Kevser

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in Hayatı

Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…

Son Şafak Yazıları

İnsan; içinde bulunduğu olumsuz şartlar dolayısıyla Şerr’in zulmünü eliyle önleyemiyor, diliyle de feryad edemiyor, eleştiremiyorsa, Yüce Sevgili’nin (s.a.) öğütünü tutarak hiç değilse “gönlünde isyan ve zalimden nefret” olmalıdır. Bu da imanın en zayıf derecesidir. Yoksa zalimin tetikçisi, celladı, hatta duacısı, mazideki zalimlerin de şakşakçısı olursa, zebani denen manevi sağlık görevlilerinin ihtimamında “Cehennem Uluslararası Hastanesi”nin yoğun bakım birimine gitmek üzere terliklerini ve pijamasını vs. hazırlasın. Zulmü öven, o zulmün sorumluluğunda ortak olur.Zulüm ve zalimden gönülden tebberrası ve Yüce Sevgili’ye (a.s.) gönülden tevellası olmayana “sâlûs” denir. Yunus (sırrı kutlu olsun) “Yürü var ebkem ol ey/ Ne sâlûsluk satarsın?” demedi mi?

İMAM HASAN

Ehlibeyt İmamları’nın ikincisi, Peygamber reyhanesi İmam Hasan-ı Müçteba dönemindeki, çalkantılı İslam tarihinden kesitler sunan bu filmi hayretler içerisinde izleyeceksiniz. İmam Ali’nin şehadetinden sonra Muaviye’nin isyan ve karşı koyma tutumları, İmam Hasan ve kardeşi Hz. Hüseyin’i din adına dinin varlığını tehdit etmeye yönelik ciddi bir komployla karşı karşıya bırakmıştı İmam Hasan bu tehlikeyi savmak için ya direncekti ya da uzlaşacaktı. Direnişin, hidayet kılavuzu ailenin ortadan kalkmasına ortam hazırlayacağını fark eden İmam ikinci yolu seçmişti. Bu film, İmam’ın seçimindeki tarihi neden ve hikmetleri ayrıntılarıyla gözler önüne sermektedir.

İslâm ve Batı Uygarlığının Çehresi

Bu kitapta belirtilen belgelerin de ortaya koyduğu üzere, İslâm toplumsal emniyeti sağladığı gibi, sosyal ortamı medenîleşmeye hazır bir hâle de getirmektedir. İslâm’ın çeşitli Müslüman milliyetler arasında barış ve anlaşma sağlayan özel prensip ve dikkati bir yandan; diğer milliyetlere karşı taassuptan uzak görüşü de diğer yandan el ele vererek milletler arasında gayet yakın bir ilişkinin kurulmasına neden olmakta, bu da medeniyetin yerleşip yayılmasını takviye etmektedir…

Avrupa ve Amerika kıtalarında yıllarca gündemden düşmeyen ve bizzat batılılar tarafından birkaç dile çevrilerek incelenen bu eser, Türk Müslümanın da en önemli acısı olan “batıyı kıble edinen” hastalığını başarıyla irdelemekte; onuru ve bilimi Müslümanlardan öğrenen batı kavminin dünkü ve bugünkü konumunu ele alarak Müslümanların bugünkü hâlinin “batıyı taklit edip, İslâm’dan kopuş”tan kaynaklandığını ilginç örneklerle hatırlatmakta ve maneviyattan uzaklaşan batının bugünkü koflaşmış hâlini bizzat batının istatistikleri ve batılı bilim adamlarının itiraflarıyla belgelemektedir.

Sahâbenin Adâleti ve Ebû Hüreyre

“Sahabe” konusu, İslâm dünyasının iki dev mektebi, Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet arasında yaşanan en sancılı problemlerin başında gelir. Sancılı ve bir okadar da nazik olan bu problem, aynı zamanda birçok tali problemin de tetikleyicisidir.Ehl-i Sünnet mektebi, sahâbeye tamamen “âdil” ve “güvenilir” gözüyle bakarken, Ehl-i Beyt mektebi onları normal insanlar gibi değerlendirir. “İçlerinde doğrusu da var, eğrisi de!” der.Şu an elinizde bulunan bu hacimli çalışma, çoklarının üzerine gitmekten çekindiği bu hassas konuyu irdelemekte, âyetleri, Ehl-i Sünnet kaynaklı hadisleri ve târihî verileri; “cömertçe” ortaya sererek tartışmaktadır.Bu arada, “İmâmiyye Şîası’nın bütün sahâbeyi tekfir ettiği” yaygarasını da çürütmektedir.

Batı’nın Batışı

Bu kitapta, batı dünyasının şu an içinde bulunduğu sosyal, siyasi ve iktisadi durumunu kısa ama titiz bir şekilde ele almaktadır. Bu yazı dizileri okuyucunun yaşadığı dünya ile batı dünyası arasında gerçekçi bir mukayese yapabilmesine olanak sağlamaktadır.

Bu yazıları 1981 yılının kışında yazarın Avrupa’ya yaptığı seyahat sonrası kaleme alınıp büyük gazetelerin birinde 10 makale halinde yayınlanmıştır.

Şefaat Üzerine

Bu kitap ilk önce adademik çevrelerce tanınan M. Hadi Esed’i’nin konuyu genel olrak ele alıp değerlendirdiği makalesi, daha sonra Üstad M. Mutahhari’nin konuyu “adl-i İlahi” çerçevesinde değerlendirdiği makalesi ve daha sonra da konuyu değerli ve eşsiz “el-Mizan” tefsirinde başlı başına daha geniş ve derinlemesine işlemiş olan Allame TABATABAÎ’NİN makalesi sırala okurlara sunulmaktadır.

Şefaat konusuna farklı açı ve görüşlerden yaklaşan bu eser hiçbir şüpheye yer bırakmamıştır.

Bir Direnişten Öyküler

Hürremşehir’de, hala bütün şehrin ahalisinin her Cuma akşamı ziyaret ettiği şehitlikteki bir mezarın taşında şöyle yazar:

Şehid Behruz Muradi

Kurbanalioğlu

Şehadet tarihi: 4.3.1367/ 1988 Baharı

Ruhu şad olsun!

Ey yolcu! Henüz vakit varken, Ahiretini kurtarabilmek için davran!

Hidayet Önderleri c.6

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın dördüncüsü ve hidayet önderlerinin altıncısı olan İmam Zeynelabidin’nin (a.s) hayatı incelenmiştir.

Hz. Fatıma’nın (s.a) Faziletleri

Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyuruyor:

Kızım Fatıma geçmiş ve gelecek bütün kadınlardan üstündür. O vücudumun bir parçasıdır, gözümün nuru ve kalbimin meyvesidir. O benim ruhumdur. O insanlardan olan bir huridir. Rabbinin huzurunda ibadete durduğunda yıldızların yer ehli için parladığı gibi, onun nuru da gökteki melekler için parlar ve Allah Teala meleklerine şöyle hitap eder:

“Ey Melekler, bakın benim cariyem (kulum) Fatıma’ya; o benim huzurumda durmuştur, korkudan titriyor; kalbiyle benim ibadetime yönelmiştir. Sizleri şahit kılıyorum ki, ben onun takipçilerini ateşten koruyacağım.”

Kerbela’nın İntikamı

Muhtarname dizi filmi, Hz. Hüseyin’in katillerinden öç almaya çalışan Muhtar Sakafi ve yol arkadaşlarının macera ve hayat öyküsüdür. Aynı zamanda tarihin en zalim zümresi Emevilere karşı Ehlibeyt hanedanından Hz Hüseyn’in kıyamının kare kare işlendiği bir tarihnamedir.
Bu filimde İslam tarihinin önemli merhalelerinden biri olan Hz. Hasan   ve Muaviye dönemi özet olarak ele alınıyor. Daha sonra Hz. Hüseyin’in Yezid’e karşı başlattığı kıyamın serüveni anlatılıyor. Bu tarihî aşamalar da Muhtar Sakafi’nin dönemin olaylarına farklı yöntem ve bir bakış açısı beslediğini anlatmaktadır.
Ayrıca bu film, Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra da insanların bu elim vakıa karşısında sergiledikleri infial ve tavrı, Muhtar Sakafi’nin, mücadelesinde bu insanlardan yararlanma çabası, Hz. Hüseyin’in kanını dökenlerden hesap sormasının o dönem Irak toplum ve coğrafyasındaki karşılığını bulması, Kerbela’daki katillerin teker teker cezalandırıldıklarını aksiyonel biçimde ekranlarınıza taşıyor.

Hidayet Önderleri c.1

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, hidayet önderlerinin birincisi olan Hz. Muhammed’in (s.a.a) hayatı incelenmiştir.

İmam Mehdi ve Gayb Haberleri

Buraya kadar yaptığım açıklamalar, önerilere binaen beklenti, umut ve intizar ehli temiz insanlardan dileğim şudur: Bu konuya yaklaşımımız, en dakik ve en üstün ilmî, şer’î  ve akli kriterlere dayanmalıdır. Hurafeler âlemine, efsaneler dünyasına kanat çırpmamalıyız. Bizi bilgiye götürmeyen hiçbir yolu izlememeliyiz. Bunlar bizimle Allah arasında hüccet hâline gelmemelidir.

İrmiya

Allahu Ekber. Bismillahirrahmanirrahim…

Mustafa’nın gözleri, İrmiyâ’yı kitaba tercih etmişti. Fakat gözleri her zamanki gibi, İrmiyâ’nın namazının ilk kapısından öteye geçmedi; daha doğrusu geçemedi. Nasıl yarı açık o kapkara gözlere bakarsın; oysa onlar sana bakmıyor ve bakış ufku seninle metrisin ötesinde bir yerdedir. Nasıl bakışının desenli çarşafını riyasız secdesine serersin; hâlbuki İrmiyâ’nın omuzları sessiz secdesinde titriyordu.

                                               ***

Bilim açısından, balığın ölüm nedeni, onun sudan uzaklaşması, dolayısıyla doğal etkenlerdir. Ancak herkes balığın bir kere olsun bile aşağı yukarı atlamasını görmüşse, balığın susuzluk ve doğal etkenler sonucu ölmediğine kanaat getitir. Balık sudan ötürü intihar ediyor! Kızgınlık, çaresizlik, yalnızlık, ıstırap… Bunlar bilimsel sözcükler değildir. İrmiyâ toprak üzerinde kalmış, eti helal bir balığa dönmüştü.

Divan Şiirinde Kerbela Ağıtları

Elinizdeki bu çalışma, XIV. yüzyılla XX. yüzyıl arasında yaşayan Divan şairlerinin Kerbela olayını işleyen şiirlerinden oluşmaktadır.

Peygamber sevgisiyle Ehlibeyt sevgisini birbirine eklemiş olan insanlar, bu bağı koparmamaya özen göstermişlerdir. Hz. Ali’den, Hz. Hasan’dan sonra Hz. Hüseyin’in de trajik biçimde öldürülüşü Müslümanlar arasında bir matem havası oluşturmuştur…

Mersiye “ölen bir kimsenin özelliklerini sayarak arkasından ağlamak” anlamını ifade eder. Ölüm olayı mersiyeyi yedeğinde taşır ve ona davetiye çıkarır. Bu anlamda insanoğlunun tanıştığı ilk acı Hz. Âdem’in oğlu Habil’in ölümüdür. Bu olay nedeniyle Hz. Âdem teessüre kapılır. Acısını, hüznünü dile getirir. Ölüm olayı ve hüzün insanoğlunu mersiye ile tanıştırır. Bundan dolayıdır ki, insanoğlunun söylediği ilk şiirin mersiye, ilk mersiyeyi söyleyenin de Hz. Âdem olduğu vurgulanır.

Bir insanın zulümle öldürülmesi, üzüntü ve öfkeyi isyana dönüştürür. Ölüm şekli ve ölen kişinin özelliği de isyanı umumileştirir, halkı rahatsız eder. Ölüm hadisesi üzerinden yılların geçmesi bile yapılanları düzeltmez. Bunun en belirgin örneği Kerbela olayıdır ve Hz. Hüseyin’in şehit edilmesidir.

Ehl-i Beyt İmamları’nın Siyasi Tutumları

Elinizdeki eser, bir giriş ve sekiz bölümden oluşmaktadır. Hepsinin ana konusu, tertemiz Ehlibeyt İmamları’nın siyeri, özellikle hilafet ve hükümetle ilgili sergiledikleri tavırlardır. Giriş olarak sunulan yazı, aslında Üstad’ın yazılarından alınmıştır. İmam Hüseyin’le (a.s) diğer Ehlibeyt İmamları’nın metodu mukayese edilmiştir. Kitabın diğer bölümleri ise, onun farklı mekânlarda ve zamanlardaki konuşmalarıdır. Sırasıyla konuları şunlardır:

 

-Hz. Ali’nin Sorunları

-İmam Hasan’ın Barışı

-İmam Zeynelabidin

-İmam Cafer Sadık ve Hilâfet

-İmam Musa Kâzım’ın Şehadeti

-İmam Rıza ve Veliahtlık Olayı

-İmam Hasan Askeri

-Kapsayıcı Adalet ve Beklenen Mehdi

Masumların Çehresi

İmam Humeyni’yi diğer Müslüman âlim ve düşünürlerden ayırt eden en önemli özelliği, tarih anlayışı ve masum nebiler ile velilerin hayatlarından ve kıyamlarından çıkardığı derstir. 

İmam Humeyni’nin Eserlerini Düzenleme ve Yayımlama Müessesi tarafından hazırlanan bu derleme dört bölümden oluşmaktadır:

“Tarih ve Tarihin Değişmezleri” başlığını taşıyan birinci bölüm; tarihin seyri, tarihteki yüce amaçlar ve tarihin vaadi gibi genel birtakım konuları içermektedir.

“Peygamberler Tarihi” başlığını taşıyan ikinci bölüm dört kısma ayrılmakta olup, İmam Humeyni’nin nebilerin nitelikleri, davetleri, direnişleri ve hayatlarına ilişkin sözlerine ayrılmıştır.

Üçüncü bölümün konusu ise Hz. Peygamber’dir (s.a.a). Dört kısımdan oluşan bölümde İmam Humeyni’nin Hz. Peygamber’in kişiliği, peygamberliği, hükümet şekli ve savaşları hakkındaki sözleri bir araya getirilmiştir.

“Ehlibeyt’in Hayatı” başlığını taşıyan dördüncü bölümde de İmam Humeyni’nin Hz. Zehra (s.a) ve Ehlibeyt İmamları (a.s) hakkındaki sözleri dört alt başlıkta toplanmıştır.

Ehl-i Beyt Mektebi

 

Ne yazık ki şu ana kadar bu alanda yazılmış birçok kitapta tam manasıyla taassup ve ön yargıdan kurtulamayan yazarlar, ya olaylara Ehl-i Sünnet gözlüğü veya Şia gözlüğü ile bakarak okuyucuları konunun dışına itmişler ve hakikat peşinde doğruları bulmaya gayret gösteren kimselerin yanılmalarına neden olmuşlardır. Fakat biz bu kitapta her türlü taassuptan uzak bir şekilde sadece ve sadece sağlam delillere dayanarak, okuyucuların hakikatleri tarih sayfalarından çıkarıp bulmalarını sağlayacağız.

 

Umre Rehberi

Bu eserde, asrımızın taklid mercilerinden şu beş müçtehidin nazar ve fetvaları esas alınmıştır.

– Ayetullahi’l-Uzma İmam Humeynî (r.a)

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Hamaneî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Sistanî

– Ayetullahi’l-Uzma Nasır Mekarim-i Şirazî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Musa Şubeyr-i Zencanî

Gadir Hadisi ve İmamet Meselesi

Elinizdeki bu kitapçık; her biri Şehid Ayetullah Mutahhari’nin iki kitabından seçilmiş iki bölümden oluşmakta olup, her bölümün ortak noktası Gadir-i Hum vakası ve hadisi ile bunların Ali’nin (a.s) imametine olan delaletidir. 

Birinci bölüm, “Gadir ve Müslümanları İçerden Tehdit Eden Tehlike” başlığı altında yer aldığı On Beş Konuşma (Panuzdeh Goftar) kitabından alınmıştır. İkinci bölüm ise, şehid mütefekkirin İmamet ve Önderlik (İmamet ve Rehberi) kitabının “Gadir Hadisinin Ali’nin (a.s) İmametine Delaleti” başlığı altında yer alan kısmıdır.

Kur’ân-ı Kerim (40 Hadis)

Bu kitapta Kur’ân-ı Kerim hakkında nakledilen 40 hadis okuyucuya sunulmuştur.
Resulullah (s.a.a):
Fitneler, karanlık gece parçaları gibi etrafı sardığı zaman Kur’ân’a sarılın ve ondan ayrılmayın; çünkü Kur’ân, aracılığı kabul edilen bir şefaatçi ve şikayeti kabul olan bir davacıdır. Kim Kur’ân’ı önüne geçirirse (onu kendine önder edinirse), Kur’ân onu cennete götürür ve kim Kur’ân’ı arkasına atarsa (ona amel ve itina etmezse), Kur’ân onu cehenneme sürükler.

Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker

“Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker’de bulunarak dini ihya etmek için çoluk çocuğunu Kerbela kurbangâhına götürüyorum” diyene.

Kötülükten sakındırdıkları için sürgün edilip Rebeze çöllerinde garip bir şekilde can veren Ebuzerlere.

Bizler bugün bir kelime dahi söylemeye cesaret edemezken, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için mücadele verip canlarını ve mallarını feda eden, hapse düşen, işkenceye maruz kalan ve sürgün edilen; ama tüm bunlara sabreden zamanın Yusuflarına…

Hidayet Önderleri c.10

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın sekizincisi ve hidayet önderlerinin onuncusu olan İmam Rıza’nın (a.s) hayatı incelenmiştir.

Ümit Sabahı

Zuhur öncesi İslâm toplumunun geneline hâkim olan durumla ilgili hadislerde çeşitli belirtilerle karşılaşıyoruz. Bazı belirtiler özel koşullara sahip ve özel alanlara açıklık getiriyor. Örneğin:

Necef ve Kufe şehirlerinin su altında kalması, Irak’ta huzur ve güvenin kalmaması, İranlıların Araplara galip gelmesi, Basra’nın işgal edilmesi ve su altında kalması, Belh şehri’nin yıkılması, Beytü’l-Mu-kaddes’in onarılması, Mısır ve Şam’ı yönetenlerin öldürülmesi, Horasan’lı bayrağının Dicle kenarına dikilmesi, Fas’tan ve Ceyhun’dan bayraklıların harekete geçmesi, Türklerin Şattu’l-Arab’a kadar ilerlemesi, dört antlaşmanın yapılması, Habeşistan’ın depremle yıkılması, Necef’te ilim ve bilginin tükenmesi, ilmin Kum Şehri’nden fışkırması, ramazan ayında semavî sesin duyulması, dinin bir İranlının eliyle pekişmesi, Hac yolunun kapanması, Rey Şehri’nin yıkılması, Horasan’lı Seyyid’in Horasan’dan kıyam etmesi, Şuayb’ın Talikan Şehri’nden kıyama kalkması, güneşin batıdan doğması, Mina’da bir facianın meydana gelmesi, Kıptî’lerin Mısır’da yönetime gelmesi, Şam Camisi’nin bir bölümünün yıkılması, Kâbe’nin yakılması, Lübnan’da kanlı olayların meydana gelmesi, Kufe Camii ve Borasa Camii’nin harap edilmesi vb. benzeri olayların gerçekleşmesi.

Bu olayların ve belirtilerin çözümü ve yorumu nedir? Acaba bunlar gerçekleşti mi?

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.