43 sonuçtan 25-43 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Peygamber ve Ehlibeyt’in Eğitimsel Siyeri – Cilt 2- Dinî Eğitim
Dinî eğitim, bir dinin muteber önermelerini başka kişilere, bunlara amel ve görüş olarak bağlanacakları biçimde öğretmek için yapılan bilinçli ve hedefli amellerin toplamıdır.
Bu tanıma göre dinî eğitim camiye veya ilim medreselerine münhasır değildir. Dinî ilimlerin öğretimi içi hedefi olan bir çaba gösterilen her yerde gerçekleşebilir; ister cami olsun. ister sokak, ev veya başka herhangi bir yer.
Masumlar dinî eğitimi veren en önemli, büyük ve başarılı eğitimciler ve öğretmenler idiler. Müslümanların dinî eğitim ve öğretimlerinde büyük başarılar elde ettiler. Ehli Beyt ekolünde eğitilmiş çok sayıda muhaddis, fakih, müfessir, mütekellim vb. bu iddianın açık şahitleridirler. Onların insanları hidayet etmedeki ve eğitimdeki maharetleri de övgüye layıktır. Bazen bir cümle söyleyerek bir kişinin yaşam rotasını değiştirebiliyorlardı.
Peygamber’in (s.a.a) ve Ehli Beyt’inin (a.s) dinî eğitimdeki başarısı bizi, onların dinî eğitim siyerini zengin bir eğitimsel kaynak olarak incelemeye ve çağımızda dinî eğitimin zorlu yollarını aydınlatan bir ışık olması için, kullandıkları eğitimsel noktaları içinden çıkarmaya sevk etmektedir.
İslamî İrfan
Yaratılışın gayesi olan ilahî marifet ve muhabbet, kolayca elde edilmiyor ve bu yolun yolcusu / salik ancak büyük sıkıntılardan sonra bu cevhere ulaşabilmektedir. Salikin önündeki en önemli engelin, yolun kendisini bulmak olduğunu söylersek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Zira yanlış bir yolda ilerlemek, kişiye, uzun yıllar boyunca katlanmış olduğu sıkıntılar ve zorluklardan başka bir şey kazandırmayacağı gibi hedeften uzaklaşmasına da neden olacaktır. Bu sebeple her şeyden önce doğru irfânı bulmaya çalışmalıyız ve titizlikle bu yönde çaba göstermeliyiz.
Bu doğrultuda konuyla ilgili yeterli araştırma ve tecrübeye sahip olan güvenilir belli başlı uzmanlar ve üstatlardan yardım almak ve İslamî öğretileri yakından tanıyan bu şahsiyetlerden yararlanmak bizim için yol açıcı olacaktır. Bu maksatla çağımızın büyük âlimlerinden Üstat Muhammed Taki Misbah’ın farklı oturumlarda beyan ettiği çok önemli sözleri bir araya getirilerek elinizdeki eser oluşmuştur.
İmam Humeyni’nin Liderlik Tarzı
Hiç şüphesiz İmam Humeyni, çağımızın bilge bir şahsiyetidir. Tevhid rayihası onun varlığına sinmiş, onun zihni ve itikadi yapısı, ilahi ayetlerin musikisi ile yoğrulmuştur. Dolayısıyla şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki; bu Kur’ani eğitimden dolayı İslam Devrimi, tüm dünyada derin bir değişim yaratmış ve onun bu ilerici hareketi dünyadaki dengelerin değişmesine sebep olmuştur.
Onun liderlik tarz ve modeli, kaynağını maneviyattan ve İslâmi ahlak/irfandan almaktadır. Doğal olarak ta bu yeni olgu ve liderlikteki bu yeni yöneliş, araştırmacıları çeşitli açılardan konuyu bilimsel olarak incelemeye ve görüş alış verişinde bulunmaya sevk etmiştir. Elinizdeki eserin yazarının bu konuyu gündeme getirmekteki hedefi, liderlik tarzını, İmam Humeyni’nin bakış açısıyla ortaya koymaktır. Bu hedefi gerçekleştirme doğrultusunda da liderlik konusundaki anahtar kavramları, bu konuda gündeme gelen temel soruları ve İmam Humeyni’nin liderlik tarzını ele alarak incelemektir.
Ruhsal Hijyen
İnsanların tarihin tüm dönemlerinde önemli kaygılarından biri, bedensel sağlığın yanı sıra ruhsal sağlık olmuştur. Din âlimleri, tabipler ve ahlak eğitimcileri en çok çabayı ruh sağlığının bilimsel araştırmasına ve ona ulaşmanın araç ve yollarına seferber etmişlerdir. Psikologlar ve psikiyatrlar yirminci yüzyılın başlarında ruh sağlığını yeni temeller ve yöntemlerle incelediler. Bir diğer ifadeyle ruhsal hijyenin yeni akımını araştırdılar.
Hiç tereddütsüz dinî öğretiler ruh sağlığının tanımına ve ona ulaşmanın yollarına önemli etkide bulunmuştur. Hatta ilahi dinlerin önemli hedeflerinden birinin insanların ruh sağlığını temin etmek olduğu kabul edilmiştir. Din ve ruhsal hijyen arasındaki ilişki alanında dünyanın psikolog ve psikiyatr topluluklarında birçok araştırma gerçekleştirilmiştir. İnsanın ruhsal boyutlarını tanımaya odaklanmış önemli bilim dallarından biri olarak psikoloji araştırmaları son yüzyılda hızla yaygınlaşmış ve derinlik kazanmıştır.
Bu kitapta ruhsal hijyen anlayışımız, psikolojik hastalıkların bulunmamasından öte bir iştir. Bir anlamda insanların kapasitesinin arttırılması ve yeteneklerinin geliştirilmesidir. Bu kitabın kabul ettiği model, insanın biyolojik, ruhsal, toplumsal ve dinî tüm boyutlarını kapsamaktadır. İnsanın ruh sağlığı, bireyin kendisi, başkası, varlık âlemi ve bu âlemin ekseniyle, yani Allah’la sağlıklı ve etkili ilişki sonucunda elde ettiği biyolojik ve ruhsal fıtratının insicam, bağımsızlık ve gelişiminden ibarettir.
Ahlak
Hiç şüphesiz ahlak ilminin değeri, üstünlüğü ve önemi; basiretli ve ince düşünceli insanlara aşikârdır. Ahlak ilminin aslında dinin temelini oluşturduğu, bu ilimi kazanmak yolunda çaba harcamanın bütün Müslümanlar için ne denli kaçınılmaz olduğu, Müslümanların ancak ahlak ile Hz. Peygamber (s.a.a) ve O’nun Ehlibeyt’ine (a.s) yakınlık kazanabileceği hâlâ fıtratının sesine kulak verenlere saklı değildir.
Kuşkusuz güzel ahlak, kurtuluş vesilesidirve kötü ahlak ise, Allah’ın dergâhından uzaklaştıran öldürücü, helak edici zehir, insanı lanetli şeytanın yoluna düşüren delaletin nedenidir.
Dine zarar veren kalp ve nefis hastalıkları, insanın bedenine zarar veren hastalıklardan çok daha tehlikelidir. İlk hastalığın tedavisini öğrenmek kifaî bir farz iken bunu öğrenmek aynî bir farzdır.
Bu sahifeler, bu değerli ilmin ana komutlarını ve bu tıbbın kısaca bir özetini içermektedir. Nefis hastalıkları, bu hastalıkların tedavi yöntemleri, kurtarıcı ve helak edici sıfatların detaylarıyla ilgili bilgileri bir araya getirmiştir ve bu yönde Kur’ân ayetleriyle, masumların hadisleriyle, akli deliller ve nakli alametlerle inci misali süslenmiştir.
Hadisi Anlama Metodolojisi
Günümüz koşullarında, kuşku ve tereddüt fırtınalarının estiği bir sırada artık rivayetleri basitçe nakletme ve şerh etme işi geçmişteki işlevini görmemektedir. Eskilerin yaptıklarını bildirmekle yetinmek ve bu zengin hazineye ilavede bulunmak için gayret göstermede tutuk davranmak bizi sorular ve ihtiyaçlar karşısında savunmasız bırakacaktır.
Önceki âlimler, masumlardan ve dinin büyük önderlerinden kalmış kıymetli mirası koruma ve aktarmada kendi görevlerini ciddiyetle yerine getirdiler. Tüm güçlerini kullanarak hadislerdeki müşkülleri halletme ve onları izah konusunda beyanlar, izahlar, talikler, şerhler formunda tecelli etmiş çok büyük adımlar attılar.
Şimdi ise hadis alanında gerekli performansı gösterip yeni yollar açmak ve etkili yeni sorulara cevap vermek üzere Fıkhu’l-Hadis alanında çalışmalar yapmak ve İslam medeniyetinin büyük hazinesi olan hadisleri doğru anlamaya çalışmak bizim üzerimizdedir. Bunun için de mutlaka bu ilmin metodolojisini bilmek gerekir.
Peygamber ve Ehlibeyt’in Eğitimsel Siyeri – Cilt 3 – Ahlakî Eğitim
Müslüman alimlerin görüşüne göre ahlâk ilmi en yüce ilimdir. İbni Miskeveyh bu hususta şöyle söylemektedir:
“Bu ilim diğer tüm ilimlerden daha iyidir. İnsanın davranışını, insan olduğu için iyileştirmeye çalışmaktadır.”
Nitekim bu kitapta yazarın tüm himmeti, ahlâki eğitim hususunda Peygamber (s.a.a) ve Ehli Beyt’in (a.s) en önemli meseleler ve konular hakkındaki eğitim yöntemlerini sunmak ve o yüce insanların görüşlerini keşfederek bir araya toplamaya çalışmak olmuştur. Bu hedefe ulaşmak için imkan dahilinde ahlâki eğitim hususunda yazılmış Arapça, Farsça ve İngilizce kaynak ve eserler incelenmiştir. Daha sonra Masumların (a.s) yöntemleri rivayet, hadis ve tarih kitaplarından seçilmiştir. Son olarak ahlâki eğitim mesele ve konuları bu yöntemlerle karşılaştırılmış, geleneksel içtihad ve istibnat yolundan istifade edilerek delillendirilmiş, istihraç edilerek bölümlendirilmiş ve bir araya toplanmıştır. Ortaya çıkan ahlâki eğitim görüşlerine bakıldığında Peygamber (s.a.a) ve Ehli Beyt’in (a.s) konuya bakış açısı gözler önüne serilmiştir.
Tefsir Ekolleri 3. Cilt
Tefsir Ekolleri’nden maksat, müfessirlerin Kur’an’ın nasıl tefsir edileceğine ilişkin çeşitli görüşleridir. Bu anlama göre tefsir ekolü, tefsir metodundan ayrıdır ve onu kapsamaz. Tefsir Ekolleri külliyatında her ekol incelenip tenkit edildikten sonra o ekolle bağlantılı bazı tefsir kitapları tanıtılmış ve o kitapların tefsir metodu da Kur’an tefsirinin metodolojisinde açıklanmış kaideler kriter ve esas alınarak tahkik edilmiş ve eleştirilmiştir.
Şüphesiz Kur’an tefsiri ve bu işin nasıl yapılacağı üzerinde etkili olan bilgilerden ve bu konuda önkoşul sayılan ilimlerden biri, tefsir ekollerine aşina olmak, bunların her birine dayalı tefsir kitapları ve metodlarını tanımak, onların zayıf ve kuvvetli yanlarından haberdar olmaktır.
Bu gaye ile Tefsir Ekolleri külliyatının bu üçüncü cildinde, üç tefsir ekolü (rivayetle tefsirin içtihad ekolü, edebi tefsirin içtihad ekolü, ilmi tefsirin içtihad ekolü ) ve on tefsir kitabından bahsedilmiştir.
Kur’an Dilinin Analizi ve Kur’an’ı Anlama Metodolojisi
Dinî metinlerin dili ve bu metinlerin çeşitli ifadelerini anlamanın niteliği üzerinde düşünülmesi, din araştırmacılarının ve dindarların en eski meşguliyetlerinden kabul edilebilir. Ama modern zamanlarda, özellikle de Rönesans’tan ve Yahudi-Hıristiyan dinî metinlerine eleştirel bakış kapısının açılmasından sonra bu mevzunun önemi yüzlerce kat arttı.
Dinî bilgilerde anlamdan yoksunlaştırma, saf işlevselcilik, sembolleştirme, dinin diline yönelik eleştirel gerçekçilik, yazarın maksadını ve metnin içeriğini göz ardı etme, anlamı okuyucunun zihnine bağımlı kılma gibi şeyler bu şartların ve düşünce evresinin armağanıdır.
Bu durumda en temel soru şudur, dinin diline böyle bir yaklaşım ve hermenötik acaba biz Müslümanların önündeki zorunlu tek seçenek midir ve sonuç itibariyle bu yöntem Kur’an’a da dayatılmalı mıdır? Yoksa böyle bir mecburiyet söz konusu değil midir?
Tefsir Metotları ve Ekolleri
Dini metinleri anlamada en doğru kaynaklar Kur’an, hadis ve akıl olduğundan; tefsir metotları da “Kur’an’ın Kur’an ile tefsiri”, “Kur’an’ın rivayetlerle tefsiri”, “Kur’an’ın akılla tefsiri” ve “Kur’an’ın içtihat yoluyla tefsiri” şeklindedir. Kitabımızda bu metotların Kur’an tefsirinde izlenecek en doğru yöntemler olduğu ispatlanarak, örneklerle açıklanmaya çalışılmış; Kur’an’ı reye yani kişisel görüşe göre tefsir etmenin geçersiz ve batıl olduğu da detaylı şekilde incelenmiştir.
Elinizde bulunan bu kitapta araştırılan bir diğer önemli konu ise tefsir ekolleridir. Tefsirleri karşılaştırdığımızda bazı özel yöntemlerde müfessirin, kendine özgü fikirsel ekole dayanarak ayetleri tefsir ettiğini görürüz. Tefsir metotları arasında önemli bir yere sahip olan bu konu, her müfessirin düşünce yapısını yansıttığı için “tefsir ekolleri” olarak ifade edilir. Bu yönteme dayalı tefsirlerde irfan, kelam, edebiyat, felsefe, tarih, tasavvuf vb. konulardaki yönelimler incelenir.
Kur’an Tefsiri Metodolojisi
Kur’ân, İlahi ilimden bir mertebe olup, her iki cihan kurtuluş ve saadetine ulaştıracak Yüce Allah’ın son, en kapsamlı ve en sağlam desturudur.
Bu yüce kitabın kendine has özellikleri Müslümanların yanı sıra farklı inanç ve din mensubu oolan bilim adamlarının da ona yönelmesine, ondaki sırları, yeni ve derin konuları, yol gösterici ve yapıcı formülleri keşfetme gayretine itmiştir. Ama ne yazık ki bu alanda özellikle gayrimüslim bilimadamları tarafından yapılmış çalışmalar göz ardı edilmeyecek zafiyetler, yetersizlikle, sapma ve yanlışlıklardan korunamamıştır.
İşte bu yüzden, Kur’ân tefsiri metodolojisini çeşitli boyutlarıyla ele alma fibi bir zaruret doğmuştur. Öte yandan ayetlerin doğru manalarına ve Yüce Allah’ın iradesine ulaşmanın insanın saadeti, bireysel ve toplumsal problemlerinin çözümünde ne kadar olumlu etkisi varsa hiç şüphesiz bilerek veya bilmeyerek bu alanda oluşacak bir sapmanın da olumsuz etkileri olacaktır.
Dolayısıyla şunu söylemek mümkündür: Kur’ân-ı Keri’in azamet ve derinliğine binaen Kur’ân’ı doğru anlama ve tefsir yöntemini bilmek çok büyük bir önem arz etmektedir.
Peygamberlerin Hayatı – Cilt 2
İlahi elçiler, insanların en iyileridirler ve bunlar “tam” insanlardır. “Tam” ve “iyi” insanların tarihine dikkat etmek, onların ahlaki, eğitim açısından hayat hikayelerini önemsemek hiç şüphesiz en yüce derstir. Diğer bir ifadeyle; bireysel ve toplumsal yaşamın en ince noktalarını ahlakileştirmek, ancak onların tarihsel yaşamlarının derinliklerine inmekle mümkün olur.
Evet, bu ilahi şahsiyetlerin tarihlerini gözden geçirmek, hedef sahibi her insana yiğitlik, fedakarlık, sabır ve mücadele dersleri öğretir ve yine insanlara hedef uğrunda istikamet sahibi olmayı, gerektiğinde kelleyi koltuğa almayı ve binlerce olumsuzluklar karşısında tahammül göstermeyi telkin eder. Toplumdan şirkin, nifakın, zulmün ve fesadın kazınmasına vesile olur, sonuç itibariyle de saadetli bir toplumun oluşmasının zeminini oluşturur.
Elinizdeki eseri okuduğunuzda dinlerin nasıl başlayıp nasıl geliştiğini, peygamberlerin gönderildikleri toplumlarla olan mücadele ve ilişkilerinde kimi vakit mağlup olup kimi vakit galip geldiklerini, maruz kaldıkları zulüm ve hareketleri, gösterdikleri sabır ve metanetleri, dini ve hakikatleri yaymak için ne gibi zorlukları üstlendiklerini ve taşıdıkları yükümlülükleri açıkça göreceğinizi ümit etmekteyiz.
Sorular ve Cevaplar – Cilt 1 – Kelam & Felsefe
Sorular, ihtiyacımız doğrultusunda oluşan bilmediğimiz, anlam veremediğimiz durumların gerekli mercîye danışılması ile ilgili bir araştırma sürecine tabidir. Bu mercî, ister düşünce yoluyla, ister bir başka insanın deneyimlerinden edinilmiş bilgilere başvurma olsun, hepsi öğrenme arzusunun istekleridir.
Öğrenmek, ruhsal olgunluğa kavuşma dürtüsü, bu dünyada oluşumuzun nedeninin araştırılması gibi birçok sorumluluğun farkındalığı, bizleri sorarak en doğrusunu bulmamıza iten bir durum oluşturur.
Bizler genelde bilgisiz olduğumuz anlaşılmasın diye soru sormaktan da kaçınırız, her şeyi kendimiz çözmeye çalışır, konu hakkındaki yetersiz bilgiden dolayı da eylem safhasında sınıfta kalırız. Burada her şeyden önce görmemiz gereken bir durum var, her birimiz her birimizin hizmet edenleriyiz. Böylesine güzel bir hizmet düzeni varken neden birbirimizden yardım almayalım ki?
Tefsir Ekolleri 2. Cilt
Kur’an-ı Kerim’i tefsirde yardım alınabilecek kaynaklardan biri, muhtelif metotlarla ayetleri tefsir etmeye koyulmuş çok sayıda tefsir kitabıdır. Açıktır ki bu tefsirlerden her birinin özelliklerinin bilinmesi ve onların müelliflerinin tefsir metodu ve ekolünün sıhhat ve sağlamlığının incelenmesi bu kaynaklardan doğru yararlanmada ve eski müfessirlerin tecrübe ve hatalarından ders çıkarmada oldukça faydalıdır.
Bu kitapta tefsir için yararlı bu malumatı temin etmede, şimdiye dek Kur’an’ın nasıl tefsir edileceği hakkında serdedilmiş muhtelif görüşler ve bu esasa göre telif ve tedvin edilmiş tefsirler Tefsir Ekolleri adı altında izah edilip incelenmekte; her birinin incelenmesinin ardından, o okula göre veya ondan etkilenerek yazılmış bazı ünlü tefsirler tanıtılmakta; bunların tefsir metodu, kimilerinde genel hatlarıyla, içtihadi tefsirlerin birçoğunda ise tafsilatlı incelenmekte ve değerlendirilmektedir.
Tefsir Ekolleri’nin bu cildinde, önceki cildin devamı niteliğinde şu konulara değinilecektir:
Mutlak rivayet ekolü ve tefsirleri
Mutlak bâtınî ekol ve tefsirleri
İçtihadi ekol ve kısımları
Kur’an’ı Kur’an’la tefsir eden içtihad ekolü ve tefsirleri
Peygamber ve Ehlibeyt’in Eğitimsel Siyeri – Cilt 1 – Evlat Eğitimi
Eğitimin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu herkes kabul etmektedir. Bunda hiç kimsenin en ufak bir şüphesi yoktur. Kitapların nazil olması, resullerin görevlendirilmesi insanın eğitimi ve hidayeti içindir.
Özellikle İslamiyet çocukluk çağında eğitimin üzerinde fazlasıyla durmuş, bunu ebeveynlerin vazifelerinden ve evlatların haklarından biri saymıştır. Evlat hakkındaki ayetlere ve rivayetlere genel olarak bakıldığında, İslâmi düşüncede evlatlara ve evlatların konumlarına İslâm’ın nasıl baktığına ulaşılabilir. Bu bakışın evlat eğitiminde önemli bir rolü vardır.
İslam dininde evladı tanıtmak için çeşitli ayetler ve rivayetler vardır. Bunlardan evlatların ebeveynler yanında İlâhi nimetler oldukları, aynı diğer İlâhi nimetler gibi hem onlardan doğru şekilde istifadeyle kendilerinin ve onların tekamül ve hidayet yolunda fayda sağlayabileceği, hem de onlardan doğru şekilde istifade etmeyerek kendilerini ve onları zillet toprağına bulayabileceği anlaşılmaktadır. Zira Kur’ân-ı Kerim’in buyruğuna göre evlat ta mal-mülk ve diğer nimetler gibi, insanın imtihanı için bir vesiledir.
“Mallarınızın ve çocuklarınızın aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında olduğunu bilin.”
Ehlibeyt Dosyası
Ehl-i Beyt sevgisi, Resulullah’a (s.a.a) karşı duymaya mecbur olduğumuz sevginin bir parçasıdır.Yani Resulullah’ın (s.a.a) yakınlarını,ondan ayrı tutarak bir peygamber sevgisine sahip olmak mümkün değildir.Resulullah’ın (s.a.a) muhteşem hayatını,hayatında yer alan yakınlarını,sevgi durduklarını ve ilgi gösterdiklerini,neleri ve kimleri sevmediklerini,kelime kelime,satır satır bilip öğrenmek,manevi alemi keşfetmek demektir,manevi alemi ve dolayısıyla da tüm müminlerin amacı olan Kemalat’ı elde etmek ancak Resulullah’ı (s.a.a) çok sıcak tanımakla mümkündür.
Resulullah’ın mana alemindeki (Allah’ın katındaki) makamını kendi kafamızdan bulup bilmemiz zaten mümkün değildir.Ancak Allah’ın Keremiyle mümkündür.Tasavvuf ehlinin bu hususta hadisi kudsi olarak naklettikleri şöyle güzel bir sözleri vardır: Bundan anlaşılan, Zat-ı Ahadiyyet’in görünmesi nasıl mümkün değilse, Resulullah’ın (s.a.a) Allah katındaki makamını bilmek de ümmeti için mümkün değildir.Binaenaleyh , Resulullah’ı öyle kelime-i şahadet’in lisanı kalıpları içerisine sığdırıp onunla tanıtmak, beyhude bir tanıyıştır.Her Müslüman’ım diyen kimsenin, onun hayatını ve hayatındaki varlıkları imkanı dahilinde bilip öğrenmek zorunluluğu vardır.
Onun hayatını tüm ayrıntılarıyla bulup bilmek ise ancak Ehl-i Beyt’ini, soyunu, en yakınlarını, parçalarını canlı şahitlerini, ömrünün tüm zamanlarını birlikte geçirdiği kimseleri tanımakla mümkündür.Resulün hamurundan yoğrulan bu zatları tanımadan, Resulü tanıma iddiasında bulunmak, büyük bir gaflettir!
Tefsir Ekolleri 1. Cilt
Elinizdeki çalışma, ilk müfessirleri tanıtmada yeni bir kategorilendirmeye gitmiştir ve muhteva bakımından da nispeten bir yenilik getirmiştir. Bu kitapta Kur’an-ı Kerim’in müfessirleri, “Kur’an’ın tüm anlamlarına vakıf” ve “Kur’an’ın bazı manalarına vakıf” olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.
Müfessir sahabe ve tabiini tanıtmada kapsayıcılık, konuları birbirinden ayırma, ayrıntılı tahkik ve bazı görüşleri tenkit de bu kitabın özellikleri arasındadır.
Bu kitapta tefsir ekolleri mutlak rivayet, mutlak bâtıni ve içtihadi olarak üç mektebe ayrılmıştır. Sonra her ekol tanıtılarak onun muhalif ve muvafıklarının delilleri incelenmiş, tefsir metodolojisinin kaideleri göz önünde bulundurularak her birinin güçlü ve zayıf noktaları teşhis edilerek en kuvvetli ekol belirlenmiştir. Ayrıca önceki kitaplardan farklılığı, ekoller için yeni bir kategorilendirme sunarken, zikredilen kaynaklarda ortaya atılan bazı görüşleri eleştirip incelemesi ve her ekolün muhalif ve muvafıklarının delillerini zikredip ele almada çok daha kuşatıcı olmasıdır.
Bir cümleyle, bu kitapta, önceki kaynakların ve kitapların hiçbirinde görülmeyen müfessirlerin hayatları ve metodları, Kur’an-ı Kerim’in tefsirlerini ve müfessirleri tanıma, Kur’an araştırmaları ve Farsça yazmış ilk müfessirler gibi meselelere, tenkide ve incelemelere yer verilmiştir.
Faiz
Faiz, iktisadî hayatın en eski problemlerinden biridir. Faize meşruluk kazandıran devirler, bütünüyle beşerin ahlâken çöküntü içinde olduğu devirlerdir. Faiz, zengini daha zengin yaparken fakiri de daha fakir hâle getirir. Böylece her iki sınıf arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha derinleşir. Neticede aradaki bütün köprüler yıkılır ve bu iki sınıf birbirinin en amansız düşmanı hâline gelir.
Faiz sistemi, ahlâkî bütün değerleri yıkan, yok eden bir sistemdir. İnsanın kendi öz cevherine faiz sebebiyle yaptığı zarar ve kendi ruhunda açtığı yaralar sayılamayacak kadar çoktur.
Faizcinin mihrabı menfaattir. O, menfaati için her şeyi meşru görür. Her şeyi menfaat olan bir insanın ise, hiçbir değer hükmüne saygısı olamaz. Faizcinin tek saygı duyduğu şey kendisidir. Çünkü kendisinin parası vardır ve bu parasını faize yatırmaktadır.
Bu kitapta İslam dininin büyük haramlardan kabul ettiği faizi, tarihi, sosyal, fıkhi ve diğer açılardan inceleyerek toplumun ne büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekilmektedir.
Müslüman Alimlerin Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri – 4
Feyz-i Kâşânî, on birinci yüzyılın önde gelen Müslüman düşünürlerindendir. Onun önemi, sadece birçok alanda kuşatıcı ilmî birikime ve çok sayıda telife sahip olmasından kaynaklanmıyor. Onun asıl önemi, yenilikçi bir düşünür, kılı kırk yaran bir teorisyen, güçlü bir ihya hareketi öncüsü, eşsiz bir tashih ve tahkik üstadı ve vefalı bir velayet eri oluşuyladır. O, dinin temelleri hususunda sağlam bir iman, erdemlerle donanmış tertemiz bir ahlâk, mânâ ikliminden beslenen bir irfan, ince bir zevk, latif bir karakter ve zengin bir şiir yeteneğine sahip ender düşünürlerden biridir.
Bu kitapta Feyz hakkında aşağıdaki hedefler göz önünde bulundurulmuştur:
1. Feyz-i Kâşânî’nin kişiliği, düşüncesinin ana hatları, hayatı ve eserleriyle tanışma.
2. Feyz-i Kâşânî’nin eğitim alanında düşüncelerinin kaynak ve kökenlerinin incelenmesi.
Elbette bu kaynakların izahı ister istemez bizi, felsefe ve irfan sahasına yönlendirmiş ve Feyz’in eğitimle ilgili görüşlerinin felsefî kökenlerini incelemeye ve onun epistemoloji, antropoloji ve ontolojiye dair fikirlerini Gazzâlî’nin bu alanlara dair düşünceleriyle karşılaştırmalı bir şekilde ele almaya sevk etmiştir.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






