259 sonuçtan 145-168 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Temel Dini Bilgiler c.1
Derin ilmî meseleleri herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatmak, konunun uzmanlarını hedef alan, terimlerle dolu bir yazı yazmaktan her zaman daha zor olmuştur. Allâme Tabatabaî’nin İslam inancı, ahkâmı, ahlakı ve tarihi üzerine yazdığı Temel Dinî Bilgiler işte böyle bir kitaptır. Ayetullah CevadîAmulî de kitabın 1991 yılında yapılan baskısına yazdığı Sunuş’ta, salih kul, gayb ve şuhud âleminin mevlası sözleriyle nitelediği Allâme Tabatabaî’nin sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu eserin derinliklerinde hazinelerin gizli olduğunu ifade etmiştir.
Ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular eklenen kitabın bu formu, İslâm maarifi sınıflarında okutulmuştur.Dört bölümden oluşan, ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular ekleneniki ciltlik eser, toplam 53 ders içermektedir. Çağımızın en büyük Kur’ân müfessiri de olan Allâme Tabatabaî’nin kaleminden çıkan bu eserin, başta gençlerimiz olmak üzere bütün Ehlibeyt (a.s) dostlarına faydalı olmasını ümit ederiz.
Haccın Sırları
Hac, yaratılıştan kopuş ve Hakk’a yöneliştir; yaratılıştan Hakk’a doğru yolculuğa çıkış ve Allah dışında her şeyden uzaklaşmaktır. İnsan, hacca gitmekle melekûtun tadını duyumsayacaktır. O, nur ve sevinç kaynağına yol bulmuş bir misafirdir. Hacı, Allah’a doğru firar eden kimsedir. Hac yolunu kat edişin birtakım konak ve makamları vardır; bunun zirvesi ise Hak ile buluşmaktır. Hac, kurtuluşun ve büyük başarının yoludur. Bu evin ziyaretçisi, göğün karanlıklarında parlayan bir yıldız gibidir ve adı da Allah’ın defterine kaydedilir.
Allah evinin ziyaretçisi, ilahî dergâha kabul edilir, Allah’ın misafiri olur ve misafir olarak da O’nun huzuruna çıkar. Allah, hacıya ziyafette bulunur, onu kendi korumasına alır ve onun sorumluluğunu kendisi üstlenir. Ziyaretçi bu misafirlikte, serilmiş olan ilahî sofraya oturur ve semavi yemeklerle beslenir. Misafir, ev sahibini gönlüyle görür ve O’nu görmeye gider, Allah da keramet ve hediyelerini ona sunar. Allah’a misafir olmanın ödülü cennettir.
Elinizde bulunan eser altı dersten ibarettir ve her biri, haccın nurlu sırlarını ve irfanî şifrelerini şerhe dönüktür.
Şîroveya Çıl Hedîs
Bizane yekemîn şertê cîhada gel nefsê û çûna bi aliyê xaliq ve, tefekur e. Hinek ji alimên exlaq, ew di merheleyên destpêkê da, di merteba pêncê da danîne; û ew jî di meqamê xwe de durist e.Tefekur, di vî meqamî da ew e ku mirov di şev û rojê de –her çend kêm be jî– di vê yekê da fikir bike ku xweyê wî ew aniye vê dinyayê û hemû wesîleyên rehetiyê ji wî ra berhev kirine û bedenek salim û hêzên durist ku her yekî hinek menfe’et hene dayînê, ew hêzên ku aqil têda heyirî ye, dayînê. Ji aliyê dî ve jî vêca ev hemû pêxember û kitêb rêkirine û rênimûnî kiriye û gazî kiriye, gelo berpirsiyarî û wezîfa me di beranberê vî xweyiyê her kes çi ye? Gelo ev hemû, hema ji vê jiyana heywanî ra û îdare kirina şehwetê ra ye, ku di van da em gel heywanan şirîk in; an mexse dek dî heye? Eger mirovê bi aqil bêhnekî bifikirê, wê fêhm bike ku mexsed ji vê, tiştek dî ye û mexsed ji vê xilqet û çêkirinê, alemek bilindtir û seratir e û ev jiyana heywanî ya bi xwe ne mexsed e.
Resimli Aşura Olayı
Aşura vakıası, her ne kadar acı ve yakıcı olsa da tarih boyunca hür ve yüce düşünceli insanlara yol göstermiştir. İmam Hüseyin (a.s), Peygamber Efendimizin (s.a.a) buyurduğu üzere hep ‘hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisi’ olmuştur. O inancı uğruna mızrak, kılıç ve hançer darbeleri almış, yarenini ve evlatlarını feda etmiş; çocuklarının yetim kalmasına ve kadınlarının esir edilmesine razı olmuştur. Dolayısıyla Aşura artık ‘bir gün’ ve ‘bir olay’ olmaktan çıkıp, ‘bir tarih’ ve ‘bir inanç’ ve hakkı arayan herkese tüm zaman ve mekânlarda ilham kaynağı olmuştur.
Kerbala olayını resimli bir şekilde anlatan bu eser, her ne kadar sade bir dilde yazılmış olsa da güvenilir tarihi kaynaklar esas alınarak kaleme alınmıştır.Bu eserin amacı, ebedi Kerbala destanını çocukların ve gençlerin zihnine ve ruhuna unutulmayacak şekilde nakşetmektir.
Eserin, okuyucuların düşüncesine etki etmesini, onların temiz fıtratlarında iman, mertlik ve fedakârlık ruhunu kalıcı kılmasını umut ediyoruz.
Doğru Ticaret ve Helal Kazanç
“İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline”
Mutaffifin 1-3
Tam İlmihal
İslâm fıkhı konusunda asrın din ve ilim otoritesi, büyük mercii ve imamı, İslâm coğrafyasında tanınmış ünlü âlim Ayetullah el-Uzma Ruhullah Musavî Humeyni’nin “Tam İlmihâl” eserinde, fıkhî hükümlerin kaynağı olarak Kur’ân ve Resulullah’tan (s.a.a) nakledilen hadislerin yanında Ehlibeyt İmamları’ndan ulaşan hadislere de dayanılmaktadır. Çünkü ismet ve taharet silsilesi 12 İmam’ın naklettikleri ve söyledikleri bütün söz ve sünnetler, İslâm’ın hakikatini yansıtmaktadır bizlere. Bu ilmihâl, mezkur kaynaklara bağlı kalma koşulu ve çerçevesinde İmam Humeyni’nin içtihat alanındaki görüş ve fetvalarını içermektedir. Elbette bu kitap, İmam’ın fetva ve görüşlerinin tümünü içermediği gibi, fetvaların delil ve mesnetlerini de içine almamıştır. İmam’ın içtihatları tafsilatlı bir şekilde, tedrisatından oluşmuş büyük kaynak eserlerde mevcuttur.
Bu kıymetli eseri yayınlamaktan maksadımız, hâlen İmam Humeyni’yi taklit etmekte olan Şiî Müslümanların helâller ve haramlar konusundaki ihtiyaçlarını gidermenin yanı sıra, Caferî Mezhebi’nin diğer Müslümanlar nezdindeki tanıtımına katkıda bulunmaktır. Şüphesiz, Müslümanların arasında birlik ve beraberliğin gerçekleşmesinin temel unsuru, birbirlerinin mezhep ve meşreplerinden doğru bir şekilde haberdar olmalarıdır. Müslümanların birlik ve dirliğine kastetmiş düşmanların, onları birbirine düşürmek için mezhepler adına uydurdukları iftira ve yalanlar da ancak bu yolla etkisiz hâle getirilebilir kanaatindeyiz.
Müt’a Nikâhı
Bu kitap, İslâm fıkhında geniş bir yelpazeye sahip müt’a nikâhını ele almaktadır. Dolayısıyla incelemeye alınan bu konu, okuyucuya oldukça doyurucu ve kaynaklara dayalı bilgi vermektedir. Konuyla ilgili ihtilâflara ve görüş farklılıklarına da geniş şekilde yer verilen kitapta en çok dikkat çeken husus, yazarın objektifliği ve önyargılardan uzak oluşudur.
Kitaptaki çalışma sadece mezhebî hüküm ve fetvalara değil, Kur’ân ve sünnete dayandırılmıştır;
Hadiseyi bu temel iki kaynak ışığında çözümlemeye çalışmıştır. Ve yer yer “Müt’a Nikâhı” etrafında koparılan fırtınalar hakkında vurgular yapılmış, daha sonra konunun Ehlibeyt mektebindeki yeri ele alınarak konuya son noktayı koymuştur.
İçindekiler:
Ehlibeyt Hadislerinde Müt’a Nikâhı
Konuyla İlgili Bazı Rivayetler
Müt’a Nikâhıyla Alâkalı hukukî Düzenlemeler
Cevaz Verenlerin Delilleri
Haramdır Diyenlerin Delilleri
Cevazına Kitaptan Deliller
Sünnetten Deliller
Sahabe ve Tabiînin Görüşü
Aklî-Sosyolojik Deliller
Kaçamak İçtihatlar
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.2
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Velayet Nuru İmam Ali (a.s)
Hz. Ali’nin (a.s) hayatını genel anlamda beş bölümde inceleyebiliriz.
1- Doğumundan Hz. Peygamber’in Bi’setine
2- Bi’setten Hz. Peygamber’in hicretine
3- Hicretten Hz. Peygamber’in (s.a.a) vefatına
4- Resulullah’ın (s.a.a) vefatından kendi hilafetine
5- Hilafetinden şehadetine
Dolayısıyla bu kitabın bölümlendirilmesi de üstteki başlıklar esasınca yapılmıştır. Bu beş bölümde Hz. Ali’nin (a.s) sıradan hayatı yetkin bir dil ve delilli bir şekilde beyan edilmiştir. Biz mümkün mertebe her türlü mübalağadan ve temelsiz tahminlerden uzak olmaya çalıştık. Kaynaklara başvurduk. Bu hususta ne sıkıcı detaylara daldık ve ne de anlaşılmaz özetlemelere giriştik. İnsanlar için sıkıcı olmayacak bir şekilde kaynaklara müracaat ettik ve yeterli ölçüde beyan etmeye çalıştık.
Not: Bir önceki baskıya göre eklenen bölümlerle beraber.
Sahîfe-i Seccâdiye
Sahife-i Seccâdiye, vahyin indiği evden semaya yükselen dualar mecmuasıdır. “Al-i Muhammed’in Zeburu”dur.
Sahife-i Seccâdiye; ibadet edenlerin ziyneti, secde edenlerin efendisi, Ehl-i Beyt İmamları’nın dördüncüsü İmam Ali b. Hüseyin’in (a.s) yüce Allah’a hamd ve senasını, O’nu tenzih ve takdisini; peygamberlere, meleklere ve salih kullara salât ve selâmını; müminlere, Müslümanlara ve ihtiyaç sahiplerine dualarını, kulluktaki kusurdan dolayı istiğfarlarını, Rabbiyle olan münacatlarını ve kulluk aczi ve zilletiyle Alla’a yakarışlarını içeren, aynı zamanda insanlara İslâm’ın engin maarifini ve üstün adabını öğreten eşsiz bri hazinedir…
Beyrut’tan Hakikate Yolculuk
Bu eser sessizliğin hâkim olduğu, zifiri karanlığın hüküm sürdüğü bir ortamda hakkın gür nidasından ibarettir. Hakikatin kimden olduğunu öğrenmiş şaşkın ve yolunu şaşırmış bir kişinin çığlığıdır.
Mazlumiyetini ifade eden, taşı yaran, dağları paramparça eden sözlerinden etkilenmiştim. Kalbimin derinliklerine nüfuz eden, mazlumiyetini ifade eden Emîrü’l-Müminin Ali b. Ebu Talib’in sözleri… Bu nasıl bir mazlumiyettir ki kişiyi içine atmak zorunda bırakıyor? Bu mazlumiyet benliğimde büyük bir tesir bırakmış, onun sayesinde betimlenen hakikati elde etmiştim. Bazen bir eleştirmekte, bazen de sorgulamaktaydım.
Caferilikte Cenaze Adabı
Can Verme Hâliyle İlgili Hükümler
Ölüm Sonrasıyla İlgili Hükümler
Cenaze Guslü ve Hikmeti
Kefenle İlgili Hükümler ve Hikmeti
Cenaze Namazı
Cenazenin Toprağa Verilmesi
Hediye (Defin Gecesi) Namazı
Cenazeye Dokunma Guslü
Telkin
Cenaze İçin İhsan Yemeği Vermek
Ölülerin Ailelerini Ziyarete Gelmeleri
Namazda 114 Hikmet
Namaz, dinin temel direğidir; bu nedenle halkın yaşamında en temel bir konumda olmalıdır. İnsan için güzel hayat ancak, Allah’ın dininin hakimiyeti sayesinde ve insanların, kalplerini Allah’ın zikriyle zinde tutmaları ve onun yardımıyla şer ve fesadın tüm cazibeleriyle savaşabilmeleri, bütün putları kırmaları ve bütün iç ve dış şeytanların kendilerine doğru uzanan ellerini kesmeleri durumunda gerçekleşebilir. Bu zikir ve sürekli huzur sadece namazın bereketiyle hasıl olur. Ve namaz gerçekte, insanı alçaklığa sürükleyen nefsinin şeytanıyla, güç ve parayla onu zillet ve teslimiyete zorlayan kudret şeytanlarıyla savaşmada her zaman ve her durumda var olan sağlam bir destek ve hiç tükenmeyen bir hazinedir.
İnsanla Allah Teala’nın bağlantısı için namazdan daha sürekli ve daha sağlam bir vesile yoktur; en ilkel insanlar Allah Teala ile namaz aracılığıyla bağlantı kurarlar. Allah’ın en seçkin velileri de sevgilileriyle baş başa samimiyet cennetini namazda ararlar. Bu zikir ve razu niyaz hazinesinin asla sonu yoktur; her kim onu daha fazla tanısa nuraniyet ve cilvesi daha çok olur…
Ayetullah Seyyid Ali Hameneî’nin Mesajından
Namaz eğitimi hakkında yazmaya muvaffak olduğum bu beşinci kitaptan dolayı Allah’a şükürler olsun. Birincisini ilkokul, ikincisini ortaokul, üçüncüsünü ise lise seviyesi ve dördüncüsünü de daha fazla ilgisi olanlar için yazmıştım.
Ben bir dinî bilimler talebesi olarak Allah Teala’nın lütfuyla, Kur’ân-ı Kerim ve hadislerden namaz hakkında bir kaçı dışında diğer kitaplarımda geçmeyen 114 nükteyi içeren bu kitabı değerli Müslümanlara sunuyorum. Bunlar 1991 yılında aklıma gelen nüktelerdir ve eğer Allah muvaffak ederse namazla ilgili en az bin nükte toplayıp birkaç kitapta sunmak istiyorum; ama, tabii ki namazın sırlarının bin noktada bitmeyeceği de bellidir.
Üstad Muhsin KIRAATİ
Hidayet Önderleri c.8
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Resulullah’tan (s.a.a) Ehl-i Beyt İmamları’nın altıncısı ve hidayet önderlerinin sekizincisi olan İmam Cafer-i Sadık’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.
Gülzâr-ı Ehli Beyt
İletişimde insanın iç dünyasını, duygularını ve ruh halini yansıtan anlatım türlerinden şiirin bir başka yeri vardır.
“Şiir sözün gözyaşıdır” söylemi, anlatılmak istenen mananın en çarpıcı ifadesidir. Kendi türünde bir ilk sayılan büyük bir çalışmanın ürünü bu kitapta, Hz. Muhammed (s.a.a.) ve pak Ehlibeyti hakkında yüzlerce şiir, mersiye ve türküler bir araya getirilmiş ve titiz bir çalışma yapılarak eski ve yeni kuşak aşıkların, ozanların ve şairlerin eserlerinden bir derleme yapılarak Ehlibeyt dostlarının hizmetine unulmuştur.
İçindekiler:
Hz. Muhammed (s.a.a)
Ehlibeyt (a.s)
Hz. Ali (a.s)
Hz. Fatıma (s.a)
Hz. Hasan ve Hüseyin (a.s)
Hz. Mehdi (a.s)
“Ehlibeyt” Çocuk Şiirleri
Sinezenler
Nehcü’l Belâğa Üzerine
Bu kitap, uçsuz bucaksız bir okyanus olan “Nehcü’l-Belaga”yı tanımak ve tanıtmak istiyor. Mahir ve üstad bir kaptanın öncülüğünde ve kaleminde… Ünlü yazar Mutahhari, Nehcü’l-Belağa umanının derinliklerinde bir gezintiye çıkıyor adeta.
Mutearefe
Bu eserimizde, Ebu Hüreyre’nin: “Resulullah’tan (aleyhissalâtu vesselâm) iki kap ilim hıfzıma aldım. Bunlardan birini aranızda neşrettim. Ama diğerini söyleyecek olsam şu gırtlağımı kesersiniz.” hadisinden de anlaşılacağı üzere hayati endişelerinden ötürü Peygamber Efendimizin (s.a.a) ilminden öğrenmiş olduğu iki kap ilimden birinin anlatıldığını, ikincisinin saklandığını öğrendikten sonra yaptığımız araştırmalar neticesinde hak ve hakikat olduğu açıkça belli olmasına rağmen anlatılmayarak saklı tutulan ikinci kaptaki ilmi, “Ey iman edenler, Allah için hakkı ayakta tutanlar ve adaletle şahitlik yapanlar olunuz.” ayetine itaat etmek koşulu ile İbn-i Deybe’nin Teysiru’l-Vusûl ila Câmii’l-Usûl adlı eserini tercüme ve şerhini kaleme alan Merhum Prof. Dr. İbrahim Canan’ın Hadis Ansiklopedisi olan Kütüb-i Sitte eseri kaynak alınmak suretiyle, “Allah’a yemin olsun, Resulullah’tan duyduğum bir kelimeyi terk etmem için kılıcı boğazıma dayasanız, siz kesme işini tamamlayıncaya kadar ben onu yine de söylerim.” diyen Hz. Ebu Zerr’in (r.a) doğruyu anlatma hususundaki sadakatini, azmini ve cesaretini, Rebeze’ye sürülmek pahasına da olsa kendimize rehber edinerek ciltler dolusu kelimeler enkazı altında gömülü iken Allah’ın izniyle titiz bir çalışmayla gün ışığına çıkardığımıza inanıyoruz. Tüm mümin kardeşlerimize hayırlı olsun.
Resulûllah ve Ehl-i Beyt’i
Resulullah (saa) ile Ehl-i Beyt’i ve o dönemde cereyan eden bazı önemli olaylar hakkında kaleme almış olduğumuz bu eserde, okuyucuların dikkatini şu noktaya çekmek istedik:
Hz. Peygamber’in (saa) zamanında ve sonrasında, sahabî adını taşıyan bazı kişiler, ne yazık ki, dünyanın gelip geçici nimetlerini tercih etmişler veya cehaletleri nedeniyle “Hak”tan uzaklaşmışlardır. Makam-mevki, mal ve saltanat hırsıyla, çıkarları için, adlarına yakışmayan bir takım yanlışlar yapmışladır.
İşte bu kitapta, bu yanlışların neler olduğunu, bu kişilerin İslam tarihi içerisinde durdukları yeri, oynadıkları rolü ve bunun sonuçlarının bir kısmını sizlere göstermek istedik.
İslam Siyaset Düşüncesi c.1 (Yasama)
* İslam dünyasının bu asırda, üzerinde düşünülmesi gereken iki oluşuma tanıklık ettiğini söylemek gerekir. Bu oluşumlardan biri, siyasete ve dinî hâkimiyete olumsuz bakan düşüncedir. Bütün dinler ile özellikle de İslam ile karşı karşıya gelen ve dinî siyasi düşüncenin inzivasını ve dinî inancın oluşturduğu hareketliliği azaltmayı ardında taşıyan bu yeni düşünce, bütün dinleri tehdit etmektedir. İslam dünyasının düşünür ve bilgelerinin, bu düşüncenin karşısında mantıklı bir savunma yapmak için, derin ve ciddi araştırmalar yapıp, dinin aslî inançlarını açıklamaları ve sağlamlaştırmaları zorunludur. Diğer oluşum ise, velayet-i fakihi esas alan düşüncenin siyasi arenada yerini almış olmasıdır. Bu düşünce teorik olarak çok eskilere dayanmakta ve uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak bu düşüncenin pratik ve uygulama boyutu, 1979’da İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasından sonra başlamıştır.
* “İslam’ın Siyasi Teorisi”nin açıklanma zorunluluğu, bu teorinin siyasi düzenler içersindeki yerinin tanıtılması, bu teori hakkındaki şüphelerin, kuşkuların ve fikrî mücadelelerin varlığı ve de dâhilî ve haricî düşmanların velayet-i fakih düzenine karşı çok yönlü saldırıları göz önünde bulundurularak, dinî değerleri ve vahye dayalı öğretileri savunmak amacıyla feraset sahibi, bilge, âlim ve yorulmaz mücahit Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdî (Allah ömrünü uzun ve daha bereketli kılsın) tarafından, Tahran’da cuma namazları hutbelerinden önce “İslam Siyaset Düşüncesi” hakkında bir dizi konuşmalar yapıldı. Elinizdeki eser, bu konuşmaların düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş hâli olup, “Yasama ve Yürütme” adlarıyla iki cilt olarak aziz okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
Kerbela Şehitlerine Ağlamak
İlâhî kıyamları ihya etmenin en önemli boyutlarından biri, hiç şüphesiz aşk, sevgi ve hüznün simgesi gözyaşları olmuştur.
Her ne kadar aşk ehli olmayan bazıları, ağlamayı ve gözyaşını güçsüzlük ve zavallılık olarak değerlendirseler de aşk ehli zulmün sultasını ve varlığını yerle bir eden Nuh’un tufanı olarak görmüşlerdir.
Gözyaşları, safı belirlemektir; İlâhî kıyamın yanında yer almaktır; Yezidî zulme Zeynebî haykırıştır. Kısaca, “gözyaşları mukaddestir.”
Elinizdeki eserde, Ehlibeyt ve Ehlisünnet hadislerinde İmam Hüseyin’e ağlama konusu ele alınmış ve her ekolden 40 hadise yer verilmiştir.
İslam’da Sevgi
Şu an elinizde bulunan eser, Almanya’nın Hamburg şehrindeki İmam Ali (a.s) İslam Merkezinde ikame edilen cuma namazının 1. hutbesinde, “İslam’da Sevgi” ana başlığı altında işlenen 23 hutbeden oluşmaktadır. Her hafta Farsça dilinde beyan edilen bu hutbeler, cuma namazından önce Almanca, Türkçe ve Arapça dillerinde yazılı olarak hazırlanmış ve cuma namazına katılan kardeşlerimize sunulmuştur…
Bu konuyu ele alıp işlememizin nedenini de kısaca burada açıklamak istiyorum. 2008 yılında Ljubljana Üniversitesi tarafından Slovenya’da “İslam ve Hristiyanlık Diyalogu” adı altında bir konferans düzenlenmişti… Katolik rahiplerden biri “Sevgi konusu Hristiyanlıkta çok geniş bir yelpazede ele alınmıştır… İslam dini sevgiden hiç bahsetmemiş ve hatta sevginin kokusunu bile almamıştır…” dedi.
…Rahibin yanına gittim ve “Gündeme getirdiğiniz konu sizin görüşünüz müdür?” diye sordum. “Evet.” dedi. Ona, “Kur’an’ı hiç okudunuz mu?” dedim. “Hayır, okumadım.” dedi… Ben “İncil’i okumuş biri olarak, İslam’ın sevgi konusunu çok farklı alanlarda ve hatta Hristiyanlıktan ve İncil’den daha yaygın olarak işlediğini kesinlikle söyleyebilirim. Allah’ın insana olan sevgisi, insandaki Allah sevgisi, insanın diğer insanlara karşı sevgisi, insanın arkadaşlarına olan sevgisi, eş sevgisi, evlat sevgisi, ilahi tecellilerden ibaret olan diğer varlıklara karşı duyulan sevgi… İslam’ın sevgi hakkındaki öğretisinin sadece birkaç örneğidir. İslam dini açısından âlem sevgi temeline dayalı olarak yaratılmıştır ve ilahi sevgi, her varlığın yaratılışında öyle etki etmiş ve rol oynamıştır ki, bu sevgi ve aşk, varoluşun bağrında ve yüce Allah’a kulluk tabiatında bile rahatlıkla görülebilir.”
Ramazan Ayı Dersleri
Ebu’l-Futuh Râzî’nin tefsirinde rivayet edilmiştir ki, Resulullah (s.a.a) miraç gecesi Allah’a şunları arz etti :
“Ya Rabbi, İbrahim’i kendine Halil, Musa’yı ise kendine Kelim kıldın. Ya Rabbi benim hakkımda neye karar kıldın ?”
Cevabında Hak Teâlâ’dan şu nida geldi:
“Seni de kendime Habip olarak seçtim ve Hamd Suresi’ne mahsus kıldım.”
Hamd Suresi’ne çok önem veriniz. Çünkü o, “Fâtihatü’l-Kitap”tır. Yani Kur’ân’ın açılış suresidir.
Yine Hamd Suresi, Ümmü’l-Kitap’tır. Yani Kur’ân’ın aslıdır ki, Kur’an’ın katler ve kulluk görevleri Hamd Suresi’nden çıkmatadır. Bir rivayette şöyle denilmektedir:
“Yüce Allah, göklerden 104 kitap nezil etmiştir. 104 kitabı da, 4 kitaba (Tevrat, İncil, Zebur ve Kur’ân’a) sığdırmıştır. İlk üç kitapta olanları da Kur’an’a sığdırmış ve Kur’ân’da bulunan hakikatleri de Hamd Suresi’ne sığdırmıştır. Bu nedenle de “Ümmü’l-Kitap” olarak adlandırılmıştır.”
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.14
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Ana Hatlarıyla Caferilik
* Dine yöneliş, insan yönelişlerinin en aslî olanı ve en eskisidir. Mevcut belge ve bulguların da ortaya koyduğu üzere, hiçbir dönemde insanoğlunun hayatı dine yöneliş ve din hissinden boş kalmamıştır…
* Bir yazarın da dediği gibi: “Maneviyat ve dine dönüş, Batı’nın sosyoloji temellerini tehdit eden bir çizgidir; dolayısıyla Batılılar Müslümanların İslâm dinine dönmesinden endişelenmekte; dahası, Hıristiyanların gerçek Hıristiyanlığa dönmesinden de aynı kaygıyı duymaktadırlar…”
* Biz, Ehlibeyt Mektebi’nin, Kur’ân-ı Kerim ve Hz. Rasulullah’ın ıtreti kanalıyla elimize ulaşan o gerçek ve asil İslâm olduğuna ve gerçekte, Ehlibeyt Mektebi’nin, kirli ellerin tahrifine maruz kalmadan bizi hakikat kaynağına götürecek olan yegâne ana yol olduğuna inanmaktayız…
* En son semavî şeriat sahibi Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) ve O’nun tertemiz Ehlibeyt’i (a.s) kanalıyla dinî gerçekleri öğrenmek isteyen dine susamışlar, bu özet eserimize müracaat ederek kat etmekte oldukları yolları için aydınlatıcı bir meşale bulacaklardır.
* Bu eserimiz; insanlara, inanç ve amel alanında Ehlibeyt’in (a.s) temel inançları ve dinî öğretilerinin burada kaleme alınanlardan ibaret olduğunu ve bize isnat edildiği hâlde burada kaydedilen ilke ve kavramlarla bağdaşmayan her şeyin bir iftira olduğunu, hiçbir değer ve itibar ifade etmediğini ilan etmektedir.
Müellifin Önsözünden
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






