5 x 21

Namazın Gerçeği

Namaz her sabah ve her akşam uygulanan bir programdır. Sabahleyin ilk söylenmesi gereken söz, namazdır; akşamleyin de en son söylenmesi gereken sözdür. Yani, güne namazla başlayıp namazla bitirmek durumundayız. O hâlde her günün başlangıcı ve sonu, Allah’ı anmak ve O’nun rızasını kazanmak olmalıdır.

Mukimlikte veya seferde; karada veya havada; fakirlikte veya zenginlikte kılınan namazların sırrı ve mesajı şudur: Ey insan, kim olursan ol, nerede olursan ol, sadece Allah’a kul ol, O’ndan başkasına boyun eğme.

Namaz, Müslümanın inancını, düşüncesini, isteklerini ve edindiği örnekleri ortaya koyan bir pratiktir.

Alevilik İslâm’ın Özüdür

-Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

Ehlibeyt’imin düşmanı benim düşmanımdır. Benim düşmanımsa Allah’ın düşmanıdır.

Atalarımız ve dedelerimiz Allah Resulü’nün bu buyruğundan yola çıkarak, teberra ve tevella kuralına sadık kalmışlar; Allah’a, Resulü’ne ve onun Ehlibeyt’ine dost olanla dost, düşman olanla ise düşman olmuşlardır. Bu da Alevîliğin İslâm’ın özü olduğunun diğer bir kanıtıdır.

-Kur’ân-ı Kerim Hz. Muhammed’in (s.a.a) evine inmiştir. Cebrail dahi bu evde misafirdir. İslâm’ın özünü temsil eden yüce Peygamber ve Ehlibeyt’i bu evin sahibidir. Bu Ehlibeyt insanlığa yol gösterip ışık tutsun diye bizzat Hz. Muhammed’in terbiyesi ile yetiştirilmiştir. Onun Ehlibeyt’e uyulmasını istemesi de Allah’ın bir emri olduğu içindir. Bizim Alevî olarak adlandırılmamızın sebebi ise Peygamber’den sonra Ehlibeyt’in başında Hz. Ali’nin bulunmasıdır. O, İslâm’ın özüdür. Çünkü buyuruyor ki:

Konuşan Kur’ân benim…

Göğün yollarını ben bilirim…

Hangi ayetin nerede indiğini ve nüzul sebebini ben bilirim…

Alevilik nedir, Alevi nedir bilmek isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz.

Mead

Bütün semavî dinler, özellikle İslâm dini, mead ve ahiret konusuna çok büyük önem vermiştir. Bunun nedenlerinden bazıları şunlardır:

1- Mutluluk, refah ve emniyetin tek yolu kıyamete imandır. İnsan, yaptıklarının dosyasının tutulduğuna ve ilâhî mahkemede duruşmaya çıkacağına iman edecek olursa, kendisinde bir mesuliyet bilinci ve korku oluşur ve bu, onu büyük ölçüde günah ve ahlâkî bozukluklardan alıkor. Bu sayede, ümitsizlikten ve ruhî bunalımdan kaynaklanan intiharlar son bulur, gün geçtikçe artan suçlar, cinayetlerden duyulan endişe sona erer.

2- Milletlerin başarılı olmalarında ve zafere ulaşmalarındaki en önemli faktörlerden birisi kıyamete inanmaktır. Bunun en güzel kanıtı, Müslümanların şimdiki hâliyle, İslâm’ın ilk yıllarındaki hâlinin mukayesesidir. İlk Müslümanlar öyle bir iman ve yakîn mertebesine ulaşmışlardı ki sanki ahiret, bütün ebedi nimetleriyle gözlerinin önünde şekilleniyordu. Dolayısıyla bırakın ölümden korkmayı, şahadete adeta âşıktılar! Ama bugünün Müslümanları kalpleri korkuyla doludur. Ölümden korktukları için de rahatlıkla istismarcı emperyalistlerin yemi olabiliyorlar.

Son asırlarda İslâm topraklarının bölünmesiyle onların yok olmasının zeminleri hazırlanmış oldu. Sanayi, teknoloji ve savaş araçları alanındaki buluşlarda geri kaldılar. Sonunda meşhur “Altı Gün Savaşı”nda Beytü’l-Mukaddes’i Siyonist düşmana teslim ettiler.

Bugün Müslümanlar eski iftiharlarına yeniden ulaşmak istiyorlarsa, tek yol mead ve ahiret inançlarını güçlendirerek köklü ve esaslı bir değişim ortaya koymaktır.

Bu kitabın özelliklerinden birisi de ölümden sonraki hayatı, ilmî ve araştırmacı bir yöntemle incelemiş olmasına rağmen, konuların çok akıcı ve herkesin anlayacağı düzeyde olmasıdır. Ayrıca şüphelere ve tenkitlere net bir şekilde cevap verilmiştir.

Genç İlmihali ve Caferî Mezhebi’nin Esasları

İslam dininin tüm eğiti ve öğretileri iki ana başlık altında değerlendirilebilir: Birincisi; inançsal ve ideolojik konular ki buna, “Usul-i Din” yani dinin temelleri denir. İkincisi; ameli ve fer’i konular ki bunda da, “Füru-i Din” yani Usul-i Din’in uzantısı ve fer’i konumunda olan konular denir. Çünkü her insan kendi dünya görüşü ve inancı doğrultusunda hareket eder.

Beş inanç temelinin üçü, yani tevhid, nübüvvet ve mead kâfir ile Müslüman’ı birbirinden ayırt etme ölçüsü, diğer ikisi yani, adl ve imamet ise Ehli Beyt Ekolünü diğer ekollerden ayıran ölçüdür.

Elinizdeki kitapta bir Müslüman gencin bilmesi gereken bu konuların tümü özetle ele alınmıştır.

En İyi Dost Namaz

İnsan olmak ancak; kemale erme, kulluk etme, Müslümanca yaşama, Allah’ı, sahip ve hakim bilme ve Allah’a ihlaslı bir şekilde ibadet etmeyle gerçekleşebilir. Namaz, yaratıcımızla olan dostluğumuzdur; bu konuda gevşeklik göstermeyelim. Namaz, “kulun”, “Yaratıcısıyla” konuşmasıdır; onu sevelim. Namaz, ruhumuzun gıdasıdır; onu unutmayalım. Dikkat ve kalp huzuru, namazımızın can ve ruhudur; namazda devamlı Allah’ı yad edelim. Namaz, münker ve kötülüklerden alıkoyar; ondan daha fazla faydalanmaya çalışalım, onu en temel işlerimizden biri kabul edelim.

Aşkın Hazineleri

Musa Kazım Paşa’nın Kerbela olayıyla ve İmam Hüseyin’le ilgili mersiyelerini topladığı bu eser, failatün, failatün, failün vezniyle yazılmış 185 beyitlik bir mesnevi ile başlar. Mesnevi 7 fasıldan oluşur. Fasıllar arasında Peygamber efendimize, Hz. Ali’ye, Fatıma’ya Hasan’a ve Hüseyin’e Arapça salavat okunur.

Eserde 30 mersiye mevcuttur. Bu mersiyeler arasında 1 Mesnevi, 5 Kaside, 5 Terkib-i Bend, 1 Terci-i Bend, 3 Müsemmen, 5 Gazel, 6 Müseddes, 2 Muhammes, 1 Murabba, 1 Kıt’a yer almaktadır. Eser, 1250 beyitten oluşmaktadır.

Eserin orijinal adı “Makalid-i Aşk” adını taşımaktadır. Eserin üçüncü baskısı yapılmıştır. Her baskıda aynı mersiyeler yer almaktadır.

Yapılan çalışmada, eserin 1301 tarihinde yapılan ilk baskısı esas alındı. Şiilerin vezinlerinin ve nazım biçimlerinin yazılmasıyla yetinildi. Makalid kelimesi “miklad” kelimesinin çoğulu olup “kilitler, anahtarlar, hazineler” anlamında kullanılmaktadır. “Makalid-i Aşk” kelimesine intibakın güçlülüğü kanaati hasıl olduğundan yayına hazırlanan eserlere orijinal adını değil, “Aşkın Hazneleri” adını vermeyi uygun bulduk.

Mübarek Üç Aylar

Bu kıymetli eser, nefsi günahlardan arındırma yollarının ve Allah ile insan arasındaki diyalogun rehberidir. Özellikle recep, şaban ve ramazan aylarında hangi dualar okunur, hangi zikirler yapılır, hangi namazlar kılınır, gece ve gündüzlere ait tüm ibadet ve amellerin hepsini bu kitapta bulacaksınız.

Bu eşsiz eser, Müslümanlara Ehlibeyt kanalıyla ulaşan dua, zikir, münacat ve nefis tezkiyesi ile ilgili direktifleri içermektedir. İslâm’sa dua kültür ve adabının ne kadar zengin ve ağırlıklı olduğunu bu kitapta göreceksiniz.

Eser, son asrın büyük âlimlerinden, “Sikatü’l-Muhaddisin” lakabıyla anılan merhum “Hacı Şeyh Abbas Kummi” tarafından Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ve onun ilim ve hikmet vârisleri olan pak Ehlibeyt’inin dua ve münacatlarından derlenen büyük dua kitabı “Mefatih’ul-Cinan”ın Mübarek Üç Aylar bölümünde yer alan amelleri, dua ve münacatları (metin ve tercümeleriyle birlikte) ihtiva etmektedir.

Kitap, mukaddes muhtevasının yanı sıra müellifinin de büyük ihlâsından olsa gerek, yazıldığı günden beri kendisinden önce ve sonra, mevzusunda yazılan eserlerin hemen hepsini gölge altında bırakmış ve çeşitli ülkelerde Ehlibeyt dostları arasında yaygınlaşarak müminlerin elinde dolaşan vazgeçilmez bir eser hâline gelmiştir. Öyle ki, hemen her evde Kur’ân-ı Kerim’in yanı sıra bir “Mefatihu’l-Cinan”ı da bulabilirsiniz.

Hizbullah – İsrail Savaşı

Hizbullah ile İsrail’in 33 günlük savaşını ve bu savaşta, Hizbullah’ın İsrail’e karşı kazandığı zafere ilişkin kanıtları ve bundan çıkarılması gereken dersleri ele alan bu kitapta yazar, aslında bu savaşın, Amerika ve İsrail tarafından Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik girişimlerden kaynaklandığını, özellikle Irak’ta gelişen olaylardan sonra Amerika’nın “İsyan Üçgeni” olarak nitelediği İran, Irak ve Lübnan’daki İslâmî güçleri çökertmekle “Yeni Ortadoğu Projesi”ni uygulamaya geçirme sevdasını boşa çıkartmak amacı taşıdığını akıcı bir üslupla ortaya koyuyor…

Hadislerin Dilinden Hz. Fatıma (s.a)

Hz. Rasulullah’ın (s.a.a) “Âlemlerin Kadınlarının Efendisi” olarak nitelediği “Fatıma”nın hayatı bizim için örnek teşkil ediyor. Hz. Fatıma tek bir bakış açısıyla değerlendirilip anlatılabilecek bir şahsiyet değildir. Dolayısıyla “Fatıma”yı anlama ve tanıma yönünde farklı pencerelerden farklı bakış açıları sunma gayreti içerisindeyiz.

Amacımız Hz. Fatıma’nın hayatını, nesilden nesile aktarılan bir kıssa olmaktan çıkarıp; hayatımıza ve davranışlarımıza yön veren, çağımıza güncellenmiş bir kılavuza dönüştürmektir.

Tüm çağlarda kadınların yükselişi “Fatıma”nın gölgesinde, izinde olmakla ve onu aşkla sevmekle mümkündür.

Elinizdeki eserde Hz. Fatıma’yı hadislerin dilinden öğrenmeyi ve tanımayı istedik. 

Şafak Yazıları

 

Bu kitapta Hüseyin Hatemi’nin 2008 yılında yazdıığ son “Şafak Yazıları” yer almaktadır. Bu yazılar 23 Haziran 2008’de sona ermiştir.

 

Âl-i Muhammed Tarihinde Teşrih ve Muhakeme

“Muhammedoğulları Tarihinde Teşrih ve Muhakeme” kitabı çok faydalı kitaplardan biridir. Bu kitap, Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin (hepsine selam olsun) hak üzere olduğunu ve mazlumiyetini ispatlamada  anlaşılır ve akıcı bir beyanla yazılmış en güzel, kısa ve eşsiz bir eserdir.

Ben yazarla birkaç defa görüştüm. İran’a yaptığı yolculukta birkaç defa Tebriz ve Hemedan’da onu gördüm; gerçekten de kendi emsallerinden üstün, çeşitli dallarda yetenekli ve dini münazaralarda çok güçlü bir kişiydi. Kadı Behlül benden Şia’nın hadis kitaplarını nakletmek için icazet istedi; bende ona icazet verdim ve ondan Ehl-i Sünnet’in Nebevi hadis kitaplarını nakletme konusunda ayrıntılı bir icazet aldım.

Temel Dini Bilgiler c.1

Derin ilmî meseleleri herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatmak, konunun uzmanlarını hedef alan, terimlerle dolu bir yazı yazmaktan her zaman daha zor olmuştur. Allâme Tabatabaî’nin İslam inancı, ahkâmı, ahlakı ve tarihi üzerine yazdığı Temel Dinî Bilgiler işte böyle bir kitaptır. Ayetullah CevadîAmulî de kitabın 1991 yılında yapılan baskısına yazdığı Sunuş’ta, salih kul, gayb ve şuhud âleminin mevlası sözleriyle nitelediği Allâme Tabatabaî’nin sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu eserin derinliklerinde hazinelerin gizli olduğunu ifade etmiştir.  

Ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular eklenen kitabın bu formu, İslâm maarifi sınıflarında okutulmuştur.Dört bölümden oluşan, ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular ekleneniki ciltlik eser, toplam 53 ders içermektedir. Çağımızın en büyük Kur’ân müfessiri de olan Allâme Tabatabaî’nin kaleminden çıkan bu eserin, başta gençlerimiz olmak üzere bütün Ehlibeyt (a.s) dostlarına faydalı olmasını ümit ederiz.

Haccın Sırları

Hac, yaratılıştan kopuş ve Hakk’a yöneliştir; yaratılıştan Hakk’a doğru yolculuğa çıkış ve Allah dışında her şeyden uzaklaşmaktır. İnsan, hacca gitmekle melekûtun tadını duyumsayacaktır. O, nur ve sevinç kaynağına yol bulmuş bir misafirdir. Hacı, Allah’a doğru firar eden kimsedir. Hac yolunu kat edişin birtakım konak ve makamları vardır; bunun zirvesi ise Hak ile buluşmaktır. Hac, kurtuluşun ve büyük başarının yoludur. Bu evin ziyaretçisi, göğün karanlıklarında parlayan bir yıldız gibidir ve adı da Allah’ın defterine kaydedilir.
Allah evinin ziyaretçisi, ilahî dergâha kabul edilir, Allah’ın misafiri olur ve misafir olarak da O’nun huzuruna çıkar. Allah, hacıya ziyafette bulunur, onu kendi korumasına alır ve onun sorumluluğunu kendisi üstlenir. Ziyaretçi bu misafirlikte, serilmiş olan ilahî sofraya oturur ve semavi yemeklerle beslenir. Misafir, ev sahibini gönlüyle görür ve O’nu görmeye gider, Allah da keramet ve hediyelerini ona sunar. Allah’a misafir olmanın ödülü cennettir.
Elinizde bulunan eser altı dersten ibarettir ve her biri, haccın nurlu sırlarını ve irfanî şifrelerini şerhe dönüktür.

Doğru Ticaret ve Helal Kazanç

“İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline”

Mutaffifin 1-3

Müt’a Nikâhı

Bu kitap, İslâm fıkhında geniş bir yelpazeye sahip müt’a nikâhını ele almaktadır. Dolayısıyla incelemeye alınan bu konu, okuyucuya oldukça doyurucu ve kaynaklara dayalı bilgi vermektedir. Konuyla ilgili ihtilâflara ve görüş farklılıklarına da geniş şekilde yer verilen kitapta en çok dikkat çeken husus, yazarın objektifliği ve önyargılardan uzak oluşudur.

Kitaptaki çalışma sadece mezhebî hüküm ve fetvalara değil, Kur’ân ve sünnete dayandırılmıştır;

Hadiseyi bu temel iki kaynak ışığında çözümlemeye çalışmıştır. Ve yer yer “Müt’a Nikâhı” etrafında koparılan fırtınalar hakkında vurgular yapılmış, daha sonra konunun Ehlibeyt mektebindeki yeri ele alınarak konuya son noktayı koymuştur.

İçindekiler:

Ehlibeyt Hadislerinde Müt’a Nikâhı

Konuyla İlgili Bazı Rivayetler

Müt’a Nikâhıyla Alâkalı hukukî Düzenlemeler

Cevaz Verenlerin Delilleri

Haramdır Diyenlerin Delilleri

Cevazına Kitaptan Deliller

Sünnetten Deliller

Sahabe ve Tabiînin Görüşü

Aklî-Sosyolojik Deliller

Kaçamak İçtihatlar

Sahîfe-i Seccâdiye

Sahife-i Seccâdiye, vahyin indiği evden semaya yükselen dualar mecmuasıdır. “Al-i Muhammed’in Zeburu”dur.

Sahife-i Seccâdiye; ibadet edenlerin ziyneti, secde edenlerin efendisi, Ehl-i Beyt İmamları’nın dördüncüsü İmam Ali b. Hüseyin’in (a.s) yüce Allah’a hamd ve senasını, O’nu tenzih ve takdisini; peygamberlere, meleklere ve salih kullara salât ve selâmını; müminlere, Müslümanlara ve ihtiyaç sahiplerine dualarını, kulluktaki kusurdan dolayı istiğfarlarını, Rabbiyle olan münacatlarını ve kulluk aczi ve zilletiyle Alla’a yakarışlarını içeren, aynı zamanda insanlara İslâm’ın engin maarifini ve üstün adabını öğreten eşsiz bri hazinedir…

Namazda 114 Hikmet

Namaz, dinin temel direğidir; bu nedenle halkın yaşamında en temel bir konumda olmalıdır. İnsan için güzel hayat ancak, Allah’ın dininin hakimiyeti sayesinde ve insanların, kalplerini Allah’ın zikriyle zinde tutmaları ve onun yardımıyla şer ve fesadın tüm cazibeleriyle savaşabilmeleri, bütün putları kırmaları ve bütün iç ve dış şeytanların kendilerine doğru uzanan ellerini kesmeleri durumunda gerçekleşebilir. Bu zikir ve sürekli huzur sadece namazın bereketiyle hasıl olur. Ve namaz gerçekte, insanı alçaklığa sürükleyen nefsinin şeytanıyla, güç ve parayla onu zillet ve teslimiyete zorlayan kudret şeytanlarıyla savaşmada her zaman ve her durumda var olan sağlam bir destek ve hiç tükenmeyen bir hazinedir.

İnsanla Allah Teala’nın bağlantısı için namazdan daha sürekli ve daha sağlam bir vesile yoktur; en ilkel insanlar Allah Teala ile namaz aracılığıyla bağlantı kurarlar. Allah’ın en seçkin velileri de sevgilileriyle baş başa samimiyet cennetini namazda ararlar. Bu zikir ve razu niyaz hazinesinin asla sonu yoktur; her kim onu daha fazla tanısa nuraniyet ve cilvesi daha çok olur…

Ayetullah Seyyid Ali Hameneî’nin Mesajından

Namaz eğitimi hakkında yazmaya muvaffak olduğum bu beşinci kitaptan dolayı Allah’a şükürler olsun. Birincisini ilkokul, ikincisini ortaokul, üçüncüsünü ise lise seviyesi ve dördüncüsünü de daha fazla ilgisi olanlar için yazmıştım.

Ben bir dinî bilimler talebesi olarak Allah Teala’nın lütfuyla, Kur’ân-ı Kerim ve hadislerden namaz hakkında bir kaçı dışında diğer kitaplarımda geçmeyen 114 nükteyi içeren bu kitabı değerli Müslümanlara sunuyorum. Bunlar 1991 yılında aklıma gelen nüktelerdir ve eğer Allah muvaffak ederse namazla ilgili en az bin nükte toplayıp birkaç kitapta sunmak istiyorum; ama, tabii ki namazın sırlarının bin noktada bitmeyeceği de bellidir.

 

Üstad Muhsin KIRAATİ

Hidayet Önderleri c.8

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

 

Elinizdeki bu kitapta, Resulullah’tan (s.a.a) Ehl-i Beyt İmamları’nın altıncısı ve hidayet önderlerinin sekizincisi olan İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.

Gülzâr-ı Ehli Beyt

İletişimde insanın iç dünyasını, duygularını ve ruh halini yansıtan anlatım türlerinden şiirin bir başka yeri vardır.

“Şiir sözün gözyaşıdır” söylemi, anlatılmak istenen mananın en çarpıcı ifadesidir. Kendi türünde bir ilk sayılan büyük bir çalışmanın ürünü bu kitapta, Hz. Muhammed (s.a.a.) ve pak Ehlibeyti hakkında yüzlerce şiir, mersiye ve türküler bir araya getirilmiş ve titiz bir çalışma yapılarak eski ve yeni kuşak aşıkların, ozanların ve şairlerin eserlerinden bir derleme yapılarak Ehlibeyt dostlarının hizmetine unulmuştur.

İçindekiler:

Hz. Muhammed (s.a.a)

Ehlibeyt (a.s)

Hz. Ali (a.s)

Hz. Fatıma (s.a)

Hz. Hasan ve Hüseyin (a.s)

Hz. Mehdi (a.s)

“Ehlibeyt” Çocuk Şiirleri

Sinezenler

Nehcü’l Belâğa Üzerine

Bu kitap, uçsuz bucaksız bir okyanus olan “Nehcü’l-Belaga”yı tanımak ve tanıtmak istiyor. Mahir ve üstad bir kaptanın öncülüğünde ve kaleminde… Ünlü yazar Mutahhari, Nehcü’l-Belağa umanının derinliklerinde bir gezintiye çıkıyor adeta.

Resulûllah ve Ehl-i Beyt’i

Resulullah (saa) ile Ehl-i Beyt’i ve o dönemde cereyan eden bazı önemli olaylar hakkında kaleme almış olduğumuz bu eserde, okuyucuların dikkatini şu noktaya çekmek istedik:

Hz. Peygamber’in (saa) zamanında ve sonrasında, sahabî adını taşıyan bazı kişiler, ne yazık ki, dünyanın gelip geçici nimetlerini tercih etmişler veya cehaletleri nedeniyle “Hak”tan uzaklaşmışlardır. Makam-mevki, mal ve saltanat hırsıyla, çıkarları için, adlarına yakışmayan bir takım yanlışlar yapmışladır.

İşte bu kitapta, bu yanlışların neler olduğunu, bu kişilerin İslam tarihi içerisinde durdukları yeri, oynadıkları rolü ve bunun sonuçlarının bir kısmını sizlere göstermek istedik.

Kerbela Şehitlerine Ağlamak

İlâhî kıyamları ihya etmenin en önemli boyutlarından biri, hiç şüphesiz aşk, sevgi ve hüznün simgesi gözyaşları olmuştur.

Her ne kadar aşk ehli olmayan bazıları, ağlamayı ve gözyaşını güçsüzlük ve zavallılık olarak değerlendirseler de aşk ehli zulmün sultasını ve varlığını yerle bir eden Nuh’un tufanı olarak görmüşlerdir.

Gözyaşları, safı belirlemektir; İlâhî kıyamın yanında yer almaktır; Yezidî zulme Zeynebî haykırıştır. Kısaca, “gözyaşları mukaddestir.”

Elinizdeki eserde, Ehlibeyt ve Ehlisünnet hadislerinde İmam Hüseyin’e ağlama konusu ele alınmış ve her ekolden 40 hadise yer verilmiştir.

İslam’da Sevgi

Şu an elinizde bulunan eser, Almanya’nın Hamburg şehrindeki İmam Ali (a.s) İslam Merkezinde ikame edilen cuma namazının 1. hutbesinde, “İslam’da Sevgi” ana başlığı altında işlenen 23 hutbeden oluşmaktadır. Her hafta Farsça dilinde beyan edilen bu hutbeler, cuma namazından önce Almanca, Türkçe ve Arapça dillerinde yazılı olarak hazırlanmış ve cuma namazına katılan kardeşlerimize sunulmuştur…

Bu konuyu ele alıp işlememizin nedenini de kısaca burada açıklamak istiyorum. 2008 yılında Ljubljana Üniversitesi tarafından Slovenya’da “İslam ve Hristiyanlık Diyalogu” adı altında bir konferans düzenlenmişti…  Katolik rahiplerden biri “Sevgi konusu Hristiyanlıkta çok geniş bir yelpazede ele alınmıştır… İslam dini sevgiden hiç bahsetmemiş ve hatta sevginin kokusunu bile almamıştır…” dedi.

…Rahibin yanına gittim ve “Gündeme getirdiğiniz konu sizin görüşünüz müdür?” diye sordum. “Evet.” dedi. Ona, “Kur’an’ı hiç okudunuz mu?” dedim. “Hayır, okumadım.” dedi…  Ben “İncil’i okumuş biri olarak, İslam’ın sevgi konusunu çok farklı alanlarda ve hatta Hristiyanlıktan ve İncil’den daha yaygın olarak işlediğini kesinlikle söyleyebilirim. Allah’ın insana olan sevgisi, insandaki Allah sevgisi, insanın diğer insanlara karşı sevgisi, insanın arkadaşlarına olan sevgisi, eş sevgisi, evlat sevgisi, ilahi tecellilerden ibaret olan diğer varlıklara karşı duyulan sevgi… İslam’ın sevgi hakkındaki öğretisinin sadece birkaç örneğidir. İslam dini açısından âlem sevgi temeline dayalı olarak yaratılmıştır ve ilahi sevgi, her varlığın yaratılışında öyle etki etmiş ve rol oynamıştır ki, bu sevgi ve aşk, varoluşun bağrında ve yüce Allah’a kulluk tabiatında bile rahatlıkla görülebilir.”

Ramazan Ayı Dersleri

Ebu’l-Futuh Râzî’nin tefsirinde rivayet edilmiştir ki, Resulullah (s.a.a) miraç gecesi Allah’a şunları arz etti :
“Ya Rabbi, İbrahim’i kendine Halil, Musa’yı ise kendine Kelim kıldın. Ya Rabbi benim hakkımda neye karar kıldın ?”
Cevabında Hak Teâlâ’dan şu nida geldi:
“Seni de kendime Habip olarak seçtim ve Hamd Suresi’ne mahsus kıldım.”
Hamd Suresi’ne çok önem veriniz. Çünkü o, “Fâtihatü’l-Kitap”tır. Yani Kur’ân’ın açılış suresidir.
Yine Hamd Suresi, Ümmü’l-Kitap’tır. Yani Kur’ân’ın aslıdır ki, Kur’an’ın katler ve kulluk görevleri Hamd Suresi’nden çıkmatadır. Bir rivayette şöyle denilmektedir:
“Yüce Allah, göklerden 104 kitap nezil etmiştir. 104 kitabı da, 4 kitaba (Tevrat, İncil, Zebur ve Kur’ân’a) sığdırmıştır. İlk üç kitapta olanları da Kur’an’a sığdırmış ve Kur’ân’da bulunan hakikatleri de Hamd Suresi’ne sığdırmıştır. Bu nedenle de “Ümmü’l-Kitap” olarak adlandırılmıştır.”

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.