21 sonucun tümü gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
Nefis Tezkiyesi
Bilindiği gibi dünya birçok liderin gelip geçişine şahit olmuştur. Liderlerin liderlik sahaları değişik olduğu gibi tesir alanları da değişik biçimde tezahür etmiştir. Keza insanların ruhlarında bıraktığı liderlik izleri de şahsiyetlerine göre farklı olmuştur. Şahsiyetleri küçük ve dar olan liderler, dar bir sahada ve dar bir zaman içerisinde lideri olduğu insanların gönüllerini kendisiyle meşgul kılmıştır. Fakat büyük ve yüce şahsiyet sahibi liderler ise tam bunun aksine hem geniş bir sahada kalabalık halk kitleleri üzerinde, müspet veya menfi yönden derin izler bırakmış hem de uzun vadede onların gönül ve düşüncelerini kendisiyle meşgul etmiştir. Kalemler onu yazmış, diller hep onu konuşmuştur.
İran Ziyaretleri
*İslâm Dini sevgi ve güzellik dinidir. Kalpte yer alan sevgi bir şekilde dışarıya yansır, açığa çıkar. İnsan yapısı böyledir. Sevgiyi ibraz etmenin yollarından birisi, ziyarettir. Ziyaretlerin başında canımızdan ve tüm değerlerimizden üstün olan din önderlerimizin, peygamberlerin, Ehl-i Beyt’in Allah’ın veli kullarının, özellikle şehitlerin ziyareti gelir. İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Bizi şehit olduktan sonra ziyaret eden kimse, hayatta iken bizi ziyaret etmiş gibi olur.”
*Ziyaret, Hz. Peygamber ve Ehl-i Beyt’in yüce makamlarının bilincini taşımak ve onların yanında ve safında yer almaktır; İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Bilin ki kim, Allah’ın farz kıldığı hakkımı ve itaatimi tanıdığı halde beni ziyaret ederse, ben ve babalarım kıyamet günü onun şefaatçileri oluruz.”
İslam Tarihi
Ciddi bir akademik çalışmanın ürünü olan elinizdeki eser aslında yazarın Üniversitede verdiği ders mevzuatının özetidir. Beş bölüm ve 16 alt başlık altında sadr-ı İslâm tarihi incelenmiştir. Arap Yarımadası’nın İslâm öncesi döneminde durum ve şartları etraflıca ele alınmıştır. Zira cahiliye dönemi sırasında Arap Yarımadası’nın içinde bulunduğu durumu tam olarak bilmeden İslâm tarihindeki birçok olayın idrak ve tahlili ya imkânsız ya da en azından eksik olacaktır.
Yazar, nebevî çağdaki olayların teferruat ve tafsilleri için ayrı ayrı ve çeşitli kaynakları kullanmaya özen göstermiştir. Kitabın tamamında göze çarpan Kur’an ve hadis kaynaklı belgeler bu eseri alelade bir tarih çalışmasından öteye taşıyarak o dönemle ilgili bazı olaylar çevresindeki şüpheleri giderici nitelikte ciddî bir tahlil ve incelemeyi mümkün kılmaktadır.
Kur’ân’da Kıyamet – Cennet – Cehennem – Tasvirleri Nifak – İnfak
Kur’an-ı Mecid’e dikkatle bakıldığında, nifak ve infakla olan ilgi ve alakamız, cennet ve cehennem tercihimizde çok önemli i faktör karşımıza çıkmaktadır. Günümüzde ortalama bir Müslümanın yaşamının önemli bir kısmı nifakla iç-içe geçmektedir. O halde “Ölüm gelip çattığında, Rabbim! Ne olur beni yakın bir süreye kadar ertelesen de (artık münafıklı yapmasam, çok çok) sadaka verip (salih amellerde bulunsam) iyilerden olsam!” demeden önce; (dünya ve ahiret ârasında bocalamaktan vazgeçerek), bize verilen rızıklardan Allah yolunda harcamalıyız. (Unutmayalım ki) “Bir nefsin eceli gelince, Allah onu asla ertelemez…”!
(Münafikûn; 10-11)
Akaid Dersleri
Akait ve temel düşünceler, her değer sisteminin ve her düzenli ideolojinin temelini oluşturmakta bilinçli veya bilinçsiz olarak insanların davranışlarının şekillenmesinde etkili olmaktadır. İşte bu nedenle, İslâm dininin değer ve davranış sisteminin oluşması ve sağlamlaşması ve böylece tatlı meyveler yetiştirip dünya ve ahiret saadetini temin edebilmesi için bu büyük ve bereketli ağacın kökleri sayılan inanç temelleri kalplere yerleşmeli.
Bu nedenle, âlimler İslâm dininin zuhurunun ilk asrından itibaren çeşitli şekillerde ve farklı metotlarla İslâm akaidini açıklamış, örneğin kelamcılar çeşitli seviyelerde kelam kitapları yazmışlardır. Asrımızda ise, yeni ortaya çıkan şüpheler göz önünde bulundurularak çeşitli akait kitapları yazılarak insanlara sunulmuştur. Fakat bu gibi kitaplar genellikle birbirinden tamamen farklı iki seviyede yazılmışlardır. Biri sade ve geniş açıklamalarla genel halk seviyesi için, diğeri ise karışık açıklamalar, ağır ibareler ve bilimsel kavramlarla ihtisas seviyesi için. Bu arada, orta seviyedeki uygun ders kitaplarının yeri boş kalmış ve yıllar boyu bu ders metinlerine ihtiyaç duyulmuştur.
İslam Sosyolojisi
Asrımızın büyük müfessir, fakih ve filozofu merhum Ayetullah Allâme Tabatabaî, Kur’ânî ve aklî delillere dayanarak, İslâm’ın bütün hayatı içeren sonsuz bir din olduğunu, tüm beşer sistemlerinin İslâmî ahkâmın mukabilinde güçsüz kaldığını bu kitabında açık ve seçik bir şekilde ortaya koymuştur. Bu değerli eserinde İslâm’ın sosyal bir din olduğunu, topluma verdiği önemi ve toplum sorunlarına getirdiği çözümleri, öz ama genel anlamıyla güzel bir şekilde kaleme almıştır.
Türkiye’de İslâm Sosyolojisi üzerinde yayınlanan eserlere, diğer bir eser ilâve etmek için Müslüman kardeşlerimize yararlı olacağını umarak bu kitabı çevirdik.
Oruç ve Hükümleri
Bu kitapta oruçla ilgili konuların hem hikmetine, hem de hükümlerine yer verilmiş en küçük detaylara ve mükellefin sıkça karşılaştığı sorunlara açıklık getirilmiştir. Bu eser, iki bölümden oluşan bir çalışmanın ürünüdür. Birinci bölüm, salih amellerden sayılan orucun hikmeti ve farz kılınış sebeplerini içerir. İkinci bölüm ise, orucun ne anlama geldiğini ve nasıl uygulanması gerektiğini, kısaca fıkıhtaki helâller ve haramlar boyutunu açıklamaktadır. Bu bölüm, zamanımızın büyük müçtehitlerinden olan Ayetullah Uzma Seyyid Ali Hameneî’nin oruçla ilgili fıkhî fetvalarını içermektedir.
İçindekiler:
Ramazan Ayı ve Oruç
Orucun Hikmeti ve Yararları
Orucun Aşamaları
Ramazan Ayı Kur’ân’ın İnişi
Kadir Gecesi
Hilâli Görme Hükümleri
Orucun Şartları
Yolculukta Oruç
Orucu Bozan Şeyler
Orucun Kaza ve Kefareti
Kadınlara Ait Hükümler
Kur’an’da İnsan Tanımı
Üstad Mutahharî’nin Şehâdeti Dolayısıyla İmam Humeyni’nin Yayınlamış Olduğu Mesajdan Bir Kesit:
…Bendeniz İslâm’a, evliya-ı azimû-ş şa’na, İslâm milletine ve özellikle de mubariz İran milletine, büyük şehit, mütefekkir, filozof ve yüce bir makamı olan fakîh merhum Hacı Şeyh Murtaza Mutahhari’nin (k.s) acı kaybı sebebiyle tebrik ve tesliyetlerimi sunarım. Bu tesliyetim, şerefli ve değerli ömrünü, Mukaddes İslâm’ın hedefleri uğrunda harcamış, sapıklıklar ve inhiraflara pervasız bir mücadele gerçekleştirmiş bir şahsiyetin şahadeti içindir. Ben çok kıymetli bir evladımı yitirdim ve şimdi ömrümün ürünü sayılabilecek şahsiyetlerden biri olarak, onun matemini çekiyoruz. Aziz İslâm’da, bu meyveli evladın ve daima yaşayacak âlimin şahsiyetiyle öyle bir boşluk açılmıştır ki hiçbir şey o boşluğu dolduramaz. Ve tebriklerim ise, bütün yaşamı boyunca ve ondan sonra nur saçmış ve hala da saçan bu fedakâr şahsiyetlere sahip olunduğu içindir. Ben nurlu ışıklarıyla insanlara hayat bahşeden ve karanlıklara nur saçan böyle evlatların eğitilmesi sebebiyle yüce İslâm’a, insanların mürebbisine ve İslâm ümmetine tebriklerimi sunuyorum. Ben her ne kadar kendi vücudumdan bir parça olan aziz bir evladımı kaybettimse de, İslâm’da böyle fedakâr evlatlar olduğu için iftihar ediyorum. Ruh temizliği, iman gücü ve anlatma yeteneği hususunda benzeri az bulunabilecek olan Mutahhari gitti ve Mele-i A’la ulaştı. Ancak art niyetliler şunu bilsinler ki, onun şahadetiyle birlikte İslâmi ilmi ve felsefi şahsiyeti de gitmez.
İmam Cafer Sadık (a.s) ve Fikrî Akımlar
Bu kitapta, İslam tarihinin İmam Cafer Sadık dönemine yani hicri 83-148 yıllarına tekabül eden havadisi ve olaylarla tanışacaksınız. Bu dönem İslam tarihinin en önemli dönemlerinden sayılmaktadır. Emevilerin yıkılıp Abbasilerin kuruluşu, Ebu Seleme ve Ebu Müslüm-i Horasanî’nin kıyamları, İspanya’da yeni bir Emevi hükümetinin kurulması, önemli siyasi ve kültürel değişmeler, felsefenin ilk olarak İslam toplumuna girişi, tasavvufi akımlar ve sufilerin yayılışı ve bazı fıkhi mezheplerin resmi mezhep olarak kabul edilişi… bu dönemin başlıca olaylarınfdandır.
Böyle bir hassas dönemde Ehlibeyt İmamlarından İmam Cafer Sadık (a.s) ne yaptı? Ne dedi? Nasıl çalıştı? Bu soruların cevabını bu kitapta bulacaksınız.
Ramazan Ayı Duaları
– Namaz Sonrası Dualar
– Sünnet Namazlar
– Ayetel Kürsü
– Cevşeni Kebir
Elifba c.1
Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:”Ey Müslümanlar, ben sizin aranızda iki ağır ve değerli emanet bırakıyorum ki eğer onlara sarılırsanız hiçbir zaman sapıklığa düşmezsiniz. Onlardan biri diğerinden daha büyük olan Allah’ın kitabı Kur’ân’dır ki, gökten yere uzanan bir ip misali gibidir.Diğeri ise benim itretim olan Ehlibeyt’imdir. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar hiçbir zaman birbirinden ayrılmazlar. Bakın görün, benden sonra bu emanetlere nasıl davranacaksınız?!”
Müslüman Halk Hareketleri
XVIII. Yüzyıldan itibaren devlet ricalinin öncülüğünde başlatılan batılılaşma hareketlerine karşı her zaman İslamî kültüre sahip çıkan müslüman halk yönetici kadronun tepeden inme yeniliklerine asla itibar etmemiştir. Halk sadece batı taklitçiliğine karşı çıkmamış aynı zamanda gerçek İslamî adaleti kaim etmek amacıyla mücadele de vermiştir. Bunun en tipik örneğini Şeyh Ahmet olayında göreceğiz…
Beyrut’tan Hakikate Yolculuk
Bu eser sessizliğin hâkim olduğu, zifiri karanlığın hüküm sürdüğü bir ortamda hakkın gür nidasından ibarettir. Hakikatin kimden olduğunu öğrenmiş şaşkın ve yolunu şaşırmış bir kişinin çığlığıdır.
Mazlumiyetini ifade eden, taşı yaran, dağları paramparça eden sözlerinden etkilenmiştim. Kalbimin derinliklerine nüfuz eden, mazlumiyetini ifade eden Emîrü’l-Müminin Ali b. Ebu Talib’in sözleri… Bu nasıl bir mazlumiyettir ki kişiyi içine atmak zorunda bırakıyor? Bu mazlumiyet benliğimde büyük bir tesir bırakmış, onun sayesinde betimlenen hakikati elde etmiştim. Bazen bir eleştirmekte, bazen de sorgulamaktaydım.
Caferilikte Cenaze Adabı
Can Verme Hâliyle İlgili Hükümler
Ölüm Sonrasıyla İlgili Hükümler
Cenaze Guslü ve Hikmeti
Kefenle İlgili Hükümler ve Hikmeti
Cenaze Namazı
Cenazenin Toprağa Verilmesi
Hediye (Defin Gecesi) Namazı
Cenazeye Dokunma Guslü
Telkin
Cenaze İçin İhsan Yemeği Vermek
Ölülerin Ailelerini Ziyarete Gelmeleri
Kur’ân ve Ehl-i Beyt Kaynaklı Dualar
Dua, insanın hayatında var olması gereken en önemli ibadetlerden biridir; öyle bir ibadet ki, insanı mutlak yüceliğe bağlayan nurlu bir halkadır. Dua acziyet içerisindeki insana, Allah’a sırlarını açıp yardım istemesi, yalvarması ve sığınması için yön vermektedir.
Bazen bu yöneliş ruhta öyle bir arınmaya sebep olur ki, insan hevesler içinden kurtularak, mutlak güç sahibine hicret eder.
Bütün nimetler ve mutluluk sebepleri insana verilmiş olsa dahi, yine de dualarını kesmemeli; böylece o nimet ve saadetin devamını Allah’a yapacağı yakarışla elde etmelidir.
Ayrıca eldeki nimet ve variyetin kendisine değil, yaratana ait olduğunu göstermelidir.
Allah’ı Tanımak
İnsanoğlu genelde kendisiyle uzaktan yakından ilgisi olan ve kendi yaşantısı üzerinde etkisi bulunan her şey hakkında araştırma yapıp, mütalâada bulunmaktadır. Beşerin ilim ve sanayi dalında ilerlemesine vesile olan şey de, işte bu gibi araştırmalardır.
Allah’ı tanımak, yalnızca biraz fıtratın sesine kulak vermeyi ve tefekkürde bulunmayı gerektirir. Bizleri bu sahada en güzel şekilde düşündüren ve bizlere doğru fikir veren şey; Yaratıcı’nın, Peygamberi (s.a.a) vasıtasıyla gönderdiği ve kendisini tanıtan kitabı Kur’ân’dır. Başka hiçbir şey Allah’ı Kur’ân gibi doğru bir şekilde izah edememiş, tanıtamamıştır.
İşte Şehid Başbakan M. Cevad Bahoner, kaleme almış olduğu bu kitabında hem Kur’ân ayetlerine dayanarak, hem de ilmî delillerle ve mantığa dayalı olarak, Allah’ın varlığını güzel bir şekilde izah etmiştir.
Korunma Duaları
KİTAP BOYUTU: 10,5 x 15,5
* Korunma Sağlayan Ameller
* Korunma Duaları
* Şifalı Dualar
* Büyük Âlimlerden Tavsiyeler
313 Derste Dinî Bilgiler
Dinin kemâli, ilim talep etmek ve onunla amel etmektir. Hz. Ali’nin (a.s) buyurduğu üzere ilim öğrenmeye gayret edenler Allah yolunda cihat edenler gibidir.
Şüphesiz Hz. Muhammed’i (s.a.a) ve onun getirdiği şeriatı tanımanın en iyi yolu, ilim öğrenip cehaleti alt etmekten geçer. İşte bu yüzden Hz. Peygamber (s.a.a) savaşa giderken okuryazar kimselerden şehirde kalıp diğerlerine ilim öğretmelerini isterdi. Yine okuryazar savaş esirlerinin, Müslümanlara okuma yazma öğretmeleri karşılığında salıverileceğini buyururdu.
Hz. Peygamber’in (s.a.a) gayesi, ilim vasıtasıyla insanı Kur’ân’ın, peygamberlerin ve âkil insanların lanetine maruz kılan cehaletin karanlığını ve iğrenç tortularını ortadan kaldırıp ideal bir ümmet oluşturmak, herkesin ilimden yararlanmasını sağlamak ve böylece kemal ve olgunluk bahçesinde sefa sürmeleri için ortam hazırlamaktı. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.a) “İnsanların değeri ve kemâli, ilmi miktarıncadır.” buyurmuştur.
Bu hakir Allah kulu bendeniz, her ne kadar ilmin serin pınarlarından kana kana içmediysem de ilim pınarlarını kendilerine yönlendiren seçkin insanların asude hayat sürdüklerine, cehalete meydan okuduklarına, güvenle yere bastıklarına, bütün zorlukları ilim ile aşıp ferahlığa ulaştıklarına şahit oldum.
Dolayısıyla her Müslümanın ilahî hükümleri öğrenmesi ve onlarla amel etmesi zorunludur. Zira eyleme dönüşmeyen ilim, seraba benzer. Akıl sahipleri seraba değil, hakikate yönelirler.
Duanın Anlamı
Dua çağrı demektir. Çağrılan Allah”tır. Yardıma, imdata çağrılır. Çağıran; Allah”ın Yarattığı ve yaratıcısına başvurma bilinci verdiği insandır. – Allah; yegâne mutlak varlıktır. Varlığını inkâr etmeye imkân yoktur. Varlğı; var olmak için başkasına ihtiyacı olmayan yegâne varlıktır. İnsan kendi varlığını inkar edemez. Böyle olunca Varlığı, dolayısı ile Allah”ı inkâr edemez. – Allah mutlak, sonsuz ve sınırsız nûr, sonsuz ve sınırsız iyidir. (Kitabın İçinden)
Kerbela Üniversitesi
Kerbela Üniversitesi’nden ders alan, buna ilaveten sohbetleriyle öğrendiklerini aktararak bizim ders almamıza yardımcı olan; Kerbela’yı bir tarihî hadise olarak sunmanın ötesinde mesajını güncelleyen İsa Polat hocamızın şahsı da bizim için örnek olmalıdır. Ben hocamızı her gördüğümde İmam Muhammed Bakır (a.s) ve İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Ebu Basir lakaplı sahabîsini hatırlarım. Aslında hocamıza Ebu Basir diye hitap etmek gelir hep içimden. Ebu Basir, âmâ olmasına rağmen birçok hadis rivayet etmiştir. İnsan için ‘basar’dan daha önemlisi ‘basiret’tir. Basar, basirete ulaşmak için değil mi! Ancak basiretten yoksun nice basar sahipleri var. Yüce Allah bize bu çalkantılı ve müteşabih olayların yaşandığı dönemde basiret ihsan eylesin.
Kerbela Üniversitesi kitabı, İsa Polat hocamızın çeşitli tarihlerde yaptığı konuşmalardan oluşmaktadır. Kitapta konuşma dili muhafaza edilmeye çalışılmıştır.
İslâmî Değer Ölçütleri
Mâlik b. Enes, İmâm Cafer-i Sâdık’tan (a.s), o da babaları kanalıyla Resulullah’tan (s.a.a) şöyle nakletmiştir:
“Kıyâmet günü olduğunda ve sırât cehennemin kenarına kurulduğunda, ondan ancak yanında Ali b. Ebî Tâlib’in velâyetiyle kurtuluş beratı bulunan kimse geçebilecektir.” (Bişâretü’l-Mustafâ, s. 274)
Esbağ b. Nübâte rivayet ediyor: Bir gün İmam Ali’nin yanında idim. Adamın biri ona, “A’raf’ta herkesi simasından tanıyan adamlar vardır.” ayetinin anlamını sordu, İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu:
“A’raf biziz; biz taraftarlarımızı simalarından tanırız. A’raf biziz; Allah’ı tanımak ancak bizi tanıma yolu ile mümkündür. A’raf biziz; bizler kıyamet günü cennet ile cehennem arasında dururuz, ancak bizi tanıyanlar ve bizim tanıdıklarımız cennete girer ve yine ancak bizi tanımayanlar ve bizim tanımadıklarımız cehenneme girer, bu ayetin anlamı budur.” (Basairu’d-Derecat, s. 49; Tessiru’l-Ayyaşî, c. 2, s. 18)
Hz. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Zamanının imamını tanımadan ölen bir kimse cahiliye (küfür) ölümüyle dünyadan gitmiş sayılır.” (Biharü’l-Envar, c. 6, s. 16; Müsned-i Ahmed, c. 2, s. 177
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






