadan’da geçirdi. Bir süre Petrol Şirketi’nde memur olarak çalıştı. Daha sonra Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne girdi. Lisansını aldıktan sonra aynı üniversitede göreve başladı. Yüksek lisansını ve doktorasını İngiltere’nin Birmingham Üniversitesi’nden aldı. Hâlihazırda Mekanik Fakültesi’nin hocası ve Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Fakültesi ve Araştırma Merkezi’nin dekanıdır. Mekanik mühendislik ve otomotiv mühendisliği alanında birkaç kitabı ve uluslararası ve ulusal dergiler ve konferanslarda yayınlanmış ve sunulmuş iki yüzden fazla bilimsel makalesi vardır. 2007 yılında Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yılın örnek hocası seçildi. Dr. Şucaiferd, dinî konulara ve Ehl-i Beyt ekolünü tanıtmaya olan yoğun ilgi ve alakasından dolayı Arapçayı öğrenmiş ve dinî konularda da dikkate şayan faaliyetleri ve araştırmaları olmuştur.

İmam Mehdi Bizi Bekliyor

Vadedilen kurtarıcı; Hz. Davud’un kitabı Zebur’da, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın kitapları Eski Ahit ve Yeni Ahit kitaplarında, Zerdüştlerin kitabı Zend’de, Hinduların kitabı Basek’te, Budizm’de ve daha birçok dinde fıtrî bir özellik olarak bilinmektedir. Kur’an-ı Kerim’de de vadedilen kurtarıcının geleceği yönünde vaatte bulunulmuştur.
Bugün beşeri zihniyet, yüce bir insanın geleceğini, yeryüzünü adaletle dolduracağını ve insanlığı zulüm bataklığından esenliğe çıkaracağını bildirecek, anlatacak ve inandıracak ortamla yüzleşmelidir. İşte bu, bütün peygamberlerin uğruna çaba sarf ettiği şeyin ta kendisidir.
Bir kuvvet, bir ordu ve imanlı bir toplum oluşturabilmenin en güzel yolu, Hz. Mehdi’nin (a.s) varlığı hakkında onları bilinçlendirmeye çalışmaktır. Hayatta olduğunu, işlerimize nezaret ettiğini ve şefkat sahibi biri olduğunu insanlar bilmeliler.
İnsanlar salahiyet, liyakat, sadıkane hizmet, bilgi düzeyini artırma, yaratıcılık, ahlak ve Allah’ın razı olduğu davranışlar gibi kazanımlar elde ederek kendi liyakatlerini artırmalıdırlar. Ancak bu vesileyle zuhur yakınlaşır. İmam’ın (a.s) zuhuru için bu koşulları oluşturma ve gelişini hızlandırma insanların elindedir. Eğer insanlar kendilerini ıslah edecek olurlarsa, o gün daha yakın olacaktır.

Sahife-i Seccadiye’de Siyaset ve Toplum

Bu kitap, vahiy şehrinin ilim kapısı olan Ehlibeyt İmamlarından Hz. Zeynelabidin’in (a.s) dualarını içeren  “Sahife-i Seccadiye’nin toplum ve siyasetle ilgili bölümlerini siz gönül ve aşk ehline sunmaktadır. Kimileri dua ederken kulun Rab’ten istekleri diye düşünür, kimileri hayattan bıkmış bir köşeye çekilen zavallı ve pasif bir insanın hezeyanları olarak anlar, kimileri duayı sırf sevap olduğu için yapar, kimileri  ise, duayla bütünleşir adeta! Dua onun yaşam biçimi olur. Dua nefsi isteklerini kontrol eder, duayla  insanları davet eder, duayla zulme karşı haykırır, feryat ederi Rabbine müşteki olur. Dua onun engin gönülde fırtına koparan bir coşku, onun sevgi ve nefretini gösteren bir ayna olur. Dua bir çağrıdır, kulun yalvarışıdır.

İslâm’da Aile Hukuku ve Ahlâkı

 

Her dönemin ve özellikle de yaşamakta olduğumuz mevcut dönemin önemli sosyal konularından birini başlıca aile konusu oluşturur… Rönesans sonrasında hümanizm ve liberalizm düşüncesine dayalı olarak ortaya çıkan insan tanımı ve gösterdiği modeli bağlamındaki sapma, insanlık toplumunun temel ve çekirdeği olan aileyi tehdit etmiş ve sonuç olarak da bu düşünsel süreç, Batı toplumunu laubalilik ve kayıtsızlığa sürüklemiştir. Esefle belirtmek gerekir ki bu sapma, İslâm ülkelerini hedef alan kültürel saldırılar neticesinde Müslümanları da etkilemiştir. Bu yüzden Müslüman toplumlar, zengin İslâm kültürünü sahiplenerek, hayat kitabı ve programı olan Kur’ân-ı Kerim’in öğretilerine tutunarak bu tür afet ve yıkımlardan kendilerini korumalıdırlar.

Bu doğrultuda konuyu, Cuma namazlarının birinci hutbelerinde İslâm ve Batı açısından ele alıp inceledik. Elinizdeki bu çalışma, aile hakkındaki 33 Cuma hutbesinden ibarettir.

 

Müellif

 

Namaz Rehberi

 

Namaz, insanın Rabbi huzurunda göstermiş olduğu kulluğun bir işaret ve tecellisidir.

Namaz, insanın Allah’a inandıktan sonra O’nun emirlerine itaat, huzurunda tazim edip eğilmek ve alnı toprağa koyup secdeye kapanmasıdır.

Namaz, insanın Yaratanıyla konuşması, sırrını O’na söylemesi, hacetini O’ndan istemesi, ıstırap ve sıkıntısını O’nun kapısına götürmesi demektir.

Namaz, Allah’ı tazim ve yüceliğine itiraf, Yaratana ihtiyaç ve bağlılık duygusunu tatmin etmek, Yaratana şükran borcunu sunmak ve fıtratın emri doğrultusunda hareket etmektir.

 

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.