Cafer Bendiderya

İmam Mehdi (Ona Selam Olsun)

Başında Muhammed’in (s.a.a) sarığı, sırtında Muhammed’in (s.a.a) gömleği, ayağında Muhammed’in (s.a.a) çarığı, göğsünde Muhammed’in (s.a.a) Kur’ân’ı ve elinde Ali’nin (a.s) kılıcıyla; Zehra’nın (s.a) sevgisi, Hasan’ın (a.s) sabrı, Hüseyin’in (a.s) cesareti, Seccad’ın (a.s) ibadeti, Bâkır’ın (a.s) ilmi, Sadık’ın (a.s) doğruluğu, Kâzım’ın (a.s) tahammülü, Rıza’nın (a.s) rızası, Cevad’ın (a.s) cömertliği, Hâdi’nin (a.s) hidayeti, Askerî’nin (a.s) heybetiyle geliyor…

Varlığı, Allah’ın büyük nişanesi; gaybeti, gaybın tefsiri; zuhuru, ahiretin müjdecisi; kıyamı, ahde vefa ve cihadın tefsiridir. Kelâmı, Kur’ân’ın yorumu; bakışı, kaybolmuşlar için peygamberlerin sevgi denizinin dalgalanışıdır. Sonunda din kervanını menzile o ulaştıracak, peygamberlerin gönderiliş amaçları ve onların çektiği zahmetler karşılık bulacak ve açığa çıkacaktır. Selâmların en güzeliyle selâm olsun ona.

Kendini Yetiştirmek

İnsan çok boyutlu bir varlıktır. Çeşitli eğilim, his ve içgüdülerden oluşan esinti ve rüzgârlar, onun varlık denizini harekete geçirmekte ve dalgaların oluşmasına sebep olmaktadır. Ama insan fert olsun, toplum olsun bir yandan ilim, akıl, irade ve manevi eğilimleri (ilâhî fıtratı) yardımıyla, diğer yandan ilâhî kılavuzların (peygamberler ve onların vârislerinin) eğitim ve öğretiminden yararlanarak vücut denizinde oluşan bu dalga ve akıntıları, kontrol altına alıp istediği yöne, ebedî mutluluk yoluna yönlendirme gücüne sahiptir. Yani insan ne ferdi güdülere mahkûmdur, ne de çevre ve şartlara.

İşte bu güç İslâm nazarında insanın mesul ve sorumlu sayılmasının kaynağıdır. İnsan akleden, öğrenebilen bir varlık olduğu ve hayra eğilim fıtratı üzere yaratıldığı için bu yeteneklerini kullanmazsa, körü-körüne batıla uyarsa veya fıtrattan gelen ilâhî çağrılara kulak vermezse yahut bilmediği konularda sağlam bir ilmi mercie başvurmazsa, karşılaşacağı hüsran ve ziyandan dolayı kendisinden başkasını sorumlu tutamaz.

Nitekim bir kişi, bir taraftan kendi bilgisi dâhilinde olan temel sağlık kurallarına riayet etmez, diğer taraftan da bilmediği konularda bir mütehassısa müracaat etmeyerek sağlığını kaybederse ancak kendisi sorumlu sayılır.

Elinizdeki bu kitapta Kur’ân ve Sünnet ışığında Ehlibeyt mektebinin kaynakları esas alınarak kendini yetiştirmek ve nefsi tezkiye etmek konusu ele alınmıştır.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.3

İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.

Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.

Ehl-i Beyt Serisi (14 Kitap)

Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…

Caferî Şiîleri Tanıyalım

İhtilaflı konuları tartışmak ve her ekolün delillerini bilmek amacıyla ümmetin ulemasının ihlâsla, sıdk-ı niyetle ve her türlü taassup ve önyargıdan uzak bir şekilde bir araya gelmeleri pek de zorolmasa gerek.

Her ekol ve mezhebin özgür bir ortamda görüşlerini, fıkhi ve fikri konumlarını hiç çekinmeden net bir şekilde ifade etmeleri kadar doğal ve makbul bir şey olamaz  Bunun sonucunca Müslümanlar arasındaki anlaşmazlıklar tamamen ortadan kalkmış olacaktır.

İşte bu kitapçığın yazılma amacı bu doğrultuda atılan küçük bir adımdır. Gerçeğin ortaya çıkması ve olduğu gibi bilinmesi umuduyla…

Akaid Dersleri

Akait ve temel düşünceler, her değer sisteminin ve her düzenli ideolojinin temelini oluşturmakta bilinçli veya bilinçsiz olarak insanların davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. İşte bu nedenle, İslâm dininin değer ve davranış sisteminin oluşması ve sağlamlaşması ve böylece tatlı meyveler yetiştirip dünya ve ahiret saadetini temin edebilmesi için bu büyük ve bereketli ağacın kökleri sayılan inanç temelleri kalplere yerleşmeli.

Bu nedenle, âlimler İslâm dininin zuhurunun ilk asrından itibaren çeşitli şekillerde ve farklı metotlarla İslâm akaidini açıklamış, örneğin kelamcılar çeşitli seviyelerde kelam kitapları yazmışlardır. Asrımızda ise, yeni ortaya çıkan şüpheler göz önünde bulundurularak çeşitli akait kitapları yazılarak insanlara sunulmuştur. Fakat bu gibi kitaplar genellikle birbirinden tamamen farklı iki seviyede yazılmışlardır. Biri sade ve geniş açıklamalarla genel halk seviyesi için, diğeri ise karışık açıklamalar, ağır ibareler ve bilimsel kavramlarla ihtisas seviyesi için. Bu arada, orta seviyedeki uygun ders kitaplarının yeri boş kalmış ve yıllar boyu bu ders metinlerine ihtiyaç duyulmuştur.

Kadın – Erkek ve Sosyal İlişkileri

İslam öğretilerini varlığa ilişkin öğretiler ve emir ve yasaklar olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz. Birinci grupta yer alan öğretiler itikadî, kelamî ve ahlakî anlayışımızı ve dünyaya bakış tarzımızı belirlerken; ikinci grupta yer alan ve fıkıh ilminin konusu olan emir ve yasaklar, insana, düşündüğü gibi yaşamasının yolunu gösterir. Bu özelliğiyle fıkıh, İslam’a bir dünya görüşü olma hüviyeti kazandırır.
İnsan hayatının her alanına dair hükümler içeren fıkıh ilminin belli başlı konularından birisi insan ilişkileridir. Fıkıh kitaplarında kadın-erkek ilişkilerine dair hükümler “kişisel ve toplumsal örf ve tutumlar” başlığı altında ele alınır.
Elinizdeki eserde, gençlerin sıkça sordukları; toplu taşıma araçlarında namahremlerle temasın hükmü; mahrem ve namahremlere bakmanın ölçüsü; namahremle yazışmanın caiz olup olmadığı; evlilik öncesi kadın-erkek ilişkilerinde ölçü ve düğün hazırlıklarına ilişkin hükümler gibi sorulara Ayetullah Uzma İmam Humeynî, Ayetullah Uzma Hameneî, Ayetullah Uzma Cevad Tebrizî ve Ayetullah Uzma Sistanî’nin fetvalarına uygun olarak cevap aranmıştır.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.2

İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.

Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in Hayatı

Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…

Ehl-i Beyt İmamları’nın Siyasi Tutumları

Elinizdeki eser, bir giriş ve sekiz bölümden oluşmaktadır. Hepsinin ana konusu, tertemiz Ehlibeyt İmamları’nın siyeri, özellikle hilafet ve hükümetle ilgili sergiledikleri tavırlardır. Giriş olarak sunulan yazı, aslında Üstad’ın yazılarından alınmıştır. İmam Hüseyin’le (a.s) diğer Ehlibeyt İmamları’nın metodu mukayese edilmiştir. Kitabın diğer bölümleri ise, onun farklı mekânlarda ve zamanlardaki konuşmalarıdır. Sırasıyla konuları şunlardır:

 

-Hz. Ali’nin Sorunları

-İmam Hasan’ın Barışı

-İmam Zeynelabidin

-İmam Cafer Sadık ve Hilâfet

-İmam Musa Kâzım’ın Şehadeti

-İmam Rıza ve Veliahtlık Olayı

-İmam Hasan Askeri

-Kapsayıcı Adalet ve Beklenen Mehdi

Umre Rehberi

Bu eserde, asrımızın taklid mercilerinden şu beş müçtehidin nazar ve fetvaları esas alınmıştır.

– Ayetullahi’l-Uzma İmam Humeynî (r.a)

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Hamaneî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Ali Sistanî

– Ayetullahi’l-Uzma Nasır Mekarim-i Şirazî

– Ayetullahi’l-Uzma Seyyid Musa Şubeyr-i Zencanî

Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker

“Emr-i Mâruf ve Nehy-i Münker’de bulunarak dini ihya etmek için çoluk çocuğunu Kerbela kurbangâhına götürüyorum” diyene.

Kötülükten sakındırdıkları için sürgün edilip Rebeze çöllerinde garip bir şekilde can veren Ebuzerlere.

Bizler bugün bir kelime dahi söylemeye cesaret edemezken, iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin önlenmesi için mücadele verip canlarını ve mallarını feda eden, hapse düşen, işkenceye maruz kalan ve sürgün edilen; ama tüm bunlara sabreden zamanın Yusuflarına…

Namazın Gerçeği

Namaz her sabah ve her akşam uygulanan bir programdır. Sabahleyin ilk söylenmesi gereken söz, namazdır; akşamleyin de en son söylenmesi gereken sözdür. Yani, güne namazla başlayıp namazla bitirmek durumundayız. O hâlde her günün başlangıcı ve sonu, Allah’ı anmak ve O’nun rızasını kazanmak olmalıdır.

Mukimlikte veya seferde; karada veya havada; fakirlikte veya zenginlikte kılınan namazların sırrı ve mesajı şudur: Ey insan, kim olursan ol, nerede olursan ol, sadece Allah’a kul ol, O’ndan başkasına boyun eğme.

Namaz, Müslümanın inancını, düşüncesini, isteklerini ve edindiği örnekleri ortaya koyan bir pratiktir.

Ehl-i Beyt ve Ehl-i Sünnet Ekolleri c.1

İhtilâflı konuların araştırılıp nereden kaynaklandığı incelenmeden Müslümanlar arasında vahdet ve birlik sağlanamaz. Üç ciltten oluşan bu eserin ilk cildinde delilleriyle birlikte iki büyük İslam mezhebinin ihtilaflı konuları ve bu ihtilafların kaynak ve etkenleri incelenmiş, daha sonra ihtilafı yok etmenin doğru yolları ele alınmıştır. İkinci ciltte iki ekolün, İslam dininin kaynakları hakkındaki görüşleri, üçüncü ciltte ise Resulullah’ın (saa) sünnetinden içtihad ve reyle amel etme sonucu meydana gelen sapmalara karşı İmam Hüseyin’in (as) kıyamı ve ardından diğer Ehl-i Beyt İmamları’nın bu husustaki çabaları incelenmiştir.

Eserde, halifelerin içtihadını İslam dininin kaynaklarından sayan Ehl-i Sünnet mezhebi “Hilafet Ekolü” ve On iki Ehl-i Beyt İmamı’nı İslam dininin öğretilerine ulaşma kaynağı gören Şia Mezhebi ise “İmamet ve Ehl-i Beyt Ekolü” olarak ifade edilmiştir.

Âl-i Muhammed Tarihinde Teşrih ve Muhakeme

“Muhammedoğulları Tarihinde Teşrih ve Muhakeme” kitabı çok faydalı kitaplardan biridir. Bu kitap, Resulullah’ın Ehl-i Beyt’inin (hepsine selam olsun) hak üzere olduğunu ve mazlumiyetini ispatlamada  anlaşılır ve akıcı bir beyanla yazılmış en güzel, kısa ve eşsiz bir eserdir.

Ben yazarla birkaç defa görüştüm. İran’a yaptığı yolculukta birkaç defa Tebriz ve Hemedan’da onu gördüm; gerçekten de kendi emsallerinden üstün, çeşitli dallarda yetenekli ve dini münazaralarda çok güçlü bir kişiydi. Kadı Behlül benden Şia’nın hadis kitaplarını nakletmek için icazet istedi; bende ona icazet verdim ve ondan Ehl-i Sünnet’in Nebevi hadis kitaplarını nakletme konusunda ayrıntılı bir icazet aldım.

Namazda 114 Hikmet

Namaz, dinin temel direğidir; bu nedenle halkın yaşamında en temel bir konumda olmalıdır. İnsan için güzel hayat ancak, Allah’ın dininin hakimiyeti sayesinde ve insanların, kalplerini Allah’ın zikriyle zinde tutmaları ve onun yardımıyla şer ve fesadın tüm cazibeleriyle savaşabilmeleri, bütün putları kırmaları ve bütün iç ve dış şeytanların kendilerine doğru uzanan ellerini kesmeleri durumunda gerçekleşebilir. Bu zikir ve sürekli huzur sadece namazın bereketiyle hasıl olur. Ve namaz gerçekte, insanı alçaklığa sürükleyen nefsinin şeytanıyla, güç ve parayla onu zillet ve teslimiyete zorlayan kudret şeytanlarıyla savaşmada her zaman ve her durumda var olan sağlam bir destek ve hiç tükenmeyen bir hazinedir.

İnsanla Allah Teala’nın bağlantısı için namazdan daha sürekli ve daha sağlam bir vesile yoktur; en ilkel insanlar Allah Teala ile namaz aracılığıyla bağlantı kurarlar. Allah’ın en seçkin velileri de sevgilileriyle baş başa samimiyet cennetini namazda ararlar. Bu zikir ve razu niyaz hazinesinin asla sonu yoktur; her kim onu daha fazla tanısa nuraniyet ve cilvesi daha çok olur…

Ayetullah Seyyid Ali Hameneî’nin Mesajından

Namaz eğitimi hakkında yazmaya muvaffak olduğum bu beşinci kitaptan dolayı Allah’a şükürler olsun. Birincisini ilkokul, ikincisini ortaokul, üçüncüsünü ise lise seviyesi ve dördüncüsünü de daha fazla ilgisi olanlar için yazmıştım.

Ben bir dinî bilimler talebesi olarak Allah Teala’nın lütfuyla, Kur’ân-ı Kerim ve hadislerden namaz hakkında bir kaçı dışında diğer kitaplarımda geçmeyen 114 nükteyi içeren bu kitabı değerli Müslümanlara sunuyorum. Bunlar 1991 yılında aklıma gelen nüktelerdir ve eğer Allah muvaffak ederse namazla ilgili en az bin nükte toplayıp birkaç kitapta sunmak istiyorum; ama, tabii ki namazın sırlarının bin noktada bitmeyeceği de bellidir.

 

Üstad Muhsin KIRAATİ

Nehcü’l Belâğa Üzerine

Bu kitap, uçsuz bucaksız bir okyanus olan “Nehcü’l-Belaga”yı tanımak ve tanıtmak istiyor. Mahir ve üstad bir kaptanın öncülüğünde ve kaleminde… Ünlü yazar Mutahhari, Nehcü’l-Belağa umanının derinliklerinde bir gezintiye çıkıyor adeta.

Ana Hatlarıyla Caferilik

* Dine yöneliş, insan yönelişlerinin en aslî olanı ve en eskisidir. Mevcut belge ve bulguların da ortaya koyduğu üzere, hiçbir dönemde insanoğlunun hayatı dine yöneliş ve din hissinden boş kalmamıştır…

* Bir yazarın da dediği gibi: “Maneviyat ve dine dönüş, Batı’nın sosyoloji temellerini tehdit eden bir çizgidir; dolayısıyla Batılılar Müslümanların İslâm dinine dönmesinden endişelenmekte; dahası, Hıristiyanların gerçek Hıristiyanlığa dönmesinden de aynı kaygıyı duymaktadırlar…”

* Biz, Ehlibeyt Mektebi’nin, Kur’ân-ı Kerim ve Hz. Rasulullah’ın ıtreti kanalıyla elimize ulaşan o gerçek ve asil İslâm olduğuna ve gerçekte, Ehlibeyt Mektebi’nin, kirli ellerin tahrifine maruz kalmadan bizi hakikat kaynağına götürecek olan yegâne ana yol olduğuna inanmaktayız…

* En son semavî şeriat sahibi Hz. Resul-i Ekrem (s.a.a) ve O’nun tertemiz Ehlibeyt’i (a.s) kanalıyla dinî gerçekleri öğrenmek isteyen dine susamışlar, bu özet eserimize müracaat ederek kat etmekte oldukları yolları için aydınlatıcı bir meşale bulacaklardır.

* Bu eserimiz; insanlara, inanç ve amel alanında Ehlibeyt’in (a.s) temel inançları ve dinî öğretilerinin burada kaleme alınanlardan ibaret olduğunu ve bize isnat edildiği hâlde burada kaydedilen ilke ve kavramlarla bağdaşmayan her şeyin bir iftira olduğunu, hiçbir değer ve itibar ifade etmediğini ilan etmektedir.

Müellifin Önsözünden

Ölümle Başlayan Yolculuk

Bu kitap ayet ve rivayetlerden ilhamla ölüm sonrası hayatı ve Berzah aleminde ruhların durumunu, akıcı, kolay ve anlaşılır bir üslupla anlatmaktadır.

Yazar kendine has anlatım tarzını sergilediği bu eserde, yüce Allah’a kulluğun sonucu olan fazilet ve takvayı “Hadi”, günah ve kötülüklerin sonucu olan çirkinlikler ve azabı da “Siyah” veya “Cehalet” isimli iki arkadaşında canlandırmıştır. İnsanların ibadet ve günahlarının neticesi olarak Berzah aleminde karşılaşacakları olayları, Kur’an ve Ehlibeyt İmamlarının (a.s) hadislerine dayandırarak canlandırmıştır. Kıyametle ilgili konuları işlerken velayet ve şefaatin berzah alemindeki rolü gibi çeşitli konulara da değinmiştir.

İçindekiler:

Ölüm sonrası hayat ve niteliği

Ölüm yolculuğunun başlamasıyla bedenlerin çürüyüp toprak oluşu ve burada ruhlar…

Ruhların başına neler gelecek.

Berzah aleminde ruhlar ne yapacak? Nelerle karşılaşacak?

Hac Rehberi

 

Kitapta İmam Humeyni’nin (ra) fetvaları esas alınmış, Türkiye’de taklit edilen diğer müçtehitlerin farklı fetvaları da dipnotta açıklanmıştır. Dipnot düşülmeyen konularda fetvalarını açıklamaya çalıştığımız müçtehitler arasında görüş birliği vardır. Çalışmalarımızın kısa olmasına özen gösterdiğimiz için sadece en önemli hac ve umre meselelerine ve onların bazı müstehap amellerine değinmekle yetindik. Bu çalışmalarımızda mümkün oldukça zor ıstılah ve sözcükleri kullanmaktan kaçındık.

 

Ehl-i Beyt Sevgisi

Hz. Resulullah’ın (s.a.a) soyundan olan Ehlibeyt’i sevmek, Kitap ve Sünnet’in kesin hükmüyle İslâm dininin gereklerindendir. Allah Teala şöyle buyuruyor: “De ki: Ben buna (tebliğime) karşılık yakınlarımı (Ehlibeyt’imi) sevmekten başka sizden bir mükafat istemiyorum” (Şura / 23)
Resul-i Ekrem’den (s.a.a) mütevatir olarak şöyle rivayet edilmiştir: “Allah’ı size verdiği rızıklardan dolayı sevin; beni Allah’ı sevmenizden dolayı sevin ve Ehlibeyt’imi de beni sevmenizden dolayı sevin”
Elinizdeki kitapta, Ehlibeyt’i sevmenin ve onlara itaat etmenin farz olduğunu bildiren Kur’ân naslarından bazı örneklere ve yine konuyla ilgili bazı hadislere, ayrıca Ehlibeyt’i sevmenin şairlerin şiirlerine yansımalarından bazılarını ve bu konuyla ilgili eleştirilerle onlara verilen cevapları bulacaksınız…

İmam Hasan’ın (a.s) Barışı

Muaviye’nin plânları, Hasan b. Ali ve kardeşi Hüseyin’i İslâm adına İslâm’ı tehdit etmeye yönelik korkunç bir komployla karşı karşıya bırakmıştı. İmam Hasan bu tehlikeyi savmak için ya direnecekti ya da uzlaşacaktı. Direnişin, hidayet kılavuzu ailenin ortadan kalkmasına ortam hazırlayacağını fark eden İmam, ikinci yolu seçmişti.

İmam Hasan’ın bu yöntemi, hakla batılın birbirine karıştığı ve batılın tehlikeli bir güce kavuştuğu bir ortamda gerçekleşen uzlaşma görünümünde muhteşem bir devrimdi.

İmam Hasan ve İmam Hüseyin, bu iki cevher söz konusu yolun iki kahramanıydılar. Sabır ve direnme rolü Hasan’ın, kahramanca kıyam etme rolü de Hüseyin’indi. Dolayısıyla Aşura Kıyamı birinci derecede İmam Hasan’a ve sonra İmam Hüseyin’e aitti. Hz. Hasan Kerbelâ Kıyamı’nın temelini atmış, Aşura’ya zemin hazırlamıştı. İşte bu kansız devrim sayesinde İmam Hüseyin, o eşsiz ve ebedî zafere ulaşabildi.

Bu kitap disiplinli, güçlü ve üretken bir zihnin üzürünü olup tarihî gerçekleri ortaya koymada aklî ve naklî kanıtlar içeren bir kaynak eserdir.

Ehl-i Beytin Dilinden Kurân-ı Kerim C.2

Kur’ân-ı Kerim, Resul-i Ekrem’in(s.a.a) karanlık asırlarda parlayan yegâne ebedî mucizesidir.
Kur’ân tabiata benzer; üzerinde ne kadar çalışılırsa çalışılsın, yine de çalışılacak birçok alan vardır. Bunun hikmeti ise, Allah Teâlâ’nın bu kitabı, belli bir zaman ve belli bir grup için göndermemesi aksine, bütün asır ve zamanlar için göndermiş olmasıdır… Emîrü’l-Müminin Ali (a.s) Nehcü’l-Belâğa’da (18. hutbe) şöyle buyurmuştur:
“Kur’ân’ın zahiri güzel ve süslü, bâtını derindir. İnsanı hayrete düşüren özellikleri bitmez, şaşırtıcı şeyleri son bulmaz.”
Kur’ân ilimleriyle ilgili yazılmış olan değerli eserlerden biri de saygıdeğer âlim Hüccetü’l-İslam Murtaza Turabî tarafından Farsça olarak telif edilmiş olan elinizdeki bu kitaptır. Yazar değerli zamanını harcayarak böyle değerli bir kitabı kaleme almış ve Kur’ân ilimlerinde okuyuculara yeni kapılar açmıştır. Onun güzel bölümlerinden biri de Ehl-i Beyt’in çeşitli meselelerde Kur’ân’dan yararlanmalarını açıklayan bölümüdür. Gerçekte yazar eklediği bu bölümle, Ehl-i Beyt’in Kur’ân-ı Kerim’i algılama yöntemini söz konusu etmiştir; bu da fakihler için bir örnek teşkil edebilir.

Son Vasi

Zamanın imamı Hz. Mehdi’nin (af) hedef ve ülkülerini bilmek ve ona yardım için hazırlıklı olmalıyız; çünkü o insanlık âleminin yaşayan tek imamı ve nazır hüccetidir. O, Allah’ın yeryüzündeki tek bakisi, peygamberler soyunun cevheri ve Ehl-i Beyt İmamları’nın tek yadigârıdır.

O’nun yaşamı, sırlarla dolu gaybeti, mucizevi uzun ömrü, nurlu ve hayat dolu zuhuru, hepsi insanlık tarihinin müstesna ve en verimli dilimidir. Çünkü bu olay, tevhidin varlık aleminin dört bir yanında hakimiyet kurmasıyla sonuçlanacaktır. O gün yaşama dileğiyle!

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.