20 sonucun tümü gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Nahid
Elinizdeki eser, İran’da gerçekleşen İslam İnkılâbı’nın hemen arifesindeki günleri işlemesi bakımından, bu konuda bazı gerçeklere ışık tutan bir çalışma aslında… O günlerde sadece 12 yaşında olan yazar milyonluk halk kitleleriyle birlikte katıldığı gösteri ve yürüyüşlerin anılarını yer yer aktardığı romanında, yine aynı yaşlarda Amerika’ya yerleşmek zorunda kalan bir genç kızı romanının kahramanı seçmiş. Adını bu kahramandan alan roman, kurguyla gerçeklerin sık sık buluştuğu bir gergefte işleniyor. Bir cinayete kurban gitmiş olan babasının katilini bulup adalete teslim edebilmek için ülkesine dönen Nahid, ister istemez devrimin ve bu devrimin gerçek sahibi olan halkının arasında bulur kendisini…
Eser, 2012’de İran’da “İnkılâbın hikâyesi 3. Edebiyat Şenliği”nde ödül almıştır.
Mütercim
Peygamber-i A’azam’dan Dersler
Bu kitabın ana ekseni; tarih boyunca insanlığın katettiği ve edeceği saadet yolu olarak tanımlanabilir. Bütün mahlûkatı yaratan Yüce Yaratıcı önce yaratarak, ardından insanlığa ubudiyette mükemmel insanın örneğini teşkil edecek peygamberlerini göndererek bu yolu açmış ve böylece insanoğluna hücceti tamamlamıştır. Hz. Muhammed’in (s.a.a) doğduğu günden başlayarak bu hakikate şahit olabilecek çok sayıda net belge ve örneği de gözler önüne sermiştir.
İnsanlığın kurtarıcısı olarak zuhur edeceği; İslâm dini öncesinin de semavi kitaplarında bildirilmiş olan Peygamber Efendimiz (s.a.a), peygamberliğinden önce de yaşadığı toplumda emin, güvenilir, vefakâr, dürüst, mert ve namuslu bir isim olarak tanınıyordu. Tam yerinde bir tabirle “Cahiliye Dönemi” olarak adlandırılan o yıllarda insanlar ona “Muhammedü’l-Emin” diyorlardı ki sırf bu bile öyle bir toplumda Peygamberimizin (s.a.a) ne kadar seçkin ve değerli bir konuma sahip olduğunu anlatmaya yeter. Nitekim peygamberlikle görevlendirildiğinde “Ben, güzel ahlakı tamamlayıp kemale erdirmek için gönderildim.” buyuracaktır.
Ehl-i Beyt Serisi (14 Kitap)
Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…
Kızıl Gül
Mustafa arabadan indi, aksayarak tozlu yolda ilerledi. Düşmanın durmak bilmeyen top ateşi altında her taraf sarsılmadaydı.
Mustafa ne görmüştü acaba?
Arkadaşları elleri tetikte bir yandan onu izlerken, bir yandan da dikkatle etrafı tarıyor, ama hiçbir şey göremiyorlardı.
Mustafa neredeyse insan boyuna ulaşan vahşi çalılıklara yaklaştı.
Top mermilerinin kaldırdığı yoğun toprak bulutu çalılara da sinmişti. Tozlu çalılar arasında bir kızıl gül göze çarpıyordu.
Adeta gülümsüyor gibiydi.
Mustafa şefkatle kızıl gülü okşayıp öptü:
— Şuna bak hele! Bunca top yağmuru altında nasıl sapasağlam kalabildin sen? Rengin de pek muhteşem!..
İslam Tarihi
Ciddi bir akademik çalışmanın ürünü olan elinizdeki eser aslında yazarın Üniversitede verdiği ders mevzuatının özetidir. Beş bölüm ve 16 alt başlık altında sadr-ı İslâm tarihi incelenmiştir. Arap Yarımadası’nın İslâm öncesi döneminde durum ve şartları etraflıca ele alınmıştır. Zira cahiliye dönemi sırasında Arap Yarımadası’nın içinde bulunduğu durumu tam olarak bilmeden İslâm tarihindeki birçok olayın idrak ve tahlili ya imkânsız ya da en azından eksik olacaktır.
Yazar, nebevî çağdaki olayların teferruat ve tafsilleri için ayrı ayrı ve çeşitli kaynakları kullanmaya özen göstermiştir. Kitabın tamamında göze çarpan Kur’an ve hadis kaynaklı belgeler bu eseri alelade bir tarih çalışmasından öteye taşıyarak o dönemle ilgili bazı olaylar çevresindeki şüpheleri giderici nitelikte ciddî bir tahlil ve incelemeyi mümkün kılmaktadır.
İnançlarımız
Elinizdeki kitap, Şia inanç ve akaidini gayet öz bir şekilde, kolay anlaşılır bir üslup ve nitelikle açıklamakta, beyan etmektedir. Çok kısa ve öz bilgiler ve kaynaklarla elinizdeki hacme indirgenmiş olan bu küçük kitap, aslında son derece yoğun ve hacimli bir ekip çalışmasının ürünü olup diğer İslam mezheplerine mensup Müslümanlarca, hatta Şia üzerine araştırmada bulunmak isteyen gayri müslimlerce şiiliği kaynağından tanıma imkanını yaratmakta ve bunun için uzun ve yorucu mütalaalara gerek bırakmamaktadır.
Bu kitapçık mütalaa edildiğinde, Şia okuluyla diğer İslam fırkaları arasındaki farklılıkların, vahdet, el ve gönül birliği içinde olmayı engelleyecek nitelikte olmadığı kolayca anlaşılacaktır. Zira esasen bütün İslam mezhepleri arasındaki müşterekler (farklı noktalarla kıyaslanamayacak kadar) fazladır, İslam düşmanlarıysa müşterek düşman olup bütün İslam mezheplerini tehdit etmektedir.
Biz inanıyoruz ki: Müslümanlar arasındaki belli bazı farklılıkları büyütmeye çalışarak ihtilaf yaratıp onları birbirine düşürmeye, kanlı savaşlar çıkarıp Müslümanları birbirine kırdırmaya azmeden meşum eller vardır; dünya coğrafyasında hızla yayılan ve giderek yeryüzü küresinin önemli bir bölümüne güneş gibi ışımaya başlayarak komunizmin çöküşünü başta kapitalizm gelmek üzere bütün maddî ve beşerî ekollerin çıkmazlara girip iflas ettiği çağımızda, İslam’î şahlanışı zayıflatmak ve İslam’ın bu muazzam ilerleyişini durdurmak isteyen malum ellerdir bunlar.
Bağdat Seyyidi
“Bağdat Seyyidi”; Saddam’ın zulmünden kurtulduk derken, ülkelerine demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle giren ve bir daha çıkmayan Amerika’nın türlü entrikalarına maruz kalan Irak halkının yaşadığı acılardan kesitler sunmaktadır.
Bir tarafta işgal, diğer tarafta bunu “geri kalmış ülkelere iyilik” zanneden Amerikalı asker Jimmy’nin vicdanının derinliklerindeki insani duygular vardır. Benzeştiği kişilerde aynı duyguları bulduğunda bir renk, inanç ve kültür harmonisi bulacaktır karşısında…
Bu romanın en ilginç yanı, işgal dönemi ve işgal öncesi Irak’ın sosyal ve psikolojik yapısını aktarması, ülkenin etnik ve tarihî köklerini aktarırken sömürü yöntemlerine de değinmesidir. Bunlar, farklı zaman ve iktidarlarda, ülkelerin sosyal, stratejik ve coğrafi özelliklerine göre değişen, ama tanıdık yöntemlerdir.
Akaid Dersleri
Akait ve temel düşünceler, her değer sisteminin ve her düzenli ideolojinin temelini oluşturmakta bilinçli veya bilinçsiz olarak insanların davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. İşte bu nedenle, İslâm dininin değer ve davranış sisteminin oluşması ve sağlamlaşması ve böylece tatlı meyveler yetiştirip dünya ve ahiret saadetini temin edebilmesi için bu büyük ve bereketli ağacın kökleri sayılan inanç temelleri kalplere yerleşmeli.
Bu nedenle, âlimler İslâm dininin zuhurunun ilk asrından itibaren çeşitli şekillerde ve farklı metotlarla İslâm akaidini açıklamış, örneğin kelamcılar çeşitli seviyelerde kelam kitapları yazmışlardır. Asrımızda ise, yeni ortaya çıkan şüpheler göz önünde bulundurularak çeşitli akait kitapları yazılarak insanlara sunulmuştur. Fakat bu gibi kitaplar genellikle birbirinden tamamen farklı iki seviyede yazılmışlardır. Biri sade ve geniş açıklamalarla genel halk seviyesi için, diğeri ise karışık açıklamalar, ağır ibareler ve bilimsel kavramlarla ihtisas seviyesi için. Bu arada, orta seviyedeki uygun ders kitaplarının yeri boş kalmış ve yıllar boyu bu ders metinlerine ihtiyaç duyulmuştur.
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.2
İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.
Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.
Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in Hayatı
Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…
İslâm ve Batı Uygarlığının Çehresi
Bu kitapta belirtilen belgelerin de ortaya koyduğu üzere, İslâm toplumsal emniyeti sağladığı gibi, sosyal ortamı medenîleşmeye hazır bir hâle de getirmektedir. İslâm’ın çeşitli Müslüman milliyetler arasında barış ve anlaşma sağlayan özel prensip ve dikkati bir yandan; diğer milliyetlere karşı taassuptan uzak görüşü de diğer yandan el ele vererek milletler arasında gayet yakın bir ilişkinin kurulmasına neden olmakta, bu da medeniyetin yerleşip yayılmasını takviye etmektedir…
Avrupa ve Amerika kıtalarında yıllarca gündemden düşmeyen ve bizzat batılılar tarafından birkaç dile çevrilerek incelenen bu eser, Türk Müslümanın da en önemli acısı olan “batıyı kıble edinen” hastalığını başarıyla irdelemekte; onuru ve bilimi Müslümanlardan öğrenen batı kavminin dünkü ve bugünkü konumunu ele alarak Müslümanların bugünkü hâlinin “batıyı taklit edip, İslâm’dan kopuş”tan kaynaklandığını ilginç örneklerle hatırlatmakta ve maneviyattan uzaklaşan batının bugünkü koflaşmış hâlini bizzat batının istatistikleri ve batılı bilim adamlarının itiraflarıyla belgelemektedir.
Bir Direnişten Öyküler
Hürremşehir’de, hala bütün şehrin ahalisinin her Cuma akşamı ziyaret ettiği şehitlikteki bir mezarın taşında şöyle yazar:
Şehid Behruz Muradi
Kurbanalioğlu
Şehadet tarihi: 4.3.1367/ 1988 Baharı
Ruhu şad olsun!
Ey yolcu! Henüz vakit varken, Ahiretini kurtarabilmek için davran!
Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker
“Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker’de bulunarak dini ihya etmek için çoluk çocuğunu Kerbela kurbangâhına götürüyorum” diyene.
Kötülükten sakındırdıkları için sürgün edilip Rebeze çöllerinde garip bir şekilde can veren Ebuzerlere.
Bizler bugün bir kelime dahi söylemeye cesaret edemezken, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için mücadele verip canlarını ve mallarını feda eden, hapse düşen, işkenceye maruz kalan ve sürgün edilen; ama tüm bunlara sabreden zamanın Yusuflarına…
Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.1
İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.
Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.
En İyi Dost Namaz
İnsan olmak ancak; kemale erme, kulluk etme, Müslümanca yaşama, Allah’ı, sahip ve hakim bilme ve Allah’a ihlaslı bir şekilde ibadet etmeyle gerçekleşebilir. Namaz, yaratıcımızla olan dostluğumuzdur; bu konuda gevşeklik göstermeyelim. Namaz, “kulun”, “Yaratıcısıyla” konuşmasıdır; onu sevelim. Namaz, ruhumuzun gıdasıdır; onu unutmayalım. Dikkat ve kalp huzuru, namazımızın can ve ruhudur; namazda devamlı Allah’ı yad edelim. Namaz, münker ve kötülüklerden alıkoyar; ondan daha fazla faydalanmaya çalışalım, onu en temel işlerimizden biri kabul edelim.
İmam Ali (Ona Selam Olsun)
Peygamber Efendimiz, Ehlibeyt İmamları’nın ve onlar hakkındaki olayların “fertlerin tarihi” olmadığını; bilakis Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilahi hidayet ve eğitim tarihi” olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber (s.a.a) ve başta İmam Ali olmak üzere tüm Ehlibeyt’i, yeryüzünde (kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle) ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler. İşte bu yüzden bu şahsiyetlerin hayatı önem arz etmektedir.
Özetle kaleme alınan elinizdeki bu eser, İmam Ali’nin (a.s) hayatından bazı kesitler; kişiliği, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktadır.
İnsan-ı Kamil
Bu kitapta insan-ı kamil nasıl olunduğunu ve kimlerin insan-ı kamil olduğu gerçeklerini keşfedeceksiniz. Bu eserde şehit Mutahhari’nin mükemmel insan örneklerinden oluşan bir tablosu var adeta.
Muhtelif ekoller ve farklı dünya görüşleri bu muhteşem tablonun renklerini oluşturmaktadır. Bu farklı dünya görüşlerinin tanımladığı “kemal”, “insan”, “kamil ve mükemmel” kavramlar ise tabloda kullanılan bütün malzemelerdir.
İçindekiler:
İnsanın ruhsal kusurları.
İnsan olabilme sorun ve sorumlulukları.
İnsanın halka karşı sorun ve derdi.
İnsanda Allah’ı arama sorunu ve derdi.
Akıl ekolü üzerine inceleme ve eleştiri.
Ayrıntılarıyla irfan ekolü
İnsan- tabiat ilişkisi.
Batıda insani duygular.
Egzistansiyalizm teorisinin özeti.
Şerh-i İsim
Bu eser, İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Seyyid Ali Hamenei’nin soyu, veladetinden çocukluk ve gençlik çağlarına kadar geçen yılları ve yine ilk sosyal ve siyasi faaliyetlerinden İslam İnkılabı’nın zafere kavuştuğu güne dek geçen günlerin özet bir kitabıdır ve bu konuda yazılan ilk eserdir.
Ayetullah Hamenei; İslam İnkılabı’nın zafere kavuşmasından sonra İran’da seçkin konumu ve rolü bir yana, hiç kuşkusuz İran İslam İnkılabı’ndan kaynaklanan siyasi İslam düşüncesinin beyanı ve yayılmasında en etkili âlimlerden biri sayılır. Dolayısıyla böyle bir araştırma aslında İran milletinin mücadele tarihinin bir bölümünü bir kez daha okumak ve beyan etmek demektir.
Bu eserin, İran’da gerçekleşen İslam Devrimi’nin yanı sıra, bu devrimin kökleri, nitelikleri ve Şah rejimine başkaldırıların sosyal, siyasi ve kültürel nedenleriyle o günün İran’ının sosyal, siyasi ve kültürel yapısını aktarması açısından bir kaynak belge olacağında da şüphe yoktur.
40 Derste Ehl-i Beyt İnançları
Her ilmin önem ve değeri onun konusuna bağlıdır. Bütün ilimlerin içinde inanç bilimi en kutsal ve en değerli konuya sahiptir. Her insanın maddî ve manevî hareketlerinin esası ve temeli, sahip olduğu akait usulleri ve inanç prensipleridir, eğer bunlar sağlam ve doğru, kuvvetli ve kusursuz olursa onun amel ve hareketleri, farklı düşünce ve görüşleri de doğru olacaktır.
1- Eser hazırlanırken eski ve yeni birçok kitaptan faydalanılmıştır. Ancak anlaşılmaz tabirlerin kullanılmamasına ve yararlanılan eserlerin ayrıcalıklarına haiz olmasına özen gösterilmiştir.
2- Dersler sade ve herkesin anlayabileceği bir düzeyde hazırlanmıştır.
3- Kitabın içeriği yıllarca ders kitabı ve tecrübe ürünü olduğundan bu konuda ders vermek isteyenlerin faydalanabileceği bir kaynaktır.
4- Bu eserde imanın beş şartı konusunda sorulabilecek bütün sorulara cevap verilmeye çalışılmış ve konunun iyice kavranılabilmesi için de her dersin sonunda o dersle ilgili sorular hazırlanmıştır.
Bilinmeyen Simasıyla Hz. Ali (a.s)
Ali (a.s) beden ve ruh kemalini bir araya toplamıştı. Geceleri ibadete başladığında, Allah’tan gayri her şeyden kopar; gündüzleri halkın arasında, onlardan biri gibi yaşardı. Gündüzleri gözler onun eşitlik ve fedakârlık örneği davranışlarına şahit olurdu; kulaklar bilgece öğüt ve sırlar işitirdi ondan. Geceleriyse yıldızlar, Rabbine yakaran Ali’nin (a.s) yaşlı gözlerine şahit olur, gökler onun coşkulu duaları ve âşıkane münacatlarını dinlerdi mahut bir sessizlikle.
Ali (a.s) hem din âlimiydi hem bilge, hem arifti hem sosyal lider, hem zahitti hem asker, hem hâkimdi hem işçi, hem hatipti hem yazar. Kısacası Ali (a.s) tam anlamıyla ve bütün güzellikleriyle kâmil bir insandı…
Elinizdeki kitap, bir giriş ve iki bölümden müteşekkil bu eserin giriş bölümünde çekicilik ve iticiliğin genel anlamlarına ilaveten, insanların çekicilik ve iticilikleri genel bir çerçevede işlenmiştir. Birinci bölümde İmam Ali’nin (a.s), onu hakkıyla tanıyan her insanda hayranlık uyandıran nadide kişiliğinin cazibesi ve bu cazibenin etki ve faydaları ele alınmıştır. İkinci bölümde de o Hazret’in kimleri, ne tür hasletlere sahip insanları kendisinden uzaklaştırdığı boyutu, iticiliği incelenmiştir.
Bu iki bölümden sonra elde edilen netice, İmam Ali’nin (a.s) iki boyutlu ve iki ayrı güce sahip olduğudur ki, ona uyan ve onun okulunun öğrencisi olmak isteyen de, onun gibi olmalı ve bu iki zıt gücü, yani çekicilik ve iticiliği bir arada taşımalıdır.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






