259 sonuçtan 217-240 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
110 Soruda Gadir-i Hum
Gadir-i Hum çölü, Mekke şehrine 3 mil uzaklıkta Cuhfe yakınlarında yer almakta ve orada her zaman küçük bir nehir bulunmaktaydı. Hz. Peygamber efendimizle birlikte Veda Haccı’ndan dönen kadın ve erkeklerden oluşan yüz yirmi bin kişilik kafile, Hz. Ali’nin (as) velayetinin ilanı için iki gün boyunca bu mekânda konakladı. O sıcak ve kavurucu havada, insanlar su ihtiyaçlarını gidermek için oradaki nehirden yararlandılar. Bu büyük olay ise Gadir-i Hum olarak adlandırıldı. O günden sonra çeşitli yazı, söyleşi ve şiirlerde halkın, Hz. Ali (as) ile yapmış olduğu bu toplu biat, Gadir-i Hum olarak adlandırıldı.
Büyük Gadir-i Hum Olayı, hicretin 10. Yılı, Zilhicce ayının 18’inde, Kurban Bayramı’ndan sekiz gün sonra, Perşembe günü meydana gelmiştir. O gün Allah (c.c.) tarafından, vahiy meleği aracılığı ile Gadir-i Hum sahrasında halkın toplu bir hâlde Hz. Ali (a.s) ile biatleşme emri şu ayet ile verilmiştir:
Ey Elçi, bildir sana Rabbinden indirilen emri ve eğer bu tebliği ifa etmezsen onun elçiliğini yapmamış olursun.
(Mâide, 67)
Manevi Mukayeseler
İnsanın manevî hislerine, idrak yeteneğine ve aklının yüceliğine dayalı örneklerin konunun anlaşılmasına önemli katkı sağladığı tartışılmaz bir husustur. Bu gerçekten hareketle konuların daha çabuk ve kolayca kavranabilmesi, rahatlıkla kabul görmesi amacıyla konuları mantıklı örneklemelerle, doğru mukayeselerle açıklama yöntemi benimsenir. Bilindiği üzere, Kur’an-ı Kerim’de de anlatımda etkili ve kolay yollardan biri olan örnekleme ve mukayese yönteminden istifade edilmiştir; ayetlerde yüzün üzerinde örnek bulabiliriz. Ayrıca Hz. Peygamber’den (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan nakledilen hadislerde de bu metodun bir gelenek haline geldiğini gözlemliyoruz. Elinizdeki eserde Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yer alan örneklemeler mukayeseli bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.
Ehl-i Beytin Dilinden Kurân-ı Kerim C.2
Kur’ân-ı Kerim, Resul-i Ekrem’in(s.a.a) karanlık asırlarda parlayan yegâne ebedî mucizesidir.
Kur’ân tabiata benzer; üzerinde ne kadar çalışılırsa çalışılsın, yine de çalışılacak birçok alan vardır. Bunun hikmeti ise, Allah Teâlâ’nın bu kitabı, belli bir zaman ve belli bir grup için göndermemesi aksine, bütün asır ve zamanlar için göndermiş olmasıdır… Emîrü’l-Müminin Ali (a.s) Nehcü’l-Belâğa’da (18. hutbe) şöyle buyurmuştur:
“Kur’ân’ın zahiri güzel ve süslü, bâtını derindir. İnsanı hayrete düşüren özellikleri bitmez, şaşırtıcı şeyleri son bulmaz.”
Kur’ân ilimleriyle ilgili yazılmış olan değerli eserlerden biri de saygıdeğer âlim Hüccetü’l-İslam Murtaza Turabî tarafından Farsça olarak telif edilmiş olan elinizdeki bu kitaptır. Yazar değerli zamanını harcayarak böyle değerli bir kitabı kaleme almış ve Kur’ân ilimlerinde okuyuculara yeni kapılar açmıştır. Onun güzel bölümlerinden biri de Ehl-i Beyt’in çeşitli meselelerde Kur’ân’dan yararlanmalarını açıklayan bölümüdür. Gerçekte yazar eklediği bu bölümle, Ehl-i Beyt’in Kur’ân-ı Kerim’i algılama yöntemini söz konusu etmiştir; bu da fakihler için bir örnek teşkil edebilir.
Peygamberimizin Çocuklar Ve Gençlerle İlişkileri
Kadim çağlardan günümüze kadar, çocuk yetiştirme konusu toplumsal hayatın ve insanlık âleminin en asli konularından, en önemli mutluluk esaslarından biri olarak sayılmaktadır. Bu nedenle bilim adamları, çocuk eğitimi ve gelişimi hakkında ruhsal ve sosyal terbiye bakımından derinlemesine birçok araştırma yapıp, bu konuda sayısız kitap yazmışlardır.
İslam dininin yüce önderi Hz. Peygamber ve onun hak vasileri, on dört yüz yıl önce insanlık âlemi cehaletin zifiri karanlığında yaşarken, çocuk yetiştirilmesinin değerine ve ehemmiyetine çok önem verip, bu konuda gerekli öğretileri izleyenlerine öğretmiştir.
Bu kitaptaki hedefimiz, iki temel esasa dayanmaktadır:
1- Bütün Müslümanlar, özellikle toplumun büyük bir çoğunluğunu teşkil eden gençler ve öğrenciler, mukaddes İslam dininin buyruklarının kapsamı ve bu semavî dinin amelî değerleri hakkında bilgi edinsinler, sağlam bir itikatla onun takipçisi olsunlar ve başkalarının menfi propagandasına aldanmasınlar.
2- Babalar ve anneler, söz konusu husustaki ağır ve hayatî vazifelerini daha iyi yerine getirebilmeleri için, çocukları terbiye etme konusundaki dinî ve millî sorumluluklarından haberdar olsunlar…
İnsanlık âleminin o yüce şahsiyetlerden haberdar olması, ideal örnek olarak onları izlemesi, yalancı ve şeytanî örnekleri terk etmesi, böylece dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşması umuduyla…
Caferi Mezhebi ve İmam Cafer Sadık (a.s) Buyrukları
İmam Cafer Sadık adına bilinçli bir şekilde yanlış bilgiler içeren kitapların yazıldığı bu dönemde, hakikatlerin daha iyi bilinmesi amacıyla Caferî Mezhebi esaslarını konu edinen bu kitabın yeni baskısını Ehlisünnet kardeşlerime, Peygamber Ehlibeyti’ni sevenlere ve Müslüman Alevi kardeşlerime sunmak istedim.
Gözden geçirilmiş bu baskıda, değerli Hasan b. Ali el-Harranî’ninTuhafu’l-Ukuladlı eserinden İmam Cafer Sadık (a.s) buyrukları bölümü ilave edilmiştir.
Aziz okuyucularımdan taassubu bir kenara bırakarak kitabı okumalarını ve konular hakkında karar vermelerini istirham ediyorum.
Eş Seçimi
Evlilik, her insan hayatı açısından en önemli ve en büyük olaylardan biridir. Evlilikte başarılı olunması ya da olunmaması eşlerin her biri için kader tayin edici niteliktedir.
Elinizdeki kitap, eş seçimi ve düğün öncesi yapılması gerekenler konusunda gençlere yardımcı olmak amacıyla telif edilmiştir. Çocuklarının mutluluğunu düşünen anne ve babaların da bu kitaptan yararlanabilecekleri açıktır. Kitabın telifi sırasında Hz. Peygamber’in ve Ehl-i Beyt İmamları’nın yol gösterici değerli hadislerinden istifade edilmiştir.
Ayrıca başarılı ve başarısız evlilik yapmış birçok ailenin hayatları konusunda yapılan incelemelerden de yararlanılmıştır. Uyuşmazlıklara, çekişmelere, boşanmalara sebep olan faktörlerin incelenmesi bu konuda yardımcı olmuştur. Yazar, başarılı ya da başarısız evlilik yapmış birçok aile ile şahsen doğrudan temas hâlinde olmuş, onların sorunlarını ve buna sebep olan etkenleri incelemiş ve kitabın telifinde bunlardan ilham almıştır.
Gelin Canlar Bir Olalım
Ben bu kitaplarımı yazarken bir tarihçi gibi tarih kitabı yazmadım. Ben edebiyatçı olmadığım için böyle bir kitapta yazmadım. Ben romancı da değilim. Bir mizah yazarı olarak da yazmadım. Zaten böyle bir ilme de sahip değilim. Ancak bir kardeşiniz olarak, bu kitaplarımı vatanını, milletini seven bir insan olarak dertleriyle dertlendiğim bu toplumun bir mensubu olarak, tarihin beraberinde getirdiği “Alevilik nedir?” sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktayım.
Son Vasi
Zamanın imamı Hz. Mehdi’nin (af) hedef ve ülkülerini bilmek ve ona yardım için hazırlıklı olmalıyız; çünkü o insanlık âleminin yaşayan tek imamı ve nazır hüccetidir. O, Allah’ın yeryüzündeki tek bakisi, peygamberler soyunun cevheri ve Ehl-i Beyt İmamları’nın tek yadigârıdır.
O’nun yaşamı, sırlarla dolu gaybeti, mucizevi uzun ömrü, nurlu ve hayat dolu zuhuru, hepsi insanlık tarihinin müstesna ve en verimli dilimidir. Çünkü bu olay, tevhidin varlık aleminin dört bir yanında hakimiyet kurmasıyla sonuçlanacaktır. O gün yaşama dileğiyle!
Yüreğimdi Toprağa Düşürdüğüm
Cemal liseyi bitirdikten sonra evde askerlik zamanını bekleyen bir gençtir. Yaşadıkları mahalleye saçı sakalı birbirine karışmış, sanki bu dünyada yaşamıyormuş izlemini veren ve kimseyle konuşmayan biri taşınır. Cemal sebebini bilmediği bir ilgi duyar bu adama ve onunla yakınlaşmak ister. Sonunda Kadir isimli bu şahısla tanışır ve çok sever onu. Ama Kadir niçin bu halde olduğunu ve niye buraya taşındığını anlatmaz. Cemal merak etse de üstelemez bu konuyu… Kadir Cemal’e okuma fikrini aşılar ve onu üniversiteye hazırlar. Cemal üniversiteyi kazanıp okumaya gider. Cemal Kadir ile mektuplaşır üniversitede. Ama bir süre sonra mektuplarına cevap alamaz. Merak edip evi aradığında annesinden Kadir abisinin öldüğü haberini alır. Hemen otobüse atlayıp İstanbul’a gider. Kadir hayatını yazdığı bir ajandayı ölmeden önce Cemal’e vermesi için mahalleden tanıdığı birine verir. Cemal Kadir abisinin bu emanetini alınca hemen okumaya başlar. Ve Kadir abisinin neler yaşadığını büyük bir hayretle okur…
İslam’da Kadın
Allame Muhammed Hüseyin Tabatabaî, birçok araştırma ve telifi birlikte yapan ve geniş bir miras bırakan az sayılı âlimlerden biridir. Hiç kuşkusuz Allame Tabatabaî’nin bıraktığı en değerli miraslardan biri; ilmî düzeyi, öğrenciler için belli olan ve açıklanmaya ihtiyaç duymayan, kendisinin yirmi cilt olarak yayınlanan el-Mizan fi Tefsiri’l-Kur’an’ isimli eseridir.
Elinizdeki kitap, gerçekte kadın hususunda ve onun İslam ve Kur’an’daki makamı hakkında üstat Allame Muhammed Hüseyin Tabatabaî’nin ele aldığı, bazılarını müstakil olarak ve bazılarını da el-Mizan Tefsiri bünyesinde işlediği; evlilik, miras, kadının sosyal kişiliği gibi konuları ve Amerika’da bulunan İranlı mezunlardan birinin, kadınlar hakkında birkaç ayetin tefsirlerinin incelenmesi unvanı altında yazmış olduğu bir makaleye verilen cevapları içermektedir.
Kutsal Topraklarda Münazara
Gençlik yıllarımın başlarında çeşitli dinler, ekoller ve mezhepler hakkında araştırmalar yapmaya başladım. Bu araştırmalarımın sonucunda insanların kurtuluş yolunun İslam’da olduğunu gördüm. Daha sonra Ehl-i Sünnet kardeşlerimizin çoğunlukta olduğunu dikkate alarak bu konudaki mütalaalarımı genişlettim. Bu doğrultuda onların meşhur kitaplarının çoğunu okudum. Özellikle de Ehl-i Beyt ekolü ile Ehl-i Sünnet ekolü arasındaki ihtilaflı konuları araştırdım. O kitaplarda geniş çapta tutarsızlıklar ve çelişkiler gördüm. Bu da Ehl-i Beyt ekolüne olan inancımı daha bir pekiştirdi. Bu mütalaalarım, geçen otuz yıl boyunca kutsal topraklara olan çok sayıdaki yolculuklarımda Sünni üniversite hocaları ve din âlimleri ile iki ekol arasındaki bazı ihtilaflı konuları tartışmama zemin hazırladı. Bu kitap, işte o tartışmalardan bazılarının bir raporudur.
***
Dr. Muhammed Hasan Şucaiferd, 1949 yılında İran’ın Cehrom kentinde doğdu. İlk öğrenimini Cehrom’da, orta öğrenimini Abadan’da geçirdi. Bir süre Petrol Şirketi’nde memur olarak çalıştı. Daha sonra Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’ne girdi. Lisansını aldıktan sonra aynı üniversitede göreve başladı. Yüksek lisansını ve doktorasını İngiltere’nin Birmingham Üniversitesi’nden aldı. Hâlihazırda Mekanik Fakültesi’nin hocası ve Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Fakültesi ve Araştırma Merkezi’nin dekanıdır. Mekanik mühendislik ve otomotiv mühendisliği alanında birkaç kitabı ve uluslararası ve ulusal dergiler ve konferanslarda yayınlanmış ve sunulmuş iki yüzden fazla bilimsel makalesi vardır. 2007 yılında Bilim, Araştırma ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yılın örnek hocası seçildi. Dr. Şucaiferd, dinî konulara ve Ehl-i Beyt ekolünü tanıtmaya olan yoğun ilgi ve alakasından dolayı Arapçayı öğrenmiş ve dinî konularda da dikkate şayan faaliyetleri ve araştırmaları olmuştur.
İmam Mehdi Bizi Bekliyor
Vadedilen kurtarıcı; Hz. Davud’un kitabı Zebur’da, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın kitapları Eski Ahit ve Yeni Ahit kitaplarında, Zerdüştlerin kitabı Zend’de, Hinduların kitabı Basek’te, Budizm’de ve daha birçok dinde fıtrî bir özellik olarak bilinmektedir. Kur’an-ı Kerim’de de vadedilen kurtarıcının geleceği yönünde vaatte bulunulmuştur.
Bugün beşeri zihniyet, yüce bir insanın geleceğini, yeryüzünü adaletle dolduracağını ve insanlığı zulüm bataklığından esenliğe çıkaracağını bildirecek, anlatacak ve inandıracak ortamla yüzleşmelidir. İşte bu, bütün peygamberlerin uğruna çaba sarf ettiği şeyin ta kendisidir.
Bir kuvvet, bir ordu ve imanlı bir toplum oluşturabilmenin en güzel yolu, Hz. Mehdi’nin (a.s) varlığı hakkında onları bilinçlendirmeye çalışmaktır. Hayatta olduğunu, işlerimize nezaret ettiğini ve şefkat sahibi biri olduğunu insanlar bilmeliler.
İnsanlar salahiyet, liyakat, sadıkane hizmet, bilgi düzeyini artırma, yaratıcılık, ahlak ve Allah’ın razı olduğu davranışlar gibi kazanımlar elde ederek kendi liyakatlerini artırmalıdırlar. Ancak bu vesileyle zuhur yakınlaşır. İmam’ın (a.s) zuhuru için bu koşulları oluşturma ve gelişini hızlandırma insanların elindedir. Eğer insanlar kendilerini ıslah edecek olurlarsa, o gün daha yakın olacaktır.
Kerbela Üniversitesi
Kerbela Üniversitesi’nden ders alan, buna ilaveten sohbetleriyle öğrendiklerini aktararak bizim ders almamıza yardımcı olan; Kerbela’yı bir tarihî hadise olarak sunmanın ötesinde mesajını güncelleyen İsa Polat hocamızın şahsı da bizim için örnek olmalıdır. Ben hocamızı her gördüğümde İmam Muhammed Bakır (a.s) ve İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Ebu Basir lakaplı sahabîsini hatırlarım. Aslında hocamıza Ebu Basir diye hitap etmek gelir hep içimden. Ebu Basir, âmâ olmasına rağmen birçok hadis rivayet etmiştir. İnsan için ‘basar’dan daha önemlisi ‘basiret’tir. Basar, basirete ulaşmak için değil mi! Ancak basiretten yoksun nice basar sahipleri var. Yüce Allah bize bu çalkantılı ve müteşabih olayların yaşandığı dönemde basiret ihsan eylesin.
Kerbela Üniversitesi kitabı, İsa Polat hocamızın çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmalardan oluşmaktadır. Kitapta konuşma dili muhafaza edilmeye çalışılmıştır.
Elifbâ c.1
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
Elifbâ c.2
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
Sahife-i Seccadiye’de Siyaset ve Toplum
Bu kitap, vahiy şehrinin ilim kapısı olan Ehlibeyt İmamlarından Hz. Zeynelabidin’in (a.s) dualarını içeren “Sahife-i Seccadiye’nin toplum ve siyasetle ilgili bölümlerini siz gönül ve aşk ehline sunmaktadır. Kimileri dua ederken kulun Rab’ten istekleri diye düşünür, kimileri hayattan bıkmış bir köşeye çekilen zavallı ve pasif bir insanın hezeyanları olarak anlar, kimileri duayı sırf sevap olduğu için yapar, kimileri ise, duayla bütünleşir adeta! Dua onun yaşam biçimi olur. Dua nefsi isteklerini kontrol eder, duayla insanları davet eder, duayla zulme karşı haykırır, feryat ederi Rabbine müşteki olur. Dua onun engin gönülde fırtına koparan bir coşku, onun sevgi ve nefretini gösteren bir ayna olur. Dua bir çağrıdır, kulun yalvarışıdır.
İslâm’da Aile Hukuku ve Ahlâkı
Her dönemin ve özellikle de yaşamakta olduğumuz mevcut dönemin önemli sosyal konularından birini başlıca aile konusu oluşturur… Rönesans sonrasında hümanizm ve liberalizm düşüncesine dayalı olarak ortaya çıkan insan tanımı ve gösterdiği modeli bağlamındaki sapma, insanlık toplumunun temel ve çekirdeği olan aileyi tehdit etmiş ve sonuç olarak da bu düşünsel süreç, Batı toplumunu laubalilik ve kayıtsızlığa sürüklemiştir. Esefle belirtmek gerekir ki bu sapma, İslâm ülkelerini hedef alan kültürel saldırılar neticesinde Müslümanları da etkilemiştir. Bu yüzden Müslüman toplumlar, zengin İslâm kültürünü sahiplenerek, hayat kitabı ve programı olan Kur’ân-ı Kerim’in öğretilerine tutunarak bu tür afet ve yıkımlardan kendilerini korumalıdırlar.
Bu doğrultuda konuyu, Cuma namazlarının birinci hutbelerinde İslâm ve Batı açısından ele alıp inceledik. Elinizdeki bu çalışma, aile hakkındaki 33 Cuma hutbesinden ibarettir.
Müellif
Namaz Rehberi
Namaz, insanın Rabbi huzurunda göstermiş olduğu kulluğun bir işaret ve tecellisidir.
Namaz, insanın Allah’a inandıktan sonra O’nun emirlerine itaat, huzurunda tazim edip eğilmek ve alnı toprağa koyup secdeye kapanmasıdır.
Namaz, insanın Yaratanıyla konuşması, sırrını O’na söylemesi, hacetini O’ndan istemesi, ıstırap ve sıkıntısını O’nun kapısına götürmesi demektir.
Namaz, Allah’ı tazim ve yüceliğine itiraf, Yaratana ihtiyaç ve bağlılık duygusunu tatmin etmek, Yaratana şükran borcunu sunmak ve fıtratın emri doğrultusunda hareket etmektir.
Dünya Dinleri ve İnanç Mezhepleri Tarihi
İslam’da itikadi mezhepler ile ilgili birçok eseler yazılmıştır. Ümmetin eline tutuşturulan ve düşüncelerine sunulan bu eserlere bakıldığında, onlarda konu edilen mezheplerin ve sahip bulundukları inançların bir çoğunun, her şeyimizin kaynağını oluşturan ve yine her şeyimizi kendisinden almamız emredilen Kur’an ve sahih hadislere mutabık olmadığı fark edilir. Onlardan bir kısmı orijin İslam akidesine kendi vehmi görüş ve sapık anlayışını eklerken, bir kısmı da orijinal İslam itikadında eksiltmeler yapmıştır. İşte bu anlayış, Resulullah’ın (s.a.a), insanların hem iç dünyasını, hem de dış dünyasını tanzim etmek ve mamur kılmak için getirmiş olduğu dini tahrip etmektedir.!
Birçoğu kaybolmuş ve yalnızca tarih sayfalarında isimleri kalmış söz konusu mezhepler varlıklarını sürdürebilmek için her zaman dinden yana gözükmüş ama dine (İslam’a) hiçbir zaman teslim olmamış, aksine dini teslim almak için onun dilini kullanmışlardır. Dini, din kılıcı ile yıkmaya çalışan bu fırkalar, inançlarını dinin getirmiş olduğu kitaba (Kuran’a) uyarlamaları gerekirken, kitabı kendi anlayışlarına, inançlarına uydurmaya çalışmışlardır. Dolayısıyla ya ifrata sapıp ed-din’e (Allah’ın gönderdiği dine) ilaveler yapmışlar ya da tefrite sapıp dinde eksiltme yoluna gitmişlerdir.
Halk Şiirinde Kerbela Ağıtları
Muharrem Ayının Onuncu Günü
Muharrem ayının, onuncu günü,
Boyandın al kızıl, kana Kerbelâ.
Yaktın ciğerimi, yıktın gönlümü,
Senin de ciğerin, yana Kerbelâ.
Ola ki, Yezit’in dostuysan eğer,
Su yolunu sen de, kestiysen eğer,
Hüseyin ölürken, sustuysan eğer,
Yüzbin lanet olsun, sana Kerbelâ.
Söylerim sözümü, ben usanmadan,
Ehl-i Beyt’e su ver, ciğer yanmadan,
Kendi öz kanını, hiç utanmadan,
Eyledin Kasım’a, kına Kerbelâ.
Velayet der, sararıpta solmuşam,
Elden bir sey gelmez, naçar kalmışam,
Hüseyin aşkından, deli olmuşam,
Derin yara oldun, bana Kerbelâ.
Velayet Aytan
Hadis-i Şiblî
Haccın irfanî boyutunda taşıdığı esrarı ve zarafeti anlatan güzel ve latif sözlerden biri, Seyyidu’s-Sacidin İmam Ali b. Hüseyin Zeynelabidin’in (a.s) sözüdür. İmam Zeynelabidin (a.s) hacdan dön- düğü seferlerden birinde, Şiblî adında biri, o hazreti karşılamaya gelir. İmam Zeynelabidin (a.s), Şiblî’ye “Haccı yerine getirdin mi?” diye sorar. Şiblî cevabında “Evet, ey Resulullah’ın (s.a.a) evladı.” der. İmam (a.s), hac amelleri ve mekânlarının sırları hakkında kendisine sorular sorar ama tüm sorulara Şiblî’nin verdiği cevap olumsuzdur. İmam (a.s) şöyle buyurur: “Öyleyse sen bu ameli yerine getirmemişsin. Mikat’a gitmemişsin, tavaf yapmamışsın ve…”
Evrensel İnsan Hakları
Genel olarak Batı ve İslam İnsan Hakları perspektifinden insanın haysiyeti, onuru ve saygınlığından daha önemli ve daha temel bir konu yoktur. Buna göre, insan hakları konusunda karar verici konumda olan merkezlerden açıkça ve ciddiyetle şunu istemek gerekir: Eğer şimdiye kadar bu düşüncede olmamışlarsa, bundan sonra kesinlikle şu düşüncede olmalıdırlar: Bir an önce Doğulu ve Batılı ruh bilimcileri -profesyonel davranış bilimcileri değil-, hukukçuları, ahlak bilimcileri, dünyanın ilahi bir kitaba dayanan resmî dinlerinin otoriteleri, kültür bilimcileri ve diğerlerini kapsayan insan bilimcileri bir araya toplayıp, kendilerine yeterli fırsat ve mühleti vererek, insan haklarını hayat hakkı, saygınlık hakkı, öğretim ve eğitim hakkı, sorumlu özgürlük hakkı ve kanunlar ve kurallar karşısında eşitlik hakkı temellerine dayandırarak felsefeler, insani bilimler ve dinlerin asli kitaplarının ortak ilkeleri perspektifinden kapsamlı bir biçimde araştırıp incelemeleri ve genel bir insan hakları düzeninin bilinçli kabulü için yolu açmaları gerekmektedir.
Gerçek şu ki, eğer insanların özünlü haysiyet ve saygınlığı konusu ciddi biçimde ispat olmazsa, tarih boyunca savaşlar, cinayetler ve haksızlıkların başlıca etkeni olan “Ben amacım, başkaları araç” yıkıcı formülü, her zamanki işinden el çekecek değildir.
Peşaver Geceleri
Pakistan’ın Peşaver şehrinde, gazete ve önemli dergilerin muhabirlerinden dört kişi ve Ehlisünnet ve Şia’nın muhterem şahsiyetlerinden yaklaşık iki yüz kişinin bulunduğu toplantıda her iki tarafın konuşma ve münazaraları kaydedilip ertesi gün gazete ve dergilerde yayınlanıyordu. Ben de bu gecelerde gerçekleşen konuşma ve tartışmaları, gazete ve dergilerden bir araya toplayıp “Peşaver Geceleri” adıyla siz muhterem okuyucuların dikkatine sunuyorum.
Müellif
Cenaze Adabı
Can Verme Hâliyle İlgili Hükümler
Ölüm Sonrasıyla İlgili Hükümler
Cenaze Guslü ve Hikmeti
Kefenle İlgili Hükümler ve Hikmeti
Cenaze Namazı
Cenazenin Toprağa Verilmesi
Hediye (Defin Gecesi) Namazı
Cenazeye Dokunma Guslü
Telkin
Cenaze İçin İhsan Yemeği Vermek
Ölülerin Ailelerini Ziyarete Gelmeleri
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






