6 sonucun tümü gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Sorular ve Cevaplar – Cilt 2 – Kur’an & Ahlak
Tanımak hiç şüphesiz sormak ve araştırmakla müyesser olabilir. Kur’an ayetlerinde bizler araştırmaya, akletmeye ve sormaya davet edilirken aynı şekilde hadisler de öğrenmenin yolunun sorudan geçtiğini şöyle bildirmektedir:
“Ancak güzel sorular soran, öğrenebilir ve sadece öğrenen, güzel sorular sorabilir.”
Bu hususta dikkat edilmesi gerekilen önemli bir nokta; aklımıza takılan soruların mutlaka doğru cevabını bulmamız gerektiğidir, hiçbir zaman zihnimizde cevapsız soru bırakmamalıyız. Bu sorular ve aldığımız cevaplar sayesinden dünya görüşümüz şekillenecektir. Bu da ister istemez pratikteki yaşamımızı, hal ve hareketlerimiz oluşturacaktır.
Yeni Kelam
Günümüzde “yeni kelam” adıyla şöhret kazanan konu üzerine İslam dünyasında az veya çok birtakım eserler yayınlanmıştır; lakin bu yazılı birikim kesinlikle yeterli değildir. Bu branş, beşeri bilimler arasında daha fazla ilgiyi hakettiği, nicelik ve niteliği hakkında daha iyi yargıda bulunulabilmesi ve bu alanla ilgili bilimsel ihtiyaçları gidermede ondan daha fazla yararlanılabilmesi için bu alanın “yazılı eser külliyatı”na ilavede bulunulması ve malumat defterinin olabildiğince bol yapraklı olması gerekmektedir.
Bu hedefe katkı amacıyla yayınladığımız bu eserde, yeni kelam ilminin en güncel meseleleri ve kitabımızda işlenen bazı konuları şunlardır.
Yeni Kelam ve Kapsamı
Dinin Tanımı
Dinin Menşei
Dinin Dili
Dinî Metinleri Anlamanın Tarihselliği
Akıl ve Din
Bilim ve Din
Ahlak ve Din
Modern Maneviyat ve Din
Çoğulculuk ve Din
İman: Dinin Cevheri
Mucize
Şer Meselesi
Sorular ve Cevaplar – Cilt 3 – Hadis & Tarih
Elimize ulaşan ve cevabını verdiğimiz binlerce soru içerisinden, toplumumuzun ihtiyaç duyduğu soru ve cevapları seçerek bir araya getirmeye çalıştık. Bunun neticesinde 3 ciltlik kitap ortaya çıkmış oldu.
Kitabımızın birinci cildi, kelam, akait ve felsefe alanında çokça karşılaşılan inançla alakalı 150 soruyu ve bu sorulara verilen daha çok akli cevapları içermektedir.
İkinci cilt ise, Kur’an, Kur’an ilimleri, tefsir ve ahlak, irfan, tasavvuf alanında bizlere ulaşan soruların cevabıdır.
Kitabımızın üçüncü cildi hadis ve tarih başlıklarıyla iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde elli ve ikinci bölümde yetmiş soruya cevap vererek, siz değerli okuyucularımızın aklına takılan şüpheleri gidermeye çalıştık. Böylece toplamda dört yüzden fazla sorunun cevabını verme gayreti içerisinde olduk.
İngiliz Şiîliği’nin Perde Arkası ve Uyduruk Merciiyet
Şîa tarihinde iki kavramın ve bunlara bağlı olarak da bir kurumun varlığı -emperyalist ve Siyonist düşmanın düşünce ve strateji merkezlerinin de itirafı üzere- öne çıkarak dikkat çekmektedir: Hüseynî Âşura, Mehdevî İntizâr ve âdil, âlim, bilge, zâhid ve bilinçli Şîa ulemasının (merciliğinin), özelde de Velâyet-i Fakîh kurumunun önderliği. Açık ve gizli düşmanların tamamı da çok doğal olarak entelektüel, politik ve fiziksel saldırı oklarını buraya yöneltmekten geri durmamışlardır. Özellikle günümüzdeki Şîa karşıtı propaganda retoriğinin ve yazılı külliyatın temelinde; Hüseynî yas törenlerinin “bid’at” oluşu, İmam-ı Zaman Hz. Mehdi (a.s.)’ın dünyaya gelmediği ve Velâyet-i Fakîh kurumunun İmam Humeynî’nin ürettiği “politik ve nevzuhur bir tez” olduğu şeklindeki iddialar yer almaktadır. Elinizdeki kitabın konusu olan “İngiliz Şiîliği” denilen akım da işte tam burada devreye girmekte, daha doğrusu “sokulmaktadır.” Bu akımın tek bir kelime ile özetlenmesi istense, “aşırılık” ifadesi sanırız ki, yeterli olacaktır. Bu hareketin belki de en fazla öne çıkan yönü, Ehl-i Sünnet dünyasında görülen tekfirci ekolün muadili denilecek ölçüde kendi dışındaki Müslümanları kâfir sayması, onların tüm kutsal değerlerine ve sembollerine en pespaye şekilde hakaret ve sövmeyi itikadî umdelerinin en başlarına yerleştirmesidir. Öte yandan, bu hareketin söylem ve eylemlerinin, karşı kutuptaki Selefî tekfirciliği besleyen bir işlevi olduğunu da belirtmek zorundayız. Söz konusu akımın diğer tehlikesi de Şîa sosyolojisinde -ama asla Şiî itikadında değil- görülen başka bir sapkın hareket olan Gulat’ın, bu sözde merciliğin sütresi arkasında gizlenerek, bu akımı kendisine perde yapmasıdır.
Sorular ve Cevaplar – Cilt 1 – Kelam & Felsefe
Sorular, ihtiyacımız doğrultusunda oluşan bilmediğimiz, anlam veremediğimiz durumların gerekli mercîye danışılması ile ilgili bir araştırma sürecine tabidir. Bu mercî, ister düşünce yoluyla, ister bir başka insanın deneyimlerinden edinilmiş bilgilere başvurma olsun, hepsi öğrenme arzusunun istekleridir.
Öğrenmek, ruhsal olgunluğa kavuşma dürtüsü, bu dünyada oluşumuzun nedeninin araştırılması gibi birçok sorumluluğun farkındalığı, bizleri sorarak en doğrusunu bulmamıza iten bir durum oluşturur.
Bizler genelde bilgisiz olduğumuz anlaşılmasın diye soru sormaktan da kaçınırız, her şeyi kendimiz çözmeye çalışır, konu hakkındaki yetersiz bilgiden dolayı da eylem safhasında sınıfta kalırız. Burada her şeyden önce görmemiz gereken bir durum var, her birimiz her birimizin hizmet edenleriyiz. Böylesine güzel bir hizmet düzeni varken neden birbirimizden yardım almayalım ki?
Faiz
Faiz, iktisadî hayatın en eski problemlerinden biridir. Faize meşruluk kazandıran devirler, bütünüyle beşerin ahlâken çöküntü içinde olduğu devirlerdir. Faiz, zengini daha zengin yaparken fakiri de daha fakir hâle getirir. Böylece her iki sınıf arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha derinleşir. Neticede aradaki bütün köprüler yıkılır ve bu iki sınıf birbirinin en amansız düşmanı hâline gelir.
Faiz sistemi, ahlâkî bütün değerleri yıkan, yok eden bir sistemdir. İnsanın kendi öz cevherine faiz sebebiyle yaptığı zarar ve kendi ruhunda açtığı yaralar sayılamayacak kadar çoktur.
Faizcinin mihrabı menfaattir. O, menfaati için her şeyi meşru görür. Her şeyi menfaat olan bir insanın ise, hiçbir değer hükmüne saygısı olamaz. Faizcinin tek saygı duyduğu şey kendisidir. Çünkü kendisinin parası vardır ve bu parasını faize yatırmaktadır.
Bu kitapta İslam dininin büyük haramlardan kabul ettiği faizi, tarihi, sosyal, fıkhi ve diğer açılardan inceleyerek toplumun ne büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekilmektedir.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






