Stock status
329 sonuçtan 169-192 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Peygamber ve Ehlibeyt’in Eğitimsel Siyeri – Cilt 2- Dinî Eğitim
Dinî eğitim, bir dinin muteber önermelerini başka kişilere, bunlara amel ve görüş olarak bağlanacakları biçimde öğretmek için yapılan bilinçli ve hedefli amellerin toplamıdır.
Bu tanıma göre dinî eğitim camiye veya ilim medreselerine münhasır değildir. Dinî ilimlerin öğretimi içi hedefi olan bir çaba gösterilen her yerde gerçekleşebilir; ister cami olsun. ister sokak, ev veya başka herhangi bir yer.
Masumlar dinî eğitimi veren en önemli, büyük ve başarılı eğitimciler ve öğretmenler idiler. Müslümanların dinî eğitim ve öğretimlerinde büyük başarılar elde ettiler. Ehli Beyt ekolünde eğitilmiş çok sayıda muhaddis, fakih, müfessir, mütekellim vb. bu iddianın açık şahitleridirler. Onların insanları hidayet etmedeki ve eğitimdeki maharetleri de övgüye layıktır. Bazen bir cümle söyleyerek bir kişinin yaşam rotasını değiştirebiliyorlardı.
Peygamber’in (s.a.a) ve Ehli Beyt’inin (a.s) dinî eğitimdeki başarısı bizi, onların dinî eğitim siyerini zengin bir eğitimsel kaynak olarak incelemeye ve çağımızda dinî eğitimin zorlu yollarını aydınlatan bir ışık olması için, kullandıkları eğitimsel noktaları içinden çıkarmaya sevk etmektedir.
En İyi Dost Namaz
İnsan olmak ancak; kemale erme, kulluk etme, Müslümanca yaşama, Allah’ı, sahip ve hakim bilme ve Allah’a ihlaslı bir şekilde ibadet etmeyle gerçekleşebilir. Namaz, yaratıcımızla olan dostluğumuzdur; bu konuda gevşeklik göstermeyelim. Namaz, “kulun”, “Yaratıcısıyla” konuşmasıdır; onu sevelim. Namaz, ruhumuzun gıdasıdır; onu unutmayalım. Dikkat ve kalp huzuru, namazımızın can ve ruhudur; namazda devamlı Allah’ı yad edelim. Namaz, münker ve kötülüklerden alıkoyar; ondan daha fazla faydalanmaya çalışalım, onu en temel işlerimizden biri kabul edelim.
Aşkın Hazineleri
Musa Kazım Paşa’nın Kerbela olayıyla ve İmam Hüseyin’le ilgili mersiyelerini topladığı bu eser, failatün, failatün, failün vezniyle yazılmış 185 beyitlik bir mesnevi ile başlar. Mesnevi 7 fasıldan oluşur. Fasıllar arasında Peygamber efendimize, Hz. Ali’ye, Fatıma’ya Hasan’a ve Hüseyin’e Arapça salavat okunur.
Eserde 30 mersiye mevcuttur. Bu mersiyeler arasında 1 Mesnevi, 5 Kaside, 5 Terkib-i Bend, 1 Terci-i Bend, 3 Müsemmen, 5 Gazel, 6 Müseddes, 2 Muhammes, 1 Murabba, 1 Kıt’a yer almaktadır. Eser, 1250 beyitten oluşmaktadır.
Eserin orijinal adı “Makalid-i Aşk” adını taşımaktadır. Eserin üçüncü baskısı yapılmıştır. Her baskıda aynı mersiyeler yer almaktadır.
Yapılan çalışmada, eserin 1301 tarihinde yapılan ilk baskısı esas alındı. Şiilerin vezinlerinin ve nazım biçimlerinin yazılmasıyla yetinildi. Makalid kelimesi “miklad” kelimesinin çoğulu olup “kilitler, anahtarlar, hazineler” anlamında kullanılmaktadır. “Makalid-i Aşk” kelimesine intibakın güçlülüğü kanaati hasıl olduğundan yayına hazırlanan eserlere orijinal adını değil, “Aşkın Hazneleri” adını vermeyi uygun bulduk.
Mübarek Üç Aylar
Bu kıymetli eser, nefsi günahlardan arındırma yollarının ve Allah ile insan arasındaki diyalogun rehberidir. Özellikle recep, şaban ve ramazan aylarında hangi dualar okunur, hangi zikirler yapılır, hangi namazlar kılınır, gece ve gündüzlere ait tüm ibadet ve amellerin hepsini bu kitapta bulacaksınız.
Bu eşsiz eser, Müslümanlara Ehlibeyt kanalıyla ulaşan dua, zikir, münacat ve nefis tezkiyesi ile ilgili direktifleri içermektedir. İslâm’sa dua kültür ve adabının ne kadar zengin ve ağırlıklı olduğunu bu kitapta göreceksiniz.
Eser, son asrın büyük âlimlerinden, “Sikatü’l-Muhaddisin” lakabıyla anılan merhum “Hacı Şeyh Abbas Kummi” tarafından Resul-i Ekrem’in (s.a.a) ve onun ilim ve hikmet vârisleri olan pak Ehlibeyt’inin dua ve münacatlarından derlenen büyük dua kitabı “Mefatih’ul-Cinan”ın Mübarek Üç Aylar bölümünde yer alan amelleri, dua ve münacatları (metin ve tercümeleriyle birlikte) ihtiva etmektedir.
Kitap, mukaddes muhtevasının yanı sıra müellifinin de büyük ihlâsından olsa gerek, yazıldığı günden beri kendisinden önce ve sonra, mevzusunda yazılan eserlerin hemen hepsini gölge altında bırakmış ve çeşitli ülkelerde Ehlibeyt dostları arasında yaygınlaşarak müminlerin elinde dolaşan vazgeçilmez bir eser hâline gelmiştir. Öyle ki, hemen her evde Kur’ân-ı Kerim’in yanı sıra bir “Mefatihu’l-Cinan”ı da bulabilirsiniz.
Hizbullah – İsrail Savaşı
Hizbullah ile İsrail’in 33 günlük savaşını ve bu savaşta, Hizbullah’ın İsrail’e karşı kazandığı zafere ilişkin kanıtları ve bundan çıkarılması gereken dersleri ele alan bu kitapta yazar, aslında bu savaşın, Amerika ve İsrail tarafından Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik girişimlerden kaynaklandığını, özellikle Irak’ta gelişen olaylardan sonra Amerika’nın “İsyan Üçgeni” olarak nitelediği İran, Irak ve Lübnan’daki İslâmî güçleri çökertmekle “Yeni Ortadoğu Projesi”ni uygulamaya geçirme sevdasını boşa çıkartmak amacı taşıdığını akıcı bir üslupla ortaya koyuyor…
Ehl-i Beyt Ziyaretleri
Resul-i Ekrem (s.a.a) buyuruyor ki:
“Muhammed’in canı elinde olan -Allah’a- andolsun ki, kıyamet günü bir kul yetmiş peygamberin ameliyle de gelse, Allah’ı benim ve Ehl-i Beytimin velayetiyle mülakat etmedikçe Allah ondan bu amelleri kabul etmeyecektir.
Biharu’l-Envar c.15, s.172
Elifba c.1
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
İslam Siyaset Düşüncesi c.2 (Ülke Yönetimi)
* İslam dünyasının bu asırda, üzerinde düşünülmesi gereken iki oluşuma tanıklık ettiğini söylemek gerekir. Bu oluşumlardan biri, siyasete ve dinî hâkimiyete olumsuz bakan düşüncedir. Bütün dinler ile özellikle de İslam ile karşı karşıya gelen ve dinî siyasi düşüncenin inzivasını ve dinî inancın oluşturduğu hareketliliği azaltmayı ardında taşıyan bu yeni düşünce, bütün dinleri tehdit etmektedir. İslam dünyasının düşünür ve bilgelerinin, bu düşüncenin karşısında mantıklı bir savunma yapmak için, derin ve ciddi araştırmalar yapıp, dinin aslî inançlarını açıklamaları ve sağlamlaştırmaları zorunludur. Diğer oluşum ise, velayet-i fakihi esas alan düşüncenin siyasi arenada yerini almış olmasıdır. Bu düşünce teorik olarak çok eskilere dayanmakta ve uzun bir geçmişe sahiptir. Ancak bu düşüncenin pratik ve uygulama boyutu, 1979’da İslam Devrimi’nin zafere ulaşmasından sonra başlamıştır.
* “İslam’ın Siyasi Teorisi”nin açıklanma zorunluluğu, bu teorinin siyasi düzenler içersindeki yerinin tanıtılması, bu teori hakkındaki şüphelerin, kuşkuların ve fikrî mücadelelerin varlığı ve de dâhilî ve haricî düşmanların velayet-i fakih düzenine karşı çok yönlü saldırıları göz önünde bulundurularak, dinî değerleri ve vahye dayalı öğretileri savunmak amacıyla feraset sahibi, bilge, âlim ve yorulmaz mücahit Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdî (Allah ömrünü uzun ve daha bereketli kılsın) tarafından, Tahran’da cuma namazları hutbelerinden önce “İslam Siyaset Düşüncesi” hakkında bir dizi konuşmalar yapıldı. Elinizdeki eser, bu konuşmaların düzenlenmiş ve gözden geçirilmiş hâli olup, “Yasama ve Yürütme” adlarıyla iki cilt olarak aziz okuyucuların istifadesine sunulmuştur.
Müslüman Halk Hareketleri
XVIII. Yüzyıldan itibaren devlet ricalinin öncülüğünde başlatılan batılılaşma hareketlerine karşı her zaman İslamî kültüre sahip çıkan müslüman halk yönetici kadronun tepeden inme yeniliklerine asla itibar etmemiştir. Halk sadece batı taklitçiliğine karşı çıkmamış aynı zamanda gerçek İslamî adaleti kaim etmek amacıyla mücadele de vermiştir. Bunun en tipik örneğini Şeyh Ahmet olayında göreceğiz…
Hadislerin Dilinden Hz. Fatıma (s.a)
Hz. Rasulullah’ın (s.a.a) “Âlemlerin Kadınlarının Efendisi” olarak nitelediği “Fatıma”nın hayatı bizim için örnek teşkil ediyor. Hz. Fatıma tek bir bakış açısıyla değerlendirilip anlatılabilecek bir şahsiyet değildir. Dolayısıyla “Fatıma”yı anlama ve tanıma yönünde farklı pencerelerden farklı bakış açıları sunma gayreti içerisindeyiz.
Amacımız Hz. Fatıma’nın hayatını, nesilden nesile aktarılan bir kıssa olmaktan çıkarıp; hayatımıza ve davranışlarımıza yön veren, çağımıza güncellenmiş bir kılavuza dönüştürmektir.
Tüm çağlarda kadınların yükselişi “Fatıma”nın gölgesinde, izinde olmakla ve onu aşkla sevmekle mümkündür.
Elinizdeki eserde Hz. Fatıma’yı hadislerin dilinden öğrenmeyi ve tanımayı istedik.
Şafak Yazıları
Bu kitapta Hüseyin Hatemi’nin 2008 yılında yazdıığ son “Şafak Yazıları” yer almaktadır. Bu yazılar 23 Haziran 2008’de sona ermiştir.
Kimin İktidarı?
Kuran’ı Kerim’e baktığımızda şer’i ve merkezi hâkimiyet olmadan doğru icra edilmesi ve algılanması imkânsız olan ayetlerle karşılaşırız. Aynı şekilde toplumsal hayatta İslami bir yönetimin zaruretini beyan eden hadislerinde adedi oldukça fazladır. Fakat İslam’ın uzun zaman devlet yönetiminden ve içtimai rehberlikten uzak düşmesi söz konusu konu hakkında bizleri çok yönlü bir araştırmaya sevk etmektedir.
Âl-i Muhammed Tarihinde Teşrih ve Muhakeme
“Muhammedoğulları Tarihinde Teşrih ve Muhakeme” kitabı çok faydalı kitaplardan biridir. Bu kitap, Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin (hepsine selam olsun) hak üzere olduğunu ve mazlumiyetini ispatlamada anlaşılır ve akıcı bir beyanla yazılmış en güzel, kısa ve eşsiz bir eserdir.
Ben yazarla birkaç defa görüştüm. İran’a yaptığı yolculukta birkaç defa Tebriz ve Hemedan’da onu gördüm; gerçekten de kendi emsallerinden üstün, çeşitli dallarda yetenekli ve dini münazaralarda çok güçlü bir kişiydi. Kadı Behlül benden Şia’nın hadis kitaplarını nakletmek için icazet istedi; bende ona icazet verdim ve ondan Ehl-i Sünnet’in Nebevi hadis kitaplarını nakletme konusunda ayrıntılı bir icazet aldım.
Temel Dini Bilgiler c.1
Derin ilmî meseleleri herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatmak, konunun uzmanlarını hedef alan, terimlerle dolu bir yazı yazmaktan her zaman daha zor olmuştur. Allâme Tabatabaî’nin İslam inancı, ahkâmı, ahlakı ve tarihi üzerine yazdığı Temel Dinî Bilgiler işte böyle bir kitaptır. Ayetullah CevadîAmulî de kitabın 1991 yılında yapılan baskısına yazdığı Sunuş’ta, salih kul, gayb ve şuhud âleminin mevlası sözleriyle nitelediği Allâme Tabatabaî’nin sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu eserin derinliklerinde hazinelerin gizli olduğunu ifade etmiştir.
Ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular eklenen kitabın bu formu, İslâm maarifi sınıflarında okutulmuştur.Dört bölümden oluşan, ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular ekleneniki ciltlik eser, toplam 53 ders içermektedir. Çağımızın en büyük Kur’ân müfessiri de olan Allâme Tabatabaî’nin kaleminden çıkan bu eserin, başta gençlerimiz olmak üzere bütün Ehlibeyt (a.s) dostlarına faydalı olmasını ümit ederiz.
Haccın Sırları
Hac, yaratılıştan kopuş ve Hakk’a yöneliştir; yaratılıştan Hakk’a doğru yolculuğa çıkış ve Allah dışında her şeyden uzaklaşmaktır. İnsan, hacca gitmekle melekûtun tadını duyumsayacaktır. O, nur ve sevinç kaynağına yol bulmuş bir misafirdir. Hacı, Allah’a doğru firar eden kimsedir. Hac yolunu kat edişin birtakım konak ve makamları vardır; bunun zirvesi ise Hak ile buluşmaktır. Hac, kurtuluşun ve büyük başarının yoludur. Bu evin ziyaretçisi, göğün karanlıklarında parlayan bir yıldız gibidir ve adı da Allah’ın defterine kaydedilir.
Allah evinin ziyaretçisi, ilahî dergâha kabul edilir, Allah’ın misafiri olur ve misafir olarak da O’nun huzuruna çıkar. Allah, hacıya ziyafette bulunur, onu kendi korumasına alır ve onun sorumluluğunu kendisi üstlenir. Ziyaretçi bu misafirlikte, serilmiş olan ilahî sofraya oturur ve semavi yemeklerle beslenir. Misafir, ev sahibini gönlüyle görür ve O’nu görmeye gider, Allah da keramet ve hediyelerini ona sunar. Allah’a misafir olmanın ödülü cennettir.
Elinizde bulunan eser altı dersten ibarettir ve her biri, haccın nurlu sırlarını ve irfanî şifrelerini şerhe dönüktür.
Şîroveya Çıl Hedîs
Bizane yekemîn şertê cîhada gel nefsê û çûna bi aliyê xaliq ve, tefekur e. Hinek ji alimên exlaq, ew di merheleyên destpêkê da, di merteba pêncê da danîne; û ew jî di meqamê xwe de durist e.Tefekur, di vî meqamî da ew e ku mirov di şev û rojê de –her çend kêm be jî– di vê yekê da fikir bike ku xweyê wî ew aniye vê dinyayê û hemû wesîleyên rehetiyê ji wî ra berhev kirine û bedenek salim û hêzên durist ku her yekî hinek menfe’et hene dayînê, ew hêzên ku aqil têda heyirî ye, dayînê. Ji aliyê dî ve jî vêca ev hemû pêxember û kitêb rêkirine û rênimûnî kiriye û gazî kiriye, gelo berpirsiyarî û wezîfa me di beranberê vî xweyiyê her kes çi ye? Gelo ev hemû, hema ji vê jiyana heywanî ra û îdare kirina şehwetê ra ye, ku di van da em gel heywanan şirîk in; an mexse dek dî heye? Eger mirovê bi aqil bêhnekî bifikirê, wê fêhm bike ku mexsed ji vê, tiştek dî ye û mexsed ji vê xilqet û çêkirinê, alemek bilindtir û seratir e û ev jiyana heywanî ya bi xwe ne mexsed e.
Resimli Aşura Olayı
Aşura vakıası, her ne kadar acı ve yakıcı olsa da tarih boyunca hür ve yüce düşünceli insanlara yol göstermiştir. İmam Hüseyin (a.s), Peygamber Efendimizin (s.a.a) buyurduğu üzere hep ‘hidayet meşalesi ve kurtuluş gemisi’ olmuştur. O inancı uğruna mızrak, kılıç ve hançer darbeleri almış, yarenini ve evlatlarını feda etmiş; çocuklarının yetim kalmasına ve kadınlarının esir edilmesine razı olmuştur. Dolayısıyla Aşura artık ‘bir gün’ ve ‘bir olay’ olmaktan çıkıp, ‘bir tarih’ ve ‘bir inanç’ ve hakkı arayan herkese tüm zaman ve mekânlarda ilham kaynağı olmuştur.
Kerbala olayını resimli bir şekilde anlatan bu eser, her ne kadar sade bir dilde yazılmış olsa da güvenilir tarihi kaynaklar esas alınarak kaleme alınmıştır.Bu eserin amacı, ebedi Kerbala destanını çocukların ve gençlerin zihnine ve ruhuna unutulmayacak şekilde nakşetmektir.
Eserin, okuyucuların düşüncesine etki etmesini, onların temiz fıtratlarında iman, mertlik ve fedakârlık ruhunu kalıcı kılmasını umut ediyoruz.
Doğru Ticaret ve Helal Kazanç
“İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline”
Mutaffifin 1-3
İslamî İrfan
Yaratılışın gayesi olan ilahî marifet ve muhabbet, kolayca elde edilmiyor ve bu yolun yolcusu / salik ancak büyük sıkıntılardan sonra bu cevhere ulaşabilmektedir. Salikin önündeki en önemli engelin, yolun kendisini bulmak olduğunu söylersek yanlış bir şey söylemiş olmayız. Zira yanlış bir yolda ilerlemek, kişiye, uzun yıllar boyunca katlanmış olduğu sıkıntılar ve zorluklardan başka bir şey kazandırmayacağı gibi hedeften uzaklaşmasına da neden olacaktır. Bu sebeple her şeyden önce doğru irfânı bulmaya çalışmalıyız ve titizlikle bu yönde çaba göstermeliyiz.
Bu doğrultuda konuyla ilgili yeterli araştırma ve tecrübeye sahip olan güvenilir belli başlı uzmanlar ve üstatlardan yardım almak ve İslamî öğretileri yakından tanıyan bu şahsiyetlerden yararlanmak bizim için yol açıcı olacaktır. Bu maksatla çağımızın büyük âlimlerinden Üstat Muhammed Taki Misbah’ın farklı oturumlarda beyan ettiği çok önemli sözleri bir araya getirilerek elinizdeki eser oluşmuştur.
Tam İlmihal
İslâm fıkhı konusunda asrın din ve ilim otoritesi, büyük mercii ve imamı, İslâm coğrafyasında tanınmış ünlü âlim Ayetullah el-Uzma Ruhullah Musavî Humeyni’nin “Tam İlmihâl” eserinde, fıkhî hükümlerin kaynağı olarak Kur’ân ve Resulullah’tan (s.a.a) nakledilen hadislerin yanında Ehlibeyt İmamları’ndan ulaşan hadislere de dayanılmaktadır. Çünkü ismet ve taharet silsilesi 12 İmam’ın naklettikleri ve söyledikleri bütün söz ve sünnetler, İslâm’ın hakikatini yansıtmaktadır bizlere. Bu ilmihâl, mezkur kaynaklara bağlı kalma koşulu ve çerçevesinde İmam Humeyni’nin içtihat alanındaki görüş ve fetvalarını içermektedir. Elbette bu kitap, İmam’ın fetva ve görüşlerinin tümünü içermediği gibi, fetvaların delil ve mesnetlerini de içine almamıştır. İmam’ın içtihatları tafsilatlı bir şekilde, tedrisatından oluşmuş büyük kaynak eserlerde mevcuttur.
Bu kıymetli eseri yayınlamaktan maksadımız, hâlen İmam Humeyni’yi taklit etmekte olan Şiî Müslümanların helâller ve haramlar konusundaki ihtiyaçlarını gidermenin yanı sıra, Caferî Mezhebi’nin diğer Müslümanlar nezdindeki tanıtımına katkıda bulunmaktır. Şüphesiz, Müslümanların arasında birlik ve beraberliğin gerçekleşmesinin temel unsuru, birbirlerinin mezhep ve meşreplerinden doğru bir şekilde haberdar olmalarıdır. Müslümanların birlik ve dirliğine kastetmiş düşmanların, onları birbirine düşürmek için mezhepler adına uydurdukları iftira ve yalanlar da ancak bu yolla etkisiz hâle getirilebilir kanaatindeyiz.
İmam Humeyni’nin Liderlik Tarzı
Hiç şüphesiz İmam Humeyni, çağımızın bilge bir şahsiyetidir. Tevhid rayihası onun varlığına sinmiş, onun zihni ve itikadi yapısı, ilahi ayetlerin musikisi ile yoğrulmuştur. Dolayısıyla şunu kesin olarak söyleyebiliriz ki; bu Kur’ani eğitimden dolayı İslam Devrimi, tüm dünyada derin bir değişim yaratmış ve onun bu ilerici hareketi dünyadaki dengelerin değişmesine sebep olmuştur.
Onun liderlik tarz ve modeli, kaynağını maneviyattan ve İslâmi ahlak/irfandan almaktadır. Doğal olarak ta bu yeni olgu ve liderlikteki bu yeni yöneliş, araştırmacıları çeşitli açılardan konuyu bilimsel olarak incelemeye ve görüş alış verişinde bulunmaya sevk etmiştir. Elinizdeki eserin yazarının bu konuyu gündeme getirmekteki hedefi, liderlik tarzını, İmam Humeyni’nin bakış açısıyla ortaya koymaktır. Bu hedefi gerçekleştirme doğrultusunda da liderlik konusundaki anahtar kavramları, bu konuda gündeme gelen temel soruları ve İmam Humeyni’nin liderlik tarzını ele alarak incelemektir.
Ehl-i Beyt Mektebinde Temel İnançlar Cilt .2
Bu eserde Ehl-i Beyt Mektebi’nin inanç esasları olan,
Tevhit, Adalet, Nübüvvet, İmamet ve Mead konuları özet
olarak delilleriyle birlikte incelenmiştir.
Belki de bazıları, “böyle bir eserin yazılmasına ne gerek
vardı?” diye düşünebilirler.
Ancak açıktır ki, her inancın varlığının sürekliliği, onun
bilimsel olarak açıklanmasını, zorunlu kıldığı gibi, belli bir
inanca sahip olan insanların, o inancı doğru bir şekilde öğrenmeleri, onların en doğal, en tabii haklarıdır. Bu ise, o
inancın içeriğini ortaya koyan, bizzat o inanca sahip olan
kimseler tarafından kaleme alınan yazılı eserler olmadan,
imkânsız olduğuna göre, bu tür eserlerin yazılmasının ne
kadar elzem olduğu ortaya çıkmaktadır.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






