53 sonuçtan 25-48 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.2
İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.
Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.
Peygamberimizin Dilinden Hz. Ali (a.s)
Hz. Ali, Ahzap Sûresi’nin 33. âyeti uyarınca tertemiz kılınmış Ehl-i Beyt’in önderi.
Hz. Peygamber’den rivayet edilen hadisler gereğince, hakkı batıldan ayıran ölçü. Faziletini ve üstünlüğünü konu edinen âyet ve hadislerin haddi hesabı yok.
Ehl-i Sünnet âlimlerinden Ahmed b. Hanbel “Sahâbeden hiçbiri hakkında, Ali b. Ebî Talib’in faziletlerine dair bize ulaşan hadisler kadar hadis gelmemiştir” diyor.
Ehl-i Sünnet’in en önde gelen hadis âlimlerinden İmam Nesâî’nin, Hz. Ali’nin (a.s) faziletlerini konu edinen hadislerle ilgili “el-Hasâis” adlı eseri, hacminin küçüklüğüne karşılık, derinlikli içeriğiyle fincancı katırlarını epeyce ürkütmüş, günün Yezitlerini oldukça rahatsız etmiş olmalı ki, yazıldığı dönemde bile büyük fırtınalar koparmış, hatta yazarın hayatına mal olmuştur!
Bu kitap, söz konusu eserin hem Türkçeye çevirisini, hem de geniş bir biçimde yorumunu ihtiva eden tenkitli bir çalışmadır.
* * *
Bazı Ana Başlıklar:
Ali B. Ebî Tâlib’in Allah (C) Katındaki Değeri
Hayber / Sancak Hadisi
Ehl-İ Beyt Kimdir?
“Sedd-i Ebvâb” Hadisleri
Menzile Hadisi
İmam Ali Hz. Peygamber’in Kardeşliğidir
“Hacc Emirliği” Hadisleri
“Seqaleyn” Hadisi
“Kitap Ve Sünnet” Hadisi
“Ashâbım Yıldızlar Gibidir…” Hadisi
“Ğadîr–Humm” Hadisi
“Ali’ye Söven Bana Sövmüş Olur” Hadisi
“Ali’yi Sadece Mü’minler Sever” Hadisi
Hz. Fatıma, İmam Hasan Ve İmam Hüseyin’in Faziletleri
İbn Mülcem Hadisi
“Azgın Çete” Hadisleri
Hâricîlerle İlgili Hadisler
Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in Hayatı
Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…
Sahâbenin Adâleti ve Ebû Hüreyre
“Sahabe” konusu, İslâm dünyasının iki dev mektebi, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet arasında yaşanan en sancılı problemlerin başında gelir. Sancılı ve bir okadar da nazik olan bu problem, aynı zamanda birçok tali problemin de tetikleyicisidir.Ehl-i Sünnet mektebi, sahâbeye tamamen “âdil” ve “güvenilir” gözüyle bakarken, Ehl-i Beyt mektebi onları normal insanlar gibi değerlendirir. “İçlerinde doğrusu da var, eğrisi de!” der.Şu an elinizde bulunan bu hacimli çalışma, çoklarının üzerine gitmekten çekindiği bu hassas konuyu irdelemekte, âyetleri, Ehl-i Sünnet kaynaklı hadisleri ve târihî verileri; “cömertçe” ortaya sererek tartışmaktadır.Bu arada, “İmâmiyye Şîası’nın bütün sahâbeyi tekfir ettiği” yaygarasını da çürütmektedir.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.13
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.1
İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.
Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.
El-Müracaat
Allame Şerefüddin(öl. 1957), hayatı boyunca, aynı kökene sahip olan; ilahî vahiyden ve Nebevî sünnetten beslenen Şiîlik ile Sünnîlik arasındaki ihtilâfların iki mezhep arasında bir husumete dönüşmesinden rahatsızlık duymuş, bu rahatsızlığını da Sünnî bir âlim olan Şeyh Selim el-Bişrî (öl. 1916) ile paylaşmıştır. İki âlim, Şia ve Ehlisünnet arasındaki ihtilâflı meseleleri ortaya koyup açıklığa kavuşturmak, böylelikle iki mezhep arasındaki husumete bir son vermek için mektuplaşmaya karar vermişlerdir. Şeyh el-Bişrî ile yazışmalarını kitap haline getirerek ortaya çıkan iyimser tabloyu kalıcılaştırmak, gelecek kuşaklara aktarmak isteyen Allame Şerefüddin, elinizdeki eserin ortaya çıkış hikâyesini anlatırken amacını şöyle ortaya koyar:
“Böyle bir kitap yazma düşüncesi içindeki mektuplardan çok daha eskilere dayanır. Bu düşünce, gençliğimin ilk günlerinden beri, şimşeğin bulutların arasında parıldaması gibi göğsümde parıldamaya, gayretin galeyana gelmesi gibi kanımda kaynamaya başlamıştı. Engebesiz düz bir yol bulmak istiyordum ki, Müslümanları, aralarındaki ihtilâf fitnesini bitirecek, gözlerindeki perdeyi indirip hayata ciddî yönünden bakmalarını sağlayacak bir sınırda durdurabilsin; onları üzerlerine farz olan dinî ilkeye döndürüp, hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalarını ve hak bayrağı altında birbirlerinin pazısını güçlendiren iyi kardeşler olarak ilim ve amelde ilerlemelerini sağlasın.”
İslam Siyaset Düşüncesi c.2 (Ülke Yönetimi)
* İslam dünyasının bu asırda, üzerinde düşünülmesi gereken iki oluşuma tanıklık ettiğini söylemek gerekir. Bu oluşumlardan biri, siyasete ve dinî hâkimiyete olumsuz bakan düşüncedir. Bütün dinler ile özellikle de İslam ile karşı karşıya gelen ve dinî siyasi düşüncenin inzivasını ve dinî inancın oluşturduğu hareketliliği azaltmayı ardında taşıyan bu yeni düşünce, bütün dinleri tehdit etmektedir. İslam dünyasının düşünür ve bilgelerinin, bu düşüncenin karşısında mantıklı bir savunma yapmak için, derin ve ciddi araştırmalar yapıp, dinin aslî inançlarını açıklamaları ve sağlamlaştırmaları zorunludur. Diğer oluşum ise, velayet-i fakihi esas alan düşüncenin siyasi arenada yerini almış olmasıdır. Bu düşünce teorik olarak çok eskilere dayanmakta ve uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak bu düşüncenin pratik ve uygulama boyutu, 1979’da İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasından sonra başlamıştır.
* “İslam’ın Siyasi Teorisi”nin açıklanma zorunluluğu, bu teorinin siyasi düzenler içersindeki yerinin tanıtılması, bu teori hakkındaki şüphelerin, kuşkuların ve fikrî mücadelelerin varlığı ve de dâhilî ve haricî düşmanların velayet-i fakih düzenine karşı çok yönlü saldırıları göz önünde bulundurularak, dinî değerleri ve vahye dayalı öğretileri savunmak amacıyla feraset sahibi, bilge, âlim ve yorulmaz mücahit Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdî (Allah ömrünü uzun ve daha bereketli kılsın) tarafından, Tahran’da cuma namazları hutbelerinden önce “İslam Siyaset Düşüncesi” hakkında bir dizi konuşmalar yapıldı. Elinizdeki eser, bu konuşmaların düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş hâli olup, “Yasama ve Yürütme” adlarıyla iki cilt olarak aziz okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
Şîroveya Çıl Hedîs
Bizane yekemîn şertê cîhada gel nefsê û çûna bi aliyê xaliq ve, tefekur e. Hinek ji alimên exlaq, ew di merheleyên destpêkê da, di merteba pêncê da danîne; û ew jî di meqamê xwe de durist e.Tefekur, di vî meqamî da ew e ku mirov di şev û rojê de –her çend kêm be jî– di vê yekê da fikir bike ku xweyê wî ew aniye vê dinyayê û hemû wesîleyên rehetiyê ji wî ra berhev kirine û bedenek salim û hêzên durist ku her yekî hinek menfe’et hene dayînê, ew hêzên ku aqil têda heyirî ye, dayînê. Ji aliyê dî ve jî vêca ev hemû pêxember û kitêb rêkirine û rênimûnî kiriye û gazî kiriye, gelo berpirsiyarî û wezîfa me di beranberê vî xweyiyê her kes çi ye? Gelo ev hemû, hema ji vê jiyana heywanî ra û îdare kirina şehwetê ra ye, ku di van da em gel heywanan şirîk in; an mexse dek dî heye? Eger mirovê bi aqil bêhnekî bifikirê, wê fêhm bike ku mexsed ji vê, tiştek dî ye û mexsed ji vê xilqet û çêkirinê, alemek bilindtir û seratir e û ev jiyana heywanî ya bi xwe ne mexsed e.
Tam İlmihal
İslâm fıkhı konusunda asrın din ve ilim otoritesi, büyük mercii ve imamı, İslâm coğrafyasında tanınmış ünlü âlim Ayetullah el-Uzma Ruhullah Musavî Humeyni’nin “Tam İlmihâl” eserinde, fıkhî hükümlerin kaynağı olarak Kur’ân ve Resulullah’tan (s.a.a) nakledilen hadislerin yanında Ehlibeyt İmamları’ndan ulaşan hadislere de dayanılmaktadır. Çünkü ismet ve taharet silsilesi 12 İmam’ın naklettikleri ve söyledikleri bütün söz ve sünnetler, İslâm’ın hakikatini yansıtmaktadır bizlere. Bu ilmihâl, mezkur kaynaklara bağlı kalma koşulu ve çerçevesinde İmam Humeyni’nin içtihat alanındaki görüş ve fetvalarını içermektedir. Elbette bu kitap, İmam’ın fetva ve görüşlerinin tümünü içermediği gibi, fetvaların delil ve mesnetlerini de içine almamıştır. İmam’ın içtihatları tafsilatlı bir şekilde, tedrisatından oluşmuş büyük kaynak eserlerde mevcuttur.
Bu kıymetli eseri yayınlamaktan maksadımız, hâlen İmam Humeyni’yi taklit etmekte olan Şiî Müslümanların helâller ve haramlar konusundaki ihtiyaçlarını gidermenin yanı sıra, Caferî Mezhebi’nin diğer Müslümanlar nezdindeki tanıtımına katkıda bulunmaktır. Şüphesiz, Müslümanların arasında birlik ve beraberliğin gerçekleşmesinin temel unsuru, birbirlerinin mezhep ve meşreplerinden doğru bir şekilde haberdar olmalarıdır. Müslümanların birlik ve dirliğine kastetmiş düşmanların, onları birbirine düşürmek için mezhepler adına uydurdukları iftira ve yalanlar da ancak bu yolla etkisiz hâle getirilebilir kanaatindeyiz.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.2
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Velayet Nuru İmam Ali (a.s)
Hz. Ali’nin (a.s) hayatını genel anlamda beş bölümde inceleyebiliriz.
1- Doğumundan Hz. Peygamber’in Bi’setine
2- Bi’setten Hz. Peygamber’in hicretine
3- Hicretten Hz. Peygamber’in (s.a.a) vefatına
4- Resulullah’ın (s.a.a) vefatından kendi hilafetine
5- Hilafetinden şehadetine
Dolayısıyla bu kitabın bölümlendirilmesi de üstteki başlıklar esasınca yapılmıştır. Bu beş bölümde Hz. Ali’nin (a.s) sıradan hayatı yetkin bir dil ve delilli bir şekilde beyan edilmiştir. Biz mümkün mertebe her türlü mübalağadan ve temelsiz tahminlerden uzak olmaya çalıştık. Kaynaklara başvurduk. Bu hususta ne sıkıcı detaylara daldık ve ne de anlaşılmaz özetlemelere giriştik. İnsanlar için sıkıcı olmayacak bir şekilde kaynaklara müracaat ettik ve yeterli ölçüde beyan etmeye çalıştık.
Not: Bir önceki baskıya göre eklenen bölümlerle beraber.
Mutearefe
Bu eserimizde, Ebu Hüreyre’nin: “Resulullah’tan (aleyhissalâtu vesselâm) iki kap ilim hıfzıma aldım. Bunlardan birini aranızda neşrettim. Ama diğerini söyleyecek olsam şu gırtlağımı kesersiniz.” hadisinden de anlaşılacağı üzere hayati endişelerinden ötürü Peygamber Efendimizin (s.a.a) ilminden öğrenmiş olduğu iki kap ilimden birinin anlatıldığını, ikincisinin saklandığını öğrendikten sonra yaptığımız araştırmalar neticesinde hak ve hakikat olduğu açıkça belli olmasına rağmen anlatılmayarak saklı tutulan ikinci kaptaki ilmi, “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz.” ayetine itaat etmek koşulu ile İbn-i Deybe’nin Teysiru’l-Vusûl ila Câmii’l-Usûl adlı eserini tercüme ve şerhini kaleme alan Merhum Prof. Dr. İbrahim Canan’ın Hadis Ansiklopedisi olan Kütüb-i Sitte eseri kaynak alınmak suretiyle, “Allah’a yemin olsun, Resulullah’tan duyduğum bir kelimeyi terk etmem için kılıcı boğazıma dayasanız, siz kesme işini tamamlayıncaya kadar ben onu yine de söylerim.” diyen Hz. Ebu Zerr’in (r.a) doğruyu anlatma hususundaki sadakatini, azmini ve cesaretini, Rebeze’ye sürülmek pahasına da olsa kendimize rehber edinerek ciltler dolusu kelimeler enkazı altında gömülü iken Allah’ın izniyle titiz bir çalışmayla gün ışığına çıkardığımıza inanıyoruz. Tüm mümin kardeşlerimize hayırlı olsun.
İslam Siyaset Düşüncesi c.1 (Yasama)
* İslam dünyasının bu asırda, üzerinde düşünülmesi gereken iki oluşuma tanıklık ettiğini söylemek gerekir. Bu oluşumlardan biri, siyasete ve dinî hâkimiyete olumsuz bakan düşüncedir. Bütün dinler ile özellikle de İslam ile karşı karşıya gelen ve dinî siyasi düşüncenin inzivasını ve dinî inancın oluşturduğu hareketliliği azaltmayı ardında taşıyan bu yeni düşünce, bütün dinleri tehdit etmektedir. İslam dünyasının düşünür ve bilgelerinin, bu düşüncenin karşısında mantıklı bir savunma yapmak için, derin ve ciddi araştırmalar yapıp, dinin aslî inançlarını açıklamaları ve sağlamlaştırmaları zorunludur. Diğer oluşum ise, velayet-i fakihi esas alan düşüncenin siyasi arenada yerini almış olmasıdır. Bu düşünce teorik olarak çok eskilere dayanmakta ve uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak bu düşüncenin pratik ve uygulama boyutu, 1979’da İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasından sonra başlamıştır.
* “İslam’ın Siyasi Teorisi”nin açıklanma zorunluluğu, bu teorinin siyasi düzenler içersindeki yerinin tanıtılması, bu teori hakkındaki şüphelerin, kuşkuların ve fikrî mücadelelerin varlığı ve de dâhilî ve haricî düşmanların velayet-i fakih düzenine karşı çok yönlü saldırıları göz önünde bulundurularak, dinî değerleri ve vahye dayalı öğretileri savunmak amacıyla feraset sahibi, bilge, âlim ve yorulmaz mücahit Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdî (Allah ömrünü uzun ve daha bereketli kılsın) tarafından, Tahran’da cuma namazları hutbelerinden önce “İslam Siyaset Düşüncesi” hakkında bir dizi konuşmalar yapıldı. Elinizdeki eser, bu konuşmaların düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş hâli olup, “Yasama ve Yürütme” adlarıyla iki cilt olarak aziz okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.14
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.6
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.15
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.7
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Kur’ân İlimleri
Kur’ân İlimleri veya Kur’ânî İlimler tabiri; Kur’ân’ın tanınması ve muhtelif yönlerinin bilinmesine yardımcı olan ilimler için kullanılan bir kavramdır. Kur’ânî ilimler ile Kur’ânî maarif arasındaki fark şudur: Kur’ânî ilimler, Kur’ân dışındaki ve Kur’ân’ın anlaşılmasına yardımcı olan ilimlerdir ve Kur’ân’ın muhtevası ve tefsiriyle doğrudan ilişkisi yoktur. Kur’ânî maarif veya bilgiler ise, Kur’ân’ın içeriği ve tefsiriyle doğrudan alakalıdır. Başka bir ifadeyle, Kur’ânî ilimler, Kur’ânî maarifin mukaddimesidir.
Kur’ânî İlimler: Kur’ân’ın bilinmesi ve muhtelif yönlerinin anlaşılması için hazırlık mahiyeti taşıyan ilimlerdir. Vahiy, Kur’ân’ın nüzul şekli, nüzulün tertip ve süresi, Kur’ân’ın toplatılması ve çoğaltılması, vahiy kâtipleri, mushafların denkleştirilmesi, kıraatin oluşumu, kıraatler arasındaki ihtilafın kaynağı, Kur’ân’ın tahrif edilmemiş olması ve delil oluşu, nasıh ve mensuh, muhkem ve müteşabih ayetler, Kur’ân’ın mucize oluşu, esbab-ı nüzul ve benzeri konular, Kur’ânî ilimlerin kapsamına girmektedir.
Elinizdeki mevcut kitap altı ciltlik “et-Temhid Fi Ulumi’l-Kur’ân” ile “Siyanetu’l-Kur’ân Mine’t-Tahrif eserlerinin özeti ve yeniden kaleme alınmasından meydana gelmiş bulunmaktadır.
Tuhefu’l-Ukûl An Âli’r-Resûl
Bu eser, Hz. Peygamber (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’nın özellikle insanın manevi kemaliyle ilgili olan sözlerinden bir kısmını içermektedir; Şia mektebinin hicri 4. asırdaki büyük âlimlerinden olan ve Şeyh Saduk ile ayni dönemde yaşayan Hasan b. Şu’be el-Harrani tarafından yazılmıştır.
Sahibu’r-Revzat, onun hakında şöyle diyor: “Hasan b. Hüseyin b. Şu’be el-Harrani (veya el-Halebî) ilimde yüce mertebeye ulaşmış büyük bir şahsiyettir. Onun esersi olan Tuhefu’l-Ukul an Ali’r-Resul kitabı Şia ulemasının itimat etikleri bir eserdir.”
Merhum Allame Meclisi de şöyle diyor: “Tuhafu’l-Ukul’un eski bir nüshasını ele geçirdim. Bu kitaptaki düzen, müellifinin ilmi makamını gösterir. Ve kitabın birçok konuları, senede ihtiyacı olmayan öğütler ve kesin olan temel ilkeler hakkındadır.”
Müellif, Ehlibeyt’in her birinden nakledilen hadisleri ayrı ayrı bölümlerde sırasıyla nakletmişler. Sonuna da kitabın üslubuyla bağdaşan tavsiye ve öğüt niteliğinde dört ek ilave etmişler: Allah’ın (c.c) Hz. Musa (a.s) ile konuşması, Hz. İsa (a.s) ile konuşması, Hz. İsa’nın (a.s) nasihatleri ve (İmam Cafer Sadık’ın -a.s- ashabından olan) Mufazzal ibn Ömer’in tavsiyeleri.
Şerh-i İsim
Bu eser, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin soyu, veladetinden çocukluk ve gençlik çağlarına kadar geçen yılları ve yine ilk sosyal ve siyasi faaliyetlerinden İslam İnkılabı’nın zafere kavuştuğu güne dek geçen günlerin özet bir kitabıdır ve bu konuda yazılan ilk eserdir.
Ayetullah Hamenei; İslam İnkılabı’nın zafere kavuşmasından sonra İran’da seçkin konumu ve rolü bir yana, hiç kuşkusuz İran İslam İnkılabı’ndan kaynaklanan siyasi İslam düşüncesinin beyanı ve yayılmasında en etkili âlimlerden biri sayılır. Dolayısıyla böyle bir araştırma aslında İran milletinin mücadele tarihinin bir bölümünü bir kez daha okumak ve beyan etmek demektir.
Bu eserin, İran’da gerçekleşen İslam Devrimi’nin yanı sıra, bu devrimin kökleri, nitelikleri ve Şah rejimine başkaldırıların sosyal, siyasi ve kültürel nedenleriyle o günün İran’ının sosyal, siyasi ve kültürel yapısını aktarması açısından bir kaynak belge olacağında da şüphe yoktur.
Peygamberlerin Hayatı – Cilt 2
İlahi elçiler, insanların en iyileridirler ve bunlar “tam” insanlardır. “Tam” ve “iyi” insanların tarihine dikkat etmek, onların ahlaki, eğitim açısından hayat hikayelerini önemsemek hiç şüphesiz en yüce derstir. Diğer bir ifadeyle; bireysel ve toplumsal yaşamın en ince noktalarını ahlakileştirmek, ancak onların tarihsel yaşamlarının derinliklerine inmekle mümkün olur.
Evet, bu ilahi şahsiyetlerin tarihlerini gözden geçirmek, hedef sahibi her insana yiğitlik, fedakarlık, sabır ve mücadele dersleri öğretir ve yine insanlara hedef uğrunda istikamet sahibi olmayı, gerektiğinde kelleyi koltuğa almayı ve binlerce olumsuzluklar karşısında tahammül göstermeyi telkin eder. Toplumdan şirkin, nifakın, zulmün ve fesadın kazınmasına vesile olur, sonuç itibariyle de saadetli bir toplumun oluşmasının zeminini oluşturur.
Elinizdeki eseri okuduğunuzda dinlerin nasıl başlayıp nasıl geliştiğini, peygamberlerin gönderildikleri toplumlarla olan mücadele ve ilişkilerinde kimi vakit mağlup olup kimi vakit galip geldiklerini, maruz kaldıkları zulüm ve hareketleri, gösterdikleri sabır ve metanetleri, dini ve hakikatleri yaymak için ne gibi zorlukları üstlendiklerini ve taşıdıkları yükümlülükleri açıkça göreceğinizi ümit etmekteyiz.
Elifbâ c.1
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






