259 sonuçtan 121-144 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.13
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Hikmetname-i Lokman
Hikmetname-i Lokman, yeni bir çalışmanın ürünüdür. İbrahimî dinler sürecinde yaşayan hekîmin en meşhur öğütleri, kolay ve yeni bir yöntemle kıymetli okurlara aktarılmaktadır.
Bu hikmetname on bölüm olarak tanzim edilmiştir: Lokman Hekîm’in hayatı, Kur’an-ı Kerim’de aktarılan Lokman’ın öğütleri, hikmetlere dair öyküler, ilim ve marifete yönelik hikmetleri, kendini yetiştirme etkenleri ve afetleriyle ilgili hikmetleri, sosyal ve ahlaki adaba dair hikmetleri, atasözü konumundaki önemli sözleri, çeşitli içerikte ve kapsamlı hikmetleri.
Bunların tümü Lokman’la ilgilidir; ya bizzat Lokman’ın dilinden ya da Lokman’la ilgili aktarılanlardır.
İki Emanet Olmadan Alevilik Olmaz
Allah yarattı insanı,
Hikmetler var bu insanda,
Yaratılan ilk insan hani,
Hikmetler var bu insanda.
Süleyman emretti tahtını kurdu,
Ferhat aşık oldu dağları deldi,
Yunus aradı maşukun buldu,
Hikmetler var bu insanda.
Bir nice nebi mürseller geldi,
Erenler bu yolun sırrını bildi,
Nemrut, Firavun da bir insandı,
Hikmetler var bu insanda
Allah nurunu tamamladı,
Muhammed’e Habib’im dedi,
Ali Murtaza’yı yardımcı kıldı,
Hikmetler var bu insanda
Kirazlı’yım Hakka kurban,
O masum, On İki İmam,
Yardımcımız Sahib-i Zaman,
Hikmetler var bu insanda.
Ali KİRAZLI
Hidayet Önderleri c.11
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın dokuzuncusu ve hidayet önderlerinin on birincisi olan İmam Muhammed Cevad’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.
Namazın Gerçeği
Namaz her sabah ve her akşam uygulanan bir programdır. Sabahleyin ilk söylenmesi gereken söz, namazdır; akşamleyin de en son söylenmesi gereken sözdür. Yani, güne namazla başlayıp namazla bitirmek durumundayız. O hâlde her günün başlangıcı ve sonu, Allah’ı anmak ve O’nun rızasını kazanmak olmalıdır.
Mukimlikte veya seferde; karada veya havada; fakirlikte veya zenginlikte kılınan namazların sırrı ve mesajı şudur: Ey insan, kim olursan ol, nerede olursan ol, sadece Allah’a kul ol, O’ndan başkasına boyun eğme.
Namaz, Müslümanın inancını, düşüncesini, isteklerini ve edindiği örnekleri ortaya koyan bir pratiktir.
Alevilik İslâm’ın Özüdür
-Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Ehlibeyt’imin düşmanı benim düşmanımdır. Benim düşmanımsa Allah’ın düşmanıdır.
Atalarımız ve dedelerimiz Allah Resulü’nün bu buyruğundan yola çıkarak, teberra ve tevella kuralına sadık kalmışlar; Allah’a, Resulü’ne ve onun Ehlibeyt’ine dost olanla dost, düşman olanla ise düşman olmuşlardır. Bu da Alevîliğin İslâm’ın özü olduğunun diğer bir kanıtıdır.
-Kur’ân-ı Kerim Hz. Muhammed’in (s.a.a) evine inmiştir. Cebrail dahi bu evde misafirdir. İslâm’ın özünü temsil eden yüce Peygamber ve Ehlibeyt’i bu evin sahibidir. Bu Ehlibeyt insanlığa yol gösterip ışık tutsun diye bizzat Hz. Muhammed’in terbiyesi ile yetiştirilmiştir. Onun Ehlibeyt’e uyulmasını istemesi de Allah’ın bir emri olduğu içindir. Bizim Alevî olarak adlandırılmamızın sebebi ise Peygamber’den sonra Ehlibeyt’in başında Hz. Ali’nin bulunmasıdır. O, İslâm’ın özüdür. Çünkü buyuruyor ki:
Konuşan Kur’ân benim…
Göğün yollarını ben bilirim…
Hangi ayetin nerede indiğini ve nüzul sebebini ben bilirim…
Alevilik nedir, Alevi nedir bilmek isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz.
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.1
İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.
Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.
Ziyaret Gerçeği ve Gerçek Ziyaret
SEVGİMİZE ŞAHİD OLUN
Rabbimizin sevdikleri
Sevgimize şâhid olun
Kitabında övdükleri
Sevgimize şâhid olun
Yemin olsun seviyoruz
Hüseyn için ölüyoruz
Âşıklardan diliyoruz
Sevgimize şâhid olun
Hüseyn Hüseyn nidâları
Lebbeyk lebbeyk sadâları
Yolun mihmanserâları
Sevgimize şâhid olun
Ya Hüseyin diyen diller
Dünyadaki kızıl güller
Hüseyn’e tutkun gönüller
Sevgimize şâhid olun
Züvvâra hâdim ey erler
Oluk oluk akan terler
Mersiye okunan yerler
Sevgimize şâhid olun
İnsan seli akan yollar
Ilgıt ılgıt esen yeller
Acıyla bükülen beller
Sevgimize şâhid olun
Kabarmış yara ayaklar
Yorgun dirençli bacaklar
Hüseyn’e bitap yürekler
Sevgimize şâhid olun
Yorulsa da her yanımız
Durmayacak kervanımız
Bu yoldaki her anımız
Sevgimize şâhid olun
Ayak bastığımız taşlar
Gözümüzden akan yaşlar
Kerbela’ya uçan kuşlar
Sevgimize şâhid olun
Yolda kurulan çadırlar
Yere serilen hasırlar
Aradan geçen asırlar
Sevgimize şâhid olun
Üstümüze konan tozlar
Güneşle kavrulan yüzler
Kerbela’ya giden izler
Sevgimize şâhid olun
Bizi seyreden yıldızlar
Rugeyye yaştaki kızlar
Altı aylık minik yüzler
Sevgimize şâhid olun
Kara yeşil al bayraklar
Yaşı yetmiş yüzü aklar
Yere inen tüm melekler
Sevgimize şâhid olun
Bu yolda yorulan dizler
Hüseyn’e ağlayan gözler
Yürürken duyulan hazlar
Sevgimize şâhid olun
Kurak çöller, yaslı çöller
Nohe, ağıt dolu diller
Sinelere vuran eller
Sevgimize şâhid olun
Eli asalı analar
Ağzı dualı analar
Kalbi Safalı analar
Sevgimize şâhid olun
Ey novheler, ey şiirler
Gönlü Hüseyn’e esirler
Kapısındaki kıtmirler
Sevgimize şâhid olun
Musa AYDIN
Ehl-i Beyt’ten Dualar
Dua, insanın manevî hayatının bölünmez bir parçasıdır. Dua, insanı sonsuz yüceliğe bağlayan nurlu bir halkadır. Dua, ibadetin özüdür. Dua, son derece aciz bir varlığın mutlak sahibi bir varlığa sırlarını açıp ondan yardım istemesi, yalvarışı ve O’na yöneliştir.
İÇİNDEKİ DUALAR:
-Kumeyl Duası
-Hz. Ali’nin Münacatı
-Ramazan’ın Günlük Duaları
-Namaz Sonrası Dualar
-Recep Ayının Duası
-Ramazan Ayının Duası
-İftar Duası
-Sofra Duası
Mead
Bütün semavî dinler, özellikle İslâm dini, mead ve ahiret konusuna çok büyük önem vermiştir. Bunun nedenlerinden bazıları şunlardır:
1- Mutluluk, refah ve emniyetin tek yolu kıyamete imandır. İnsan, yaptıklarının dosyasının tutulduğuna ve ilâhî mahkemede duruşmaya çıkacağına iman edecek olursa, kendisinde bir mesuliyet bilinci ve korku oluşur ve bu, onu büyük ölçüde günah ve ahlâkî bozukluklardan alıkor. Bu sayede, ümitsizlikten ve ruhî bunalımdan kaynaklanan intiharlar son bulur, gün geçtikçe artan suçlar, cinayetlerden duyulan endişe sona erer.
2- Milletlerin başarılı olmalarında ve zafere ulaşmalarındaki en önemli faktörlerden birisi kıyamete inanmaktır. Bunun en güzel kanıtı, Müslümanların şimdiki hâliyle, İslâm’ın ilk yıllarındaki hâlinin mukayesesidir. İlk Müslümanlar öyle bir iman ve yakîn mertebesine ulaşmışlardı ki sanki ahiret, bütün ebedi nimetleriyle gözlerinin önünde şekilleniyordu. Dolayısıyla bırakın ölümden korkmayı, şahadete adeta âşıktılar! Ama bugünün Müslümanları kalpleri korkuyla doludur. Ölümden korktukları için de rahatlıkla istismarcı emperyalistlerin yemi olabiliyorlar.
Son asırlarda İslâm topraklarının bölünmesiyle onların yok olmasının zeminleri hazırlanmış oldu. Sanayi, teknoloji ve savaş araçları alanındaki buluşlarda geri kaldılar. Sonunda meşhur “Altı Gün Savaşı”nda Beytü’l-Mukaddes’i Siyonist düşmana teslim ettiler.
Bugün Müslümanlar eski iftiharlarına yeniden ulaşmak istiyorlarsa, tek yol mead ve ahiret inançlarını güçlendirerek köklü ve esaslı bir değişim ortaya koymaktır.
Bu kitabın özelliklerinden birisi de ölümden sonraki hayatı, ilmî ve araştırmacı bir yöntemle incelemiş olmasına rağmen, konuların çok akıcı ve herkesin anlayacağı düzeyde olmasıdır. Ayrıca şüphelere ve tenkitlere net bir şekilde cevap verilmiştir.
Genç İlmihali ve Caferî Mezhebi’nin Esasları
İslam dininin tüm eğiti ve öğretileri iki ana başlık altında değerlendirilebilir: Birincisi; inançsal ve ideolojik konular ki buna, “Usul-i Din” yani dinin temelleri denir. İkincisi; ameli ve fer’i konular ki bunda da, “Füru-i Din” yani Usul-i Din’in uzantısı ve fer’i konumunda olan konular denir. Çünkü her insan kendi dünya görüşü ve inancı doğrultusunda hareket eder.
Beş inanç temelinin üçü, yani tevhid, nübüvvet ve mead kâfir ile Müslüman’ı birbirinden ayırt etme ölçüsü, diğer ikisi yani, adl ve imamet ise Ehli Beyt Ekolünü diğer ekollerden ayıran ölçüdür.
Elinizdeki kitapta bir Müslüman gencin bilmesi gereken bu konuların tümü özetle ele alınmıştır.
El-Müracaat
Allame Şerefüddin(öl. 1957), hayatı boyunca, aynı kökene sahip olan; ilahî vahiyden ve Nebevî sünnetten beslenen Şiîlik ile Sünnîlik arasındaki ihtilâfların iki mezhep arasında bir husumete dönüşmesinden rahatsızlık duymuş, bu rahatsızlığını da Sünnî bir âlim olan Şeyh Selim el-Bişrî (öl. 1916) ile paylaşmıştır. İki âlim, Şia ve Ehlisünnet arasındaki ihtilâflı meseleleri ortaya koyup açıklığa kavuşturmak, böylelikle iki mezhep arasındaki husumete bir son vermek için mektuplaşmaya karar vermişlerdir. Şeyh el-Bişrî ile yazışmalarını kitap haline getirerek ortaya çıkan iyimser tabloyu kalıcılaştırmak, gelecek kuşaklara aktarmak isteyen Allame Şerefüddin, elinizdeki eserin ortaya çıkış hikâyesini anlatırken amacını şöyle ortaya koyar:
“Böyle bir kitap yazma düşüncesi içindeki mektuplardan çok daha eskilere dayanır. Bu düşünce, gençliğimin ilk günlerinden beri, şimşeğin bulutların arasında parıldaması gibi göğsümde parıldamaya, gayretin galeyana gelmesi gibi kanımda kaynamaya başlamıştı. Engebesiz düz bir yol bulmak istiyordum ki, Müslümanları, aralarındaki ihtilâf fitnesini bitirecek, gözlerindeki perdeyi indirip hayata ciddî yönünden bakmalarını sağlayacak bir sınırda durdurabilsin; onları üzerlerine farz olan dinî ilkeye döndürüp, hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalarını ve hak bayrağı altında birbirlerinin pazısını güçlendiren iyi kardeşler olarak ilim ve amelde ilerlemelerini sağlasın.”
En İyi Dost Namaz
İnsan olmak ancak; kemale erme, kulluk etme, Müslümanca yaşama, Allah’ı, sahip ve hakim bilme ve Allah’a ihlaslı bir şekilde ibadet etmeyle gerçekleşebilir. Namaz, yaratıcımızla olan dostluğumuzdur; bu konuda gevşeklik göstermeyelim. Namaz, “kulun”, “Yaratıcısıyla” konuşmasıdır; onu sevelim. Namaz, ruhumuzun gıdasıdır; onu unutmayalım. Dikkat ve kalp huzuru, namazımızın can ve ruhudur; namazda devamlı Allah’ı yad edelim. Namaz, münker ve kötülüklerden alıkoyar; ondan daha fazla faydalanmaya çalışalım, onu en temel işlerimizden biri kabul edelim.
Aşkın Hazineleri
Musa Kazım Paşa’nın Kerbela olayıyla ve İmam Hüseyin’le ilgili mersiyelerini topladığı bu eser, failatün, failatün, failün vezniyle yazılmış 185 beyitlik bir mesnevi ile başlar. Mesnevi 7 fasıldan oluşur. Fasıllar arasında Peygamber efendimize, Hz. Ali’ye, Fatıma’ya Hasan’a ve Hüseyin’e Arapça salavat okunur.
Eserde 30 mersiye mevcuttur. Bu mersiyeler arasında 1 Mesnevi, 5 Kaside, 5 Terkib-i Bend, 1 Terci-i Bend, 3 Müsemmen, 5 Gazel, 6 Müseddes, 2 Muhammes, 1 Murabba, 1 Kıt’a yer almaktadır. Eser, 1250 beyitten oluşmaktadır.
Eserin orijinal adı “Makalid-i Aşk” adını taşımaktadır. Eserin üçüncü baskısı yapılmıştır. Her baskıda aynı mersiyeler yer almaktadır.
Yapılan çalışmada, eserin 1301 tarihinde yapılan ilk baskısı esas alındı. Şiilerin vezinlerinin ve nazım biçimlerinin yazılmasıyla yetinildi. Makalid kelimesi “miklad” kelimesinin çoğulu olup “kilitler, anahtarlar, hazineler” anlamında kullanılmaktadır. “Makalid-i Aşk” kelimesine intibakın güçlülüğü kanaati hasıl olduğundan yayına hazırlanan eserlere orijinal adını değil, “Aşkın Hazneleri” adını vermeyi uygun bulduk.
Mübarek Üç Aylar
Bu kıymetli eser, nefsi günahlardan arındırma yollarının ve Allah ile insan arasındaki diyalogun rehberidir. Özellikle recep, şaban ve ramazan aylarında hangi dualar okunur, hangi zikirler yapılır, hangi namazlar kılınır, gece ve gündüzlere ait tüm ibadet ve amellerin hepsini bu kitapta bulacaksınız.
Bu eşsiz eser, Müslümanlara Ehlibeyt kanalıyla ulaşan dua, zikir, münacat ve nefis tezkiyesi ile ilgili direktifleri içermektedir. İslâm’sa dua kültür ve adabının ne kadar zengin ve ağırlıklı olduğunu bu kitapta göreceksiniz.
Eser, son asrın büyük âlimlerinden, “Sikatü’l-Muhaddisin” lakabıyla anılan merhum “Hacı Şeyh Abbas Kummi” tarafından Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ve onun ilim ve hikmet vârisleri olan pak Ehlibeyt’inin dua ve münacatlarından derlenen büyük dua kitabı “Mefatih’ul-Cinan”ın Mübarek Üç Aylar bölümünde yer alan amelleri, dua ve münacatları (metin ve tercümeleriyle birlikte) ihtiva etmektedir.
Kitap, mukaddes muhtevasının yanı sıra müellifinin de büyük ihlâsından olsa gerek, yazıldığı günden beri kendisinden önce ve sonra, mevzusunda yazılan eserlerin hemen hepsini gölge altında bırakmış ve çeşitli ülkelerde Ehlibeyt dostları arasında yaygınlaşarak müminlerin elinde dolaşan vazgeçilmez bir eser hâline gelmiştir. Öyle ki, hemen her evde Kur’ân-ı Kerim’in yanı sıra bir “Mefatihu’l-Cinan”ı da bulabilirsiniz.
Hizbullah – İsrail Savaşı
Hizbullah ile İsrail’in 33 günlük savaşını ve bu savaşta, Hizbullah’ın İsrail’e karşı kazandığı zafere ilişkin kanıtları ve bundan çıkarılması gereken dersleri ele alan bu kitapta yazar, aslında bu savaşın, Amerika ve İsrail tarafından Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik girişimlerden kaynaklandığını, özellikle Irak’ta gelişen olaylardan sonra Amerika’nın “İsyan Üçgeni” olarak nitelediği İran, Irak ve Lübnan’daki İslâmî güçleri çökertmekle “Yeni Ortadoğu Projesi”ni uygulamaya geçirme sevdasını boşa çıkartmak amacı taşıdığını akıcı bir üslupla ortaya koyuyor…
Ehl-i Beyt Ziyaretleri
Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:
“Muhammed’in canı elinde olan -Allah’a- andolsun ki, kıyamet günü bir kul yetmiş peygamberin ameliyle de gelse, Allah’ı benim ve Ehl-i Beytimin velayetiyle mülakat etmedikçe Allah ondan bu amelleri kabul etmeyecektir.
Biharu’l-Envar c.15, s.172
Elifba c.1
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
İslam Siyaset Düşüncesi c.2 (Ülke Yönetimi)
* İslam dünyasının bu asırda, üzerinde düşünülmesi gereken iki oluşuma tanıklık ettiğini söylemek gerekir. Bu oluşumlardan biri, siyasete ve dinî hâkimiyete olumsuz bakan düşüncedir. Bütün dinler ile özellikle de İslam ile karşı karşıya gelen ve dinî siyasi düşüncenin inzivasını ve dinî inancın oluşturduğu hareketliliği azaltmayı ardında taşıyan bu yeni düşünce, bütün dinleri tehdit etmektedir. İslam dünyasının düşünür ve bilgelerinin, bu düşüncenin karşısında mantıklı bir savunma yapmak için, derin ve ciddi araştırmalar yapıp, dinin aslî inançlarını açıklamaları ve sağlamlaştırmaları zorunludur. Diğer oluşum ise, velayet-i fakihi esas alan düşüncenin siyasi arenada yerini almış olmasıdır. Bu düşünce teorik olarak çok eskilere dayanmakta ve uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak bu düşüncenin pratik ve uygulama boyutu, 1979’da İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasından sonra başlamıştır.
* “İslam’ın Siyasi Teorisi”nin açıklanma zorunluluğu, bu teorinin siyasi düzenler içersindeki yerinin tanıtılması, bu teori hakkındaki şüphelerin, kuşkuların ve fikrî mücadelelerin varlığı ve de dâhilî ve haricî düşmanların velayet-i fakih düzenine karşı çok yönlü saldırıları göz önünde bulundurularak, dinî değerleri ve vahye dayalı öğretileri savunmak amacıyla feraset sahibi, bilge, âlim ve yorulmaz mücahit Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdî (Allah ömrünü uzun ve daha bereketli kılsın) tarafından, Tahran’da cuma namazları hutbelerinden önce “İslam Siyaset Düşüncesi” hakkında bir dizi konuşmalar yapıldı. Elinizdeki eser, bu konuşmaların düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş hâli olup, “Yasama ve Yürütme” adlarıyla iki cilt olarak aziz okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
Müslüman Halk Hareketleri
XVIII. Yüzyıldan itibaren devlet ricalinin öncülüğünde başlatılan batılılaşma hareketlerine karşı her zaman İslamî kültüre sahip çıkan müslüman halk yönetici kadronun tepeden inme yeniliklerine asla itibar etmemiştir. Halk sadece batı taklitçiliğine karşı çıkmamış aynı zamanda gerçek İslamî adaleti kaim etmek amacıyla mücadele de vermiştir. Bunun en tipik örneğini Şeyh Ahmet olayında göreceğiz…
Hadislerin Dilinden Hz. Fatıma (s.a)
Hz. Rasulullah’ın (s.a.a) “Âlemlerin Kadınlarının Efendisi” olarak nitelediği “Fatıma”nın hayatı bizim için örnek teşkil ediyor. Hz. Fatıma tek bir bakış açısıyla değerlendirilip anlatılabilecek bir şahsiyet değildir. Dolayısıyla “Fatıma”yı anlama ve tanıma yönünde farklı pencerelerden farklı bakış açıları sunma gayreti içerisindeyiz.
Amacımız Hz. Fatıma’nın hayatını, nesilden nesile aktarılan bir kıssa olmaktan çıkarıp; hayatımıza ve davranışlarımıza yön veren, çağımıza güncellenmiş bir kılavuza dönüştürmektir.
Tüm çağlarda kadınların yükselişi “Fatıma”nın gölgesinde, izinde olmakla ve onu aşkla sevmekle mümkündür.
Elinizdeki eserde Hz. Fatıma’yı hadislerin dilinden öğrenmeyi ve tanımayı istedik.
Şafak Yazıları
Bu kitapta Hüseyin Hatemi’nin 2008 yılında yazdıığ son “Şafak Yazıları” yer almaktadır. Bu yazılar 23 Haziran 2008’de sona ermiştir.
Âl-i Muhammed Tarihinde Teşrih ve Muhakeme
“Muhammedoğulları Tarihinde Teşrih ve Muhakeme” kitabı çok faydalı kitaplardan biridir. Bu kitap, Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin (hepsine selam olsun) hak üzere olduğunu ve mazlumiyetini ispatlamada anlaşılır ve akıcı bir beyanla yazılmış en güzel, kısa ve eşsiz bir eserdir.
Ben yazarla birkaç defa görüştüm. İran’a yaptığı yolculukta birkaç defa Tebriz ve Hemedan’da onu gördüm; gerçekten de kendi emsallerinden üstün, çeşitli dallarda yetenekli ve dini münazaralarda çok güçlü bir kişiydi. Kadı Behlül benden Şia’nın hadis kitaplarını nakletmek için icazet istedi; bende ona icazet verdim ve ondan Ehl-i Sünnet’in Nebevi hadis kitaplarını nakletme konusunda ayrıntılı bir icazet aldım.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






