Shop

İmam Mehdi Bizi Bekliyor

Vadedilen kurtarıcı; Hz. Davud’un kitabı Zebur’da, Hz. Musa ve Hz. İsa’nın kitapları Eski Ahit ve Yeni Ahit kitaplarında, Zerdüştlerin kitabı Zend’de, Hinduların kitabı Basek’te, Budizm’de ve daha birçok dinde fıtrî bir özellik olarak bilinmektedir. Kur’an-ı Kerim’de de vadedilen kurtarıcının geleceği yönünde vaatte bulunulmuştur.
Bugün beşeri zihniyet, yüce bir insanın geleceğini, yeryüzünü adaletle dolduracağını ve insanlığı zulüm bataklığından esenliğe çıkaracağını bildirecek, anlatacak ve inandıracak ortamla yüzleşmelidir. İşte bu, bütün peygamberlerin uğruna çaba sarf ettiği şeyin ta kendisidir.
Bir kuvvet, bir ordu ve imanlı bir toplum oluşturabilmenin en güzel yolu, Hz. Mehdi’nin (a.s) varlığı hakkında onları bilinçlendirmeye çalışmaktır. Hayatta olduğunu, işlerimize nezaret ettiğini ve şefkat sahibi biri olduğunu insanlar bilmeliler.
İnsanlar salahiyet, liyakat, sadıkane hizmet, bilgi düzeyini artırma, yaratıcılık, ahlak ve Allah’ın razı olduğu davranışlar gibi kazanımlar elde ederek kendi liyakatlerini artırmalıdırlar. Ancak bu vesileyle zuhur yakınlaşır. İmam’ın (a.s) zuhuru için bu koşulları oluşturma ve gelişini hızlandırma insanların elindedir. Eğer insanlar kendilerini ıslah edecek olurlarsa, o gün daha yakın olacaktır.

Kerbela Üniversitesi

Kerbela Üniversitesi’nden ders alan, buna ilaveten sohbetleriyle öğrendiklerini aktararak bizim ders almamıza yardımcı olan; Kerbela’yı bir tarihî hadise olarak sunmanın ötesinde mesajını güncelleyen İsa Polat hocamızın şahsı da bizim için örnek olmalıdır. Ben hocamızı her gördüğümde İmam Muhammed Bakır (a.s) ve İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Ebu Basir lakaplı sahabîsini hatırlarım. Aslında hocamıza Ebu Basir diye hitap etmek gelir hep içimden. Ebu Basir, âmâ olmasına rağmen birçok hadis rivayet etmiştir. İnsan için ‘basar’dan daha önemlisi ‘basiret’tir. Basar, basirete ulaşmak için değil mi! Ancak basiretten yoksun nice basar sahipleri var. Yüce Allah bize bu çalkantılı ve müteşabih olayların yaşandığı dönemde basiret ihsan eylesin.

Kerbela Üniversitesi kitabı, İsa Polat hocamızın çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmalardan oluşmaktadır. Kitapta konuşma dili muhafaza edilmeye çalışılmıştır.

Siyasi ve Tarihi Söyleşiler

İlahi!

Sen biliyorsun ki, ben tacir değilim.

Aşk ile ticaret yapmayı da küfür sayarım.

Kalbimin fıtri arzusu olan ibadetine karşılıkta ücret istemiyorum.

Huzurunda durup ticaret hayallerini kurmaktan utanırım.

Ben kendimi bir şey saymıyorum ki, seninle neyin hesabını yapayım, kaale alınayım.

Ben senden geldim, bana ait hiçbir şeyim yok ki; seninle yapılacak bir muamelede ibraz edeyim.

Her ne varsa sendendir.

Şehid Mustafa Çamran

Ben de bu kutlu yolda döşenen her bir taştan bir zerre olabilme umudu ile bu duadan kendime bir sorumluluk çıkararak diyorum ki!  Sorumlu atanmışlar zümresinden kurtulup, sorumlu adanmışlar sınıfına ulaşmayı diliyorum.

Sorumlu adanmış: “Sürekli devrim bilincinin, sınıfsal bir tabakaya ait olmadığını’’, her Müslümanın tabii bir hakkı ve hakkı olduğu kadar sorumluluğu olduğunu bilen; değilse de en erken süreçte aday olmaya ve sorumluklarını yerine getirmeye çalışandır.

Elifbâ c.1

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”

Elifbâ c.2

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”

Sahife-i Seccadiye’de Siyaset ve Toplum

Bu kitap, vahiy şehrinin ilim kapısı olan Ehlibeyt İmamlarından Hz. Zeynelabidin’in (a.s) dualarını içeren  “Sahife-i Seccadiye’nin toplum ve siyasetle ilgili bölümlerini siz gönül ve aşk ehline sunmaktadır. Kimileri dua ederken kulun Rab’ten istekleri diye düşünür, kimileri hayattan bıkmış bir köşeye çekilen zavallı ve pasif bir insanın hezeyanları olarak anlar, kimileri duayı sırf sevap olduğu için yapar, kimileri  ise, duayla bütünleşir adeta! Dua onun yaşam biçimi olur. Dua nefsi isteklerini kontrol eder, duayla  insanları davet eder, duayla zulme karşı haykırır, feryat ederi Rabbine müşteki olur. Dua onun engin gönülde fırtına koparan bir coşku, onun sevgi ve nefretini gösteren bir ayna olur. Dua bir çağrıdır, kulun yalvarışıdır.

İslâm’da Aile Hukuku ve Ahlâkı

 

Her dönemin ve özellikle de yaşamakta olduğumuz mevcut dönemin önemli sosyal konularından birini başlıca aile konusu oluşturur… Rönesans sonrasında hümanizm ve liberalizm düşüncesine dayalı olarak ortaya çıkan insan tanımı ve gösterdiği modeli bağlamındaki sapma, insanlık toplumunun temel ve çekirdeği olan aileyi tehdit etmiş ve sonuç olarak da bu düşünsel süreç, Batı toplumunu laubalilik ve kayıtsızlığa sürüklemiştir. Esefle belirtmek gerekir ki bu sapma, İslâm ülkelerini hedef alan kültürel saldırılar neticesinde Müslümanları da etkilemiştir. Bu yüzden Müslüman toplumlar, zengin İslâm kültürünü sahiplenerek, hayat kitabı ve programı olan Kur’ân-ı Kerim’in öğretilerine tutunarak bu tür afet ve yıkımlardan kendilerini korumalıdırlar.

Bu doğrultuda konuyu, Cuma namazlarının birinci hutbelerinde İslâm ve Batı açısından ele alıp inceledik. Elinizdeki bu çalışma, aile hakkındaki 33 Cuma hutbesinden ibarettir.

 

Müellif

 

Namaz Rehberi

 

Namaz, insanın Rabbi huzurunda göstermiş olduğu kulluğun bir işaret ve tecellisidir.

Namaz, insanın Allah’a inandıktan sonra O’nun emirlerine itaat, huzurunda tazim edip eğilmek ve alnı toprağa koyup secdeye kapanmasıdır.

Namaz, insanın Yaratanıyla konuşması, sırrını O’na söylemesi, hacetini O’ndan istemesi, ıstırap ve sıkıntısını O’nun kapısına götürmesi demektir.

Namaz, Allah’ı tazim ve yüceliğine itiraf, Yaratana ihtiyaç ve bağlılık duygusunu tatmin etmek, Yaratana şükran borcunu sunmak ve fıtratın emri doğrultusunda hareket etmektir.

 

Dünya Dinleri ve İnanç Mezhepleri Tarihi

İslam’da itikadi mezhepler ile ilgili birçok eseler yazılmıştır. Ümmetin eline tutuşturulan ve düşüncelerine sunulan bu eserlere bakıldığında, onlarda konu edilen mezheplerin ve sahip bulundukları inançların bir çoğunun, her şeyimizin kaynağını oluşturan ve yine her şeyimizi kendisinden almamız emredilen Kur’an ve sahih hadislere mutabık olmadığı fark edilir. Onlardan bir kısmı orijin İslam akidesine kendi vehmi görüş ve sapık anlayışını eklerken, bir kısmı da orijinal İslam itikadında eksiltmeler yapmıştır. İşte bu anlayış, Resulullah’ın (s.a.a), insanların hem iç dünyasını, hem de dış dünyasını tanzim etmek ve mamur kılmak için getirmiş olduğu dini tahrip etmektedir.!
Birçoğu kaybolmuş ve yalnızca tarih sayfalarında isimleri kalmış söz konusu mezhepler varlıklarını sürdürebilmek için her zaman dinden yana gözükmüş ama dine (İslam’a) hiçbir zaman teslim olmamış, aksine dini teslim almak için onun dilini kullanmışlardır. Dini, din kılıcı ile yıkmaya çalışan bu fırkalar, inançlarını dinin getirmiş olduğu kitaba (Kuran’a) uyarlamaları gerekirken, kitabı kendi anlayışlarına, inançlarına uydurmaya çalışmışlardır. Dolayısıyla ya ifrata sapıp ed-din’e (Allah’ın gönderdiği dine) ilaveler yapmışlar ya da tefrite sapıp dinde eksiltme yoluna gitmişlerdir.

Peygamber ve Ehlibeyt’in Eğitimsel Siyeri – Cilt 1 – Evlat Eğitimi

Eğitimin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu herkes kabul etmektedir. Bunda hiç kimsenin en ufak bir şüphesi yoktur. Kitapların nazil olması, resullerin görevlendirilmesi insanın eğitimi ve hidayeti içindir.
Özellikle İslamiyet çocukluk çağında eğitimin üzerinde fazlasıyla durmuş, bunu ebeveynlerin vazifelerinden ve evlatların haklarından biri saymıştır. Evlat hakkındaki ayetlere ve rivayetlere genel olarak bakıldığında, İslâmi düşüncede evlatlara ve evlatların konumlarına İslâm’ın nasıl baktığına ulaşılabilir. Bu bakışın evlat eğitiminde önemli bir rolü vardır.
İslam dininde evladı tanıtmak için çeşitli ayetler ve rivayetler vardır. Bunlardan evlatların ebeveynler yanında İlâhi nimetler oldukları, aynı diğer İlâhi nimetler gibi hem onlardan doğru şekilde istifadeyle kendilerinin ve onların tekamül ve hidayet yolunda fayda sağlayabileceği, hem de onlardan doğru şekilde istifade etmeyerek kendilerini ve onları zillet toprağına bulayabileceği anlaşılmaktadır. Zira Kur’ân-ı  Kerim’in buyruğuna göre evlat ta mal-mülk ve diğer nimetler gibi, insanın imtihanı için bir vesiledir.
“Mallarınızın ve çocuklarınızın aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında olduğunu bilin.”

Halk Şiirinde Kerbela Ağıtları

Muharrem Ayının Onuncu Günü

Muharrem ayının, onuncu günü,

Boyandın al kızıl, kana Kerbelâ.

Yaktın ciğerimi, yıktın gönlümü,

Senin de ciğerin, yana Kerbelâ.

 

Ola ki, Yezit’in dostuysan eğer,

Su yolunu sen de, kestiysen eğer,

Hüseyin ölürken, sustuysan eğer,

Yüzbin lanet olsun, sana Kerbelâ.

 

Söylerim sözümü, ben usanmadan,

Ehl-i Beyt’e su ver, ciğer yanmadan,

Kendi öz kanını, hiç utanmadan,

Eyledin Kasım’a, kına Kerbelâ.

 

Velayet der, sararıpta solmuşam,

Elden bir sey gelmez, naçar kalmışam,

Hüseyin aşkından, deli olmuşam,

Derin yara oldun, bana Kerbelâ.

                                               Velayet Aytan

 

Hadis-i Şiblî

Haccın irfanî boyutunda taşıdığı esrarı ve zarafeti anlatan güzel ve latif sözlerden biri, Seyyidu’s-Sacidin İmam Ali b. Hüseyin Zeynelabidin’in (a.s) sözüdür. İmam Zeynelabidin (a.s) hacdan dön- düğü seferlerden birinde, Şiblî adında biri, o hazreti karşılamaya gelir. İmam Zeynelabidin (a.s), Şiblî’ye “Haccı yerine getirdin mi?” diye sorar. Şiblî cevabında “Evet, ey Resulullah’ın (s.a.a) evladı.” der. İmam (a.s), hac amelleri ve mekânlarının sırları hakkında kendisine sorular sorar ama tüm sorulara Şiblî’nin verdiği cevap olumsuzdur. İmam (a.s) şöyle buyurur: “Öyleyse sen bu ameli yerine getirmemişsin. Mikat’a gitmemişsin, tavaf yapmamışsın ve…”

Evrensel İnsan Hakları

Genel olarak Batı ve İslam İnsan Hakları perspektifinden insanın haysiyeti, onuru ve saygınlığından daha önemli ve daha temel bir konu yoktur. Buna göre, insan hakları konusunda karar verici konumda olan merkezlerden açıkça ve ciddiyetle şunu istemek gerekir: Eğer şimdiye kadar bu düşüncede olmamışlarsa, bundan sonra kesinlikle şu düşüncede olmalıdırlar: Bir an önce Doğulu ve Batılı ruh bilimcileri -profesyonel davranış bilimcileri değil-, hukukçuları, ahlak bilimcileri, dünyanın ilahi bir kitaba dayanan resmî dinlerinin otoriteleri, kültür bilimcileri ve diğerlerini kapsayan insan bilimcileri bir araya toplayıp, kendilerine yeterli fırsat ve mühleti vererek, insan haklarını hayat hakkı, saygınlık hakkı, öğretim ve eğitim hakkı, sorumlu özgürlük hakkı ve kanunlar ve kurallar karşısında eşitlik hakkı temellerine dayandırarak felsefeler, insani bilimler ve dinlerin asli kitaplarının ortak ilkeleri perspektifinden kapsamlı bir biçimde araştırıp incelemeleri ve genel bir insan hakları düzeninin bilinçli kabulü için yolu açmaları gerekmektedir.

Gerçek şu ki, eğer insanların özünlü haysiyet ve saygınlığı konusu ciddi biçimde ispat olmazsa, tarih boyunca savaşlar, cinayetler ve haksızlıkların başlıca etkeni olan “Ben amacım, başkaları araç” yıkıcı formülü, her zamanki işinden el çekecek değildir.

Peşaver Geceleri

Pakistan’ın Peşaver şehrinde, gazete ve önemli dergilerin muhabirlerinden dört kişi ve Ehlisünnet ve Şia’nın muhterem şahsiyetlerinden yaklaşık iki yüz kişinin bulunduğu toplantıda her iki tarafın konuşma ve münazaraları kaydedilip ertesi gün gazete ve dergilerde yayınlanıyordu. Ben de bu gecelerde gerçekleşen konuşma ve tartışmaları, gazete ve dergilerden bir araya toplayıp “Peşaver Geceleri” adıyla siz muhterem okuyucuların dikkatine sunuyorum.

Müellif

Ehlibeyt Dosyası

Ehl-i Beyt sevgisi, Resulullah’a (s.a.a) karşı duymaya mecbur olduğumuz sevginin bir parçasıdır.Yani Resulullah’ın (s.a.a) yakınlarını,ondan ayrı tutarak bir peygamber sevgisine sahip olmak mümkün değildir.Resulullah’ın (s.a.a) muhteşem hayatını,hayatında yer alan yakınlarını,sevgi durduklarını ve ilgi gösterdiklerini,neleri ve kimleri sevmediklerini,kelime kelime,satır satır bilip öğrenmek,manevi alemi keşfetmek demektir,manevi alemi ve dolayısıyla da tüm müminlerin amacı olan Kemalat’ı elde etmek ancak Resulullah’ı (s.a.a) çok sıcak tanımakla mümkündür.
Resulullah’ın mana alemindeki (Allah’ın katındaki) makamını kendi kafamızdan bulup bilmemiz zaten mümkün değildir.Ancak Allah’ın Keremiyle mümkündür.Tasavvuf ehlinin bu hususta hadisi kudsi olarak naklettikleri şöyle güzel bir sözleri vardır: Bundan anlaşılan, Zat-ı Ahadiyyet’in görünmesi nasıl mümkün değilse, Resulullah’ın (s.a.a) Allah katındaki makamını bilmek de ümmeti için mümkün değildir.Binaenaleyh , Resulullah’ı öyle kelime-i şahadet’in lisanı kalıpları içerisine sığdırıp onunla tanıtmak, beyhude bir tanıyıştır.Her Müslüman’ım diyen kimsenin, onun hayatını ve hayatındaki varlıkları imkanı dahilinde bilip öğrenmek zorunluluğu vardır.
Onun hayatını tüm ayrıntılarıyla bulup bilmek ise ancak Ehl-i Beyt’ini, soyunu, en yakınlarını, parçalarını canlı şahitlerini, ömrünün tüm zamanlarını birlikte geçirdiği kimseleri tanımakla mümkündür.Resulün hamurundan yoğrulan bu zatları tanımadan, Resulü tanıma iddiasında bulunmak, büyük bir gaflettir!

Cenaze Adabı

 

Can Verme Hâliyle İlgili Hükümler

Ölüm Sonrasıyla İlgili Hükümler

Cenaze Guslü ve Hikmeti

Kefenle İlgili Hükümler ve Hikmeti

Cenaze Namazı

Cenazenin Toprağa Verilmesi

Hediye (Defin Gecesi) Namazı

Cenazeye Dokunma Guslü

Telkin

Cenaze İçin İhsan Yemeği Vermek

Ölülerin Ailelerini Ziyarete Gelmeleri

 

Matem-name ve Vaveyla

1842 yılında Tebriz’de doğan şair Necef’te, Kahire’de eğitim görmüş, şiirlerinde Feyzi, Süruş ve Şirzat mahlaslarını kullanmıştır. Uzun süre öğretmenlik yaptığından Muallim Feyzi adıyla tanınmıştır. Elimizde bulunan bu çalışma şairin İmam Hüseyin’le ve Kerbelâ olayıyla ile ilgili mersiyelerinden oluşmaktadır. Şairin 1872 yılında yayımlanan Mâtem-nâme adlı eseriyle, 1896 yılında yayımlanan Mersiye (Vâveylâ) adlı eserini içine almaktadır. Mâtem-nâme’de kayıtlı bulunan 7 adet mersiye şiirlerin birinci bölümünü, Vâveylâ’da bulunan 12 mersiye şiirlerin ikinci bölümünü, Ali Rıza Öge’nin Bektaşi Şiirleri Antolojisi adlı yazma eserinde kayıtlı bulunan iki mersiyesiyle, Son Asır Türk Şairleri’nde kayıtlı bulunan 1 gazeli, Ek Mersiyeler adıyla üçüncü bölümünü oluşturdu. Mâtem-nâme ile Vâveylâ’nın orijinali tıpkı basım olarak eserin sonuna eklendi. Son yüzyılın en usta mersiye yazarı Muallim Feyzi’ nin, Mâtem-nâme ve Vâveylâ adıyla yayımladığımız çalışması Cemil Çiftçi tarafından hazırlandı.

Şerh-i Name

 

Sizinle İslam’ı konuşmak istiyorum; özellikle size tanıtılmak istenen İslam tasvirini…

Sözlerime muhatap olarak değerli anne ve babalarınızı değil de sizleri seçmemin sebebi; anne ve babalarınızı görmezden geldiğimden değil, ileride yaşadığınız ülkelerin ve birer ferdi olduğunuz milletlerin geleceğinin siz gençlerin elinde olacağını gördüğüm içindir. Ayrıca siz gençlerin kalplerindeki gerçeği arama duygusunun daha canlı ve daha güçlü olduğunu biliyorum.

Bu yazdıklarım, yaşadığınız ülkelerin yöneticilerine ve siyasetçilerine yönelik de değil. Çünkü onların, siyaset çizgisini samimiyet ve doğruluk mecrasından bilerek ve isteyerek uzaklaştırdığı inancındayım.

Tarafsızca hüküm verme yetinizi elinizden almalarına ve iletişim araçlarının coğrafi sınırları aştığı bu dünyada, akıllarınızı yapay sınırlarla kuşatmalarına izin vermeyin.

Seyyid Ali Hamenei

 

İmam Hüseyin’in (a.s) Ziyareti

Allah’ın evi olan Kâbe’nin ziyareti, nitekim Masumların (a.s) ve diğer imamzadelerin ve Allah velilerinin mutahhar kabirlerini ziyaret etmek, Müslümanların -ve hatta gayrimüslimlerin- manevi hayatlarının rükünlerinden biridir. 

Örneğin doksan küsur ülkeden Şii, Sünni, Hristiyan, Yahudi, Zerdüştü, Sabii -hatta dindar olmayan laik- insanlardan oluşan kimselerin katılımıyla her yıl onlarca milyon ziyaretçi görkemli Erbain yürüyüşüne katılıyor ve Seyyidü’ş-Şüheda’nın mutahhar türbesini ziyaret ediyor. 

Ziyaretin bir taraftan İslam ve diğer dinlerin mensuplarının manevi hayatında, yine sosyal ve siyasi alanlarında büyük bir öneme ve eşsiz etkiye sahip oluşu, diğer taraftan Masumların (a.s) ziyaretlerdeki marifet unsuruna olan tekitleri bu kitabın yazılmasındaki başlıca sebeplerdir. 

Elinizdeki eserde, Ehlibeyt’in (a.s) ve özellikle İmam Hüseyin’in (a.s) kabirlerinin ziyareti hususunda nakledilen yüzlerce hadis içerisinden bazı hadisler dakik ve özel bir bakış açısıyla seçilmiştir.

Tefsir Ekolleri 1. Cilt

Elinizdeki çalışma, ilk müfessirleri tanıtmada yeni bir kategorilendirmeye gitmiştir ve muhteva bakımından da nispeten bir yenilik getirmiştir. Bu kitapta Kur’an-ı Kerim’in müfessirleri, “Kur’an’ın tüm anlamlarına vakıf” ve “Kur’an’ın bazı manalarına vakıf” olmak üzere iki gruba ayrılmıştır.

Müfessir sahabe ve tabiini tanıtmada kapsayıcılık, konuları birbirinden ayırma, ayrıntılı tahkik ve bazı görüşleri tenkit de bu kitabın özellikleri arasındadır.

Bu kitapta tefsir ekolleri mutlak rivayet, mutlak bâtıni ve içtihadi olarak üç mektebe ayrılmıştır. Sonra her ekol tanıtılarak onun muhalif ve muvafıklarının delilleri incelenmiş, tefsir metodolojisinin kaideleri göz önünde bulundurularak her birinin güçlü ve zayıf noktaları teşhis edilerek en kuvvetli ekol belirlenmiştir. Ayrıca önceki kitaplardan farklılığı, ekoller için yeni bir kategorilendirme sunarken, zikredilen kaynaklarda ortaya atılan bazı görüşleri eleştirip incelemesi ve her ekolün muhalif ve muvafıklarının delillerini zikredip ele almada çok daha kuşatıcı olmasıdır.

Bir cümleyle, bu kitapta, önceki kaynakların ve kitapların hiçbirinde görülmeyen müfessirlerin hayatları ve metodları, Kur’an-ı Kerim’in tefsirlerini ve müfessirleri tanıma, Kur’an araştırmaları ve Farsça yazmış ilk müfessirler gibi meselelere, tenkide ve incelemelere yer verilmiştir.

Şehid İmad Muğniye

Bugün Hizbullah hareketi ile özdeşleşmiş sembol bir şahsiyet olduğu herkes tarafından kabul edilen İmad Muğniye’nin

ismi, şehadetine dek çok az kimse tarafından işitilmişti. Hizbullah içerisindeki önemi ve etkisinin kimilerince Seyyid Hasan

Nasrallah’tan bile fazla olduğu söylenen birisi için bu durum daha da ilginçtir. İmad Muğniye’nin tüm askerî eylemliliğinde

bilfiil ve birinci olarak rol oynadığı Hizbullah, adını ilk olarak Amerikalı ve Batılı işgalcileri Lübnan’dan apar topar kaçmak zorunda bırakan1983 yılındaki eylemleriyle duyurmuştu. Bu operasyonlardan birinin neticesinde, Lübnan İç Savaşı’na İsrail ve Falanjistler lehinde müdahil olmak için bu ülkede bulunan 241 Amerikalı ve 58 Fransız askeri ortadan kaldırılmış, söz konusu olay kayıtlara ABD’nin Vietnam Savaşı’ndan sonra aldığı en büyük darbe olarak geçmişti. Ardından benzer büyük darbeler gelmiş, İsrail ve CIA üsleri vurulmaya devam etmiştir. Siyonizm’le mücadele süreci de sonraları 2000 yılında Güney Lübnan’ın işgalden kurtulması ve 2006’daki 33 Gün Savaşı zaferiyle taçlanacaktı. Şaşırtıcı olan ise tüm bu bahsi geçen hadiselerin ardında, tek bir kişinin muazzam oranda ağırlığının oluşudur. Henüz on beş yaşındayken mücadeleye atılan ve yirmili yaşlarının başlarında yukarıdaki eylemleri gerçekleştirip söz konusu zaferleri komuta eden İmad Muğniye gibi, 46 yıllık ömrüne bu denli şeyi sığdıran başka bir mücahid komutanı ve devrimciyi bulmak çok zordur. İmad Muğniye’nin 20 yılı aşkın bir süre 40’dan fazla ülke istihbaratı tarafından takip edilen birisi olması ve bu durumun gerektirdiği gizlide yaşama durumu, hayatı hakkında fazla bilgiye sahip olmamızı güçleştirmektedir. Farklı tanıklıklara dayalı anlatımlar ise bazen çelişkili bilgilere de yol açmıştır ki, okuyucu bunu fark etmekte zorlanmayacaktır. Elinizdeki kitabın ilk baskısı (2012) ağırlıklı olarak, İran’da yayınlanan Şâhid-i Yârân isimli derginin İmad Muğniye özel sayısındaki ve bazı internet sitelerinde çıkan Farsça makale ve röportajların çevirisinden oluşmaktaydı. Bunların bir kısmı ebuhaditv ve velfecr sitelerinde Kemal Saral müstear ismiyle yayımlanmıştı. Bu baskıya ise elde edilen yeni bilgi ve tanıklıkları yansıtan, Medya Şafak ve İntizar.web sitesindeki İngilizce ve Arapça kaynaklı yazıları da ekledik Yüce Allah’tan, bu küçük çalışmamızı dergâh-ı ilahîsinde kutlu şehidimizin şefaatine nail olma vesilesi kılmasını diliyoruz.

 

Faiz

Faiz, iktisadî hayatın en eski problemlerinden biridir. Faize meşruluk kazandıran devirler, bütünüyle beşerin ahlâken çöküntü içinde olduğu devirlerdir. Faiz, zengini daha zengin yaparken fakiri de daha fakir hâle getirir. Böylece her iki sınıf arasındaki uçurum her geçen gün biraz daha derinleşir. Neticede aradaki bütün köprüler yıkılır ve bu iki sınıf birbirinin en amansız düşmanı hâline gelir.
Faiz sistemi, ahlâkî bütün değerleri yıkan, yok eden bir sistemdir. İnsanın kendi öz cevherine faiz sebebiyle yaptığı zarar ve kendi ruhunda açtığı yaralar sayılamayacak kadar çoktur.
Faizcinin mihrabı menfaattir. O, menfaati için her şeyi meşru görür. Her şeyi menfaat olan bir insanın ise, hiçbir değer hükmüne saygısı olamaz. Faizcinin tek saygı duyduğu şey kendisidir. Çünkü kendisinin parası vardır ve bu parasını faize yatırmaktadır.
Bu kitapta İslam dininin büyük haramlardan kabul ettiği faizi, tarihi, sosyal, fıkhi ve diğer açılardan inceleyerek toplumun ne büyük bir tehlike ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekilmektedir.

Sözleriyle İmam Hüseyin (a.s)

Bu kitap adından da anlaşıldığı gibi Hz. İmam Hüseyin’in (a.s), Medine’den hareket  edip Kerbela’ya varıncaya dek kendisinden nakledilen sözlerini içermektedir.

Hz. Hüseyin (a.s) ve 72 yaverinin tarihi kıyamlarının hedef ve mahiyetini ortaya koyan bu nurlu sözler. Aynı zamanda dine sadık her Müslüman’ın bilmesi gereken tarihi, ilmi ve akıdevi konulara da ışık tutmaktadır.

İçindekiler:

– İmam Hüseyin’in Medine’den Mekke’ye kadar buyurduğu sözler.

– İmam Hüseyin’in Resulullah’ın (s.a.a.) kabrinin kenarında buyurduğu söz.

– İmam Hüseyin’in Basra halkına mektubu.

– İmam Hüseyin Kufe (Irak) yolunda

– İmam Hüseyin’in Kerbela yolundaki sözleri.

– İmam Hüseyin’in Kerbela’ya vardığında buyurduğu sözler.

– İmam Hüseyin’in Aşura günündeki ilk konuşması.

– Kerbela kıyamının sebebini açıklaması.

Din Ve Siyaset

İslam Devrimi’nin ortaya çıkışı, siyasal İslam düşüncesini iç ve dış düşüncelerin odak noktası hâline dönüştürmüş, bu müddet zarfında birçok soruyu ve çeşitli endişeleri de beraberinde getirmiştir.
Fıkhi, genel anlamda İslami terminolojideki kimi belirsizlikler, bu konuda uzman olmayan kimseler için birçok şüphe ve soru yumağı yaratmış, sıkıntılara sebep olmuştur. Hatta bazı kavramlar ilim sahibi kimi insanların eline ayağına dolaşmış, bu alandaki doğal seyirlerine engel teşkil etmiştir…
Elinizdeki kitapta iki bölüm hâlinde “Siyasal İslam Düşüncesi” ekseninde çağın getirdiği sorulara cevap verilmeye çalışılmıştır.
Birinci bölüm, genel anlamda din devleti hakkındaki önemli kelami/iktisadi ve özellikle de İslam devleti hakkındaki temel sorulara ayrılmıştır. İkinci bölümde ise velayet-i fakihin tarihsel geçmişi ve delilleri beyan edilmiş, İslam önderinin yetkilerinin sınırları, velayet ve siyasi oluşumlar arasındaki bağıntı, özgürlük ve medeni toplum gibi konular ele alınmış ve gerçeklerin açığa çıkması için de bu konudaki en temel ve önemli sorulara cevap verilmeye çalışılmıştır.

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.