Kevser

İslâm Kültür ve Medeniyetinde Şia’nın Rolü

 İslam Kültür ve Medeniyetinde Şia’nın Rolü adlı kitap Ehlibeyt (a.s) Ekolü izleyicilerinin düşünce ve kültür tarihinin yeniden okunması ve İslam medeniyetinin şekillenmesinde Şiî âlimlerin katkısının tekrar tanımlanması yönünde bir çabadır. 
İslam tarihine kısaca göz atmak, İslam medeniyetinin şekillenişinin en başından (hicrî ikinci yüzyıl) günümüze kadar farklı kültür ve medeniyet havzalarının Şia büyüklerinin huzurundan hiçbir zaman yoksun olmadığını gösteriyor. Bu durum Şia’nın aklaniyet/aklilik ve medeniyet tarihinin derinliğine ve İslam tarihindeki kıdem ve önceliğine tek başına delildir…

El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.11

el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.

Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.

İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.

Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.

Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.

Ahiret Menzilleri

Bu kitap, Kur’ân ayetleri ve Hz. Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti’nden nakledilen hadislerle ölüm sonrası insanları bekleyen hayat serüvenine ışık tutmuştur.

Bu konuyla ilgili şimdiye kadar İslâm âlimleri tarafından yüzlerce değerli eser kaleme alınmışsa da büyük muhaddis Şeyh Abbas Kummî’nin, Kur’ân-ı Kerim ve Resulullah ile Ehlibeyt İmamlarından nakledilen hadisleri kaynak alarak “ölüm, berzah ve kıyamet” konularını bir arada özetle işlediği bu kitap, Farsça ve Arapça baskı sayılarında rekor kırmıştır.

İçindekiler

Birinci Menzil: Ölüm Sarhoşluğu

İkinci Menzil: Haktan Sapma Anı

Birinci Durak: Kabir Korkusu

İkinci Durak: Kabir Azabı

Berzah

Kıyamet

Kabirden Dirilmek

Amellerin Tartılması

Amel Defterleri

Sırat Köprüsü

Cehennem Azabı

Ana Hatlarıyla Günah ve Etkileri

Günah işlemek, ruhsal ve psikolojik bakımdan bireyleri ve toplumu denge ve denklikten yoksun bırakacaktır. Bu kanunsuzluktan sakınmak ise takvaya, izzete, keramete, yaratılışsal zenginliklerin ihyasına, gönül yaşamına, batın sefasına, manevî sülûk yönünde adım atmaya, hakkı batıldan ayırt etme konumuna yükselmeye, amelî hikmet kazanmaya, özel ilahî lütuf ve inayetten nasiplenmeye, yüce Allah’ın özel ödülünü elde etmeye, dış kökenli şeytandan kurtulmaya, rızk bolluğuna, güzel akıbete, can verme zorluğu ve kabir azabı gibi istenmedik durumlardan kurtuluşa ve de Hz. Mehdi’nin (yüce Allah zuhurunu tez eylesin) batinî hidayetinden yararlanmaya neden olacaktır.

 

İslamî Düşüncenin Temel İlkeleri

Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî’nin konuşmalarının yazılı özetinden ibaret olan elinizdeki kitapta, İslâm’ın en önemli düşünsel temelleri yani iman,tevhid, nübüvvet ve velayet konuları, en yapıcı ve en canlı boyutlarıyla Kur’an’ın net ve açık ayetleri ışığında araştırılmış ve dinleyicilere, Kur’an üzerinde düşünme yöntemini öğretmek amacıyla açıklayıcı bilgiler katılarak ayetlerde sözü edilen temeller belirlenmiş ve gösterilmiştir. Gerekli yerlerde de yüce Allah Resulü’nden (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan (hepsine selâm olsun) rivayet edilen sahih hadislerden vurgu ve açıklama yönünde faydalanılmıştır. Böylece Kur’an’dan bazı ayetler düşünmeye tâbi tutulurken, sorumluluktan doğan İslâmi ilkelerden bir, İslâm ideolojisi ve düşünce tarzı noktalarından biri olarak açıklanmıştır.

Veli’nin Diliyle Nebi

Hangi düşüncede olursa olsun her insanın istediği, adalettir. Çünkü adalet isteği, fıtridir. İnsanın fıtratından gelen bu isteğin yani adaletin, hakkı ile yerine gelebilmesi için terazinin bir kefesinde bulunan ölçeğin “doğru” olması gerekir. En doğru ölçek de hiç şüphesiz vahiy ve risalettir.

Vahiy ve risalet okuyuşu, bizim kendi nefsimize ait bir hak değildir. O hâlde doğru okuma kime aittir? Bu sorunun cevabını Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) sık sık hatırlatmıştı: “Ehl-i Beyt.”

Ehl-i Beyt ile ilgili o kadar çok bilgi elimizin altındaydı; ama “Niçin?” denilmemiş, sebebi sorulmamıştı. Bilemedik, bilgilendirilmedik.

İslam tarihi denince sadece Hz. Peygamber’in hayatından yirmi üç yıl düşünülür. O da kişilerin insafına bırakılmıştı. Bu yirmi üç yıl da bir şekilde kırpılmıştı…

İşte bu kitabın yazılmasındaki amaç: Birincisi, derin bilgi sahibi olmak ve imanı doğru pekiştirmek için vahiy ve hadis eğitiminin yanında mutlaka İslam tarihinin de bilinmesi gerektiğidir. İkincisi ise vahiy ve risalet çizgisini doğru okumak için, siyerin de doğru okunması gerekmektedir…  Bu da en güvenilir gözlerin ve kalplerin sahipleri olan Ehl-i Beyt’e sarılmakla olur.

İslam tarihinin baş aktörü Hz. Muhammed’dir (s.a.a). Hz. Resulullah’ın yanındaki en yakın şahit ise Hz. Ali’dir (a.s). Bu yüzden onun diliyle Hz. Peygamber’i ve mücadelesini anlatmak istedim.

Önemli olan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in hayatlarının ne kadar iç içe olduğunu göstermekti. Böylelikle nerelerden beslenmemiz gerektiğini iyi bilecektik.

Şiircemde

AŞKIN İLE ÖLECEĞİM

Bir ipucu, bir işaret

Olsa seni bulacağım

Dayanılmaz oldu hasret

Yar ne zaman güleceğim

 

Geldiğini duyur bana

Yanında yer ayır bana

Ne istersen buyur bana

Onu nimet bileceğim

 

Sular söndürmüyor narı

Gel gönlümün iftiharı

Dağıtmazsan bu efkârı

Yana yana solacağım

 

Sözüm sözdür namus sözü

Kâbe’ye çevirdim yüzü

Yalnız bırakmam ben sizi

Nida duysam geleceğim

 

Şeksiz şüphesiz imanım

Sana feda olsun canım

Zuhur eyle gör “Sultanım”

Aşkın ile öleceğim

 

Galu bela da sözüm var

Aşka engel olmaz mezar

Biter bitmez bu intizar

Ben orada olacağım

Mehmet DEMİRER

Masum İmamların Fikrî ve Siyasi Hayatı 2

Bu kitap İmamların tarihini ele alan eserlerde karşılaştığımız iki aksi metodun karşısında yeni ve doğru bir üslup sergilemektedir. İmamların hayatını incelemeye alanların bir çoğunun ifrat veya tefrit noktasında yanılgıya düştüklerini görmekteyiz.

Bazıları İmamların tarihini kavrama ve algılamada aşırılığa (ifrat) gidip onların sürekli “gayp”dan yararlandıklarını söylemekteler. Bazıları da İmamlara karşı sırf dünyevi gözle bakan gayb ve ilahi kerametler unsurunu dikkate almadan imamların yaşam, tutum ve tavırlarını incelerken ihmale (tefrit) düşmekten kurtulamamışlar.

İşte bu kitabı okurken her iki eksiklikten uzak bir şekilde Ehlibeyt İmamlarının hayatındaki (Fikri ve Siyasi boyutlarıyla) mücadele unsurlarını tanıma fırsatını bulacaksınız.

İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Ehlisünnet’le Yaşam Biçimi

Zamanın gereksinim ve ihtiyaçları doğrultusunda İslam toplumunun ortak değeri olan şahsiyetlerin hayatlarına eğilmek, etkin insanların rolünü kendimiz için güncellemek, İslam toplumunun temel dinamik ve evrensel ilkelerini ayakta tutmak için örnek alınması gereken şahsiyetlerin yaşamından yardım almak, hiç şüphesiz yapılması gereken en önemli çalışmalardan biridir. Bizleri Allah’a yaklaştırıp dergâhında sevimli kılan; mezhep, mektep ve tarikatlarımızı yüceltmek değil, O’nun dinini yüceltmeye çalışmaktır…
İslam dininin ahlaki ve insani değerlerini yaşayıp yaymak için atılacak adımlarda hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Birliktelikler sağlam bir temel üzere atılmalıdır ki kısmi ihtilaflar bu sağlam temeli yok edemesin. Bu doğrultuda ele aldığımız mevcut kitap, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde; İmam Cafer Sadık’ın (a.s) hayatı, Ehlisünnet kavramından maksadın kimler olduğu, ayrıca o dönemin siyasi ve kültürel yapısı kaleme alınırken; üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerde ise İmam Cafer Sadık’ın, Ehlisünnet’in âlim, yönetici ve halkına karşı sergilediği yaşam biçimi ve yöntemleri konu edilmiştir.
İslam dinini yaymak için çaba gösterip ahlaki ve insani değerleri yaymaya çalışarak dünyadan göçen İmam Cafer Sadık (a.s) gibi yüzlerce arif insana ne mutlu!
Müellif

İmam Mehdi’nin (a.s) Zuhur Öyküsü

Hepimizin gözü ufuktaydı. Asırlardır büyük bir arzu ile beklediğimiz habibimiz yola çıkmıştı.
Herkes baharın gelmesini heyecanla bekliyor; onu görmek için saniyeleri sayıyordu.
Kalemi elime alıp bir yıl boyunca onlarca kitap içinde yitiğimin peşinden koştum.
Onun gelişine ilişkin müjdeleri sana anlatmak istiyorum. Masumların (hepsine selam olsun) sözlerinden faydalanarak öyle ayrıntılı anlatmak istiyorum ki sen de onu aşkla bekleyesin.
Yüzün üzerinde eser inceleyerek bu kitabı hazırladım. Söz­lerimin delillerini son notlardaki hadislerde görebilirsin. Şimdi kitabı oku. İmam-ı Zaman’ın (a.s) zuhurunu daha büyük bir aşkla bekleyecek, gelişini daha fazla arzulayacaksın. Zuhur hikâyesinin insana nasıl bir huzur verdiğini göreceksin. Çünkü hem “zühre” hem “zühra” hem “zehra” hem de “zuhur” sözcüklerinin Arapça “zahara”, yani parladı, ışıdı kökünden geldiğini öğrenecek, ferahlayacaksın.

Cevşen-i Kebir

Dua, insan hayatında var olması gereken en önemli ibadetlerden biridir. Öyle bir ibadet ki, insanı mutlak yüceliğe bağlayan nurlu bir halkadır. Dua, acziyet içerisinde insanın, Allah’a sırlarını açıp yardım istemesi, yalvarması ve sığınması için yön vermektedir.

Bazen bu yöneliş, ruhta öyle bir arınmaya sebep olur ki, insan hevesler uçurumundan kurtularak, mutlak güç sahibine hicret ve iltica eder.

Elinizdeki eserin ilk bölümünde Yasin Suresi’ne, ikinci bölümde ise İmam Ali’den (a.s) nakledilen Kumeyl duasına yer verildi. Kullanımı kolaylaştırmak ve okuyucuların zamanla manasına vakıf olabilmelerini sağlamak için Arapça metinle anlamını karşılıklı sayfalarda verdik. Ayrıca Arapça okumayı bilmeyenler için Türkçe okunuşunu da ekledik.

Gülzâr-ı Hüseynî

Tarih boyunca Aşurai değerlerin ve Hüseyni mesajların yaşatılması ve insanlara ışık tutmasını sağlamak için Ehlibeyt’in ve dostlarının istifade ettikleri en etkili vesilelerden biri de şiir sanatıdır. Bu yeteneğe sahip şairler sürekli Ehlibeyt İmamları tarafından teşvik edilmiş, ödüllendirilmiş, ayrıca büyük sevaplar alacakları vaat edilmiştir.

Elinizdeki bu mütevazi çalışma işte bu kutsal sünneti devam ettirip yaşatmak ve Hüseynî mektebin İlahi mesajlarını insanlara ulaşmasına küçük bir katkıda bulunma amacıyla geçmiş ve günümüz şairlerin Hüseyni nidalarından ve ruhu okşayan, göz yaşartan, gönlü nurlandıran nefeslerinden seçilerek derlenmiştir.

Hidayet Önderleri c.14

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Resulullah’tan (s.a.a) sonra Ehl-i Beyt İmamları’nın onikincisi ve hidayet önderlerinin ondördüncüsü olan İmam Mehdi’nin (a.s) hayatı incelenmiştir. Yüce Allah bütün ümmetlere, yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolduktan sonra onun eliyle her tarafı adaletle dolduracağını vaat etmiştir.

El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.1

el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.

Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.

İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.

Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.

Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.

Kur’an’da İnsan Tanımı

Üstad Mutahharî’nin Şehâdeti Dolayısıyla İmam Humeyni’nin Yayınlamış Olduğu Mesajdan Bir Kesit:
…Bendeniz İslâm’a, evliya-ı azimû-ş şa’na, İslâm milletine ve özellikle de mubariz İran milletine, büyük şehit, mütefekkir, filozof ve yüce bir makamı olan fakîh merhum Hacı Şeyh Murtaza Mutahhari’nin (k.s) acı kaybı sebebiyle tebrik ve tesliyetlerimi sunarım. Bu tesliyetim, şerefli ve değerli ömrünü, Mukaddes İslâm’ın hedefleri uğrunda harcamış, sapıklıklar ve inhiraflara pervasız bir mücadele gerçekleştirmiş bir şahsiyetin şahadeti içindir. Ben çok kıymetli bir evladımı yitirdim ve şimdi ömrümün ürünü sayılabilecek şahsiyetlerden biri olarak, onun matemini çekiyoruz. Aziz İslâm’da, bu meyveli evladın ve daima yaşayacak âlimin şahsiyetiyle öyle bir boşluk açılmıştır ki hiçbir şey o boşluğu dolduramaz. Ve tebriklerim ise, bütün yaşamı boyunca ve ondan sonra nur saçmış ve hala da saçan bu fedakâr şahsiyetlere sahip olunduğu içindir. Ben nurlu ışıklarıyla insanlara hayat bahşeden ve karanlıklara nur saçan böyle evlatların eğitilmesi sebebiyle yüce İslâm’a, insanların mürebbisine ve İslâm ümmetine tebriklerimi sunuyorum. Ben her ne kadar kendi vücudumdan bir parça olan aziz bir evladımı kaybettimse de, İslâm’da böyle fedakâr evlatlar olduğu için iftihar ediyorum. Ruh temizliği, iman gücü ve anlatma yeteneği hususunda benzeri az bulunabilecek olan Mutahhari gitti ve Mele-i A’la ulaştı. Ancak art niyetliler şunu bilsinler ki, onun şahadetiyle birlikte İslâmi ilmi ve felsefi şahsiyeti de gitmez.

Vela ve Velayet Üzerine

Bu kitapta, Kur’an ve Sünnette kendisine sıkça rastlanan kavramlardan birisi olan “velayet” üzerinde derinlemesine yapılan bir araştırmayla karşılaşacaksınız. Hele bunu yapan asrın ün yapmış mütefekir filozoflarından “MUTAHHARİ” ise, daha da bir ilginç ve yeni sonuç ve saptamalarla tanışacaksınız.

Vahdet Güneşinin Esareti

Ehlibeyt, son derece ağır koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiş ve zorluklara karşı, amansız mücadele sergilemişlerdir. Yeri gelmiş bunun bedelini canları pahasına ödemişlerdir. Tüm bunların yaşanmasının sebebi nedir acaba? Bunun cevabını İslâm ümmeti sormuş mu acaba kendi kendine hiç…? Neden Peygamber soyu bu zulme reva görülmüş? Neden dedelerinin hatırı hiçe sayılıp vahşice katledilmiş? Sizce iktidar hırsımı? Cevap, sizce tahta çıkanın karşısında onların bir engel teşkil etmesi sebebi mi sadece… Hayır… Bütün bunlar sadece gün yüzündeki sebepler. İnanın bunlar bu yaşanan bu acı olayların yaşanmasının sadece bilinen yönü. Peki, gün yüzüne çıkmayan Ehlibeyt’in Peygamber’in torunu oldukları dinlenmeden katledilmeleri, yurtlarından sürgün edilip, esir bir şekilde zindanlarda ya da evlerinde şehit edilme sebepleri ne olabilir?

Bütün bu soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız

Dinimi Öğreniyorum c.1

“Dinimi Öğreniyorum” kitabi İslam öğretilerini öğrenme yolunda  atılan ilk adım sayılabilir. Bu eserle inanç ilkeleri, ahlak ve İslam hükümleriyle ilgili bilgi edineceksiniz. Basit ve kolay dil kullanılmasına özen gösterilmiştir. Büyükler için de faydalı bir eserdir. Konular alt bölümde ele alınmıştır.

1- Tevhid ve Allah’ı Tanıma

2- Mead ve Ahiret

3- Nübüvvet (Peygamberi Tanıma)

4- İmamet

5- Furu-u Din (Din Hükümleri)

6- Ahlak ye Adap

İşlenen konular her Müslümanın bilmesi gereken ve bir bedenin organları gibi birbirine bağlı ve uyumlu konulardır.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.2

İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.

Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.

İmam Cafer Sadık (a.s) ve Fikrî Akımlar

Bu kitapta, İslam tarihinin İmam Cafer Sadık dönemine yani hicri 83-148 yıllarına tekabül eden havadisi ve olaylarla tanışacaksınız. Bu dönem İslam tarihinin en önemli dönemlerinden sayılmaktadır. Emevilerin yıkılıp Abbasilerin kuruluşu, Ebu Seleme ve Ebu Müslüm-i Horasanî’nin kıyamları, İspanya’da yeni bir Emevi hükümetinin kurulması, önemli siyasi ve kültürel değişmeler, felsefenin ilk olarak İslam toplumuna girişi, tasavvufi akımlar ve sufilerin yayılışı ve bazı fıkhi mezheplerin resmi mezhep olarak kabul edilişi… bu dönemin başlıca olaylarınfdandır.

Böyle bir hassas dönemde Ehlibeyt İmamlarından İmam Cafer Sadık (a.s) ne yaptı? Ne dedi? Nasıl çalıştı? Bu soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız.

Ramazan Ayı Duaları

– Namaz Sonrası Dualar
– Sünnet Namazlar
– Ayetel Kürsü
– Cevşeni Kebir

Gaybi Haberler

Hz. Peygamber’in (s.a.a) Ahir Zaman Müminlerinden Haber Vermesi:

İmam Ali (as) şöyle buyuruyor: “Hz. Peygamber (saa) uzun bir vasiyetinde bana hitaben şöyle buyurdu:

Ya Ali! İman açısından halkın en hayret verici olanları ve yakin açısından da en büyük insanlar, ahir zamanda gelecek olan kimselerdir. Onlar Peygamber’i görmemiş ve imam da onlardan gizlidir. Bununla birlikte onlar beyaz sayfalara nakış olunmuş siyah hatlar vasıtasıyla (yazılı belgelere) iman ederler.”

İmam Hüseyin (a.s) ve Kerbela c.2

Elinizdeki eser, Şehit Mutahharî’nin sohbetlerini gerçekleştirdiği Hüseyniye-i İrşad’da yapılmış olduğu konuşmaların derlenmesinden ibarettir. Kerbela vakıasıyla ilgili günümüze kadar böylesine muhteşem sosyolojik tahlillerde bulunan diğer bir eserin bulunmayışı, hâliyle Müslüman ve gayrimüslim birçok sosyologun dikkatini bu eserin üzerine çekmiş bulunmaktadır.
“İmam Hüseyin ve Kerbela” isimli bu eserin, Kerbela vakasının ve kutsal kıyamının gaye edindiği yolun daha iyi ve daha fazla tanınıp anlaşılmasına vesile olmasını ümit ediyoruz. Şehid Üstad Mutahharî’nin eserlerini yaymada, özellikle de o değerli düşünürün yayınlanmamış eserlerini derleyip yayınlamada, Allah-u Teâlâ’dan muvaffakiyat dileriz.
O, yardım edenlerin en iyisidir.

Peygamberimizin Dilinden Hz. Ali (a.s)

Hz. Ali, Ahzap Sûresi’nin 33. âyeti uyarınca tertemiz kılınmış Ehl-i Beyt’in önderi.

Hz. Peygamber’den rivayet edilen hadisler gereğince, hakkı batıldan ayıran ölçü. Faziletini ve üstünlüğünü konu edinen âyet ve hadislerin haddi hesabı yok.

Ehl-i Sünnet âlimlerinden Ahmed b. Hanbel “Sahâbeden hiçbiri hakkında, Ali b. Ebî Talib’in faziletlerine dair bize ulaşan hadisler kadar hadis gelmemiştir” diyor.

Ehl-i Sünnet’in en önde gelen hadis âlimlerinden İmam Nesâî’nin, Hz. Ali’nin (a.s) faziletlerini konu edinen hadislerle ilgili “el-Hasâis” adlı eseri, hacminin küçüklüğüne karşılık, derinlikli içeriğiyle fincancı katırlarını epeyce ürkütmüş, günün Yezitlerini oldukça rahatsız etmiş olmalı ki, yazıldığı dönemde bile büyük fırtınalar koparmış, hatta yazarın hayatına mal olmuştur!

Bu kitap, söz konusu eserin hem Türkçeye çevirisini, hem de geniş bir biçimde yorumunu ihtiva eden tenkitli bir çalışmadır.

* * *

Bazı Ana Başlıklar:

Ali B. Ebî Tâlib’in Allah (C) Katındaki Değeri

Hayber / Sancak Hadisi

Ehl-İ Beyt Kimdir?

“Sedd-i Ebvâb” Hadisleri

Menzile Hadisi

İmam Ali Hz. Peygamber’in Kardeşliğidir

“Hacc Emirliği” Hadisleri

“Seqaleyn” Hadisi

“Kitap Ve Sünnet” Hadisi

“Ashâbım Yıldızlar Gibidir…” Hadisi

“Ğadîr–Humm” Hadisi

“Ali’ye Söven Bana Sövmüş Olur” Hadisi

“Ali’yi Sadece Mü’minler Sever” Hadisi

Hz. Fatıma, İmam Hasan Ve İmam Hüseyin’in Faziletleri

İbn Mülcem Hadisi

“Azgın Çete” Hadisleri

Hâricîlerle İlgili Hadisler

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.