5 x 21

Kerbela Şehitlerinin Ardından

Kuşkusuz insanlık tarihine adını ve hedefini altın harflerle yazdıranlar içinde Kerbela kahramanı, özgürlük sembolü ve abidesi olan Hz. Hüseyin’in (a.s) yeri bir başkadır. Öyle ki, bu fedakârlık karşısında saygıyla eğilmeyen hiçbir insan bulunamaz.

O, İslâm toplumunda dinin yozlaşmaya yüz tutup saptırılmak istendiği ve dinî eğitimlerin arka plana atıldığı, kişilerin ilâhlaştırılıp saltanatın “din” diye yutturulmak istendiği karanlık bir devrin karanlığına kızıl kan meşalesi ile aydınlık saçıp aydın sayfaların nasıl oluşturulabileceğini gösteren bir hidayet meşalesi, fitne ve bela tufanından Nuh’un kurtuluş gemisi gibi insanlığı kurtuluş sahiline taşıyan gemi olmuştur.

İşte bu özgürlük öğretmenini, Kerbela okulunu ve şahadet dersini daha iyi idrak edebilmek için Şia ulemasının itibar ettiği SeyyidİbnTâvûs’un (589-664 h.) akıcı bir üslup ve eğitici bir metotla kaleme aldığı “el-Luhuf” adlı eserini okuyucularımıza sunarak, kaynak eser olan bu kitabı minnet borçlu olduğumuz Hüseynî şehitlerin ve Zeynebî şahsiyetlerin ruhuna ithaf ediyoruz.

Hidayet Önderleri c.3

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, örnek kadın ve masum hidayet önderlerinin üçüncüsü olan Hz. Fatımatü’z-Zehra’nın (a.s) hayatı incelenmiştir.

Nahid

Elinizdeki eser, İran’da gerçekleşen İslam İnkılâbı’nın hemen arifesindeki günleri işlemesi bakımından, bu konuda bazı gerçeklere ışık tutan bir çalışma aslında… O günlerde sadece 12 yaşında olan yazar milyonluk halk kitleleriyle birlikte katıldığı gösteri ve yürüyüşlerin anılarını yer yer aktardığı romanında, yine aynı yaşlarda Amerika’ya yerleşmek zorunda kalan bir genç kızı romanının kahramanı seçmiş. Adını bu kahramandan alan roman, kurguyla gerçeklerin sık sık buluştuğu bir gergefte işleniyor. Bir cinayete kurban gitmiş olan babasının katilini bulup adalete teslim edebilmek için ülkesine dönen Nahid, ister istemez devrimin ve bu devrimin gerçek sahibi olan halkının arasında bulur kendisini…

Eser, 2012’de İran’da “İnkılâbın hikâyesi 3. Edebiyat Şenliği”nde ödül almıştır.

Mütercim

Mutahhari’den 20 Konuşma

İÇİNDEKİLER:

-İmam Ali (a.s) Açısından Adalet

-İslâm’da Adalet İlkesi

-İslâm Açısından Hakların Ana Dayanakları

-Haklara Saygı ve Dünyayı Küçümseme

-Yerinde ve Yersiz Ayrıcalıklar

-Allah’ın Rızk Vericiliği

-İmam Cafer Sadık (a.s)

-İmam Musa b. Cafer (a.s)

-Zorluklar ve Belalar

-İmanın Fayda ve Etkileri

-Dinin Dünyaya Bakışı

-İslâm’ın İlim Hakkındaki Görüşü

-Dinî Sorular

-Akıl ve Gönül

-Bahar Mevsiminden Alınması Gereken Ders

-Kur’ân ve Düşünme

-Kur’ân’ın Yaşam Konusuyla Tevhide İstidlali

-Dua

-İnsanın Algı Mekanizması

-Nedensiz İnkârlar

İslam Ve Çağdaş İnsan

Elinizdeki kitap İslam dünyasının büyük filozof ve düşünürü Merhum Allame Seyyid Muhammed Hüseyin Tabatabaî’nin; ilmî, felsefî, ahlakî, dinî vb. değişik sorulara ve şüphelere verdiği yanıtları içerir.

İçerdiği konulardan bazı başlıklar:

            ●  Fıtrat

            ●  Felsefî Konular

            ●  Yaratılış ve Diriliş

            ●  Erkek ve Kadın Hakları

            ●  Reenkarnasyon

            ●  Vahhabiyet İnançlarının Batıl Oluşu

            ●  Tevessül

            ●  Kur’an Tahrif Olmamıştır

            ●  Peygamberlerin Orta Doğu’dan Seçilmesi

            ●  İmamlar Hakkında Yüceltme ve Aşırılığın Caiz Olmayışı

            ●  Teşriî ve İtibarî Velayet

            ●  Hırsızın Elinin Kesilme Felsefesi

            ●  İrfan ve Tasavvuf Muteber Midir?

İmam Humeyni’den İrfanî Öğütler

Ey Aziz!
Uyan,  gaflet ve sarhoşluğu kendinden uzaklaştır. Amellerin öteki âlemin tartısına konmadan, akıl tartısında onları kendin tart.  Sana hesap sorulmadan sen kendine hesap sor. Kalp aynanı şirk, nifak ve riyadan arındır. Bırakma ki, küfür ve şirk pası onu öyle kaplasın da öteki âlemin ateşi dahi onu temizleyemesin.
Fıtrat nurunun küfür karanlığına gömülmesine izin verme. Allah’ın bizi üzerine yarattığı ilahî fıtratın zayi olmasına göz yumma. Bu ilahî emanete bu kadar ihanet etme. Gönül aynanı temizle ki Hakk’ın cemali onda tecelli etsin ve seni bu âlemdeki her şeyden müstağni kılsın. Bir lahzasını bütün âleme değiştirmeyeceğin ilahî aşk ateşi kalbinde öyle bir yansın ki, bütün sevgilerin kökünü kurutsun. O zaman Allah’ın yâdından ve zikrinden öyle bir lezzet alırsın ki bütün hayvanî lezzetleri oyuncak zannedersin.  Eğer bu makamın ehli değilsen ve bu manalar sana anlaşılması zor geliyorsa, en azından Kur’ân’ın ve Masum İmamların (a.s) öbür dünyada bize verileceğini müjdeledikleri ilahî nimetleri kaçırma. İnsanlar nezdinde birkaç günlük hayali şöhrete ulaşmak için onca sevabı zayi etme. Onca kerametlerden kendini mahrum etme. Ebedi saadeti sonsuz şekavete satma.

İki Yüz Elli Yaşında Bir İnsan

Hz. Ayetullah Hamenei, ikinci Evrensel İmam Rıza (a.s) Kongresi’nde (Temmuz 1986) irat ettiği konuşmasında Masum İmamlar’ın (a.s) hayatlarında siyasi mücadele ve cihad unsuru hakkında önemli açıklamalarda bulunmuş ve “İki Yüz Elli Yaşında Bir İnsan” anahtar kavramını ihdas ederek bu kavram çerçevesinde İmamlar’ın aynı maksada doğru hareket eden yekpare ve kesintisiz hareketini tasvir etmiştir. Ayetullah Hamenei’nin bu açılımı bizi, onun bu aşkın mihver etrafında yapmış olduğu konuşmalarını bir araya toplamaya ve kitaplaştırmaya yöneltti. Elinizdeki kitap bu çalışmanın ürünüdür.

Kitabın Başlığı Hz. Ayetullah Hamenei’nin aydınlatıcı sözlerinden aynen alınmıştır ve onun Masum Ehlibeyt İmamları’nın siyasi-mücadeleci hayatlarına bakış tarzını göstermektedir.

 Hz. Ayetullah Hamenei tarafından başta Peygamber-i Ekrem (s.a.a), Emîrü’l-Müminin Ali (a.s) ve İmam Hüseyin (a.s) olmak üzere Masumlar’ın her birinin hayatına dair beyan buyurduğu ve yazıya döktüğü sözlerin hacmi “İki Yüz Elli Yaşında Bir insan”da alıntılananlardan çok daha fazladır. Bu yüzden elinizdeki kitap, Hz. Ayetullah Hamenei’nin beyanlarında Masum Ehlibeyt İmamları’nın hayatlarına dair gün yüzüne çıkmamış bilgiler için sadece bir giriş olabilir.

Sorular ve Fetvalar c.2

Ayetullah Hameneî, fıkhî meseleler, özellikle çağımızın öne çıkardığı soru ve sorunlar hakkında (sahip olduğu konum itibariyle) Kur’an ve Ehlibeyt kaynaklı sahih sünnete dayalı engin ve aydınlatıcı görüş ve fetvalara sahiptir.

Çoğu güncel 1000 sorunun cevabında verilen fetvaların açıklık getirdiği konulardan bazısı:

 -Haram kazançlar ve Çeşitleri

-Kumar ve Aletlerinin Hükmü

-Dua yazılarak ve Muskacılıkla Elde Edilen Kazanç

-Sigara ve Diğer Uyuşturucu Maddelerin Kullanımı

-Faiz, Bankacılık, Çek, Senet ve Hazine Bonolarının Hükümleri

-Batıya ve Gayrimüslimler Özenti

-Müstehcen Resim, Film ve Görüntülerin Durumu

-Türkü, Şarkı ve Oyunların Hükmü

-Kira ve Kiracılık Hükümleri

-Giyim, Kuşam ve Kıyafet Hükümleri

Ahlak ve İrfan

– Ahlâk, tevhit ilminden sonra en üstün ilimdir.

– Kur’ân-ı Kerim, ilâhî elçilerin en önemli amacını, güzel ahlâka ve nefs tezkiyesine kılavuzluk olduğu şeklinde açıklamaktadır. 

– Beşerî toplumlardaki gerek bireysel ve gerekse sosyal bozukluklar, cahillik ve nefsin isteklerine uyma gibi etkenlerden kaynaklanıp, sonuç itibariyle yüce Allah’a itaatsizliğe ve nefs hallerinden gaflet etmeğe neden olur. Bu hastalık ve afetlerin kökünün kazınmasında ahlâk ilmi önemli bir rol oynar.

– Elinizdeki eserde cevabını bulacağınız sorulardan bazıları:

* Ahlâkın tanımı nedir?

* Nazarî ahlâk ve amelî ahlâk nedir?

* Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği günümüz toplumunda ahlâkî konulara eğilmenin gereği nedir?

* Din ahlâkı ile seküler ahlâk arasındaki fark nedir?

* Ahlâkî erdem ve rezillikleri teşhis etmenin ölçüsü nedir?

* Erdem kazanmanın ve ahlâkî rezilliklerle mücadelenin yolu nedir?

* Nefsi ıslah etmenin ve arındırmanın pratik aşamaları nelerdir?

* Nefsin aşamaları nelerdir?

* Ahlâk düzenini toplumda yerleşik kılmanın yolu nedir?

Kendini Yetiştirmek

İnsan çok boyutlu bir varlıktır. Çeşitli eğilim, his ve içgüdülerden oluşan esinti ve rüzgârlar, onun varlık denizini harekete geçirmekte ve dalgaların oluşmasına sebep olmaktadır. Ama insan fert olsun, toplum olsun bir yandan ilim, akıl, irade ve manevi eğilimleri (ilâhî fıtratı) yardımıyla, diğer yandan ilâhî kılavuzların (peygamberler ve onların vârislerinin) eğitim ve öğretiminden yararlanarak vücut denizinde oluşan bu dalga ve akıntıları, kontrol altına alıp istediği yöne, ebedî mutluluk yoluna yönlendirme gücüne sahiptir. Yani insan ne ferdi güdülere mahkûmdur, ne de çevre ve şartlara.

İşte bu güç İslâm nazarında insanın mesul ve sorumlu sayılmasının kaynağıdır. İnsan akleden, öğrenebilen bir varlık olduğu ve hayra eğilim fıtratı üzere yaratıldığı için bu yeteneklerini kullanmazsa, körü-körüne batıla uyarsa veya fıtrattan gelen ilâhî çağrılara kulak vermezse yahut bilmediği konularda sağlam bir ilmi mercie başvurmazsa, karşılaşacağı hüsran ve ziyandan dolayı kendisinden başkasını sorumlu tutamaz.

Nitekim bir kişi, bir taraftan kendi bilgisi dâhilinde olan temel sağlık kurallarına riayet etmez, diğer taraftan da bilmediği konularda bir mütehassısa müracaat etmeyerek sağlığını kaybederse ancak kendisi sorumlu sayılır.

Elinizdeki bu kitapta Kur’ân ve Sünnet ışığında Ehlibeyt mektebinin kaynakları esas alınarak kendini yetiştirmek ve nefsi tezkiye etmek konusu ele alınmıştır.

Hüseynî Kıyam ve Akıl

Elinizdeki iki bölümden oluşan eserin ilk bölümünde Hüseynî yöntemin yüce Peygamberimizin ve geçmiş peygamberlerin özellikle Hz. İbrahim’in yöntemi ile aynı olduğu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise tüm ilâhî kıyamlar gibi Hz. Hüseyin’in kıyamının da asıl hedefinin insan aklının olgunlaşmasını ve filizlenmesini sağlamak olduğu açıklanmış, ardından aklın tanımı, aklın işleyiş niteliği, aklî hayat, aklın kemalinin nelerle sağlanacağı, peygamberlerin bu husustaki misyonları, aklı tutsak etmek isteyenlerin girişimleri ve yöntemleri, aklın filizlenmesinde Hüseynî (a.s) kıyamın etkisi, dinin filizlenmesi için Hüseynî (a.s) eserin sürdürülmesi gerektiği gibi konular ele alınmıştır.

Çocuk Terbiyesi

Bu kitap, insanlarımız açısından çok hassas bir konuya parmak basmaktadır.

Hemen hemen her alanda kitaplar yazılıp yayınlanırken ve toplumun eğitimini amaçlayan programlar hazırlanırken, çocuk eğitimindeki ihmal ve eskillikler açık bir şekilde görülmekte ve sağlıklı bir çalışmaya rastlanmamaktadır.

Yazar bu eksikliğin bir nebzede olsa giderilmesi amacıyla “Kur’an ve Ehlibeyt’e göre çocuk eğitimi” kitabını Müslüman’ız diyen toplumun hizmetine sunmuştur.

Masum İmamların Fikrî ve Siyasi Hayatı 1

Bu kitap İmamların tarihini ele alan eserlerde karşılaştığımız iki aksi metodun karşısında yeni ve doğru bir üslup sergilemektedir. İmamların hayatını incelemeye alanların bir çoğunun ifrat veya tefrit noktasında yanılgıya düştüklerini görmekteyiz.

Bazıları İmamların tarihini kavrama ve algılamada aşırılığa (ifrat) gidip onların sürekli “gayp”dan yararlandıklarını söylemekteler. Bazıları da İmamlara karşı sırf dünyevi gözle bakan gayb ve ilahi kerametler unsurunu dikkate almadan imamların yaşam, tutum ve tavırlarını incelerken ihmale (tefrit) düşmekten kurtulamamışlar.

İşte bu kitabı okurken her iki eksiklikten uzak bir şekilde Ehlibeyt İmamlarının hayatındaki (Fikri ve Siyasi boyutlarıyla) mücadele unsurlarını tanıma fırsatını bulacaksınız.

Peygamber-i A’azam’dan Dersler

Bu kitabın ana ekseni; tarih boyunca insanlığın katettiği ve edeceği saadet yolu olarak tanımlanabilir. Bütün mahlûkatı yaratan Yüce Yaratıcı önce yaratarak, ardından insanlığa ubudiyette mükemmel insanın örneğini teşkil edecek peygamberlerini göndererek bu yolu açmış ve böylece insanoğluna hücceti tamamlamıştır. Hz. Muhammed’in (s.a.a) doğduğu günden başlayarak bu hakikate şahit olabilecek çok sayıda net belge ve örneği de gözler önüne sermiştir.
İnsanlığın kurtarıcısı olarak zuhur edeceği; İslâm dini öncesinin de semavi kitaplarında bildirilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.a), peygamberliğinden önce de yaşadığı toplumda emin, güvenilir, vefakâr, dürüst, mert ve namuslu bir isim olarak tanınıyordu. Tam yerinde bir tabirle “Cahiliye Dönemi” olarak adlandırılan o yıllarda insanlar ona “Muhammedü’l-Emin” diyorlardı ki sırf bu bile öyle bir toplumda Peygamberimizin (s.a.a) ne kadar seçkin ve değerli bir konuma sahip olduğunu anlatmaya yeter. Nitekim peygamberlikle görevlendirildiğinde “Ben, güzel ahlakı tamamlayıp kemale erdirmek için gönderildim.” buyuracaktır.

İmam Hüseyin (a.s) ve Kerbela c.1

Elinizdeki eser, Şehit Mutahharî’nin sohbetlerini gerçekleştirdiği Hüseyniye-i İrşad’da yapılmış olduğu konuşmaların derlenmesinden ibarettir. Kerbela vakıasıyla ilgili günümüze kadar böylesine muhteşem sosyolojik tahlillerde bulunan diğer bir eserin bulunmayışı, hâliyle Müslüman ve gayrimüslim birçok sosyologun dikkatini bu eserin üzerine çekmiş bulunmaktadır.
“İmam Hüseyin ve Kerbela” isimli bu eserin, Kerbela vakasının ve kutsal kıyamının gaye edindiği yolun daha iyi ve daha fazla tanınıp anlaşılmasına vesile olmasını ümit ediyoruz. Şehid Üstad Mutahharî’nin eserlerini yaymada, özellikle de o değerli düşünürün yayınlanmamış eserlerini derleyip yayınlamada, Allah-u Teâlâ’dan muvaffakiyat dileriz.
O, yardım edenlerin en iyisidir.

Ehl-i Beyt Serisi (14 Kitap)

Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…

Bunları Biliyor musunuz?

İmam Cafer Sadık (a.s): “Bilmediklerinizi sorup öğrenmede tembellik etmeyiniz. Zira bilmediklerinizi öğrenirseniz dünyaya karşı yenilgiye uğrasanız bile, ahirete karşı yenilgiye uğramazsın. Fakat ilim öğrenme fırsatını yitirirseniz, ahirete karşı mağlup olursunuz.” buyurmaktadır.

Yine İmam Cafer Sadık’tan (a.s); Lokman Hekim’in, oğluna: “Ey oğul! Bilmediklerini âlim kimselerden öğren ve bildiklerini ise bilmeyen kimselere öğret.” dediği nakledilmiştir. 

Biz de bilmediklerimizi Kur’an’ı Kerim’de yer alan “…Eğer bilmiyorsanız zikir ehline (ilim sahiplerine) sorun.” ayetine uyarak, gerçek “zikir ehli” olan Allah Resulü Hz. Muhammed’den (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan sormaya ve cevaplarını özetle aktarmaya çalıştık.

Müellif

On Binlerin İhaneti

Rasulullah’ın Medine’ye hicretinin altmış birinci yılının birinci ayının onuncu günü, Ebu Abdullah Hüseyn bin Ali komutasındaki yetmiş küsur fedai, Kûfe’nin seksen kilometre kuzeyinde, Fırat nehrinin üç yüz metre batısında, ıssız Kerbelâ çölünün kavurucu sıcağı altında, savaş düzenine girmiş binlerce Kûfeli askerden oluşan dev gibi bir ordunun önünde, mızrakları eğri gösterecek kadar dimdik durmuş bekliyorlardı. Güce meydan okurcasına, dimdik ve kararlı…

İmam Hüseyn, üzerinde yakasız beyaz gömleği ve siyah sarığı vardı. Yalınayaktı. Çadırdan çıkıp savaş meydanına doğru yürümeye başladı. Gözünü hedeften ayırmadan ağır adımlarla en öne geçti. Hâlâ ileriye doğru baktığı halde elini kaldırıp hemen yanındaki oğluna seslendi,

“Atımı getirin!”

Ali, atı getirip beklemeye başladı. Kûfeli süvariler öne doğru ilerlemeye başlayınca bir elinde Kur’an olduğu halde ellerini göğe doğru kaldırdı;

“Allah’ım!” dedi, tüyleri diken diken eden bir içtenlikle.

“Her üzüntüde, her sıkıntıda, her darlıkta tek güvencim, tek ümidim sensin! Her işimde tek dayanağım yine yalnız sensin. Senin indirdiğin musibetlerden; dostları ürkütüp ayıracak, düşmanları sevindirecek, kalbe ağır gelecek ne kadar keder varsa hepsini yalnız sana arz ederim. Senden başkasından yüz çevirip seni ister, sana yönelirim. Darlığı genişletecek, tasaları kaldıracak ancak sensin. Dileğim ve isteğim sendendir, şikayetim yalnız sanadır!”

 

Zulüm ve adaletsizlik karşısında tarihteki en büyük kıyamı anlatan bu kitap, okuyucuya Kerbela’yı çok farklı açılardan görmesine olanak sağlamaktadır.

Hidayet Önderleri c.5

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın üçüncüsü ve hidayet önderlerinin beşincisi olan İmam Hüseyin b. Ali’nin (a.s) hayatı incelenmiştir. O, Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.a) bildirdiği gibi zalimlerin oluşturdukları tufana karşı ümmet için “Hidayet çırağı ve kurtuluş gemisi” idi.

Küçük Savaşçı

 

Yaz mevsiminin başlarıydı. Hicri Şemsi takvimle 1361 Hordad’ının üçüncü günüydü.

Iraklılar, gruplar halinde teslim oluyor, İran kuvvetleri Hürremşehir’i düşman işgalinden kurtarıyordu artık.

Seyyid Salih, şehrin Merkez Camii’ne ulaşmıştı.

Caminin yaralı duvarıyla ahşap kapısını öpüp okşadı.

Gözyaşlarını tutamamıştı.

Şehid düşen arkadaşlarını hatırladı; Cihanara, Cemşid, Ahmet, Mecid ve Behnam Muhammedi geldi gözlerinin önüne…

Gayriihtiyarî, yere baktı.

Merkez Camii’nin önünden, Irak sınırına uzanan Şelemçe yolu boyunca her taraf silah ve miğfer doluydu.

Behnam’ın gördüğü rüya gerçekleşmişti…

Irak orduları, girdiklerine bin pişman oldukları şehri zillet içinde terk ediyor, silahlarını, miğferlerini, bütün ağırlıklarını atıp kaçıyorlardı Hürremşehir’den…

 

Cevaplıyoruz

* Tevhidi şirkten ayırt etmenin ölçüsü nedir?

* Evliya ve Ehl-i Beyt İmamları’nın Gaybi kudretine inanmak şirk midir?

* Allah’tan başkası üzerine yemin edilebilir mi?

* Evliyaya tevessül etmek, şirk ve bidat midir?

* Evliya ve İmamların doğum günlerini kutlamanın hükmü nedir?

* Şefaat dilemek şirk midir?

* Allah’tan gayrisinden yardım dilenir mi?

* Şia, Kuran’ın tahrif edildiğine inanıyor mu?

* Neden Şia, hilafetin tayin ile olduğuna inanır?

* Ehl-i Beyt İmamları kimlerdir?

* Şia Ehl-i Beyt İmamları’nın masumluk sıfatına neden inanıyor?

* Hz. Mehdi kimdir ve neden O’nun zuhuru beklenmektedir?

* Neden ezan okunurken Ali’nin (as) velayetine tanıklık edilir?

* Şia’nın sahabe hakkındaki görüşü nedir?

* Mut’a nikahından maksat nedir ve Şia neden onu helal biliyor?

* Neden Şiiler, toprak üzerine secde ederler?

* Neden Şiiler, beş vakit namazı üç vakitte kılarlar?

* Şia fıkhının kaynakları nelerdir?

* Ebu Talib’in iman getirdiğine dair deliller nelerdir?

* Takiyye nedir, niçin ve nerede yapılır?

* Şia’ya göre Vitir namazı farz mı?

Hz. Peygamber’in (s.a.a) Gadir-i Hum Hutbesi

Hicretin onuncu yılı ve Perşembe günü idi. Kurban Bayramı’nın üzerinden sekiz gün geçmişti. Cebrail, Hz. Peygamber’e (s.a.a.) şu ayeti indirmişti:

“Ey Elçi, Rabbin tarafından sana indirilen mesajı tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yerine getirmemiş olursun. Allah seni insanlardan korur. Allah kâfirleri (bu mesajı inkâr edenleri) amaçlarına ulaştırmaz.” (Mâide Suresi, 67. Ayet)

…Hz. Peygamber (s.a.a), herkesin onu görebilmesi için üst üste yığılarak deve eyerlerinden oluşan yüksekliğe çıkmış; orada bulunan herkesin işitebileceği yüksek bir sesle İmam Ali’nin (a.s) velayetiyle ilgili “Gadir-i Hum Hutbesi” olarak bilinen meşhur hutbesini irad etmişti.

Lütfen Gülümseyin

Başkalarıyla karşılaştığınızda yüzünüzde gülümseme var mı? Gülümsemeyle kemal ve maneviyat yolunda ilerleyebileceğinizi biliyor musunuz? İslam dininde gülümsemenin bir sadaka olarak belirtildiğinden haberiniz var mı? Belaları sizden uzaklaştırabilecek ve ilahi rahmeti size ulaştırabilecek bir sadaka… Gülümsemenin sizin ruhunuzda olumlu etkiler bırakabileceğini tecrübe ettiniz mi? Yüzünüzün kaslarının beyindeki sinir sistemi ile bağlantılı olduğundan haberiniz var mı? Yüzünüzün kaslarının mutluluk hormonlarının salgılamasını sağladığından haberiniz var mı? Bu kitap, gülümsemenin faydaları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanıza katkı sağlayacaktır. Gülümseme, insanlığın elinde bulunan en etkili gençlik iksiridir. Sizler, gülümsemeyle daha çekici, daha canlı ve daha genç görünebilirsiniz.

Kızıl Gül

Mustafa arabadan indi, aksayarak tozlu yolda ilerledi. Düşmanın durmak bilmeyen top ateşi altında her taraf sarsılmadaydı.

Mustafa ne görmüştü acaba?

Arkadaşları elleri tetikte bir yandan onu izlerken, bir yandan da dikkatle etrafı tarıyor, ama hiçbir şey göremiyorlardı.

Mustafa neredeyse insan boyuna ulaşan vahşi çalılıklara yaklaştı.

Top mermilerinin kaldırdığı yoğun toprak bulutu çalılara da sinmişti. Tozlu çalılar arasında bir kızıl gül göze çarpıyordu.

Adeta gülümsüyor gibiydi.

Mustafa şefkatle kızıl gülü okşayıp öptü:

— Şuna bak hele! Bunca top yağmuru altında nasıl sapasağlam kalabildin sen? Rengin de pek muhteşem!..

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.