Stock status
329 sonuçtan 49-72 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
DİNİN KEMÂLİ
Bu kitabın adı Maide Suresi 3. ayetinden alınmıştır. Şeyh Saduk bu kitabı Mehdeviyyet (İmam Mehdi) ile ilgili şek ve şüpheleri ortandan kaldırmak için hazırlamıştır. Bu kitabın hazırlaması ile ilgili şöyle diyor:
“Bir gece Rey şehrinde arkamda bıraktığım aile, evlat, kardeşler ve nimetler ile alakalı düşünceye kapılmıştım ki birden uykuya daldım. Mekke’de olduğumu gördüm. Allah’ın evinin (Kabe’nin) etrafında tavaf ediyorum. Kara taşın (Hacer-ul Esved) yanında yedinci tavafta iken gelip onu istilam ediyor, öpüyor, selamlayıp şöyle diyordum:
“Emanetimdir, onu yerine getirdim. Ahdimdir, tamamıyla yerine getirilmesi hakkında bana şahitlik edesin diye onunla ahitleştim.”
Bu esnada Mevlamız, Efendimiz, Zamanın Sahibi İmam Mehdi Kaim’i, Kâbe’nin kapısında ayaküstü durur bir halde gördüm. Kalbim meşgul ve perişan halde ona yakınlaştım. O, yüzümü sezip içimdekileri bildi. O’na selam verdim. O da selamımın cevabını verdi. Sonra bana şöyle dedi:
“Neden seni kederlendiren şeyi ortadan kaldırması için, gaybet (gizleniş) hakkında bir kitap düzenlemiyorsun?”
İmam’a şöyle dedim: “Ey Allah’ın Elçisi’nin oğlu! Gaybet (gizlilik) hakkında her şeyi düzenledim.”
İmam şöyle dedi:
“Bu yolla değil! Sana bir kitap düzenlemeni ve gaybet hakkındaki bu kitabı düzenlerken orada peygamberlerin de gaybet dönemlerini kaydetmeni emrediyorum!”
Sonra İmam gitti, bense gafil bir şekilde uykudan uyandım ve fecir vaktinin doğuşuna kadar dua, ağlama, ıstırap ve ağrı çekme haline kapıldım…
Sabah vakti olduktan sonra ise Allah’ın velisi ve hüccetinin emrine boyun eğerek, Allah’tan da yardım umarak, O’na tevekkül ederek ve kusurlarımdan dolayı bağışlanma dileyerek bu elinizdeki kitabı düzenlemeye başladım. Başarı yalnız Allah’ın yardımı iledir. Yalnız O’na güvendim ve yalnız O’na yönelirim.”
Şeyh Saduk
Lütfen Gülümseyin
Başkalarıyla karşılaştığınızda yüzünüzde gülümseme var mı? Gülümsemeyle kemal ve maneviyat yolunda ilerleyebileceğinizi biliyor musunuz? İslam dininde gülümsemenin bir sadaka olarak belirtildiğinden haberiniz var mı? Belaları sizden uzaklaştırabilecek ve ilahi rahmeti size ulaştırabilecek bir sadaka… Gülümsemenin sizin ruhunuzda olumlu etkiler bırakabileceğini tecrübe ettiniz mi? Yüzünüzün kaslarının beyindeki sinir sistemi ile bağlantılı olduğundan haberiniz var mı? Yüzünüzün kaslarının mutluluk hormonlarının salgılamasını sağladığından haberiniz var mı? Bu kitap, gülümsemenin faydaları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmanıza katkı sağlayacaktır. Gülümseme, insanlığın elinde bulunan en etkili gençlik iksiridir. Sizler, gülümsemeyle daha çekici, daha canlı ve daha genç görünebilirsiniz.
Kızıl Gül
Mustafa arabadan indi, aksayarak tozlu yolda ilerledi. Düşmanın durmak bilmeyen top ateşi altında her taraf sarsılmadaydı.
Mustafa ne görmüştü acaba?
Arkadaşları elleri tetikte bir yandan onu izlerken, bir yandan da dikkatle etrafı tarıyor, ama hiçbir şey göremiyorlardı.
Mustafa neredeyse insan boyuna ulaşan vahşi çalılıklara yaklaştı.
Top mermilerinin kaldırdığı yoğun toprak bulutu çalılara da sinmişti. Tozlu çalılar arasında bir kızıl gül göze çarpıyordu.
Adeta gülümsüyor gibiydi.
Mustafa şefkatle kızıl gülü okşayıp öptü:
— Şuna bak hele! Bunca top yağmuru altında nasıl sapasağlam kalabildin sen? Rengin de pek muhteşem!..
İslam Tarihi
Ciddi bir akademik çalışmanın ürünü olan elinizdeki eser aslında yazarın Üniversitede verdiği ders mevzuatının özetidir. Beş bölüm ve 16 alt başlık altında sadr-ı İslâm tarihi incelenmiştir. Arap Yarımadası’nın İslâm öncesi döneminde durum ve şartları etraflıca ele alınmıştır. Zira cahiliye dönemi sırasında Arap Yarımadası’nın içinde bulunduğu durumu tam olarak bilmeden İslâm tarihindeki birçok olayın idrak ve tahlili ya imkânsız ya da en azından eksik olacaktır.
Yazar, nebevî çağdaki olayların teferruat ve tafsilleri için ayrı ayrı ve çeşitli kaynakları kullanmaya özen göstermiştir. Kitabın tamamında göze çarpan Kur’an ve hadis kaynaklı belgeler bu eseri alelade bir tarih çalışmasından öteye taşıyarak o dönemle ilgili bazı olaylar çevresindeki şüpheleri giderici nitelikte ciddî bir tahlil ve incelemeyi mümkün kılmaktadır.
Kur’ân’da Kıyamet – Cennet – Cehennem – Tasvirleri Nifak – İnfak
Kur’an-ı Mecid’e dikkatle bakıldığında, nifak ve infakla olan ilgi ve alakamız, cennet ve cehennem tercihimizde çok önemli i faktör karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde ortalama bir Müslümanın yaşamının önemli bir kısmı nifakla iç-içe geçmektedir. O halde “Ölüm gelip çattığında, Rabbim! Ne olur beni yakın bir süreye kadar ertelesen de (artık münafıklı yapmasam, çok çok) sadaka verip (salih amellerde bulunsam) iyilerden olsam!” demeden önce; (dünya ve ahiret ârasında bocalamaktan vazgeçerek), bize verilen rızıklardan Allah yolunda harcamalıyız. (Unutmayalım ki) “Bir nefsin eceli gelince, Allah onu asla ertelemez…”!
(Münafikûn; 10-11)
Caferî Şiîleri Tanıyalım
İhtilaflı konuları tartışmak ve her ekolün delillerini bilmek amacıyla ümmetin ulemasının ihlâsla, sıdk-ı niyetle ve her türlü taassup ve önyargıdan uzak bir şekilde bir araya gelmeleri pek de zorolmasa gerek.
Her ekol ve mezhebin özgür bir ortamda görüşlerini, fıkhi ve fikri konumlarını hiç çekinmeden net bir şekilde ifade etmeleri kadar doğal ve makbul bir şey olamaz Bunun sonucunca Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıklar tamamen ortadan kalkmış olacaktır.
İşte bu kitapçığın yazılma amacı bu doğrultuda atılan küçük bir adımdır. Gerçeğin ortaya çıkması ve olduğu gibi bilinmesi umuduyla…
Şaban Ayı
Hz. Resulullah (s.a.a):
Şaban benim ayım ve Ramazan Allah’ın ayıdır. Kim benim ayımı oruç tutarsa kıyamet günü onun şefaatçisi olurum.
İmam Muhammed Bâkır (a.s):
“Şabanın on beşinci gecesi, Kadir gecesinden sonra en faziletli gecedir. O gecede Allah Teâlâ kullarına kendi fazlını ve lütfunu ihsan eder ve minnetiyle onları bağışlar. O hâlde o gecede Allah’a yakınlaşmak için var gücünüzle çaba gösterin. Zira o gece öyle bir gecedir ki Allah Teala hiçbir saili -günah bir şey istemediği takdirde- o gecede eli boş geri çevirmeyeceğine dair yemin etmiştir. Allah Teala Kadir gecesini Resulullah (s.a.a) için kararlaştırdığı gibi o geceyi de bizim için belirlemiştir.”
Sahîfe-i Aleviyye – İmam Ali’nin (a.s) Duâları
Merhum büyük âlim Şeyh Abdullah Semâhîcî (v. 1135 h.k.) tarafından telif edilen bu eser, İmam Ali’nin (a.s.) bazı münâcât, duâ, yardım nidâları, na’tları ve büyüleyici sözlerini kapsamaktadır. Kitapta yüz elli bir duâ ve münâcât bulunmaktadır.
Bu duâlar meşhur ve güvenilir kitaplarda ve Ehl-i Beyt âlimlerinin usul kitaplarında nakledilmişlerdir.
İnançlarımız
Elinizdeki kitap, Şia inanç ve akaidini gayet öz bir şekilde, kolay anlaşılır bir üslup ve nitelikle açıklamakta, beyan etmektedir. Çok kısa ve öz bilgiler ve kaynaklarla elinizdeki hacme indirgenmiş olan bu küçük kitap, aslında son derece yoğun ve hacimli bir ekip çalışmasının ürünü olup diğer İslam mezheplerine mensup Müslümanlarca, hatta Şia üzerine araştırmada bulunmak isteyen gayri müslimlerce şiiliği kaynağından tanıma imkanını yaratmakta ve bunun için uzun ve yorucu mütalaalara gerek bırakmamaktadır.
Bu kitapçık mütalaa edildiğinde, Şia okuluyla diğer İslam fırkaları arasındaki farklılıkların, vahdet, el ve gönül birliği içinde olmayı engelleyecek nitelikte olmadığı kolayca anlaşılacaktır. Zira esasen bütün İslam mezhepleri arasındaki müşterekler (farklı noktalarla kıyaslanamayacak kadar) fazladır, İslam düşmanlarıysa müşterek düşman olup bütün İslam mezheplerini tehdit etmektedir.
Biz inanıyoruz ki: Müslümanlar arasındaki belli bazı farklılıkları büyütmeye çalışarak ihtilaf yaratıp onları birbirine düşürmeye, kanlı savaşlar çıkarıp Müslümanları birbirine kırdırmaya azmeden meşum eller vardır; dünya coğrafyasında hızla yayılan ve giderek yeryüzü küresinin önemli bir bölümüne güneş gibi ışımaya başlayarak komunizmin çöküşünü başta kapitalizm gelmek üzere bütün maddî ve beşerî ekollerin çıkmazlara girip iflas ettiği çağımızda, İslam’î şahlanışı zayıflatmak ve İslam’ın bu muazzam ilerleyişini durdurmak isteyen malum ellerdir bunlar.
Bağdat Seyyidi
“Bağdat Seyyidi”; Saddam’ın zulmünden kurtulduk derken, ülkelerine demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle giren ve bir daha çıkmayan Amerika’nın türlü entrikalarına maruz kalan Irak halkının yaşadığı acılardan kesitler sunmaktadır.
Bir tarafta işgal, diğer tarafta bunu “geri kalmış ülkelere iyilik” zanneden Amerikalı asker Jimmy’nin vicdanının derinliklerindeki insani duygular vardır. Benzeştiği kişilerde aynı duyguları bulduğunda bir renk, inanç ve kültür harmonisi bulacaktır karşısında…
Bu romanın en ilginç yanı, işgal dönemi ve işgal öncesi Irak’ın sosyal ve psikolojik yapısını aktarması, ülkenin etnik ve tarihî köklerini aktarırken sömürü yöntemlerine de değinmesidir. Bunlar, farklı zaman ve iktidarlarda, ülkelerin sosyal, stratejik ve coğrafi özelliklerine göre değişen, ama tanıdık yöntemlerdir.
İslam ve Aile Sosyolojisi
Sosyoloji ya da toplum bilim, toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan pozitif bilim dalıdır. Bir akademik disiplin olarak sosyoloji, insanların neden ve nasıl bir toplum içinde düzenli yaşadıkları kadar bireylerin veya birlik, grup ya da kurum üyelerinin nasıl yaşadığına da odaklanmıştır. Bu bilimsel dalın uygulamalı sonuçları, uzmanlar tarafından ortaya konulan sosyal koşulları iyileştirmek maksadıyla siyaset ve stratejilerde kendini göstermektedir.
Öte yandan, İslam, bireysel ve toplumsal mutluluğun temini için yaşamın çeşitli boyutlarında kapsamlı programları içermektedir. Bu programlar yalnızca ahirete özgü olmadığından ve dünyevî birçok konuda onlara etkisinden dolayı insanın uhrevî mutluluğu için bazı kuralları ortaya koymaktadır.
Kitapta aile kurumu ve aile ilişkileri arasındaki çeşitli yönler, aile sosyolojisi ve İslamî bakış açısı karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Kitabın yazılmasının temel amacı, aile hakkında sosyolojik perspektif ile İslamî perspektifin karşılaştırılmasıdır.
Ramazan Ayı
Hz. Resulullah (s.a.a):
Ey İnsanlar! Allah’ın ayı, bereket, rahmet ve mağfiretle size varıp ulaşmıştır. Öyle bir ay ki Allah indinde her aydan daha üstündür. Gündüzleri en iyi gündüz; geceleri en üstün gece ve saatleri en iyi saatlerdir. Öyle bir aydır ki, o ayda Allah’ın misafirliğine davet edilmiş ve Allah’ın değer verdiği kimselerden kılınmışsınızdır. Onda nefesleriniz tesbih (zikir), uykunuz (bile) ibadet sayılır.
Bu ayda halis niyetler ve temiz kalplerle sizleri oruç tutmaya ve Kur’an okumaya muvaffak etmesi için Allah’ı çağırın (dua edin).
Berzah Alemi
İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur:
Gerçekten kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Başka bir rivayette de İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Ben sizin hakkınızda berzah âleminden korkuyorum.
Birisi: “Berzah âlemi de nedir?” diye sorduğunda İmam:
“Berzah âlemi, ölümden kıyametin kopma anına kadar sürecek olan kabir hayatıdır.” buyurmuştur.
Diğer bir rivayette de Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Gerçekte kabir, ahiretin ilk konağıdır. Eğer insan bu konakta kurtulursa, ondan sonraki olaylar daha kolay olacaktır. Eğer bu konakta kurtulamazsa, ondan sonraki olayların sıkıntısı ondan daha az değildir.
Yine Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Her kim ölürse onun kıyameti kopmuştur.
***********************************************************************************
Kitap teferruata girmemiş ve aşağıdaki beş bölümden oluşmuştur:
1. Ölüm Sarhoşluğu ya da Berzah Âlemine Geçişin Zorlukları
2. Berzahın Anlamı, Görünümü ve Kur’an Açısından Berzah
3. Berzah Âleminin Bazı Özellikleri
4. Rivayetlerde Berzahın Özellikleri
5. Berzah Âlemiyle İlgili 37 Hikâye
Hacetler Kapısı Hz.Abbas (a.s)’ın Hayatı
Bir takım insanlar vardır ki, dünyaya gelmeleri,
yaşamaları ve ölümleri hiçbir şeyi değiştirmez; yaşayıp yaşamamaları arasında bir fark yoktur. Bir takım
insanlar da vardır ki, tarihi, insanları ve hatta kendi
döneminden sonraki toplulukları bile, bir güneş gibi
aydınlatırlar. Bu örnek kişilerden biri de, Hz. Ebu’lFazl’il-Abbas (a.s)’dır. Bu yüzden Allah yolunda zamanın İmamı Hz. Hüseyin (a.s) için her şeyini feda
ederek o güneşi bir ay gibi takip eden, eşi az bulunan,
bütün muhtaçlara hacetler kapısı olan, Hz. Ebu’l-Fazl’il-Abbas (a.s)’ın faziletlerini içeren bu eseri yazmayı
kendimize ilahi bir lütuf bildik.
Ali’siz Alevilik Olamaz
Yaradanın senden bir dileğim var
Dilerim sonumuz selamet olsun
Yüce Mevlam sana çok güvenim var
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bir gün bülbül konar açılmış güle
Dilerim Mevlam’dan halimden bile
Çalıştım bu emek gitmesin yele
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bazen oradaysam bazen burada
Emeğimi boşa verme Yaradan
Ahiretten korkarım ateşten nardan
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bir insanoğluyum geldim dünyaya
Karanlık benzer mi güneşe aya
Yalan dünya benziyorsun deryaya
Dilerim sonumuz selamet olsun
Kirazlı der ki; açtım sana elimi
Hem canımı hem gönlümü dilimi
Bir gün açar isen benim yolumu
Dilerim sonumuz selamet olsun
Kitap ve Ben
□ Kitapların sayısı artarsa, kitapların başlıkları artarsa, ihtiyaç duyulan bütün konularla ilgili kitap yazılırsa, eğer insanlar bütün sorularının cevabını kitaplarda bulur ve ona müracaat ederlerse, kuşkusuz farklı bir dünyaya ve farklı bir maceraya adım atılmış olur…
Nerede insanlar kitapla haşır neşirse, bu özelliğe sahip olmayan diğer yerlere oranla, onların düşünce yapılarında ve psikolojilerinde hissedilebilir bir fark olduğunu görürsünüz.
□ Manevi ve kültürel alanlarda taptaze kalmak isteyen bir kimsenin kitapla irtibata geçmekten başka çaresi yoktur.
Ayetullah Seyyid Ali Hameneî
Dinimi Öğreniyorum c.2
“Dinimi Öğreniyorum” kitabi İslam öğretilerini öğrenme yolunda atılan ilk adım sayılabilir. Bu eserle inanç ilkeleri, ahlak ve İslam hükümleriyle ilgili bilgi edineceksiniz. Basit ve kolay dil kullanılmasına özen gösterilmiştir. Büyükler için de faydalı bir eserdir. Konular alt bölümde ele alınmıştır.
1- Tevhid ve Allah’ı Tanıma
2- Mead ve Ahiret
3- Nübüvvet (Peygamberi Tanıma)
4- İmamet
5- Furu-u Din (Din Hükümleri)
6- Ahlak ye Adap
İşlenen konular her Müslümanın bilmesi gereken ve bir bedenin organları gibi birbirine bağlı ve uyumlu konulardır.
Hz. Muhammed’in Hayatı
Muhterem okuyuculara sunulan bu eser, bu büyük Peygamber’in hayatı ve İslâm tarihiyle ilgili en muteber kaynaklar esas alınarak, gayet açık ve akıcı bir üslûp ile hazırlanmıştır.
Elinizdeki eserin önemli meziyetlerinden biri de şudur ki, yalnız tarihi olayları nakletmekle kalmamış, tarihin asıl hedefi olan “olaylardan ders ve ibret almak” gerçeğini sağlamak amacıyla,araştırmacı bir yazara yakışır bir yöntem ile gereken yerlerde olayları muhtelif boyutları ve sonuçlarıyla tahlil ve incelemeye tâbi tutmuştur.
Bu kitabın diğer bir özelliği de, İslami tarih kaynaklarıyla tam bir uyum içinde olup İslam’ın büyük önderinin yaşam öyküsü ile ilgili bazı kirli ellerin uydurdukları efsanelerden tamamen uzak olmasıdır.
Allah’ın Ayı Ramazan ve Orucun Sırları
Allah’ın Ayı” adlı bu eser, sadece ramazan ayının sırları ve adap erkânıyla ilgili değil, aynı zamanda gençlerin çok önemli sorularına yanıt vererek, ahlaki ve manevi aşamaların özetini de değerli okuyuculara sunmaktadır:
– Dinin emir ve yasaklanı nasıl ruhsal ve manevi gelişim sağlamaktadır?
– Amel, ilgi duyduğumuz şeyler ve düşüncelerimiz üzerinde nasıl etki etmektedir?
-Dindar olabilmek için neden sürekli olarak doğal isteklerimizle mücadele etmek zorundayız?
– Eğer doğal istek ve çelişkilerimiz kötüyse, neden Allah bizi böyle yaratmıştır?
– Sürekli yapılması gereken manevi bir programda oluşan yorgunluk ve gönülsüzlüğün sebebi nedir? Bu iyiye mi işarettir yoksa kötüye mi? Bu durumda neler yapılmalıdır?
– Acaba manevi haz alınmadan yapılan ibadet, insanı Allah’a yakınlaştırır mı? Nasıl? Namaz çok sade bir ibadet olmasına rağmen neden bazılarına çok zor gelmektedir?
– Takvaya ilgisizliğin sebebi nedir? Takvaya ilgi duymanın ve takvayı sevmenin yolu nedir?
Doğruya Doğru
Elinizdeki bu eser, mütevazi bir çalışmadan ibarettir. Bu eser bir seyahatname sayılabileceği gibi, şahsım itibariyle yeni bir buluşun hikayesidir.
Elbette bu buluş tekniksel keşifler türünden değil, dini anlayışlar ve mezhebi ekollerle ilgilidir. Yani inanç dünyasına ait bir buluştur.
Her bir keşif ve buluşun gerçekte insana has bir özellik olan aklı selimin ve doğru düzgün düşüncenin bir mahsulü olduğunu nazara alarak kitabımı, batılın karanlık bulutları altında aklı selimle hakkı batıldan ayıran ve sözleri adalet terazisinde tartıp makul olan kefesini tercih eden ve ileri sürülen görüşleri kabul ve reddetmeden önce birbirleriyle karşılaştıran ve sözlerin yaldızlısına değil, mantıklısına uyan kişilere ithaf ediyorum.
Mefatihu’l-Cinan
Sonsuz lütuf ve rahmetiyle bizi yaratan, yaratılış hedefini bize açıklamak ve canlı örnekler olmak için binlerce elçiler ve kitaplar gönderen, onları Hatemü’l-Enbiya Muhammed Mustafa (s.a.a) ve Kur’ân-ı Kerim’le hatmeden, bu nurlu yolu devam ettirmek için Resulullah’tan sonra masum imamlar ve vasiler tayin eden ve bizi bu eşsiz nimetlerle tanıştıran Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun.
İlahî mesjları bize ulaştırmakla kalmayıp hayatın her alanında bize canlı örnekler olan, nasıl yaşamamız gerektiğini bize gösteren, bizi Rabbimize bağlayıp O’nunla nasıl münacat etmemiz gerktiğini bile öğreten Allah’ın elçilerine ve onların vasilerine özellikle bu ümmetin içinde “Ehlibeyt-i Resulullah” diye tanıdığımız risalet ve velayet hanedanına salat ve selam olsun.
Hz. Resulullah (s.a.a) ve Ehlibeyt’inden bize ulaşan en önemli ilim, irfan ve maneviyat hazinelerinden birisi de hiç şüphesiz dua, münacat ve ziyaret metinleridir. Bu metinler bize Rabbimizle nasıl münacat etmemizi öğretmenin yanı sıra en derin tevhidî ve irfanî gerçekleri de içinde barındırnmaktadır. Bu konuda geçmişten günümüze kadar birçok eser yazılmıştır. Ancak bu eserlerin arasında belki de en meşhur ve en çok kabul gören eser Mefâtihu’l-Cinan kitabıdır. Ehlibeyt Mektebi’ne mensup eserlere aşina olan kimseler, bu eserin ve müellifinin değerine vâkıftırlar.
Bu kıymetli eser, mukaddes muhtevasının yanı sıra müellifinin de büyük ihlâsından olsa gerek, yazıldığı günden beri kendisinden önce ve sonra, mevzusunda yazılan eserlerin hemen hepsini gölge altında bırakmış ve çeşitli ülkelerde Ehlibeyt dostları arasında yaygınlaşarak müminlerin elinde dolaşan vazgeçilmez bir eser hâline gelmiştir. Öyle ki, hemen her evde Kur’ân-ı Kerim’in yanı sıra bir Mefatihu’l-Cinan kitabını da görebilirsiniz.
Mefâtihü’l-Cinan kitabının büyük bir bölümü dualardan, diğer bir bölümü ziyaretnamelerden oluştuğu için değerli mütercim tarafından ilk önce dua ve sonra da ziyaret hakkında kısa bazı bilgilendirmeler yapılmıştır. Ayrıca merhum müellifin kısaca biyografisi, çeviri hakkında bazı notlar ve okurların istedikleri şeyi daha rahat bulabilmeleri için alfabetik fihrist eklenmiştir.
Mefatihu’l-Cinan kitabı şu ana başlıklardan oluşmaktadır:
Kur’an’dan Sureler
Dualar ve Münacatlar
Ayların Amelleri
Uzun ve titiz bir çalışma sonucu bu önemli eseri Türkçe’ye kazandıran Değerli Âlim Hacı Musa Aydın’a ve eserin yayınlanmasında emeği geçen kardeşlerimize teşekkürlerimizi sunar, bu çabaların Allah katında kabul olmasını niyaz ederiz. Allah’ım! Sen kabul eyle bizden; şüphesiz sen işiten ve görensin.
Müslüman Alimlerin Eğitim, Öğretim ve Temelleri Üzerine Görüşleri – 2
Müslüman alimlerin eğitimle ilgili düşünceleri, dikkate değer özelliklere sahiptir. Maneviyatın hakimiyeti ve hayata ahlaki yaklaşım gibi önemli noktalar ona imtiyaz kazandırmaktadır. Özellikle bu ciltte düşüncelerini genişçe işlemeye çalıştığımız Mevlana ve Sadi gibi şairler bu imtiyazların kazanılmasında büyük sağlamışlardır.
Elinizdeki eser bu düşüncelerin aşamalarmın keşfi, eğitimsel düşünce hareketlerinin sınıflandırılması, tahlili ve karşılaştırılması konularındaki boşluğu gidererek derinleşmesine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Yine bu seri ile İslami eğitim sisteminin oluşması ve pratik anlamda uygulanması amacına katkı hedeflenmektedir. Zira insan hayatının her alanı hakkında en isabetli görüş sahibi olan yüce İslam dini, en fazla eğitim alanı üzerinde durmuş, Müslüman alimler de bu konu hakkında eşsiz eserler kaleme almıştır.
Ayrıca böyle araştırmalar yoluyla Müslümanların eğitimle İlgili düşünce tarihlerinın kuvvetli ve zayıf noktalarına ulaşılabilir ve Islami düşüncenin geleceğinin temelleri atılırken bunlardan dersler ve ilhamlar alınabilir.
Akaid Dersleri
Akait ve temel düşünceler, her değer sisteminin ve her düzenli ideolojinin temelini oluşturmakta bilinçli veya bilinçsiz olarak insanların davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. İşte bu nedenle, İslâm dininin değer ve davranış sisteminin oluşması ve sağlamlaşması ve böylece tatlı meyveler yetiştirip dünya ve ahiret saadetini temin edebilmesi için bu büyük ve bereketli ağacın kökleri sayılan inanç temelleri kalplere yerleşmeli.
Bu nedenle, âlimler İslâm dininin zuhurunun ilk asrından itibaren çeşitli şekillerde ve farklı metotlarla İslâm akaidini açıklamış, örneğin kelamcılar çeşitli seviyelerde kelam kitapları yazmışlardır. Asrımızda ise, yeni ortaya çıkan şüpheler göz önünde bulundurularak çeşitli akait kitapları yazılarak insanlara sunulmuştur. Fakat bu gibi kitaplar genellikle birbirinden tamamen farklı iki seviyede yazılmışlardır. Biri sade ve geniş açıklamalarla genel halk seviyesi için, diğeri ise karışık açıklamalar, ağır ibareler ve bilimsel kavramlarla ihtisas seviyesi için. Bu arada, orta seviyedeki uygun ders kitaplarının yeri boş kalmış ve yıllar boyu bu ders metinlerine ihtiyaç duyulmuştur.
Tecvid Öğreniyorum c.1
Tecvid ilmi, İslam bilginlerinin ilgilendiği çok eskiye dayanan Kur’an ilimlerinden birisidir. Bu ilimle Kur’an’ın doğru bir şekilde ve fasih Arapça dili kurallarına uygun okunması amaçlanır.
Elinizdeki kitapta Asım’ın Hasf rivayeti esas alınmıştır. Hafs, Kufe’nin meşhur karilerindir. Kıraati Kufeli Asım’dan öğrenmiştir. Asım, Ebu Abdurrahman Sulemî’nin öğrencilerinden ve Kufe’nin kıraat imamlarındandır. Ustadı Ebu Abdurrahman kıraati İmam Ali’den (a.s) almıştır. Bugün dünya Müslümanları Kur’an kıraatinde Asım’ın Hafs rivayetini esas alırlar.
Dalında uzman bir yazar tarafından kaleme alınan bu eser, Daru’l-Kur’ani’l-Kerim Kurumu tarafından ders kitabı olarak basılmıştır.
Kur’an öğrencilerine faydalı olması ve kıyamette Kur’an’ın hepimize şefaatçi olması umuduyla…
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






