Cafer Bayar

Kerbela Şehitlerinin Ardından

Kuşkusuz insanlık tarihine adını ve hedefini altın harflerle yazdıranlar içinde Kerbela kahramanı, özgürlük sembolü ve abidesi olan Hz. Hüseyin’in (a.s) yeri bir başkadır. Öyle ki, bu fedakârlık karşısında saygıyla eğilmeyen hiçbir insan bulunamaz.

O, İslâm toplumunda dinin yozlaşmaya yüz tutup saptırılmak istendiği ve dinî eğitimlerin arka plana atıldığı, kişilerin ilâhlaştırılıp saltanatın “din” diye yutturulmak istendiği karanlık bir devrin karanlığına kızıl kan meşalesi ile aydınlık saçıp aydın sayfaların nasıl oluşturulabileceğini gösteren bir hidayet meşalesi, fitne ve bela tufanından Nuh’un kurtuluş gemisi gibi insanlığı kurtuluş sahiline taşıyan gemi olmuştur.

İşte bu özgürlük öğretmenini, Kerbela okulunu ve şahadet dersini daha iyi idrak edebilmek için Şia ulemasının itibar ettiği SeyyidİbnTâvûs’un (589-664 h.) akıcı bir üslup ve eğitici bir metotla kaleme aldığı “el-Luhuf” adlı eserini okuyucularımıza sunarak, kaynak eser olan bu kitabı minnet borçlu olduğumuz Hüseynî şehitlerin ve Zeynebî şahsiyetlerin ruhuna ithaf ediyoruz.

Ahlak ve İrfan

– Ahlâk, tevhit ilminden sonra en üstün ilimdir.

– Kur’ân-ı Kerim, ilâhî elçilerin en önemli amacını, güzel ahlâka ve nefs tezkiyesine kılavuzluk olduğu şeklinde açıklamaktadır. 

– Beşerî toplumlardaki gerek bireysel ve gerekse sosyal bozukluklar, cahillik ve nefsin isteklerine uyma gibi etkenlerden kaynaklanıp, sonuç itibariyle yüce Allah’a itaatsizliğe ve nefs hallerinden gaflet etmeğe neden olur. Bu hastalık ve afetlerin kökünün kazınmasında ahlâk ilmi önemli bir rol oynar.

– Elinizdeki eserde cevabını bulacağınız sorulardan bazıları:

* Ahlâkın tanımı nedir?

* Nazarî ahlâk ve amelî ahlâk nedir?

* Bilim ve teknolojinin hızla ilerlediği günümüz toplumunda ahlâkî konulara eğilmenin gereği nedir?

* Din ahlâkı ile seküler ahlâk arasındaki fark nedir?

* Ahlâkî erdem ve rezillikleri teşhis etmenin ölçüsü nedir?

* Erdem kazanmanın ve ahlâkî rezilliklerle mücadelenin yolu nedir?

* Nefsi ıslah etmenin ve arındırmanın pratik aşamaları nelerdir?

* Nefsin aşamaları nelerdir?

* Ahlâk düzenini toplumda yerleşik kılmanın yolu nedir?

Hüseynî Kıyam ve Akıl

Elinizdeki iki bölümden oluşan eserin ilk bölümünde Hüseynî yöntemin yüce Peygamberimizin ve geçmiş peygamberlerin özellikle Hz. İbrahim’in yöntemi ile aynı olduğu ele alınmıştır. İkinci bölümde ise tüm ilâhî kıyamlar gibi Hz. Hüseyin’in kıyamının da asıl hedefinin insan aklının olgunlaşmasını ve filizlenmesini sağlamak olduğu açıklanmış, ardından aklın tanımı, aklın işleyiş niteliği, aklî hayat, aklın kemalinin nelerle sağlanacağı, peygamberlerin bu husustaki misyonları, aklı tutsak etmek isteyenlerin girişimleri ve yöntemleri, aklın filizlenmesinde Hüseynî (a.s) kıyamın etkisi, dinin filizlenmesi için Hüseynî (a.s) eserin sürdürülmesi gerektiği gibi konular ele alınmıştır.

Masum İmamların Fikrî ve Siyasi Hayatı 1

Bu kitap İmamların tarihini ele alan eserlerde karşılaştığımız iki aksi metodun karşısında yeni ve doğru bir üslup sergilemektedir. İmamların hayatını incelemeye alanların bir çoğunun ifrat veya tefrit noktasında yanılgıya düştüklerini görmekteyiz.

Bazıları İmamların tarihini kavrama ve algılamada aşırılığa (ifrat) gidip onların sürekli “gayp”dan yararlandıklarını söylemekteler. Bazıları da İmamlara karşı sırf dünyevi gözle bakan gayb ve ilahi kerametler unsurunu dikkate almadan imamların yaşam, tutum ve tavırlarını incelerken ihmale (tefrit) düşmekten kurtulamamışlar.

İşte bu kitabı okurken her iki eksiklikten uzak bir şekilde Ehlibeyt İmamlarının hayatındaki (Fikri ve Siyasi boyutlarıyla) mücadele unsurlarını tanıma fırsatını bulacaksınız.

Ana Hatlarıyla Günah ve Etkileri

Günah işlemek, ruhsal ve psikolojik bakımdan bireyleri ve toplumu denge ve denklikten yoksun bırakacaktır. Bu kanunsuzluktan sakınmak ise takvaya, izzete, keramete, yaratılışsal zenginliklerin ihyasına, gönül yaşamına, batın sefasına, manevî sülûk yönünde adım atmaya, hakkı batıldan ayırt etme konumuna yükselmeye, amelî hikmet kazanmaya, özel ilahî lütuf ve inayetten nasiplenmeye, yüce Allah’ın özel ödülünü elde etmeye, dış kökenli şeytandan kurtulmaya, rızk bolluğuna, güzel akıbete, can verme zorluğu ve kabir azabı gibi istenmedik durumlardan kurtuluşa ve de Hz. Mehdi’nin (yüce Allah zuhurunu tez eylesin) batinî hidayetinden yararlanmaya neden olacaktır.

 

İslamî Düşüncenin Temel İlkeleri

Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî’nin konuşmalarının yazılı özetinden ibaret olan elinizdeki kitapta, İslâm’ın en önemli düşünsel temelleri yani iman,tevhid, nübüvvet ve velayet konuları, en yapıcı ve en canlı boyutlarıyla Kur’an’ın net ve açık ayetleri ışığında araştırılmış ve dinleyicilere, Kur’an üzerinde düşünme yöntemini öğretmek amacıyla açıklayıcı bilgiler katılarak ayetlerde sözü edilen temeller belirlenmiş ve gösterilmiştir. Gerekli yerlerde de yüce Allah Resulü’nden (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan (hepsine selâm olsun) rivayet edilen sahih hadislerden vurgu ve açıklama yönünde faydalanılmıştır. Böylece Kur’an’dan bazı ayetler düşünmeye tâbi tutulurken, sorumluluktan doğan İslâmi ilkelerden bir, İslâm ideolojisi ve düşünce tarzı noktalarından biri olarak açıklanmıştır.

Masum İmamların Fikrî ve Siyasi Hayatı 2

Bu kitap İmamların tarihini ele alan eserlerde karşılaştığımız iki aksi metodun karşısında yeni ve doğru bir üslup sergilemektedir. İmamların hayatını incelemeye alanların bir çoğunun ifrat veya tefrit noktasında yanılgıya düştüklerini görmekteyiz.

Bazıları İmamların tarihini kavrama ve algılamada aşırılığa (ifrat) gidip onların sürekli “gayp”dan yararlandıklarını söylemekteler. Bazıları da İmamlara karşı sırf dünyevi gözle bakan gayb ve ilahi kerametler unsurunu dikkate almadan imamların yaşam, tutum ve tavırlarını incelerken ihmale (tefrit) düşmekten kurtulamamışlar.

İşte bu kitabı okurken her iki eksiklikten uzak bir şekilde Ehlibeyt İmamlarının hayatındaki (Fikri ve Siyasi boyutlarıyla) mücadele unsurlarını tanıma fırsatını bulacaksınız.

Hz. Muhammed (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in Hayatı

Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır. Buna göre hüccet kullardan önce, kullarla beraber ve kullardan sonra hep vardır. Öyle ki, eğer yeryüzünde sadece iki kişi kalsa, onlardan biri hüccet olur.
İşte tarih boyunca gelen peygamberler ile arkalarından gelen seçkin önderler özveriyi gerektiren hidayet yolunu izlediler, meşakkatli eğitim yolunda yürüdüler. Bu açıdan, ilâhî hüccetlerin, Son Elçi Hz. Muhammed’in (s.a.a) ve onun hak vasilerinin hayatı önem arz etmektedir.
Peygamber efendimizin ve Ehlibeyt İmamları’nın ve onların hakkındaki olaylar üzerinde inceleme yapmanın, fertlerin tarihi olmadığını; bilakis onun, Allah’ın, insanlık tarihi boyunca peygamberlerin dilek ve çabalarının tecelli etmesini istemiş olduğu insanın “ilâhî hidayet ve eğitim” tarihi olduğunu bilmek gerekir. Hz. Peygamber ve Ehlibeyt’i, yeryüzünde kelimenin tam anlamı ve bütün yönleriyle ilahî halifeliğin canlı tecessümü ve yüce örneğidirler.
Ehlibeyt’in her biri hakkında özetle kaleme alınan bu çalışma, onların hayatlarından bazı kesitler; kişilikleri, davranışları ve tutumları hakkında tarihçilerin kaydettikleri ve araştırma kaynaklarında yer verdikleri bazı alıntıları sunmaktan ibarettir…

Haccın Sırları

Hac, yaratılıştan kopuş ve Hakk’a yöneliştir; yaratılıştan Hakk’a doğru yolculuğa çıkış ve Allah dışında her şeyden uzaklaşmaktır. İnsan, hacca gitmekle melekûtun tadını duyumsayacaktır. O, nur ve sevinç kaynağına yol bulmuş bir misafirdir. Hacı, Allah’a doğru firar eden kimsedir. Hac yolunu kat edişin birtakım konak ve makamları vardır; bunun zirvesi ise Hak ile buluşmaktır. Hac, kurtuluşun ve büyük başarının yoludur. Bu evin ziyaretçisi, göğün karanlıklarında parlayan bir yıldız gibidir ve adı da Allah’ın defterine kaydedilir.
Allah evinin ziyaretçisi, ilahî dergâha kabul edilir, Allah’ın misafiri olur ve misafir olarak da O’nun huzuruna çıkar. Allah, hacıya ziyafette bulunur, onu kendi korumasına alır ve onun sorumluluğunu kendisi üstlenir. Ziyaretçi bu misafirlikte, serilmiş olan ilahî sofraya oturur ve semavi yemeklerle beslenir. Misafir, ev sahibini gönlüyle görür ve O’nu görmeye gider, Allah da keramet ve hediyelerini ona sunar. Allah’a misafir olmanın ödülü cennettir.
Elinizde bulunan eser altı dersten ibarettir ve her biri, haccın nurlu sırlarını ve irfanî şifrelerini şerhe dönüktür.

İslam’da Sevgi

Şu an elinizde bulunan eser, Almanya’nın Hamburg şehrindeki İmam Ali (a.s) İslam Merkezinde ikame edilen cuma namazının 1. hutbesinde, “İslam’da Sevgi” ana başlığı altında işlenen 23 hutbeden oluşmaktadır. Her hafta Farsça dilinde beyan edilen bu hutbeler, cuma namazından önce Almanca, Türkçe ve Arapça dillerinde yazılı olarak hazırlanmış ve cuma namazına katılan kardeşlerimize sunulmuştur…

Bu konuyu ele alıp işlememizin nedenini de kısaca burada açıklamak istiyorum. 2008 yılında Ljubljana Üniversitesi tarafından Slovenya’da “İslam ve Hristiyanlık Diyalogu” adı altında bir konferans düzenlenmişti…  Katolik rahiplerden biri “Sevgi konusu Hristiyanlıkta çok geniş bir yelpazede ele alınmıştır… İslam dini sevgiden hiç bahsetmemiş ve hatta sevginin kokusunu bile almamıştır…” dedi.

…Rahibin yanına gittim ve “Gündeme getirdiğiniz konu sizin görüşünüz müdür?” diye sordum. “Evet.” dedi. Ona, “Kur’an’ı hiç okudunuz mu?” dedim. “Hayır, okumadım.” dedi…  Ben “İncil’i okumuş biri olarak, İslam’ın sevgi konusunu çok farklı alanlarda ve hatta Hristiyanlıktan ve İncil’den daha yaygın olarak işlediğini kesinlikle söyleyebilirim. Allah’ın insana olan sevgisi, insandaki Allah sevgisi, insanın diğer insanlara karşı sevgisi, insanın arkadaşlarına olan sevgisi, eş sevgisi, evlat sevgisi, ilahi tecellilerden ibaret olan diğer varlıklara karşı duyulan sevgi… İslam’ın sevgi hakkındaki öğretisinin sadece birkaç örneğidir. İslam dini açısından âlem sevgi temeline dayalı olarak yaratılmıştır ve ilahi sevgi, her varlığın yaratılışında öyle etki etmiş ve rol oynamıştır ki, bu sevgi ve aşk, varoluşun bağrında ve yüce Allah’a kulluk tabiatında bile rahatlıkla görülebilir.”

İmam Hasan’ın (a.s) Barışı

Muaviye’nin plânları, Hasan b. Ali ve kardeşi Hüseyin’i İslâm adına İslâm’ı tehdit etmeye yönelik korkunç bir komployla karşı karşıya bırakmıştı. İmam Hasan bu tehlikeyi savmak için ya direnecekti ya da uzlaşacaktı. Direnişin, hidayet kılavuzu ailenin ortadan kalkmasına ortam hazırlayacağını fark eden İmam, ikinci yolu seçmişti.

İmam Hasan’ın bu yöntemi, hakla batılın birbirine karıştığı ve batılın tehlikeli bir güce kavuştuğu bir ortamda gerçekleşen uzlaşma görünümünde muhteşem bir devrimdi.

İmam Hasan ve İmam Hüseyin, bu iki cevher söz konusu yolun iki kahramanıydılar. Sabır ve direnme rolü Hasan’ın, kahramanca kıyam etme rolü de Hüseyin’indi. Dolayısıyla Aşura Kıyamı birinci derecede İmam Hasan’a ve sonra İmam Hüseyin’e aitti. Hz. Hasan Kerbelâ Kıyamı’nın temelini atmış, Aşura’ya zemin hazırlamıştı. İşte bu kansız devrim sayesinde İmam Hüseyin, o eşsiz ve ebedî zafere ulaşabildi.

Bu kitap disiplinli, güçlü ve üretken bir zihnin üzürünü olup tarihî gerçekleri ortaya koymada aklî ve naklî kanıtlar içeren bir kaynak eserdir.

Ahlâk ve İlişkilerimiz

Kuşkusuz, insan toplumsal bir varlık olarak yaratılmıştır ve onun için ilişkisiz bir yaşam düşünülemez. Hedefine ve amacına da ilişki kurmadan varamaz. Dolayısıyla insan için hayatî önem taşıyan konulardan biri, yaşamını kuşatan ilişkileri sağlam bir temel üzerine oturtmak ve onları yaratılışına uygun ve fıtratına hizmet verecek şekilde düzenlemektir. 

İlişkileri düzenleme noktasında insan fıtratını ve onun gerçek ihtiyaçlarını, ancak insanı yaratan ve tüm özelliklerini bilen varlığın öğretilerine dayalı sistem göz önünde bulundurabilir. Yani insanoğlunun bu özelliği, sadece dinî ahlâk ve öğretilerde gözetilebilir.

Dinî ahlâk ve öğretilere bakıldığında, bunun dayanaktan yoksun bir söz olmadığı anlaşılacaktır. Maddî ekoller, insanın ilişki sınırlarını ve alanlarını belirlemede bile yetersiz kalmışken, söz konusu ilişkilere nasıl bir düzenleme getirebilir ve bu hususta önerilerde bulunabilir?

İlişki alanları içerisinde insanın tüm ilişkilerine yön verecek nitelikte olan ve maddî ekollerin asla dikkate almadığı en önemli husus, insanın kendi iç dünyasıyla olan ilişkisidir. İnsan genel anlamıyla çevresiyle yani doğa ve diğer insanlarla, hatta Rabbiyle ilişkisinden önce kendisiyle gerçeklere dayalı ilişki kurar ve kendisini iyi tanırsa, bu onun diğer ilişkilerine de yön verecek ve gerçek mutluluğu yönünde hareket etmesini sağlayacaktır.

İmam Ali’nin (a.s) “Kendini bilen kimse şüphesiz Rabbini bilir.”  buyruğu, özü tanımanın önemini ortaya koymaktadır. İnsan kendisiyle ilişki ve bağ kurabildiği takdirde Rabbiyle de bağ kurabilir. Rabbini unutan kimse, kuşkusuz kendisini de unutmuş olacaktır.

Ayrıca kendisiyle iyi bir ilişki oluşturamayan ve özünü tanımayan varlık, etrafındaki varlıkları nasıl tanıyabilir ve onlarla nasıl sağlıklı bir ilişki kurabilir ki?! Kendisiyle barışık olmayan, başkalarıyla da barışık olamaz!

Nefsini bilme sonucu Rabbini bilen bir insan, etrafındaki şeylere de Rabbinin eseri olarak bakar ve değer verir. Sevgi esaslı bakış açısıyla onlarla kendi arasında iyi bir ilişki oluşturur.

Nefsini tanıyan insan, hem kendine, hem kendi dışındaki varlıklara, hem de Rabbine karşı yükümlü olduğunu bilecek ve bu yönde hareket edecektir. 

Kısacası diyalog ve ilişkiler bağlamında insanın gerçek konumu korunmalı, ilişkiler gerçekler üzerine kurulmalıdır. Aksi takdirde insan, yaratılışından amaçlanan maksada varamayacaktır.

Elinizdeki eserde insan ilişkileri bu bakış açısıyla irdelenmiş, insan ilişkilerini konu edinen eserlerde eşine rastlanmayan bir biçimde önce ilişki alanları ve öncelik sırası ve taşıdığı değer belirlenmiş, daha sonra her alandaki engeller ve çözüm yolları ortaya konmuştur.

Ahlâk çerçevesinde konuya ışık tutan böylesi değerli bir eseri okuyucularımızın istifadesine sunmanın sevincini yaşarken, değerli müellife ve mütercime şükranlarımızı sunar, Yüce Rabbimizden hepimize kendimizi tanıma başarısını vermesini dileriz.

Esma-i Hüsnâ

Kur’an ve İrfan Açısından Esma-i Hüsna:

Varlık âleminde görülen her kemal, mutlak kemalden kaynaklanmıştır ve gerçekte her varlık, sahip olduğu kemal oranında o mutlak hakikati gösterir. Zira her varlık O’nun cilve ve tecellisidir ve her tecelli bir şekilde O’nu yansıtır. Bir başka tabirle şöyle diyebiliriz: Bir bakıma bütün varlıklar yüce Allah’ın güzel isimleridir. Zira bütün varlıklar, mukaddes Hakkın zatının kemallerinden bir kemal taşımaktadır. Aynı zamanda mümkinü’l-vücud olduklarından dolayı bir takım eksiklikleri ve noksanlıkları da vardır. Yüce Allah’ın isimleri, bir yandan bütün kemallere sahip olduklarından ve öte yandan da eksiklik ve noksanlığın her türünden münezzeh olduğundan dolayı esmâ-i hüsnadır (en güzel isimlerdir) ve hatta güzel isimler sadece yüce Allah’ın zatına münhasırdır.

Meşhur olan görüşe göre Yüce Allah’ın özel ismi Allah lafz-ı celali dışında Kur’ân-ı Kerîm’de Allah’a yüz otuz iki isim nispet edilmiştir. Bu isimlerden her biri vasfî bir anlama sahiptir ve her biri, bir şekilde Allah’ı tanıtır. Biz burada bu isimleri alfabetik sıralamaya göre ele alacağız.

İslâm’da Usûl-u Din

Bu kitap, ilhadî düşüncelerin karanlığında, yolunu kaybeden insanların hayat yoluna ilâhî ışık yansıtacak İslâmî inanç temellerini içeren bir eserdir. Özellikle genç nesile hitap eden bu kitap, hakkın ve aklın yolunu tanıtacak, hakkı batıldan ayırt edecek, inanç alanında ortaya atılan soruları yanıtlayacak ve zihinlerde oluşturulan şüpheleri giderecek zengin bir içeriktedir. Kendi alanında uzman ve otoriter birçok düşünür ve sosyal bilimcinin zahmetlerinin ürünüdür.
Bu kitap otuz ders hâlinde hazırlanmış, öğretim açısından kolaylaştırıcı bütün hususlar dikkate alınmıştır. On dört ders “tevhid” ve “adâlet” hakkındadır. Dokuz ders “nübüvvet” hakkındadır. Beş ders “imamet ve hilafet”le ilgilidir. Son iki ders de “meâd ve berzah” konusu hakkındadır.

Sahife-i Seccadiye’de Siyaset ve Toplum

Bu kitap, vahiy şehrinin ilim kapısı olan Ehlibeyt İmamlarından Hz. Zeynelabidin’in (a.s) dualarını içeren  “Sahife-i Seccadiye’nin toplum ve siyasetle ilgili bölümlerini siz gönül ve aşk ehline sunmaktadır. Kimileri dua ederken kulun Rab’ten istekleri diye düşünür, kimileri hayattan bıkmış bir köşeye çekilen zavallı ve pasif bir insanın hezeyanları olarak anlar, kimileri duayı sırf sevap olduğu için yapar, kimileri  ise, duayla bütünleşir adeta! Dua onun yaşam biçimi olur. Dua nefsi isteklerini kontrol eder, duayla  insanları davet eder, duayla zulme karşı haykırır, feryat ederi Rabbine müşteki olur. Dua onun engin gönülde fırtına koparan bir coşku, onun sevgi ve nefretini gösteren bir ayna olur. Dua bir çağrıdır, kulun yalvarışıdır.

İslâm’da Aile Hukuku ve Ahlâkı

 

Her dönemin ve özellikle de yaşamakta olduğumuz mevcut dönemin önemli sosyal konularından birini başlıca aile konusu oluşturur… Rönesans sonrasında hümanizm ve liberalizm düşüncesine dayalı olarak ortaya çıkan insan tanımı ve gösterdiği modeli bağlamındaki sapma, insanlık toplumunun temel ve çekirdeği olan aileyi tehdit etmiş ve sonuç olarak da bu düşünsel süreç, Batı toplumunu laubalilik ve kayıtsızlığa sürüklemiştir. Esefle belirtmek gerekir ki bu sapma, İslâm ülkelerini hedef alan kültürel saldırılar neticesinde Müslümanları da etkilemiştir. Bu yüzden Müslüman toplumlar, zengin İslâm kültürünü sahiplenerek, hayat kitabı ve programı olan Kur’ân-ı Kerim’in öğretilerine tutunarak bu tür afet ve yıkımlardan kendilerini korumalıdırlar.

Bu doğrultuda konuyu, Cuma namazlarının birinci hutbelerinde İslâm ve Batı açısından ele alıp inceledik. Elinizdeki bu çalışma, aile hakkındaki 33 Cuma hutbesinden ibarettir.

 

Müellif

 

İmam Ali’den Son Vasiyet

Elinizdeki eser, İmam Ali’nin (a.s) Kadir gecesinde ve şahadet döşeğinde, mübarek dilinden akan bir vasiyetin şerhidir. Hemen belirtelim ki bu vasiyeti eden kişi, vahiy ocağında yetişen, kâinatın iftiharı, ilmin, adaletin ve zühdün canlı örneği Ebu Talib oğlu Ali’dir (a.s); inci yüklü bu vasiyetin muhatapları ise İmam Hasan (a.s), İmam Hüseyin (a.s), akrabalarından ve ashabından birkaç kişidir. Durum böyle olunca, en seçkin sözlerin ve en önemli öğütlerin söyleneceği çok doğaldır. Buna göre, bu nur yumağı buyruklara dikkat etmek elzemdir.

Ali (a.s) izcisi herkesin arzularından biri şudur: Keşke bilseydim, o hazretin şahadet döşeğinde, mübarek ömrünün son saatlerinde ve anlarında hangi konulara dikkat çekmiş ve hangi noktalara vurgu yapmıştır. Ne mutlu ki, bu arzu gerçekleşmiş ve hazretin tavsiyeleri bizlere ulaşmıştır! Tarih, bu vasiyetleri çok değerli bir hazine olarak kaydetmiş ve bu kıymetli mirası, hazretin fani dünya ile vedalaştığı anlarda mevcut bulunmayan herkes için korumuştur. Bugün bizler bu enfes miras ile baş başayız; onun kadrini bilmeli ve en güzel şekilde ondan faydalanmaya cehdetmeliyiz.

Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.

Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.

The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein

You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:

  • The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
  • But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
  • Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
  • Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
  • Websites in professional use templating systems.
  • Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
  • When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.

This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.