Shop

Ehl-i Beyt İmamları’nın Siyasi Tutumları

Elinizdeki eser, bir giriş ve sekiz bölümden oluşmaktadır. Hepsinin ana konusu, tertemiz Ehlibeyt İmamları’nın siyeri, özellikle hilafet ve hükümetle ilgili sergiledikleri tavırlardır. Giriş olarak sunulan yazı, aslında Üstad’ın yazılarından alınmıştır. İmam Hüseyin’le (a.s) diğer Ehlibeyt İmamları’nın metodu mukayese edilmiştir. Kitabın diğer bölümleri ise, onun farklı mekânlarda ve zamanlardaki konuşmalarıdır. Sırasıyla konuları şunlardır:

 

-Hz. Ali’nin Sorunları

-İmam Hasan’ın Barışı

-İmam Zeynelabidin

-İmam Cafer Sadık ve Hilâfet

-İmam Musa Kâzım’ın Şehadeti

-İmam Rıza ve Veliahtlık Olayı

-İmam Hasan Askeri

-Kapsayıcı Adalet ve Beklenen Mehdi

Masumların Çehresi

İmam Humeyni’yi diğer Müslüman âlim ve düşünürlerden ayırt eden en önemli özelliği, tarih anlayışı ve masum nebiler ile velilerin hayatlarından ve kıyamlarından çıkardığı derstir. 

İmam Humeyni’nin Eserlerini Düzenleme ve Yayımlama Müessesi tarafından hazırlanan bu derleme dört bölümden oluşmaktadır:

“Tarih ve Tarihin Değişmezleri” başlığını taşıyan birinci bölüm; tarihin seyri, tarihteki yüce amaçlar ve tarihin vaadi gibi genel birtakım konuları içermektedir.

“Peygamberler Tarihi” başlığını taşıyan ikinci bölüm dört kısma ayrılmakta olup, İmam Humeyni’nin nebilerin nitelikleri, davetleri, direnişleri ve hayatlarına ilişkin sözlerine ayrılmıştır.

Üçüncü bölümün konusu ise Hz. Peygamber’dir (s.a.a). Dört kısımdan oluşan bölümde İmam Humeyni’nin Hz. Peygamber’in kişiliği, peygamberliği, hükümet şekli ve savaşları hakkındaki sözleri bir araya getirilmiştir.

“Ehlibeyt’in Hayatı” başlığını taşıyan dördüncü bölümde de İmam Humeyni’nin Hz. Zehra (s.a) ve Ehlibeyt İmamları (a.s) hakkındaki sözleri dört alt başlıkta toplanmıştır.

Ehl-i Beyt Mektebi

 

Ne yazık ki şu ana kadar bu alanda yazılmış birçok kitapta tam manasıyla taassup ve ön yargıdan kurtulamayan yazarlar, ya olaylara Ehl-i Sünnet gözlüğü veya Şia gözlüğü ile bakarak okuyucuları konunun dışına itmişler ve hakikat peşinde doğruları bulmaya gayret gösteren kimselerin yanılmalarına neden olmuşlardır. Fakat biz bu kitapta her türlü taassuptan uzak bir şekilde sadece ve sadece sağlam delillere dayanarak, okuyucuların hakikatleri tarih sayfalarından çıkarıp bulmalarını sağlayacağız.

 

Umre Rehberi

Bu eserde, asrımızın taklid mercilerinden şu beş müçtehidin nazar ve fetvaları esas alınmıştır.

– Ayetullahi’l-Uzma İmam Humeynî (r.a)

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Hamaneî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Sistanî

– Ayetullahi’l-Uzma Nasır Mekarim-i Şirazî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Musa Şubeyr-i Zencanî

Gadir Hadisi ve İmamet Meselesi

Elinizdeki bu kitapçık; her biri Şehid Ayetullah Mutahhari’nin iki kitabından seçilmiş iki bölümden oluşmakta olup, her bölümün ortak noktası Gadir-i Hum vakası ve hadisi ile bunların Ali’nin (a.s) imametine olan delaletidir. 

Birinci bölüm, “Gadir ve Müslümanları İçerden Tehdit Eden Tehlike” başlığı altında yer aldığı On Beş Konuşma (Panuzdeh Goftar) kitabından alınmıştır. İkinci bölüm ise, şehid mütefekkirin İmamet ve Önderlik (İmamet ve Rehberi) kitabının “Gadir Hadisinin Ali’nin (a.s) İmametine Delaleti” başlığı altında yer alan kısmıdır.

Kur’ân-ı Kerim (40 Hadis)

Bu kitapta Kur’ân-ı Kerim hakkında nakledilen 40 hadis okuyucuya sunulmuştur.
Resulullah (s.a.a):
Fitneler, karanlık gece parçaları gibi etrafı sardığı zaman Kur’ân’a sarılın ve ondan ayrılmayın; çünkü Kur’ân, aracılığı kabul edilen bir şefaatçi ve şikayeti kabul olan bir davacıdır. Kim Kur’ân’ı önüne geçirirse (onu kendine önder edinirse), Kur’ân onu cennete götürür ve kim Kur’ân’ı arkasına atarsa (ona amel ve itina etmezse), Kur’ân onu cehenneme sürükler.

Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker

“Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker’de bulunarak dini ihya etmek için çoluk çocuğunu Kerbela kurbangâhına götürüyorum” diyene.

Kötülükten sakındırdıkları için sürgün edilip Rebeze çöllerinde garip bir şekilde can veren Ebuzerlere.

Bizler bugün bir kelime dahi söylemeye cesaret edemezken, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için mücadele verip canlarını ve mallarını feda eden, hapse düşen, işkenceye maruz kalan ve sürgün edilen; ama tüm bunlara sabreden zamanın Yusuflarına…

Hidayet Önderleri c.10

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın sekizincisi ve hidayet önderlerinin onuncusu olan İmam Rıza’nın (a.s) hayatı incelenmiştir.

İslam ve Cinsiyet Farklılıkları

Bu kitabın asıl hedefi bir taraftan, fıkhî istinbat metodundan yararlanarak İslam’da cinsiyet farklılıklarının yerini belirtmek, diğer taraftan da, esasen toplumsal tahlillerden yararlanarak bu farklılıkları değerlendirmek ve izah etmektir.
Kitapta konular şu şekilde ele alınmıştır: Her konunun başında, söz konusu bahsin toplumsal gerçekleri kısaca anlatılmış ve genellikle feminist görüşlere değinilmiş veya onun hakkında sosyolojik görüşler belirtilmiş, daha sonra geniş bir şekilde İslam’ın görüşü incelenmiştir.
Fıkıh bahislerine ihtiyaç duyulan yerlerde de kitabın sonundaki eklerde açıklama yapılmış ve sosyolojik açıdan da İslam’ın görüşü izah edilmiştir.

Ümit Sabahı

Zuhur öncesi İslâm toplumunun geneline hâkim olan durumla ilgili hadislerde çeşitli belirtilerle karşılaşıyoruz. Bazı belirtiler özel koşullara sahip ve özel alanlara açıklık getiriyor. Örneğin:

Necef ve Kufe şehirlerinin su altında kalması, Irak’ta huzur ve güvenin kalmaması, İranlıların Araplara galip gelmesi, Basra’nın işgal edilmesi ve su altında kalması, Belh şehri’nin yıkılması, Beytü’l-Mu-kaddes’in onarılması, Mısır ve Şam’ı yönetenlerin öldürülmesi, Horasan’lı bayrağının Dicle kenarına dikilmesi, Fas’tan ve Ceyhun’dan bayraklıların harekete geçmesi, Türklerin Şattu’l-Arab’a kadar ilerlemesi, dört antlaşmanın yapılması, Habeşistan’ın depremle yıkılması, Necef’te ilim ve bilginin tükenmesi, ilmin Kum Şehri’nden fışkırması, ramazan ayında semavî sesin duyulması, dinin bir İranlının eliyle pekişmesi, Hac yolunun kapanması, Rey Şehri’nin yıkılması, Horasan’lı Seyyid’in Horasan’dan kıyam etmesi, Şuayb’ın Talikan Şehri’nden kıyama kalkması, güneşin batıdan doğması, Mina’da bir facianın meydana gelmesi, Kıptî’lerin Mısır’da yönetime gelmesi, Şam Camisi’nin bir bölümünün yıkılması, Kâbe’nin yakılması, Lübnan’da kanlı olayların meydana gelmesi, Kufe Camii ve Borasa Camii’nin harap edilmesi vb. benzeri olayların gerçekleşmesi.

Bu olayların ve belirtilerin çözümü ve yorumu nedir? Acaba bunlar gerçekleşti mi?

El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.13

el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.

Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.

İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.

Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.

Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.

Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.

Hikmetname-i Lokman

Hikmetname-i Lokman, yeni bir çalışmanın ürünüdür. İbrahimî dinler sürecinde yaşayan hekîmin en meşhur öğütleri, kolay ve yeni bir yöntemle kıymetli okurlara aktarılmaktadır.
Bu hikmetname on bölüm olarak tanzim edilmiştir: Lokman Hekîm’in hayatı, Kur’an-ı Kerim’de aktarılan Lokman’ın öğütleri, hikmetlere dair öyküler, ilim ve marifete yönelik hikmetleri, kendini yetiştirme etkenleri ve afetleriyle ilgili hikmetleri, sosyal ve ahlaki adaba dair hikmetleri, atasözü konumundaki önemli sözleri, çeşitli içerikte ve kapsamlı hikmetleri.
Bunların tümü Lokman’la ilgilidir; ya bizzat Lokman’ın dilinden ya da Lokman’la ilgili aktarılanlardır.

İki Emanet Olmadan Alevilik Olmaz

Allah yarattı insanı,

Hikmetler var bu insanda,

Yaratılan ilk insan hani,

Hikmetler var bu insanda.

Süleyman emretti tahtını kurdu,

Ferhat aşık oldu dağları deldi,

Yunus aradı maşukun buldu,

Hikmetler var bu insanda.

Bir nice nebi mürseller geldi,

Erenler bu yolun sırrını bildi,

Nemrut, Firavun da bir insandı,

Hikmetler var bu insanda

Allah nurunu tamamladı,

Muhammed’e Habib’im dedi,

Ali Murtaza’yı yardımcı kıldı,

Hikmetler var bu insanda

Kirazlı’yım Hakka kurban,

O masum, On İki İmam,

Yardımcımız Sahib-i Zaman,

Hikmetler var bu insanda.

Ali KİRAZLI

Hidayet Önderleri c.11

Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.

Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.

“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”

Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.

Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.

Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.

Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın dokuzuncusu ve hidayet önderlerinin on birincisi olan İmam Muhammed Cevad’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.

Namazın Gerçeği

Namaz her sabah ve her akşam uygulanan bir programdır. Sabahleyin ilk söylenmesi gereken söz, namazdır; akşamleyin de en son söylenmesi gereken sözdür. Yani, güne namazla başlayıp namazla bitirmek durumundayız. O hâlde her günün başlangıcı ve sonu, Allah’ı anmak ve O’nun rızasını kazanmak olmalıdır.

Mukimlikte veya seferde; karada veya havada; fakirlikte veya zenginlikte kılınan namazların sırrı ve mesajı şudur: Ey insan, kim olursan ol, nerede olursan ol, sadece Allah’a kul ol, O’ndan başkasına boyun eğme.

Namaz, Müslümanın inancını, düşüncesini, isteklerini ve edindiği örnekleri ortaya koyan bir pratiktir.

Alevilik İslâm’ın Özüdür

-Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

Ehlibeyt’imin düşmanı benim düşmanımdır. Benim düşmanımsa Allah’ın düşmanıdır.

Atalarımız ve dedelerimiz Allah Resulü’nün bu buyruğundan yola çıkarak, teberra ve tevella kuralına sadık kalmışlar; Allah’a, Resulü’ne ve onun Ehlibeyt’ine dost olanla dost, düşman olanla ise düşman olmuşlardır. Bu da Alevîliğin İslâm’ın özü olduğunun diğer bir kanıtıdır.

-Kur’ân-ı Kerim Hz. Muhammed’in (s.a.a) evine inmiştir. Cebrail dahi bu evde misafirdir. İslâm’ın özünü temsil eden yüce Peygamber ve Ehlibeyt’i bu evin sahibidir. Bu Ehlibeyt insanlığa yol gösterip ışık tutsun diye bizzat Hz. Muhammed’in terbiyesi ile yetiştirilmiştir. Onun Ehlibeyt’e uyulmasını istemesi de Allah’ın bir emri olduğu içindir. Bizim Alevî olarak adlandırılmamızın sebebi ise Peygamber’den sonra Ehlibeyt’in başında Hz. Ali’nin bulunmasıdır. O, İslâm’ın özüdür. Çünkü buyuruyor ki:

Konuşan Kur’ân benim…

Göğün yollarını ben bilirim…

Hangi ayetin nerede indiğini ve nüzul sebebini ben bilirim…

Alevilik nedir, Alevi nedir bilmek isterseniz bu kitabı okuyabilirsiniz.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.1

İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.

Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.

Ziyaret Gerçeği ve Gerçek Ziyaret

SEVGİMİZE ŞAHİD OLUN

Rabbimizin sevdikleri

Sevgimize şâhid olun

Kitabında övdükleri

Sevgimize şâhid olun

Yemin olsun seviyoruz

Hüseyn için ölüyoruz

Âşıklardan diliyoruz

Sevgimize şâhid olun

Hüseyn Hüseyn nidâları

Lebbeyk lebbeyk sadâları

Yolun mihmanserâları

Sevgimize şâhid olun

 

Ya Hüseyin diyen diller

Dünyadaki kızıl güller

Hüseyn’e tutkun gönüller

Sevgimize şâhid olun

Züvvâra hâdim ey  erler

Oluk oluk akan terler

Mersiye okunan yerler

Sevgimize şâhid olun

İnsan seli akan yollar

Ilgıt ılgıt esen yeller

Acıyla bükülen beller

Sevgimize şâhid olun

 

Kabarmış yara ayaklar

Yorgun dirençli bacaklar   

Hüseyn’e bitap yürekler

Sevgimize şâhid olun

                              

Yorulsa da her yanımız

Durmayacak kervanımız

Bu yoldaki her anımız

Sevgimize şâhid olun

Ayak bastığımız taşlar

Gözümüzden akan yaşlar

Kerbela’ya uçan kuşlar

Sevgimize şâhid olun

 

Yolda kurulan çadırlar

Yere serilen hasırlar

Aradan geçen asırlar

Sevgimize şâhid olun

 

Üstümüze konan tozlar

Güneşle kavrulan yüzler

Kerbela’ya giden izler

Sevgimize şâhid olun

 

Bizi seyreden yıldızlar

Rugeyye yaştaki kızlar

Altı aylık minik yüzler

Sevgimize şâhid olun

                                                

Kara yeşil al bayraklar

Yaşı yetmiş yüzü aklar

Yere inen tüm melekler

Sevgimize şâhid olun

Bu yolda yorulan dizler

Hüseyn’e ağlayan gözler

Yürürken duyulan hazlar

Sevgimize şâhid olun

 

Kurak çöller, yaslı çöller

Nohe, ağıt dolu diller

Sinelere vuran eller

Sevgimize şâhid olun

Eli asalı analar

Ağzı dualı analar

Kalbi Safalı analar

Sevgimize şâhid olun

Ey novheler, ey şiirler

Gönlü Hüseyn’e esirler

Kapısındaki kıtmirler

Sevgimize şâhid olun

 

Musa AYDIN

Ehl-i Beyt’ten Dualar

Dua, insanın manevî hayatının bölünmez bir parçasıdır. Dua, insanı sonsuz yüceliğe bağlayan nurlu bir halkadır. Dua, ibadetin özüdür. Dua, son derece aciz bir varlığın mutlak sahibi bir varlığa sırlarını açıp ondan yardım istemesi, yalvarışı ve O’na yöneliştir.

İÇİNDEKİ DUALAR:

-Kumeyl Duası

-Hz. Ali’nin Münacatı

-Ramazan’ın Günlük Duaları

-Namaz Sonrası Dualar

-Recep Ayının Duası

-Ramazan Ayının Duası

-İftar Duası

-Sofra Duası

Sorular ve Cevaplar – Cilt 3 – Hadis & Tarih

Elimize ulaşan ve cevabını verdiğimiz binlerce soru içerisinden, toplumumuzun ihtiyaç duyduğu soru ve cevapları seçerek bir araya getirmeye çalıştık. Bunun neticesinde 3 ciltlik kitap ortaya çıkmış oldu.
Kitabımızın birinci cildi, kelam, akait ve felsefe alanında çokça karşılaşılan inançla alakalı 150 soruyu ve bu sorulara verilen daha çok akli cevapları içermektedir.
İkinci cilt ise, Kur’an, Kur’an ilimleri, tefsir ve ahlak, irfan, tasavvuf alanında bizlere ulaşan soruların cevabıdır.
Kitabımızın üçüncü cildi hadis ve tarih başlıklarıyla iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde elli ve ikinci bölümde yetmiş soruya cevap vererek, siz değerli okuyucularımızın aklına takılan şüpheleri gidermeye çalıştık. Böylece toplamda dört yüzden fazla sorunun cevabını verme gayreti içerisinde olduk.

Mead

Bütün semavî dinler, özellikle İslâm dini, mead ve ahiret konusuna çok büyük önem vermiştir. Bunun nedenlerinden bazıları şunlardır:

1- Mutluluk, refah ve emniyetin tek yolu kıyamete imandır. İnsan, yaptıklarının dosyasının tutulduğuna ve ilâhî mahkemede duruşmaya çıkacağına iman edecek olursa, kendisinde bir mesuliyet bilinci ve korku oluşur ve bu, onu büyük ölçüde günah ve ahlâkî bozukluklardan alıkor. Bu sayede, ümitsizlikten ve ruhî bunalımdan kaynaklanan intiharlar son bulur, gün geçtikçe artan suçlar, cinayetlerden duyulan endişe sona erer.

2- Milletlerin başarılı olmalarında ve zafere ulaşmalarındaki en önemli faktörlerden birisi kıyamete inanmaktır. Bunun en güzel kanıtı, Müslümanların şimdiki hâliyle, İslâm’ın ilk yıllarındaki hâlinin mukayesesidir. İlk Müslümanlar öyle bir iman ve yakîn mertebesine ulaşmışlardı ki sanki ahiret, bütün ebedi nimetleriyle gözlerinin önünde şekilleniyordu. Dolayısıyla bırakın ölümden korkmayı, şahadete adeta âşıktılar! Ama bugünün Müslümanları kalpleri korkuyla doludur. Ölümden korktukları için de rahatlıkla istismarcı emperyalistlerin yemi olabiliyorlar.

Son asırlarda İslâm topraklarının bölünmesiyle onların yok olmasının zeminleri hazırlanmış oldu. Sanayi, teknoloji ve savaş araçları alanındaki buluşlarda geri kaldılar. Sonunda meşhur “Altı Gün Savaşı”nda Beytü’l-Mukaddes’i Siyonist düşmana teslim ettiler.

Bugün Müslümanlar eski iftiharlarına yeniden ulaşmak istiyorlarsa, tek yol mead ve ahiret inançlarını güçlendirerek köklü ve esaslı bir değişim ortaya koymaktır.

Bu kitabın özelliklerinden birisi de ölümden sonraki hayatı, ilmî ve araştırmacı bir yöntemle incelemiş olmasına rağmen, konuların çok akıcı ve herkesin anlayacağı düzeyde olmasıdır. Ayrıca şüphelere ve tenkitlere net bir şekilde cevap verilmiştir.

Genç İlmihali ve Caferî Mezhebi’nin Esasları

İslam dininin tüm eğiti ve öğretileri iki ana başlık altında değerlendirilebilir: Birincisi; inançsal ve ideolojik konular ki buna, “Usul-i Din” yani dinin temelleri denir. İkincisi; ameli ve fer’i konular ki bunda da, “Füru-i Din” yani Usul-i Din’in uzantısı ve fer’i konumunda olan konular denir. Çünkü her insan kendi dünya görüşü ve inancı doğrultusunda hareket eder.

Beş inanç temelinin üçü, yani tevhid, nübüvvet ve mead kâfir ile Müslüman’ı birbirinden ayırt etme ölçüsü, diğer ikisi yani, adl ve imamet ise Ehli Beyt Ekolünü diğer ekollerden ayıran ölçüdür.

Elinizdeki kitapta bir Müslüman gencin bilmesi gereken bu konuların tümü özetle ele alınmıştır.

El-Müracaat

Allame Şerefüddin(öl. 1957), hayatı boyunca, aynı kökene sahip olan; ilahî vahiyden ve Nebevî sünnetten beslenen Şiîlik ile Sünnîlik arasındaki ihtilâfların iki mezhep arasında bir husumete dönüşmesinden rahatsızlık duymuş, bu rahatsızlığını da Sünnî bir âlim olan Şeyh Selim el-Bişrî (öl. 1916) ile paylaşmıştır. İki âlim, Şia ve Ehlisünnet arasındaki ihtilâflı meseleleri ortaya koyup açıklığa kavuşturmak, böylelikle iki mezhep arasındaki husumete bir son vermek için mektuplaşmaya karar vermişlerdir. Şeyh el-Bişrî ile yazışmalarını kitap haline getirerek ortaya çıkan iyimser tabloyu kalıcılaştırmak, gelecek kuşaklara aktarmak isteyen Allame Şerefüddin, elinizdeki eserin ortaya çıkış hikâyesini anlatırken amacını şöyle ortaya koyar:

“Böyle bir kitap yazma düşüncesi içindeki mektuplardan çok daha eskilere dayanır. Bu düşünce, gençliğimin ilk günlerinden beri, şimşeğin bulutların arasında parıldaması gibi göğsümde parıldamaya, gayretin galeyana gelmesi gibi kanımda kaynamaya başlamıştı. Engebesiz düz bir yol bulmak istiyordum ki, Müslümanları, aralarındaki ihtilâf fitnesini bitirecek, gözlerindeki perdeyi indirip hayata ciddî yönünden bakmalarını sağlayacak bir sınırda durdurabilsin; onları üzerlerine farz olan dinî ilkeye döndürüp, hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılmalarını ve hak bayrağı altında birbirlerinin pazısını güçlendiren iyi kardeşler olarak ilim ve amelde ilerlemelerini sağlasın.”

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.