Stock status
329 sonuçtan 73-96 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Hidayet Önderleri c.12
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın onuncusu ve hidayet önderlerinin on ikincisi olan İmam Ali Naki el-Hadi’nin (a.s) hayatı incelenmiştir.
Peygamberlerin Hayatı – Cilt 1
İlahi elçiler, insanların en iyileridirler ve bunlar “tam” insanlardır. “Tam” ve “iyi” insanların tarihine dikkat etmek, onların ahlaki, eğitim açısından hayat hikayelerini önemsemek hiç şüphesiz en yüce derstir. Diğer bir ifadeyle; bireysel ve toplumsal yaşamın en ince noktalarını ahlakileştirmek, ancak onların tarihsel yaşamlarının derinliklerine inmekle mümkün olur.
Evet, bu ilahi şahsiyetlerin tarihlerini gözden geçirmek, hedef sahibi her insana yiğitlik, fedakarlık, sabır ve mücadele dersleri öğretir ve yine insanlara hedef uğrunda istikamet sahibi olmayı, gerektiğinde kelleyi koltuğa almayı ve binlerce olumsuzluklar karşısında tahammül göstermeyi telkin eder. Toplumdan şirkin, nifakın, zulmün ve fesadın kazınmasına vesile olur, sonuç itibariyle de saadetli bir toplumun oluşmasının zeminini oluşturur.
Elinizdeki eseri okuduğunuzda dinlerin nasıl başlayıp nasıl geliştiğini, peygamberlerin gönderildikleri toplumlarla olan mücadele ve ilişkilerinde kimi vakit mağlup olup kimi vakit galip geldiklerini, maruz kaldıkları zulüm ve hareketleri, gösterdikleri sabır ve metanetleri, dini ve hakikatleri yaymak için ne gibi zorlukları üstlendiklerini ve taşıdıkları yükümlülükleri açıkça göreceğinizi ümit etmekteyiz.
Temel Dini Bilgiler c.2
Derin ilmî meseleleri herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatmak, konunun uzmanlarını hedef alan, terimlerle dolu bir yazı yazmaktan her zaman daha zor olmuştur. Allâme Tabatabaî’nin İslam inancı, ahkâmı, ahlakı ve tarihi üzerine yazdığı Temel Dinî Bilgiler işte böyle bir kitaptır. Ayetullah CevadîAmulî de kitabın 1991 yılında yapılan baskısına yazdığı Sunuş’ta, salih kul, gayb ve şuhud âleminin mevlası sözleriyle nitelediği Allâme Tabatabaî’nin sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu eserin derinliklerinde hazinelerin gizli olduğunu ifade etmiştir.
Ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular eklenen kitabın bu formu, İslâm maarifi sınıflarında okutulmuştur.Dört bölümden oluşan, ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular ekleneniki ciltlik eser, toplam 53 ders içermektedir. Çağımızın en büyük Kur’ân müfessiri de olan Allâme Tabatabaî’nin kaleminden çıkan bu eserin, başta gençlerimiz olmak üzere bütün Ehlibeyt (a.s) dostlarına faydalı olmasını ümit ederiz.
Hac – İlahî Aşkın Tecellîgâhı
Hac ve umre ibadetlerinin farzları ve haramları ya da doğruları ve yanlışları ile ilgili ‘hükümlerini’ konu alan özel bir ilmin bulunması gibi, haccın ‘hikmetlerini’ konu edinen başka bir ilim daha vardır. Bu ilim, haccın sırlarını incelemeyi amaç edinir ve bu ibadetin enginliklerindeki nice incelikleri ve nükteleri gün yüzüne çıkararak mânâ semalarında kanatlandırmaya çalışır. Fakat üzülerek görmekteyiz ki haccın bu boyutunu inceleyen çalışma çok azdır.
İşte bu boşluğu dolduran ve alanında yazılmış eşsiz eserlerden biri de Üstad Cevadî Âmulî’nin kaleme aldığı bu kitaptır.
Bu eserin mütalaası iman kardeşlerimiz için bir şuur, basiret ve hatırlama sebebi; hac yolcuları için bir azık, Beyt-i Haram’a yönelenler için bir binek, Rablerinin çağrısına icabet ederek ziyaret azmi taşıyanlar için de bir erzak olacaktır. İnşallah.
İslam Sosyolojisi
Asrımızın büyük müfessir, fakih ve filozofu merhum Ayetullah Allâme Tabatabaî, Kur’ânî ve aklî delillere dayanarak, İslâm’ın bütün hayatı içeren sonsuz bir din olduğunu, tüm beşer sistemlerinin İslâmî ahkâmın mukabilinde güçsüz kaldığını bu kitabında açık ve seçik bir şekilde ortaya koymuştur. Bu değerli eserinde İslâm’ın sosyal bir din olduğunu, topluma verdiği önemi ve toplum sorunlarına getirdiği çözümleri, öz ama genel anlamıyla güzel bir şekilde kaleme almıştır.
Türkiye’de İslâm Sosyolojisi üzerinde yayınlanan eserlere, diğer bir eser ilâve etmek için Müslüman kardeşlerimize yararlı olacağını umarak bu kitabı çevirdik.
Kadın – Erkek ve Sosyal İlişkileri
İslam öğretilerini varlığa ilişkin öğretiler ve emir ve yasaklar olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz. Birinci grupta yer alan öğretiler itikadî, kelamî ve ahlakî anlayışımızı ve dünyaya bakış tarzımızı belirlerken; ikinci grupta yer alan ve fıkıh ilminin konusu olan emir ve yasaklar, insana, düşündüğü gibi yaşamasının yolunu gösterir. Bu özelliğiyle fıkıh, İslam’a bir dünya görüşü olma hüviyeti kazandırır.
İnsan hayatının her alanına dair hükümler içeren fıkıh ilminin belli başlı konularından birisi insan ilişkileridir. Fıkıh kitaplarında kadın-erkek ilişkilerine dair hükümler “kişisel ve toplumsal örf ve tutumlar” başlığı altında ele alınır.
Elinizdeki eserde, gençlerin sıkça sordukları; toplu taşıma araçlarında namahremlerle temasın hükmü; mahrem ve namahremlere bakmanın ölçüsü; namahremle yazışmanın caiz olup olmadığı; evlilik öncesi kadın-erkek ilişkilerinde ölçü ve düğün hazırlıklarına ilişkin hükümler gibi sorulara Ayetullah Uzma İmam Humeynî, Ayetullah Uzma Hameneî, Ayetullah Uzma Cevad Tebrizî ve Ayetullah Uzma Sistanî’nin fetvalarına uygun olarak cevap aranmıştır.
Şia Tarihi
Şiîliğin tarihi İslâm tarihinden ayrı düşünülemez. Zira Şiîlik, Peygamber Efendimiz (s.a.a) dönemindeki İslâm’ın devamı niteliğindedir. Bu ise, İslâm Peygamberi’nin haleflerinin ve O Hazret’in Ehlibeyt’inin önderliğinde gerçekleşmektedir.
Bu değerli eser, çok dikkatli araştırmacı Üstad Gulam Hasan Muharremî’nin çaba ve araştırmalarının ürünüdür. Şiîliğin tarihî seyrini, nispeten kapsayıcı, uyumlu ve değerli bir bakışla ele almaktadır. Maalesef sayıları az olan benzer birkaç eserle karşılaştırıldığında birçok üstünlüğü bulunmaktadır. Yüksek lisans tezi kalıbında yüksek dereceyle başarı elde ettikten sonra henüz yayın aşamasına yeni geçmesine rağmen uzmanların dikkatini üzerinde toplaması memnuniyet vericidir.
Üstad Mehdi Pişvaî’nin Ön Sözünden
İslâm’da Şia
İslam’da Şia adıyla yayınlanan bu kitap, Batı dünyasına Şia mezhebini tanıtmak için yapılmış olan araştırma ve tahkikin bir bölümünü oluşturuyor.
Bu kitap Şia’nın ortaya çıkışını ve yayılmasını, Şia’nın dinî düşünce metodunu ve Şia açısından İslamî öğretileri incelemektedir.
İçindekiler:
– Şia’nın doğuş ve yayılışı.
– İlmî mercilik ve Hilafet meselesi.
– Hilafetin komuoyuna sunulması ve Şia’nın görüşü.
– Şia’nın dinî düşünceleri.
– Din’i düşüncedeki metotlar.
– Şia’nın Dini düşünce metodu.
– İmamiyye Şia’sı açısından dinî inançlar.
– Şia’daki bölünmeler.
– Şia’nın manevi mesajı.
Hidayet Önderleri c.7
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın beşincisi ve hidayet önderlerinin yedincisi olan İmam Muhammed Bagır’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.9
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
NÜDBE DUASI
Nüdbe Duası olarak meşhur olan bu dua, içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Allah Teâlâ’nın son hücceti ve temsilcisi olan zamanımızın efendisi Hz. İmam Mehdi (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) için okunan bir duadır. Bu duanın Ramazan, Kurban ve Gadir-i Hum bayramlarıyla Cuma günleri okunması özellikle tavsiye olunmuştur. Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) ziyaretnamesi okunduktan sonra bu duayla da Allah Teâlâ’ya onun zuhurunu bir an önce gerçekleştirmesini sağlaması için dua edilir. Bu dua aynı zamanda Ehl-i Beyt mektebi itikadını ve İmamet anlayışını da en güzel veçhiyle ortaya koymaktadır.
Kerbela Vakıası
Ebu Mihnef adıyla ünlü Lut b. Yahya el-Ezdî el-Gamidî hicrî 157 yılında vefat etmiştir. O, Kûfe’nin ünlü ravilerinden ve tarihçilerinden olup, hicrî ikinci yüzyılın birinci yarısında yaşamıştır. Ebu Mihnef’in “Hz. Zehra’nın (a.s) Hutbesi”, “Cemel ve Sıffin Savaşı”, “Muhammed b. Ebu Bekir’in Şehadet Olayları” gibi birçok eseri bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz onun en değerli eserlerinden birisi, Kerbela Vakıası adıyla çevirisini sunduğumuz “Maktelu’l-Hüseyin” kitabıdır. Allâme Tusterî’nin dediğine göre, İmam Hüseyin (a.s) hakkında yazılan makteller içinde en sahih maktel, Ebu Mihnef’in maktelidir. O, bu kitabı Aşura olayından yaklaşık yetmiş yıl sonra kaleme almıştır. Kendisi de Kûfe ehlinden olduğu için olayları bir ya da en fazla iki vasıtayla nakletmiştir.
Ama ne yazık ki bu kitap zamanın geçmesiyle kaybolmuştur. Şimdi onun hiçbir nüshası (elyazması) elimizde yoktur.
Kitabın asıl nüshasının kaybolmasından sonra bazı dönemlerde araştırmacılar ve yazarlar onun rivayetlerini toplamaya çalışmışlardır. Ama eksiklikler olduğu için gereken değeri kazanamamıştır.
Nihayet değerli araştırmacı Muhammed Hadi Yusufî Garevî’nin ilmî çabaları sonucu bu değerli kaynak diriltilmiştir. Önce Ebu Mihnef’in makteli Taberî Tarihi’nden derlenmiş, daha sonra onun nakilleri Şeyh Müfid, Ebu’l-Ferec ve İbn Cezvî’nin nakilleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca birçok dipnota yer verilerek “Vak’atu’t-Taff li-Ebî Mihnef” adıyla basılmıştır.
Oruç ve Hükümleri
Bu kitapta oruçla ilgili konuların hem hikmetine, hem de hükümlerine yer verilmiş en küçük detaylara ve mükellefin sıkça karşılaştığı sorunlara açıklık getirilmiştir. Bu eser, iki bölümden oluşan bir çalışmanın ürünüdür. Birinci bölüm, salih amellerden sayılan orucun hikmeti ve farz kılınış sebeplerini içerir. İkinci bölüm ise, orucun ne anlama geldiğini ve nasıl uygulanması gerektiğini, kısaca fıkıhtaki helâller ve haramlar boyutunu açıklamaktadır. Bu bölüm, zamanımızın büyük müçtehitlerinden olan Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hameneî’nin oruçla ilgili fıkhî fetvalarını içermektedir.
İçindekiler:
Ramazan Ayı ve Oruç
Orucun Hikmeti ve Yararları
Orucun Aşamaları
Ramazan Ayı Kur’ân’ın İnişi
Kadir Gecesi
Hilâli Görme Hükümleri
Orucun Şartları
Yolculukta Oruç
Orucu Bozan Şeyler
Orucun Kaza ve Kefareti
Kadınlara Ait Hükümler
İlmin Kapısı Şah-ı Merdan İmam Ali (a.s)
Sensin Allah Resulü’nün vasisi
Sensin müminlerin gerçek emîri
Evliyalar şahı, erenler piri
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sana açılmıştır ilmin kapısı
Sen okurdun ism-i azam duası
İlla Ali illa Zülfikar sesi
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sensin Hasan ile Hüseyin’in babası
Sensin Fatımay-ı Zehra’nın kocası
Başından bitmedi küfrün belası
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Onbir nur doğmuştur senin soyundan
Sana eriş olmaz hakkın yolunda
Bize yardım eyle mahşer gününde
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sen doğmuştun Beytullah’ın içinde
Elif, mim yazıldı senin karşında
İbn-i Mülcem vurdu seni başından
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Kirazlı’yım kölen bile olamam
Olsam bile kıymetini bilemem
Senin düşmanından medet dilemem
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Ali Kirazlı
İlmihâl
Elinizdeki İlmihâl kitabı, Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hüseynî Hameneî’nin fetvalarına uygun olarak hazırlanmıştır.
Bu büyük taklit merciinin fetvaları, ilk önce Ecvibetu’l-İstiftaat (Sorular ve Fetvalar) adı altında yayınlandı. Söz konusu eser, mukallitlerin çeşitli fıkhî konulara ait sorularını ve onlara verilen cevapları içeriyordu.
Daha sonra Muhammed Rıza Müşfikîpûr tarafından eğitimde yararlanılmak üzere birinci cildi ibadet, ikinci cildi ise muamele konularını içeren Risaley-i Amuzişi (Fıkıh Dersleri) adlı eser yayınlandı.
Ancak yapılan çalışmaların faydalı ve önemli olmasına rağmen, hiçbirisi alışılagelmiş ilmihâlin yerini doldurmuyordu. Bu yüzden taklit mercilerine ait günümüzdeki ilmihâllere yakın bir metin hazırlamak amacıyla elinizdeki çalışmanın ortaya çıkmasına gerek duyuluyordu.
Bu eser hazırlanırken, söz konusu çalışmaların yanı sıra, yeni sorular ve fetvalardan da yararlanılmıştır.
Yüce Allah’tan, İslam dininin hükümlerine amel etme ve Masum Önderlere uyma başarısını inayet etmesini diler; din âlimlerine, başta Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hameneî olmak üzere taklit mercilerine izzet ve uzun ömür lütfetmesini niyaz ederiz.
KEVSER
Eğitimde Yanlış Yöntemler
Eğitimdeki yanlış yöntemlerden kastımız, eğitimin amacına ulaşmak için eğitmen tarafından uygulanan ancak yıkımdan başka hiçbir etkisi olmayan söylemler, davranışlar ve tavırlardır. bu yöntemler hakkında şimdiye kadar yazılmış eserler ya araştırma eseri değildir ya da bir psikologun elde etmiş olduğu tecrübeleri yazıp kitaplaştırmasıdır. her halükarda bu eserler dinî ve dinin bakış açısını beyan eden eserler değildir ve maalesef bu tarz yöntemler hakkında dinin bakış açısını aktaran derli toplu ve akademik bir kitap henüz yazılmamıştır.
Elinizdeki eser bu eksikliği telafi etmek amacıyla kaleme alınmıştır. Bu kitapta mukaddes kanun koyucunun eğitim yöntemleri alanındaki nehiyler araştırılmış, ayetlerin ve rivayetlerin bu konu hakkındaki bakış açısı ile davranış ve yöntemler analiz edilerek bunların zararlarının, yararlarından çok daha fazla olduğu delillendirilmiştir. Böylelikle İslâmî eğitim ve öğretimin kapsamlı bir şekilde düzenlenmesine katkıda bulunmuş olacağız. Bu araştırma her ne kadar küçük de olsa, din tarafından beyan edilmiş olan zararlı yöntemleri analiz ederek, İslâm’ın eğitim düzeninin gelişmesine ve düzenlenmesine yardımcı olacaktır.
İslâm Kültür ve Medeniyetinde Şia’nın Rolü
İslam Kültür ve Medeniyetinde Şia’nın Rolü adlı kitap Ehlibeyt (a.s) Ekolü izleyicilerinin düşünce ve kültür tarihinin yeniden okunması ve İslam medeniyetinin şekillenmesinde Şiî âlimlerin katkısının tekrar tanımlanması yönünde bir çabadır.
İslam tarihine kısaca göz atmak, İslam medeniyetinin şekillenişinin en başından (hicrî ikinci yüzyıl) günümüze kadar farklı kültür ve medeniyet havzalarının Şia büyüklerinin huzurundan hiçbir zaman yoksun olmadığını gösteriyor. Bu durum Şia’nın aklaniyet/aklilik ve medeniyet tarihinin derinliğine ve İslam tarihindeki kıdem ve önceliğine tek başına delildir…
El-Mîzân Fî Tefsîr’il-Kur’ân c.11
el-Mîzan gibi çok yönlü bir tefsiri okumanın Kur’ân-ı Kerim’in anlaşılması ve tanıtılması açısından kaçınılmaz ve gerekli olduğunu söylemek mümkündür. Bu büyük tefsire her bakımdan farklı bir tefsir diyebiliriz.
Öncelikle Kur’an’ı Kur’an’la tefsir etmek bakımından farklıdır.
İkincisi Kur’an’ı hadisle tefsir etmek bakımından farklıdır.
Üçüncüsü sosyolojik bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Dördüncüsü felsefî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Beşincisi mukayeseli tefsir olmak bakımından farklıdır.
Altıncısı irfanî bir tefsir olmak bakımından farklıdır.
Murtaza Mutahharî’nin deyimiyle “Ansiklopedik bir tefsir” olan el-Mîzan bu saydığım ve daha saymadığım birçok hususları aynı potada eritip yepyeni değerler üreten bir tefsir olmak bakımından da farklıdır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da tefsirler yazılacaktır. El-Mîzan’ı aşan tefsirler kuşkusuz kaleme alınacaktır. Ama el-Mîzan çığır açıcı bir tefsir olarak daha uzun bir zaman saltanatını sürdürecektir.
Ahiret Menzilleri
Bu kitap, Kur’ân ayetleri ve Hz. Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti’nden nakledilen hadislerle ölüm sonrası insanları bekleyen hayat serüvenine ışık tutmuştur.
Bu konuyla ilgili şimdiye kadar İslâm âlimleri tarafından yüzlerce değerli eser kaleme alınmışsa da büyük muhaddis Şeyh Abbas Kummî’nin, Kur’ân-ı Kerim ve Resulullah ile Ehlibeyt İmamlarından nakledilen hadisleri kaynak alarak “ölüm, berzah ve kıyamet” konularını bir arada özetle işlediği bu kitap, Farsça ve Arapça baskı sayılarında rekor kırmıştır.
İçindekiler
Birinci Menzil: Ölüm Sarhoşluğu
İkinci Menzil: Haktan Sapma Anı
Birinci Durak: Kabir Korkusu
İkinci Durak: Kabir Azabı
Berzah
Kıyamet
Kabirden Dirilmek
Amellerin Tartılması
Amel Defterleri
Sırat Köprüsü
Cehennem Azabı
Ana Hatlarıyla Günah ve Etkileri
Günah işlemek, ruhsal ve psikolojik bakımdan bireyleri ve toplumu denge ve denklikten yoksun bırakacaktır. Bu kanunsuzluktan sakınmak ise takvaya, izzete, keramete, yaratılışsal zenginliklerin ihyasına, gönül yaşamına, batın sefasına, manevî sülûk yönünde adım atmaya, hakkı batıldan ayırt etme konumuna yükselmeye, amelî hikmet kazanmaya, özel ilahî lütuf ve inayetten nasiplenmeye, yüce Allah’ın özel ödülünü elde etmeye, dış kökenli şeytandan kurtulmaya, rızk bolluğuna, güzel akıbete, can verme zorluğu ve kabir azabı gibi istenmedik durumlardan kurtuluşa ve de Hz. Mehdi’nin (yüce Allah zuhurunu tez eylesin) batinî hidayetinden yararlanmaya neden olacaktır.
İslamî Düşüncenin Temel İlkeleri
Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî’nin konuşmalarının yazılı özetinden ibaret olan elinizdeki kitapta, İslâm’ın en önemli düşünsel temelleri yani iman,tevhid, nübüvvet ve velayet konuları, en yapıcı ve en canlı boyutlarıyla Kur’an’ın net ve açık ayetleri ışığında araştırılmış ve dinleyicilere, Kur’an üzerinde düşünme yöntemini öğretmek amacıyla açıklayıcı bilgiler katılarak ayetlerde sözü edilen temeller belirlenmiş ve gösterilmiştir. Gerekli yerlerde de yüce Allah Resulü’nden (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan (hepsine selâm olsun) rivayet edilen sahih hadislerden vurgu ve açıklama yönünde faydalanılmıştır. Böylece Kur’an’dan bazı ayetler düşünmeye tâbi tutulurken, sorumluluktan doğan İslâmi ilkelerden bir, İslâm ideolojisi ve düşünce tarzı noktalarından biri olarak açıklanmıştır.
Veli’nin Diliyle Nebi
Hangi düşüncede olursa olsun her insanın istediği, adalettir. Çünkü adalet isteği, fıtridir. İnsanın fıtratından gelen bu isteğin yani adaletin, hakkı ile yerine gelebilmesi için terazinin bir kefesinde bulunan ölçeğin “doğru” olması gerekir. En doğru ölçek de hiç şüphesiz vahiy ve risalettir.
Vahiy ve risalet okuyuşu, bizim kendi nefsimize ait bir hak değildir. O hâlde doğru okuma kime aittir? Bu sorunun cevabını Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) sık sık hatırlatmıştı: “Ehl-i Beyt.”
Ehl-i Beyt ile ilgili o kadar çok bilgi elimizin altındaydı; ama “Niçin?” denilmemiş, sebebi sorulmamıştı. Bilemedik, bilgilendirilmedik.
İslam tarihi denince sadece Hz. Peygamber’in hayatından yirmi üç yıl düşünülür. O da kişilerin insafına bırakılmıştı. Bu yirmi üç yıl da bir şekilde kırpılmıştı…
İşte bu kitabın yazılmasındaki amaç: Birincisi, derin bilgi sahibi olmak ve imanı doğru pekiştirmek için vahiy ve hadis eğitiminin yanında mutlaka İslam tarihinin de bilinmesi gerektiğidir. İkincisi ise vahiy ve risalet çizgisini doğru okumak için, siyerin de doğru okunması gerekmektedir… Bu da en güvenilir gözlerin ve kalplerin sahipleri olan Ehl-i Beyt’e sarılmakla olur.
İslam tarihinin baş aktörü Hz. Muhammed’dir (s.a.a). Hz. Resulullah’ın yanındaki en yakın şahit ise Hz. Ali’dir (a.s). Bu yüzden onun diliyle Hz. Peygamber’i ve mücadelesini anlatmak istedim.
Önemli olan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in hayatlarının ne kadar iç içe olduğunu göstermekti. Böylelikle nerelerden beslenmemiz gerektiğini iyi bilecektik.
Şiircemde
AŞKIN İLE ÖLECEĞİM
Bir ipucu, bir işaret
Olsa seni bulacağım
Dayanılmaz oldu hasret
Yar ne zaman güleceğim
Geldiğini duyur bana
Yanında yer ayır bana
Ne istersen buyur bana
Onu nimet bileceğim
Sular söndürmüyor narı
Gel gönlümün iftiharı
Dağıtmazsan bu efkârı
Yana yana solacağım
Sözüm sözdür namus sözü
Kâbe’ye çevirdim yüzü
Yalnız bırakmam ben sizi
Nida duysam geleceğim
Şeksiz şüphesiz imanım
Sana feda olsun canım
Zuhur eyle gör “Sultanım”
Aşkın ile öleceğim
Galu bela da sözüm var
Aşka engel olmaz mezar
Biter bitmez bu intizar
Ben orada olacağım
Mehmet DEMİRER
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






