164 sonuçtan 25-48 arası gösteriliyorEn yeniye göre sıralandı
İnançlarımız
Elinizdeki kitap, Şia inanç ve akaidini gayet öz bir şekilde, kolay anlaşılır bir üslup ve nitelikle açıklamakta, beyan etmektedir. Çok kısa ve öz bilgiler ve kaynaklarla elinizdeki hacme indirgenmiş olan bu küçük kitap, aslında son derece yoğun ve hacimli bir ekip çalışmasının ürünü olup diğer İslam mezheplerine mensup Müslümanlarca, hatta Şia üzerine araştırmada bulunmak isteyen gayri müslimlerce şiiliği kaynağından tanıma imkanını yaratmakta ve bunun için uzun ve yorucu mütalaalara gerek bırakmamaktadır.
Bu kitapçık mütalaa edildiğinde, Şia okuluyla diğer İslam fırkaları arasındaki farklılıkların, vahdet, el ve gönül birliği içinde olmayı engelleyecek nitelikte olmadığı kolayca anlaşılacaktır. Zira esasen bütün İslam mezhepleri arasındaki müşterekler (farklı noktalarla kıyaslanamayacak kadar) fazladır, İslam düşmanlarıysa müşterek düşman olup bütün İslam mezheplerini tehdit etmektedir.
Biz inanıyoruz ki: Müslümanlar arasındaki belli bazı farklılıkları büyütmeye çalışarak ihtilaf yaratıp onları birbirine düşürmeye, kanlı savaşlar çıkarıp Müslümanları birbirine kırdırmaya azmeden meşum eller vardır; dünya coğrafyasında hızla yayılan ve giderek yeryüzü küresinin önemli bir bölümüne güneş gibi ışımaya başlayarak komunizmin çöküşünü başta kapitalizm gelmek üzere bütün maddî ve beşerî ekollerin çıkmazlara girip iflas ettiği çağımızda, İslam’î şahlanışı zayıflatmak ve İslam’ın bu muazzam ilerleyişini durdurmak isteyen malum ellerdir bunlar.
Bağdat Seyyidi
“Bağdat Seyyidi”; Saddam’ın zulmünden kurtulduk derken, ülkelerine demokrasi ve insan hakları getirme vaadiyle giren ve bir daha çıkmayan Amerika’nın türlü entrikalarına maruz kalan Irak halkının yaşadığı acılardan kesitler sunmaktadır.
Bir tarafta işgal, diğer tarafta bunu “geri kalmış ülkelere iyilik” zanneden Amerikalı asker Jimmy’nin vicdanının derinliklerindeki insani duygular vardır. Benzeştiği kişilerde aynı duyguları bulduğunda bir renk, inanç ve kültür harmonisi bulacaktır karşısında…
Bu romanın en ilginç yanı, işgal dönemi ve işgal öncesi Irak’ın sosyal ve psikolojik yapısını aktarması, ülkenin etnik ve tarihî köklerini aktarırken sömürü yöntemlerine de değinmesidir. Bunlar, farklı zaman ve iktidarlarda, ülkelerin sosyal, stratejik ve coğrafi özelliklerine göre değişen, ama tanıdık yöntemlerdir.
Berzah Alemi
İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur:
Gerçekten kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Başka bir rivayette de İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
Ben sizin hakkınızda berzah âleminden korkuyorum.
Birisi: “Berzah âlemi de nedir?” diye sorduğunda İmam:
“Berzah âlemi, ölümden kıyametin kopma anına kadar sürecek olan kabir hayatıdır.” buyurmuştur.
Diğer bir rivayette de Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Gerçekte kabir, ahiretin ilk konağıdır. Eğer insan bu konakta kurtulursa, ondan sonraki olaylar daha kolay olacaktır. Eğer bu konakta kurtulamazsa, ondan sonraki olayların sıkıntısı ondan daha az değildir.
Yine Hz. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
Her kim ölürse onun kıyameti kopmuştur.
***********************************************************************************
Kitap teferruata girmemiş ve aşağıdaki beş bölümden oluşmuştur:
1. Ölüm Sarhoşluğu ya da Berzah Âlemine Geçişin Zorlukları
2. Berzahın Anlamı, Görünümü ve Kur’an Açısından Berzah
3. Berzah Âleminin Bazı Özellikleri
4. Rivayetlerde Berzahın Özellikleri
5. Berzah Âlemiyle İlgili 37 Hikâye
Ali’siz Alevilik Olamaz
Yaradanın senden bir dileğim var
Dilerim sonumuz selamet olsun
Yüce Mevlam sana çok güvenim var
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bir gün bülbül konar açılmış güle
Dilerim Mevlam’dan halimden bile
Çalıştım bu emek gitmesin yele
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bazen oradaysam bazen burada
Emeğimi boşa verme Yaradan
Ahiretten korkarım ateşten nardan
Dilerim sonumuz selamet olsun
Bir insanoğluyum geldim dünyaya
Karanlık benzer mi güneşe aya
Yalan dünya benziyorsun deryaya
Dilerim sonumuz selamet olsun
Kirazlı der ki; açtım sana elimi
Hem canımı hem gönlümü dilimi
Bir gün açar isen benim yolumu
Dilerim sonumuz selamet olsun
Allah’ın Ayı Ramazan ve Orucun Sırları
Allah’ın Ayı” adlı bu eser, sadece ramazan ayının sırları ve adap erkânıyla ilgili değil, aynı zamanda gençlerin çok önemli sorularına yanıt vererek, ahlaki ve manevi aşamaların özetini de değerli okuyuculara sunmaktadır:
– Dinin emir ve yasaklanı nasıl ruhsal ve manevi gelişim sağlamaktadır?
– Amel, ilgi duyduğumuz şeyler ve düşüncelerimiz üzerinde nasıl etki etmektedir?
-Dindar olabilmek için neden sürekli olarak doğal isteklerimizle mücadele etmek zorundayız?
– Eğer doğal istek ve çelişkilerimiz kötüyse, neden Allah bizi böyle yaratmıştır?
– Sürekli yapılması gereken manevi bir programda oluşan yorgunluk ve gönülsüzlüğün sebebi nedir? Bu iyiye mi işarettir yoksa kötüye mi? Bu durumda neler yapılmalıdır?
– Acaba manevi haz alınmadan yapılan ibadet, insanı Allah’a yakınlaştırır mı? Nasıl? Namaz çok sade bir ibadet olmasına rağmen neden bazılarına çok zor gelmektedir?
– Takvaya ilgisizliğin sebebi nedir? Takvaya ilgi duymanın ve takvayı sevmenin yolu nedir?
Doğruya Doğru
Elinizdeki bu eser, mütevazi bir çalışmadan ibarettir. Bu eser bir seyahatname sayılabileceği gibi, şahsım itibariyle yeni bir buluşun hikayesidir.
Elbette bu buluş tekniksel keşifler türünden değil, dini anlayışlar ve mezhebi ekollerle ilgilidir. Yani inanç dünyasına ait bir buluştur.
Her bir keşif ve buluşun gerçekte insana has bir özellik olan aklı selimin ve doğru düzgün düşüncenin bir mahsulü olduğunu nazara alarak kitabımı, batılın karanlık bulutları altında aklı selimle hakkı batıldan ayıran ve sözleri adalet terazisinde tartıp makul olan kefesini tercih eden ve ileri sürülen görüşleri kabul ve reddetmeden önce birbirleriyle karşılaştıran ve sözlerin yaldızlısına değil, mantıklısına uyan kişilere ithaf ediyorum.
Hidayet Önderleri c.12
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın onuncusu ve hidayet önderlerinin on ikincisi olan İmam Ali Naki el-Hadi’nin (a.s) hayatı incelenmiştir.
Temel Dini Bilgiler c.2
Derin ilmî meseleleri herkesin anlayabileceği sade bir dille anlatmak, konunun uzmanlarını hedef alan, terimlerle dolu bir yazı yazmaktan her zaman daha zor olmuştur. Allâme Tabatabaî’nin İslam inancı, ahkâmı, ahlakı ve tarihi üzerine yazdığı Temel Dinî Bilgiler işte böyle bir kitaptır. Ayetullah CevadîAmulî de kitabın 1991 yılında yapılan baskısına yazdığı Sunuş’ta, salih kul, gayb ve şuhud âleminin mevlası sözleriyle nitelediği Allâme Tabatabaî’nin sade ve akıcı bir dille kaleme aldığı bu eserin derinliklerinde hazinelerin gizli olduğunu ifade etmiştir.
Ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular eklenen kitabın bu formu, İslâm maarifi sınıflarında okutulmuştur.Dört bölümden oluşan, ünitelere ayrılan ve her ünitenin sonuna sorular ekleneniki ciltlik eser, toplam 53 ders içermektedir. Çağımızın en büyük Kur’ân müfessiri de olan Allâme Tabatabaî’nin kaleminden çıkan bu eserin, başta gençlerimiz olmak üzere bütün Ehlibeyt (a.s) dostlarına faydalı olmasını ümit ederiz.
Kadın – Erkek ve Sosyal İlişkileri
İslam öğretilerini varlığa ilişkin öğretiler ve emir ve yasaklar olmak üzere iki başlık altında toplayabiliriz. Birinci grupta yer alan öğretiler itikadî, kelamî ve ahlakî anlayışımızı ve dünyaya bakış tarzımızı belirlerken; ikinci grupta yer alan ve fıkıh ilminin konusu olan emir ve yasaklar, insana, düşündüğü gibi yaşamasının yolunu gösterir. Bu özelliğiyle fıkıh, İslam’a bir dünya görüşü olma hüviyeti kazandırır.
İnsan hayatının her alanına dair hükümler içeren fıkıh ilminin belli başlı konularından birisi insan ilişkileridir. Fıkıh kitaplarında kadın-erkek ilişkilerine dair hükümler “kişisel ve toplumsal örf ve tutumlar” başlığı altında ele alınır.
Elinizdeki eserde, gençlerin sıkça sordukları; toplu taşıma araçlarında namahremlerle temasın hükmü; mahrem ve namahremlere bakmanın ölçüsü; namahremle yazışmanın caiz olup olmadığı; evlilik öncesi kadın-erkek ilişkilerinde ölçü ve düğün hazırlıklarına ilişkin hükümler gibi sorulara Ayetullah Uzma İmam Humeynî, Ayetullah Uzma Hameneî, Ayetullah Uzma Cevad Tebrizî ve Ayetullah Uzma Sistanî’nin fetvalarına uygun olarak cevap aranmıştır.
İslâm’da Şia
İslam’da Şia adıyla yayınlanan bu kitap, Batı dünyasına Şia mezhebini tanıtmak için yapılmış olan araştırma ve tahkikin bir bölümünü oluşturuyor.
Bu kitap Şia’nın ortaya çıkışını ve yayılmasını, Şia’nın dinî düşünce metodunu ve Şia açısından İslamî öğretileri incelemektedir.
İçindekiler:
– Şia’nın doğuş ve yayılışı.
– İlmî mercilik ve Hilafet meselesi.
– Hilafetin komuoyuna sunulması ve Şia’nın görüşü.
– Şia’nın dinî düşünceleri.
– Din’i düşüncedeki metotlar.
– Şia’nın Dini düşünce metodu.
– İmamiyye Şia’sı açısından dinî inançlar.
– Şia’daki bölünmeler.
– Şia’nın manevi mesajı.
Hidayet Önderleri c.7
Tarihin başlangıcından itibaren bütün çağlar ve yüzyıllar boyunca peygamberler ile onların vâsileri, ilâhî hidayet meşalesini elden ele taşımışlardır. Yüce Allah kullarını hiçbir yerde, hiçbir zaman hidayete ileten bir hüccetsiz, doğru yolu gösteren bir mürşitsiz ve aydınlatıcı ışıksız bırakmamıştır.
Ehl-i Beyt, Peygamberimizin (s.a.a) Allah’ın emri ile kendinden sonra ümmetin önderliğini üstlenmek üzere tanıttığı en hayırlı kimselerdir.
“Ben size iki değerli emanet bırakıyorum. Bunlara sarıldığınız takdirde kesinlikle sapıtmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ile benim Ehl-i Beyt’imdir. Bunlar Havuz’da yanıma gelinceye kadar birbirlerinden asla ayrılmayacaklardır.”
Ehl-i Beyt’in hayat çizgisi, Hz. Peygamber (s.a.a) döneminden sonraki İslâm’ın gerçek çizgisini yansıtır. Onların hayatlarını kapsamlı biçimde incelemek, köklü İslâm hareketinin kapsamlı bir portresini gözler önüne serer.
Bu hususta Dünya Ehl-i Beyt Kurultayı’nın, Şia’nın düşünürlerinden oluşturduğu bir komisyon aracılığıyla hazırlattığı “Hidayet Önderleri” unvanıyla 14 ciltten oluşan ve konusunda kaynak olan dev çalışması şayan-ı teveccühtür.
Ehl-i Beyt hareketi hakkında bu inceleme, elçilerin sonuncusu Abdullah oğlu Muhammed Mustafa (s.a.a) ile başlayıp, vâsilerin sonuncusu ve beklenen Mehdi Muhammed b. Hasan Askerî (a.s) ile son buluyor.
Elinizdeki bu kitapta, Ehl-i Beyt İmamları’nın beşincisi ve hidayet önderlerinin yedincisi olan İmam Muhammed Bagır’ın (a.s) hayatı incelenmiştir.
NÜDBE DUASI
Nüdbe Duası olarak meşhur olan bu dua, içeriğinden de anlaşılacağı üzere, Allah Teâlâ’nın son hücceti ve temsilcisi olan zamanımızın efendisi Hz. İmam Mehdi (Allah zuhurunu çabuklaştırsın) için okunan bir duadır. Bu duanın Ramazan, Kurban ve Gadir-i Hum bayramlarıyla Cuma günleri okunması özellikle tavsiye olunmuştur. Hz. İmam Mehdi’nin (a.s) ziyaretnamesi okunduktan sonra bu duayla da Allah Teâlâ’ya onun zuhurunu bir an önce gerçekleştirmesini sağlaması için dua edilir. Bu dua aynı zamanda Ehl-i Beyt mektebi itikadını ve İmamet anlayışını da en güzel veçhiyle ortaya koymaktadır.
Kerbela Vakıası
Ebu Mihnef adıyla ünlü Lut b. Yahya el-Ezdî el-Gamidî hicrî 157 yılında vefat etmiştir. O, Kûfe’nin ünlü ravilerinden ve tarihçilerinden olup, hicrî ikinci yüzyılın birinci yarısında yaşamıştır. Ebu Mihnef’in “Hz. Zehra’nın (a.s) Hutbesi”, “Cemel ve Sıffin Savaşı”, “Muhammed b. Ebu Bekir’in Şehadet Olayları” gibi birçok eseri bulunmaktadır.
Hiç kuşkusuz onun en değerli eserlerinden birisi, Kerbela Vakıası adıyla çevirisini sunduğumuz “Maktelu’l-Hüseyin” kitabıdır. Allâme Tusterî’nin dediğine göre, İmam Hüseyin (a.s) hakkında yazılan makteller içinde en sahih maktel, Ebu Mihnef’in maktelidir. O, bu kitabı Aşura olayından yaklaşık yetmiş yıl sonra kaleme almıştır. Kendisi de Kûfe ehlinden olduğu için olayları bir ya da en fazla iki vasıtayla nakletmiştir.
Ama ne yazık ki bu kitap zamanın geçmesiyle kaybolmuştur. Şimdi onun hiçbir nüshası (elyazması) elimizde yoktur.
Kitabın asıl nüshasının kaybolmasından sonra bazı dönemlerde araştırmacılar ve yazarlar onun rivayetlerini toplamaya çalışmışlardır. Ama eksiklikler olduğu için gereken değeri kazanamamıştır.
Nihayet değerli araştırmacı Muhammed Hadi Yusufî Garevî’nin ilmî çabaları sonucu bu değerli kaynak diriltilmiştir. Önce Ebu Mihnef’in makteli Taberî Tarihi’nden derlenmiş, daha sonra onun nakilleri Şeyh Müfid, Ebu’l-Ferec ve İbn Cezvî’nin nakilleriyle karşılaştırılmıştır. Ayrıca birçok dipnota yer verilerek “Vak’atu’t-Taff li-Ebî Mihnef” adıyla basılmıştır.
İlmin Kapısı Şah-ı Merdan İmam Ali (a.s)
Sensin Allah Resulü’nün vasisi
Sensin müminlerin gerçek emîri
Evliyalar şahı, erenler piri
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sana açılmıştır ilmin kapısı
Sen okurdun ism-i azam duası
İlla Ali illa Zülfikar sesi
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sensin Hasan ile Hüseyin’in babası
Sensin Fatımay-ı Zehra’nın kocası
Başından bitmedi küfrün belası
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Onbir nur doğmuştur senin soyundan
Sana eriş olmaz hakkın yolunda
Bize yardım eyle mahşer gününde
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Sen doğmuştun Beytullah’ın içinde
Elif, mim yazıldı senin karşında
İbn-i Mülcem vurdu seni başından
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Kirazlı’yım kölen bile olamam
Olsam bile kıymetini bilemem
Senin düşmanından medet dilemem
Ali’m Ali’m canım Ali’m
Canım sana kurban olsun ya Ali
Ali Kirazlı
İlmihâl
Elinizdeki İlmihâl kitabı, Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hüseynî Hameneî’nin fetvalarına uygun olarak hazırlanmıştır.
Bu büyük taklit merciinin fetvaları, ilk önce Ecvibetu’l-İstiftaat (Sorular ve Fetvalar) adı altında yayınlandı. Söz konusu eser, mukallitlerin çeşitli fıkhî konulara ait sorularını ve onlara verilen cevapları içeriyordu.
Daha sonra Muhammed Rıza Müşfikîpûr tarafından eğitimde yararlanılmak üzere birinci cildi ibadet, ikinci cildi ise muamele konularını içeren Risaley-i Amuzişi (Fıkıh Dersleri) adlı eser yayınlandı.
Ancak yapılan çalışmaların faydalı ve önemli olmasına rağmen, hiçbirisi alışılagelmiş ilmihâlin yerini doldurmuyordu. Bu yüzden taklit mercilerine ait günümüzdeki ilmihâllere yakın bir metin hazırlamak amacıyla elinizdeki çalışmanın ortaya çıkmasına gerek duyuluyordu.
Bu eser hazırlanırken, söz konusu çalışmaların yanı sıra, yeni sorular ve fetvalardan da yararlanılmıştır.
Yüce Allah’tan, İslam dininin hükümlerine amel etme ve Masum Önderlere uyma başarısını inayet etmesini diler; din âlimlerine, başta Ayetullah el-Uzma Seyyid Ali Hameneî olmak üzere taklit mercilerine izzet ve uzun ömür lütfetmesini niyaz ederiz.
KEVSER
Ahiret Menzilleri
Bu kitap, Kur’ân ayetleri ve Hz. Peygamberin (s.a.a) Ehlibeyti’nden nakledilen hadislerle ölüm sonrası insanları bekleyen hayat serüvenine ışık tutmuştur.
Bu konuyla ilgili şimdiye kadar İslâm âlimleri tarafından yüzlerce değerli eser kaleme alınmışsa da büyük muhaddis Şeyh Abbas Kummî’nin, Kur’ân-ı Kerim ve Resulullah ile Ehlibeyt İmamlarından nakledilen hadisleri kaynak alarak “ölüm, berzah ve kıyamet” konularını bir arada özetle işlediği bu kitap, Farsça ve Arapça baskı sayılarında rekor kırmıştır.
İçindekiler
Birinci Menzil: Ölüm Sarhoşluğu
İkinci Menzil: Haktan Sapma Anı
Birinci Durak: Kabir Korkusu
İkinci Durak: Kabir Azabı
Berzah
Kıyamet
Kabirden Dirilmek
Amellerin Tartılması
Amel Defterleri
Sırat Köprüsü
Cehennem Azabı
Ana Hatlarıyla Günah ve Etkileri
Günah işlemek, ruhsal ve psikolojik bakımdan bireyleri ve toplumu denge ve denklikten yoksun bırakacaktır. Bu kanunsuzluktan sakınmak ise takvaya, izzete, keramete, yaratılışsal zenginliklerin ihyasına, gönül yaşamına, batın sefasına, manevî sülûk yönünde adım atmaya, hakkı batıldan ayırt etme konumuna yükselmeye, amelî hikmet kazanmaya, özel ilahî lütuf ve inayetten nasiplenmeye, yüce Allah’ın özel ödülünü elde etmeye, dış kökenli şeytandan kurtulmaya, rızk bolluğuna, güzel akıbete, can verme zorluğu ve kabir azabı gibi istenmedik durumlardan kurtuluşa ve de Hz. Mehdi’nin (yüce Allah zuhurunu tez eylesin) batinî hidayetinden yararlanmaya neden olacaktır.
İslamî Düşüncenin Temel İlkeleri
Ayetullah Seyyid Ali Hamaneî’nin konuşmalarının yazılı özetinden ibaret olan elinizdeki kitapta, İslâm’ın en önemli düşünsel temelleri yani iman,tevhid, nübüvvet ve velayet konuları, en yapıcı ve en canlı boyutlarıyla Kur’an’ın net ve açık ayetleri ışığında araştırılmış ve dinleyicilere, Kur’an üzerinde düşünme yöntemini öğretmek amacıyla açıklayıcı bilgiler katılarak ayetlerde sözü edilen temeller belirlenmiş ve gösterilmiştir. Gerekli yerlerde de yüce Allah Resulü’nden (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamları’ndan (hepsine selâm olsun) rivayet edilen sahih hadislerden vurgu ve açıklama yönünde faydalanılmıştır. Böylece Kur’an’dan bazı ayetler düşünmeye tâbi tutulurken, sorumluluktan doğan İslâmi ilkelerden bir, İslâm ideolojisi ve düşünce tarzı noktalarından biri olarak açıklanmıştır.
Veli’nin Diliyle Nebi
Hangi düşüncede olursa olsun her insanın istediği, adalettir. Çünkü adalet isteği, fıtridir. İnsanın fıtratından gelen bu isteğin yani adaletin, hakkı ile yerine gelebilmesi için terazinin bir kefesinde bulunan ölçeğin “doğru” olması gerekir. En doğru ölçek de hiç şüphesiz vahiy ve risalettir.
Vahiy ve risalet okuyuşu, bizim kendi nefsimize ait bir hak değildir. O hâlde doğru okuma kime aittir? Bu sorunun cevabını Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.a) sık sık hatırlatmıştı: “Ehl-i Beyt.”
Ehl-i Beyt ile ilgili o kadar çok bilgi elimizin altındaydı; ama “Niçin?” denilmemiş, sebebi sorulmamıştı. Bilemedik, bilgilendirilmedik.
İslam tarihi denince sadece Hz. Peygamber’in hayatından yirmi üç yıl düşünülür. O da kişilerin insafına bırakılmıştı. Bu yirmi üç yıl da bir şekilde kırpılmıştı…
İşte bu kitabın yazılmasındaki amaç: Birincisi, derin bilgi sahibi olmak ve imanı doğru pekiştirmek için vahiy ve hadis eğitiminin yanında mutlaka İslam tarihinin de bilinmesi gerektiğidir. İkincisi ise vahiy ve risalet çizgisini doğru okumak için, siyerin de doğru okunması gerekmektedir… Bu da en güvenilir gözlerin ve kalplerin sahipleri olan Ehl-i Beyt’e sarılmakla olur.
İslam tarihinin baş aktörü Hz. Muhammed’dir (s.a.a). Hz. Resulullah’ın yanındaki en yakın şahit ise Hz. Ali’dir (a.s). Bu yüzden onun diliyle Hz. Peygamber’i ve mücadelesini anlatmak istedim.
Önemli olan Hz. Resulullah’ın (s.a.a) ve Ehl-i Beyt’in hayatlarının ne kadar iç içe olduğunu göstermekti. Böylelikle nerelerden beslenmemiz gerektiğini iyi bilecektik.
Şiircemde
AŞKIN İLE ÖLECEĞİM
Bir ipucu, bir işaret
Olsa seni bulacağım
Dayanılmaz oldu hasret
Yar ne zaman güleceğim
Geldiğini duyur bana
Yanında yer ayır bana
Ne istersen buyur bana
Onu nimet bileceğim
Sular söndürmüyor narı
Gel gönlümün iftiharı
Dağıtmazsan bu efkârı
Yana yana solacağım
Sözüm sözdür namus sözü
Kâbe’ye çevirdim yüzü
Yalnız bırakmam ben sizi
Nida duysam geleceğim
Şeksiz şüphesiz imanım
Sana feda olsun canım
Zuhur eyle gör “Sultanım”
Aşkın ile öleceğim
Galu bela da sözüm var
Aşka engel olmaz mezar
Biter bitmez bu intizar
Ben orada olacağım
Mehmet DEMİRER
Masum İmamların Fikrî ve Siyasi Hayatı 2
Bu kitap İmamların tarihini ele alan eserlerde karşılaştığımız iki aksi metodun karşısında yeni ve doğru bir üslup sergilemektedir. İmamların hayatını incelemeye alanların bir çoğunun ifrat veya tefrit noktasında yanılgıya düştüklerini görmekteyiz.
Bazıları İmamların tarihini kavrama ve algılamada aşırılığa (ifrat) gidip onların sürekli “gayp”dan yararlandıklarını söylemekteler. Bazıları da İmamlara karşı sırf dünyevi gözle bakan gayb ve ilahi kerametler unsurunu dikkate almadan imamların yaşam, tutum ve tavırlarını incelerken ihmale (tefrit) düşmekten kurtulamamışlar.
İşte bu kitabı okurken her iki eksiklikten uzak bir şekilde Ehlibeyt İmamlarının hayatındaki (Fikri ve Siyasi boyutlarıyla) mücadele unsurlarını tanıma fırsatını bulacaksınız.
İmam Cafer Sadık’ın (a.s) Ehlisünnet’le Yaşam Biçimi
Zamanın gereksinim ve ihtiyaçları doğrultusunda İslam toplumunun ortak değeri olan şahsiyetlerin hayatlarına eğilmek, etkin insanların rolünü kendimiz için güncellemek, İslam toplumunun temel dinamik ve evrensel ilkelerini ayakta tutmak için örnek alınması gereken şahsiyetlerin yaşamından yardım almak, hiç şüphesiz yapılması gereken en önemli çalışmalardan biridir. Bizleri Allah’a yaklaştırıp dergâhında sevimli kılan; mezhep, mektep ve tarikatlarımızı yüceltmek değil, O’nun dinini yüceltmeye çalışmaktır…
İslam dininin ahlaki ve insani değerlerini yaşayıp yaymak için atılacak adımlarda hiçbir ihtilaf bulunmamaktadır. Birliktelikler sağlam bir temel üzere atılmalıdır ki kısmi ihtilaflar bu sağlam temeli yok edemesin. Bu doğrultuda ele aldığımız mevcut kitap, altı ana bölümden oluşmaktadır. Birinci ve ikinci bölümde; İmam Cafer Sadık’ın (a.s) hayatı, Ehlisünnet kavramından maksadın kimler olduğu, ayrıca o dönemin siyasi ve kültürel yapısı kaleme alınırken; üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı bölümlerde ise İmam Cafer Sadık’ın, Ehlisünnet’in âlim, yönetici ve halkına karşı sergilediği yaşam biçimi ve yöntemleri konu edilmiştir.
İslam dinini yaymak için çaba gösterip ahlaki ve insani değerleri yaymaya çalışarak dünyadan göçen İmam Cafer Sadık (a.s) gibi yüzlerce arif insana ne mutlu!
Müellif
İmam Mehdi’nin (a.s) Zuhur Öyküsü
Hepimizin gözü ufuktaydı. Asırlardır büyük bir arzu ile beklediğimiz habibimiz yola çıkmıştı.
Herkes baharın gelmesini heyecanla bekliyor; onu görmek için saniyeleri sayıyordu.
Kalemi elime alıp bir yıl boyunca onlarca kitap içinde yitiğimin peşinden koştum.
Onun gelişine ilişkin müjdeleri sana anlatmak istiyorum. Masumların (hepsine selam olsun) sözlerinden faydalanarak öyle ayrıntılı anlatmak istiyorum ki sen de onu aşkla bekleyesin.
Yüzün üzerinde eser inceleyerek bu kitabı hazırladım. Sözlerimin delillerini son notlardaki hadislerde görebilirsin. Şimdi kitabı oku. İmam-ı Zaman’ın (a.s) zuhurunu daha büyük bir aşkla bekleyecek, gelişini daha fazla arzulayacaksın. Zuhur hikâyesinin insana nasıl bir huzur verdiğini göreceksin. Çünkü hem “zühre” hem “zühra” hem “zehra” hem de “zuhur” sözcüklerinin Arapça “zahara”, yani parladı, ışıdı kökünden geldiğini öğrenecek, ferahlayacaksın.
Gülzâr-ı Hüseynî
Tarih boyunca Aşurai değerlerin ve Hüseyni mesajların yaşatılması ve insanlara ışık tutmasını sağlamak için Ehlibeyt’in ve dostlarının istifade ettikleri en etkili vesilelerden biri de şiir sanatıdır. Bu yeteneğe sahip şairler sürekli Ehlibeyt İmamları tarafından teşvik edilmiş, ödüllendirilmiş, ayrıca büyük sevaplar alacakları vaat edilmiştir.
Elinizdeki bu mütevazi çalışma işte bu kutsal sünneti devam ettirip yaşatmak ve Hüseynî mektebin İlahi mesajlarını insanlara ulaşmasına küçük bir katkıda bulunma amacıyla geçmiş ve günümüz şairlerin Hüseyni nidalarından ve ruhu okşayan, göz yaşartan, gönlü nurlandıran nefeslerinden seçilerek derlenmiştir.
Online Sports Nutrition and Natural Dietetics.
Chances are there wasn't collaboration, communication, and checkpoints, there wasn't a process agreed upon or specified with the granularity required. It's content strategy gone awry right from the start. Forswearing the use of Lorem Ipsum wouldn't have helped, won't help now. It's like saying you're a bad designer, use less bold text, don't use italics in every other paragraph. True enough, but that's not all that it takes to get things back on track.
The villagers are out there with a vengeance to get that Frankenstein
You made all the required mock ups for commissioned layout, got all the approvals, built a tested code base or had them built, you decided on a content management system, got a license for it or adapted:
- The toppings you may chose for that TV dinner pizza slice when you forgot to shop for foods, the paint you may slap on your face to impress the new boss is your business.
- But what about your daily bread? Design comps, layouts, wireframes—will your clients accept that you go about things the facile way?
- Authorities in our business will tell in no uncertain terms that Lorem Ipsum is that huge, huge no no to forswear forever.
- Not so fast, I'd say, there are some redeeming factors in favor of greeking text, as its use is merely the symptom of a worse problem to take into consideration.
- Websites in professional use templating systems.
- Commercial publishing platforms and content management systems ensure that you can show different text, different data using the same template.
- When it's about controlling hundreds of articles, product pages for web shops, or user profiles in social networks, all of them potentially with different sizes, formats, rules for differing elements things can break, designs agreed upon can have unintended consequences and look much different than expected.
This is quite a problem to solve, but just doing without greeking text won't fix it. Using test items of real content and data in designs will help, but there's no guarantee that every oddity will be found and corrected. Do you want to be sure? Then a prototype or beta site with real content published from the real CMS is needed—but you’re not going that far until you go through an initial design cycle.






