İmam Mehdi’nin Dünyaya Geldiğini İtiraf Eden Ehl-i Sünnet Âlimleri
Necmuddin-i Kubra'nın muavini diye tanınan, 618 yılında öldürülen meşhur arif ve bilgin Sa'duddin Muhammed b. Mueyyid b. Ebi-l Hüseyin b. Muhammed b. Hameviyye'dir. Abdurrahman-i Sufi'nin Mir'at-ul Esrar'da naklettiğine göre o, İmam-ı Zaman'ın sıfat ve özellikleri hakkında müstakil bir kitap yazmış ve Şia'nın akidesinde inanılan Sahib-ez Zaman'ın Hz. Mehdi olduğunu bildirmiştir.
Şeyh Azizuddin Nesefi nübüvvet ve velayet konusunda yazmış olduğu Farsça makalesinde şöyle der: Şeyhlerin şeyhi Sa'duddin Hamevi buyuruyor ki: Peygamber efendimizden önce geçmiş dinlerde "veli" kelimesi yoktu, sadece "nebi" vardı. O dönemlerde şeriat sahiplerinin mirasçıları olup Allah'a yakın olan herkese "enbiya" deniyordu. Her dinde de sadece bir şeriat sahibi vardı.
Hz. Adem'in aleyhi's-selâm dininde birkaç peygamber vardı; onların hepsi Adem'in aleyhi's-selâm mirasçıları olup insanları onun dinine davet ediyorlardı. Hz. Nuh'un, Hz. İbrahim'in, Hz. Musa'nın ve Hz. İsa'nın aleyhi's-selâm dininde de böyleydi.
Hz. Muhammed sallâ'llâhu aleyhi ve alih'e yeni bir din ve şeriat geldiği için Allah tarafından onun dininde "veli" kelimesi ortaya çıktı. Allah Teala Resulullah'ın Ehl-i Beyt'inden on iki kişiyi seçerek onun mirasçıları kıldı ve onları kendisine mukarreb (yakın) kıldı ve kendi velayetine has etti. Onları Muhammed'in sallâ'llâhu aleyhi ve alih mirasçıları kıldı. "Alimler nebilerin mirasçılarıdır" ve "Ümmetimin alimleri İsrailoğullarının peygamberleri gibidir." hadislerini de onlar hakkında buyurdu. Ama son naip olan son veli, on ikinci naip ve on ikinci velidir. Velilerin sonuncusu ve Sahib-ez Zaman Mehdi de odur. Şeyh buyurur ki, dünyadaki evliyanın sayısı on ikiden fazla değildir." [8]
11- Kemaluddin Muhammed b. Talha Şafii (650): Tabakat-uş Şafiiyye'de şöyle yazar: O mercilerden ve önde gelenlerden biriydi. Fıkıh ve diğer ilimleri öğrenmiş olup, akait ve mezheplerin ileri gelen fakihlerinden sayılırdı. Bir müddet sultanın katibiydi ve bu alanda yüksek bir makama ulaştı. Hadis ilmini de muhaddislerden öğrenmişti. Haleb ve Dimeşk'te hadis naklederdi. Hafız Dimyati ve Mecduddin b. Adim onun öğrencilerindendir.
İbn-i Talha, Arapça olan "Metalib-us Seul fi Menakib-i Âl-i Resul" adlı eserinin on ikinci bölümünü masum İmamlara ayırmıştır. Mesela, bir yerinde diyor ki: On birinci bölüm: Ebu Muhammed Hasan 231 yılında dünyaya gelmiştir… Allah Teala'nın ona vermiş olduğu, daimi sıfatı kıldığı, dünyanın eksiltmeyeceği ve insanların dillerinden düşürmeyeceği fazilet ve özellik, Muhammed Mehdi'yi onun soyundan kılması ve onun oğlu etmesidir.
On ikinci bölüm: Ebu-l Kasım, Muhammed b. Hasan el-Halis b. Ali-el Mutevekkil b. Muhammed-il Kani' b. Ali-er Rıza b. Musa-el Kâzım b. Cafer-es Sadık b. Muhammed-el Bâkır b. Ali Zeynulabidin b. Hüseyin-ez Zeki b. Ali-el Murteza Emirulmüminin b. Ebi Talib, el-Mehdi-il Hüccet, el-Halef-es Salih-il Muntazar.
Şeyh Süleyman-ı Hanefiyye Yenabi-ul Mevedde'de (s. 410) diyor ki: İbn-i Talha "Dürr-ul Munezzem"de şöyle diyor: Allah Teala'nın, ahir zamanda yeryüzü zulümle dolduğu zaman zuhur ederek adaletle dolduracak bir halifesi vardır. Allah Teala'nın emriyle kıyam edecek olan bu İmam Mehdi bütün mezhepleri yok edecek ve sadece halis din (İslam) kalacaktır.
O "Metalib-us Sual"da on ikinci bölümde Şiirlerinde diyor ki: Son hücceti Allah Teala teyit etmiş ve bizi onu tanımakla doğru yola hidayet etmiştir. Resulullah ondan söz etmiş ve biz (Ehl-i Sünnet) onu rivayet etmişizdir. Ulemamız da onun manasını anlamış ve Mehdi hakkındaki hadislerin söylenene uygun olarak geldiğini görmüşlerdir. Bu alanda Resulullah'ın, "O Zehra'nın soyundandır" diye buyurmuş olması yeterlidir. Hiç kimse hiç bir zaman Allah Teala'nın Mehdi'ye verdiği belirtilere sahip olmamıştır.
12- Sıbt b. Cevzi (654): Meşhur fakih ve vaiz Şemsuddin Ebu-l Muzaffer Yusuf b. Kızoğlu b. Abdullah-i Bağdadi Hanefi ve Abdulferec b. Cevzi'nin kızından olan torunudur. İbn-i Hallikan, dedesi Ebu-l Ferec hakkında şöyle yazar: "Şemsuddin Ebu-l Muzaffer Yusuf b. Kazavoğlu Hanefi'lerin meşhur vaizlerindendir, kemal açısından da herkesin dikkatini çekmekteydi."
Sıbt b. Cevzi vaaz ve hitabede büyük bir makama sahipti. Öyle ki halife ailesiyle birlikte oturup onun vaazlarını dinliyordu. Herkes onun ilminden istifade ediyordu. Onun değerli ve meşhur eserleri vardır. Kırk cilt olarak yazmış olduğu meşhur tarihi "Mirat-uz Zaman" bu cümledendir.
O, 654'te Dimeşk'te vefat etmiştir. tanınmış eserlerinden biri de "Tezkiret-ul Havas"tır. O, bu kitabında İmam Hasan Askeri'nin hayatını ve evlatlarını anlattıktan sonra şöyle yazar: "Onlardan biri "Muhammed"dir… İmam "Muhammed" İmam Hasan b. Ali b. Muhammed b. Ali b. Ebi Talib aleyhi's-selâm'ın oğludur. Onun künyesi Ebu Abdullah, Ebu-l Kasım, Halef-i Hüccet, Sahib-ez Zaman, Kâim-ul Muntazar'dır. O, Ehl-i Beyt İmamlarının aleyhi's-selâm sonuncusudur.
Abdulaziz b. Mahmud b. Bezzaz, Abdullah b. Ömer'den bize şöyle rivayet etti: "Resulullah buyurmuştur ki: Ahir-i zamanda benim evlatlarımdan, ismi benim ismim, künyesi benim künyem olan biri zuhur edecektir. O, yeryüzünü zulümle dolduğu gibi adaletle dolduracaktır. O, Mehdi'dir." Bu hadis meşhurdur. Ebu Davud ve Zuhri de Hz. Ali aleyhi's-selâm'dan bu anlamda rivayet etmişlerdir. Yine Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih buyurmuştur ki: "Dünyanın ömründen bir günden fazla kalmamış olsa dahi Allah Teala o günde benim Ehl-i Beyt'imden olan birini, yeryüzünü adaletle doldurmak için seçer."
Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih bir çok hadiste Mehdi'den bahsetmiştir.
Bütün Şiiler Halef-i Hüccet'in (Mehdi'nin) var olduğuna ve yaşadığına inanırlar ve bu konuda birkaç delil getirirler. O delillerden biri şudur: (Ehl-i Sünnet'e göre) Hızır ve İlyas gibi bazılarının ömrü uzundur. Çünkü bu ikisinin kaç yaşında olduğu belli değil!…"
İmamlarla ilgili bahsinin sonunda ise şöyle yazar: "İmamın şartlarından birisi, hata etmemesi ve kılavuza ihtiyaç duymaması için masum olmasıdır. Çünkü aksi taktirde teselsül ortaya çıkar ve sonsuza kadar ulaşır. Oysa teselsül aklen imkansızdır.
Biri de şu ki: Tertemiz İmamlar Allah'ın kullara hüccetleridirler. Hüccetin şartlarından birisi ise her açıdan masum olmasıdır." [9]
13- Hafız Muhammed b. Yusuf-i Genci Şafii (658): İbn-i Sebbağ-i Maliki, "el-Fusul-ul Muhimme" adlı kitabında onun hakkında "İmam Hafız" tabirini kullanmıştır. İbn-i Hacer-i Askalani de Sahih-i Buhari'nin şerhi "Feth-ul Bari"de onun rivayetlerine istinat etmektedir. Katib Çelebi "Keşf-uz Zunun" adlı kitabında şöyle yazar: "Kifayet-ut Talib fi Menakib-i Ali b. Ebi Talib" 658'de vefat eden Şeyh Hafız Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf-i Kenceki Şafii'nin eseridir. "el-Beyan fi Ahbar-i Sahib-iz Zaman" da Ebu Abdullah Muhammed b. Yusuf-i Kenceki Şafii'nin eseridir.
Bu değerli alim, Emir-ül mü'minin Ali aleyhi's-selâm'ın menakib ve faziletleri hakkında yazdığı "Kifayet-ut Talib" adlı eserinde Ali aleyhi's-selâm'ın soyundan gelen İmamların isimlerini bir bir kaydedip kısaca hayatlarını yazdıktan sonra on birinci İmam bölümünde şöyle kaydeder: "Ebu Muhammed Hasan (el-Askeri) Samerra'daki evinde defnedilmiştir.
Onun bir oğlu vardır ve o da "İmam Muntazar"dır. Biz kitabımızı onun mektubuyla bitiriyoruz ve daha sonra onun hakkında ayrıntılı bilgi vereceğiz." [10]
Daha sonra "el-Beyan fi Ahbar-i Sahib-ez Zaman" adlı kitabında İmam'dan genişçe bahsetmiştir. Bu kitabın 25. bölümünde şöyle yazar: "Gaybete çekildiği günden bugüne kadar yaşamaktadır. Onun şimdiye kadar yaşaması akli açıdan mümkündür." [11]
14- Celaluddin Muhammed Belhi (672): Büyük "Mesnevi" kitabının sahibidir. Tanınmış bilgin ve arif "Şems-i Tebrizi" adlı divanında bir gazelinde güzel bir hal ile on iki İmamın ismini anmaktadır. [12]
15- Şeyh Alauddevle Simnani (736): Meşhur ariftir. Abdurrahman Cami'nin nakline göre "Şevahid-un Nubuvve"de irfan ve sufilik açısından kutuplar ve abdallar silsilesini sayarken şöyle yazar: Kutbiyye derecesine ulaşanlardan biri de Muhammed b. Hasan b. Askeri'dir ve onun değerli babaları pak Ehl-i Beyt İmamlarıdır. O gaybete çekildiğinde abdallar dairesine girdi. [13]
16- Abdurrazzak Kaşani (736): Meşhur bir ariftir. "Tuhfet-ul İhvan fi Hesais-il Feteyan" kitabında şöyle yazar: Nübüvvetin başlangıcı Adem safiyyellah, kutbu İbrahim halilullah ve sonu Muhammed habibullah olduğu gibi cömertliğin başı da İbrahim, kutbu Emir-ül müminin Ali ve sonu da velilerin sonuncusu olan Muhammed Mehdi'dir. [14]
17- Şeyh Abdullah Mutiri Medeni Şafii (765): "el-Rivaz-uz Zahire fi Fazl-i Al-i Beyt-in Nebi ve İtretih-it Tahire" kitabında Ehl-i beyt İmamlarının aleyhi's-selâm faziletleri hakkında yüz elli bir tane hadis kaydetmiştir. En son hadisinde diyor ki: "Hüseyin b. Ali'nin evlatlarından biri ahir zamanda gelecek olan Mehdi'dir.
… Hüseyin'in soyundan gelenlerin hepsi, bütün Müslümanların güçlerinin yüceliğini, ilimlerinin çokluğunu, takvalarını ve kemallerini itiraf ettiği İmamların büyük önderi, yani peygamberlerin ve en iyi yaratıkların sülalesi Zeynulabidin Ali b. Hüseyin'e (Allah ondan razı olsun) ulaşırlar."
Daha sonra onun ve pâk soyundan bir grubun bazı faziletlerini sayarak diyor ki: "Birinci İmam Ali b. Ebi Talib (Allah ondan razı olsun) ve … Onbirinci İmam Hasan Askeri (Allah ondan razı olsun) ve on ikinci İmam onun oğlu Muhammed Kâim-el Mehdi'dir (Allah ondan razı olsun).
İmam Mehdi dünyaya gelmeden önce Müslümanlar arasında Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih, Ali b. Ebi Talib (Allah ondan razı olsun) ve diğer değerli babaları tarafından onun on ikinci İmam olduğu, kılıçla kıyam edeceği, Kâim-i Muntazar olduğu açıkça söylenmiştir. Sahih rivayetlerde kaydedildiğine göre on ikinci İmam kıyam etmeden önce iki kez gaybete çekilecektir…" [15]
Muhaddis Nuri daha sonra şöyle yazıyor: "Yazarın el yazısıyla yazmış olduğu "er-Riyaz-uz Zahire"yi ele geçirdim. Onun arkasında şöyle yazıyordu: "Riyaz-uz Zahire fi Fazl-i Âl-in Nebi ve İtretih-it Tahirin" kitabı, Mutiri diye meşhur olan, Şafii mezhebine mensup, Eş'ari ve Nakşibendi tarikatından Allah'a muhtaç olan Abdullah b. Muhammed'in eseridir.
18- Hace Muhammed Parsa (822): "Hace Parsa" diye meşhur olan Hafız Muhammed b. Muhammed b. Mahmud Buhari, Hanefi âlimlerinin iftiharlarından ve Nakşibendi ariflerinin büyüklerindendir.
Hace Muhammed Parsa Farsça yazmış olduğu "Fesl-ul Hitab" kitabında şöyle der: "Ebu Abdullah Cafer b. Ali-il Hâdi kardeşi Muhammed Hasan-il Askeri'nin oğlu olmadığını sanarak, kardeşinin İmametinin kendisine intikal ettiğini iddia ettiği için "kezzab" (yalancı) diye çağrıldı… Ve Ebu Muhammed Hasan Askeri, oğlu Muhammed'i ailesi ve ashabı arasından güvenilir kişilere tanıtmıştı."
Daha sonra İmam Hasan Askeri'nin halası Hakime'nin İmam-ı Zaman'ın veladeti hakkındaki hadisini naklederek şöyle diyor: İmam Askeri buyurdu ki: "Halacığım! Bu çocuğu annesine götür." Ben çocuğu annesine götürdüm. Ertesi gün İmam Askeri'nin yanına gittiğimde bebeğin onun karşısında olduğunu gördüm. Bebek öyle nurluydu ki beni kendisine cezbetti. Bunun üzerine, "Efendim! Bu mübarek bebek hakkında bir bilgin var mı?" diye sordum. İmam dedi ki: "Halacığım! Beklenilmesi gereken ve bize müjdesi verilen budur."
Bunu duyunca ben secdeye kapanarak Allah'a şükrettim. Eve gittiğimde bir süre bebeği göremedim. Bir gün İmam'a, "Ey mevlam! Efendimiz ve muntazarımızı ne yaptın?" diye sorduğumda buyurdu ki: "Onu, Musa'nın annesinin bebeğini emanet ettiği kimseye emanet ettim."
Kitabın haşiyesinde, kitapta nakledilen ve Resulullah'a nispet verilen zayıf hadisi (babasının ismi babamın ismidir) reddederek, Câmi'nin "Şevahid-un Nubuvvet"te getirdiği Mutezid Abbasi'nin hikayesini naklederek Mehdi'nin kıyamının belirtilerini zikretmiştir.
Daha sonra ise şöyle yazar: "Bu konuda hadisler sayılmayacak kadar çoktur. Her zaman hazır olan gözlerden kayıp, Sahib-ez Zaman Mehdi'nin (Allah ondan razı olsun) faziletleri oldukça fazladır. Onun zuhur edeceğine, varlığının nurunun her tarafı aydınlatacağına, İslam dinini yeniden canlandıracağına, gerektiği gibi Allah yolunda cihad edip kendi zamanında, yani takvalıların döneminde dünyanın dört bir yanını kötülüklerden arındıracağını dair bir çok hadis vardır.
Onun ashabı her türlü kusur ve ayıptan arınmış olup onun hidayetiyle hakikate kavuşurlar. Hilafet ve İmamet onun vasıtasıyla son bulur.
O, babasının vefatından kıyamete kadar İmamdır. Hz. İsa aleyhi's-selâm onun arkasında namaz kılacak, onun davasını doğrulayacak ve halkı İslam dinine davet edecektir. [16]
19- Şemsuddin Muhammed b. Yusuf-i Zerendi (750): Resulullah'ın harem-i şerifinde hadis üstadı olup hadis dalında "Bağyet-ul Mertab" kitabının ve "Dürr-us Simtayn fi Fezail-il Mustafa vel Murtaza ve sıbtayn" kitaplarının yazarıdır.
Zerendi "Mirac-ul Vusul ila Marifet-i Fazilet-i Âl-ir Resul" kitabında şöyle yazar:
"Meşhur kerametler sahibi on ikinci İmam haktır ve Resulullah'ın eserlerini izleme vasıtasıyla yüce bir makama sahiptir. O, hakka kâim ve halkı hakikat yoluna davet eden, yani Ebu-l Kasım Muhammed b. Hasan-il Askeri'dir." [17]
20- Melik-ul Ulema-i Hindi (849): Şehabuddin b. Şemsuddin b. Ömer-i Hindi, "Behr-ul Mevac" tefsirinin sahibi Melik-ul Ulema diye meşhurdur. Gulamali Bilgirami (1172) "Subhet-ul Mercan"da ş& ouml;yle yazıyor: "Mevlana Kadı Abdullah TURAN
Bilindiği üzere genelde Ehl-i Sünnet âlimleri, Mehdi'ye inanmakla birlikte onun Ehl-i Beyt mektebinde olan On İkinci İmam olduğu hususunda kesin bir görüşe sahip değillerdir. Ama bu alanda yapılan yeni bir araştırmada, bazı Ehl-i Sünnet âlimlerince, Resulullah (s.a.a)'ın soyundan olan Hz. Mehdi'nin, On Birinci İmam Hz. Hasan Askerî'nin oğlundan başkası olamayacağının kabul edildiği tespit edilmiştir.
Şimdi bu âlimleri yaşadıkları döneme göre kısaca tanıtalım:
1- İbn-i Ebî Selc-i Bağdadî (Ö: Hicrî 326). O, On İkinci İmam'ın naipleri döneminde Bağdat'ta yaşıyordu. Hatib'in Tarih-i Bağdat'ta dediğine göre, meşhur Ebu-l Hasan Darekutni'nin hocasıdır. İbn-i Ebi Selc, Mevalid ve Vefayatü'l Eimme [1] adlı kitabında (Utbe b. Sa'd b. Kenane'nin, Buhari ve Müslim'in hocası Nasr b. Ali Cehzumi'nin öğrencisi) Ahmed b. Muhammed-i Feribai'den naklen "Ebu Muhammed Hasan-i Askeri'nin çocukları"na işaret ederek şöyle yazıyor:
"Muhammed b. Hasan dünyaya gelince İmam Hasan Askerî uzun bir sohbetten sonra şöyle buyurdu: "Zalimler beni öldürmekle bu soyun kökünü keseceklerini sandılar. Ancak Allah Teala'nın gücünü gördüler ve ona Müemmel (halkın arzuladığı kimse) ismini verdiler."
2- Muhammed b. Ebil Fevaris (vefatı: H. 412): Ehl-i Sünnet'in meşhur âlimlerindendir. Zehebi Dürr-ül İslam'da ve İbn-i Esir el-Kamil'de H. 412 yılının olayları bölümünde onu "Hafız Ebu-l Feth Muhammed b. Ahmed b. Ebi-l Fevaris" diye anmıştır.
Seyyid Nu'man Alusizade de Celalu'l Ayneyn adlı kitabının eklemeler bölümünde, onu övücü sözlerle anmış, sözünde, amelinde ve vakarında örnek olan pek değerli ve yüce bir şahıs olarak tanıtmıştır.
Muhammed b. Ebi-l Fevaris, Emir'el- Mü'minin Ali'nin ve pâk İmamların fazilet ve menkıbelerinde kırk hadisi içeren Erbain adlı kitap yazmıştır. Bu kitabın başında şöyle yazar: "Güvenilir raviler Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih'den şöyle rivayet ederler: "Ümmetim için kırk hadis hıfzeden (belleyen, koruyan) kimseye ben şefaat edeceğim."
Daha sonra şöyle yazar: "Bize, hıfz edilmesinde bu kadar büyük sevap ve fazileti olan hadislerin neler olduğunu soracak olurlarsa, cevap olarak deriz ki: Bu soru Muhammed b. Meclis-i Şafii'nin bulunduğu bir toplantıda sorulduğunda Şafii şöyle cevap verdi: "Bu kırk hadis, Emir'ül Mü'minin Ali b. Ebi Talib'in faziletiyle ilgili olmalıdır."
Muhammed b. Ebi-l Fevaris daha sonra kitabının dördüncü hadisinde kendi senediyle Ebu Hafs Ahmed b. Nafi-i Basri'den şöyle nakleder: Babam İmam Ali b. Musa er-Rıza'nın hizmetçisiydi. O, İmam Rıza'dan, o da babası Musa b. Cafer'den, o da Cafer-i Sadık'tan, o da Muhammed Bâkır'dan, o da Ali b. Hüseyin'den, o da Hüseyin b. Ali'den, o da babası Ali b. Ebi Talib'ten, o da Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih'den şöyle nakletmiştir: "Allah Teala'nın katında alnı açık olmak isteyen kimse Ali b. Ebi Talib'i sevsin. Ey Ali, Allah'ın kendisinden razı olmasını isteyen kimse oğlun Hasan'ı sevsin. Korkmadan can vermek isteyen kimse oğlun Hüseyin'i sevsin. Allah'ın, günahlarını affetmesini isteyen kimse Ali b. Hüseyin'i sevsin. Hakkın likasına ulaşmak isteyen kimse Muhammed b. Ali'yi sevsin. Allah'ın, amel defterini sağ eline vermesini isteyen kimse Cafer b. Muhammed'i sevsin. Hakkın likasına tertemiz gitmek isteyen kimse Musa b. Cafer'i sevsin. Hakkın rahmetine güler yüzlü gitmek isteyen kimse Ali b. Musa'yı sevsin. Derecelerinin yüce olmasını ve günahlarının iyiliklere dönüşmesini isteyen kimse onun oğlu Muhammed b. Ali'yi sevsin. Kendisinin kolay hesaba çekilmesini ve gökle yer arası kadar geniş olan takvalıların cennetine girmek isteyen kimse Ali b. Muhammed'i sevsin. Kurtuluşa erenlerle birlikte Allah'ı mülakat etmek isteyen kimse onun oğlu Askeri'yi sevsin. İmanının kâmil olmasını isteyen kimse de onun oğlu Sahibe'z Zaman Mehdi'yi sevsin. Bunlar sapıklık karanlığı gecelerinin aydın lambaları, hak önderler ve fazilet sancaklarıdırlar. Onları sevip kendilerine önder bilenlere ben cenneti tazmin ediyorum."
Muhammed b. Ebi-l Fevaris sözünün sonuna şunu ekler: "Çeşitli mezhepleri araştırıp inceledikten sonra hakikate ulaştım ve aydınlık yolunu buldum. Açık delillerle ve sahih hadislerle onu izledim. Resulullah'ın Ehl-i Beyti'nin üstünlüğü hakkında güvenilir ravilerden ve takvalı insanlardan elde ettiklerimi aynen naklettim." [2]
3- Şeyh Ahmed Câmi (536): Mehdi'yi Hz. İmam Askeri'nin oğlu bilenlerdendir. Abdurrahman Câmi Nefahat-ul Üns'de Sufilerin önde gelenlerini sayarken onu çokça överek diyor ki: O kırk yaşından sonra halkı irşada başladı. O, ulema ve ileri gelenleri hayrete düşüren bin sayfalık bir kitap yazmış ve çoklarını kendisine bağlamıştır. Şeyh Süleyman Kunduzî Hanefi Yenabiu'l Meveddet adlı eserinde, Şeyh Ahmed Cami'nin, on iki İmama ve İmam Mehdi'nin İmam Hasan Askeri'nin oğlu olduğuna inandığını gösteren Şiirini nakletmiştir. [3]
4- İbn-i Hişab-i Bağdadi (567): Meşhur bilgin, nahivci, müfessirdir. İbn-i Hallikan Vefayat-ül Ayan'da şöyle yazar: İbn-i Hişab-i Bağdadî diye meşhur olan Şeyh Ebu Muhammed Abdullah b. Ahmed b. Muhammed b. Hişab, edebiyat, nahiv, tefsir, hadis, soy bilim ve hesap ilminde meşhur alimdir. O Kur'an-ı Kerim'i çeşitli kıraatlerle ezberlemiş olup çeşitli ilimlerde üstattı…
Suyuti de "Tabakat-un Nuhat"da ve diğerleri diğer kaynaklarda bu ve buna benzer ibaretlerle onu anmış ve eserlerini saymışlardır.
İbn-i Hişab küçük bir kitap olan "Tarih-i Mevalid-il Eimme ve Vefayatihim"de, İbn-i Sebbağ-i Maliki "el-Fusul-il Muhimme"de ve Şeyh Süleyman Hanefi "Yenabi-ul Meveddet"de Ebu Nuaym-i İsfehani'nin "Erbain"inde ve Ehl-i Sünnete göre güvenilir olan Ali b. İsa Erbili'nin "Keşf-ul Gumme fi Marifet-il Eimme"sinden naklen, kendi senediyle Ebubekr Ahmed b. Nasr b. Abdullah b. Feth Dari-i Nehrevani'den ve Sıddıka b. Musa'dan İmam Rıza aleyhi's-selâm'ın şöyle buyurduğunu nakleder: "Halef-i Salih, Ebu Muhammed Hasan b. Ali'nin evlatlarındandır; Sahib-ez Zaman ve Mehdi odur."
Yine İbn-i Hişab yazıyor ki: Cerrah b. Süfyan bize şöyle nakletti: Tahir b. Harun b. Musa Alevi, babası Harun'dan ve o da babası Musa'dan şöyle nakletti: "Mevlam Cafer b. Muhammed aleyhi's-selâm buyurdu ki: Halef-i Salih, benim evlatlarımdandır. O Mehdi'dir. İsmi "Muhammed" ve künyesi Ebu-l Kasım'dır. O ahir zamanda kıyam edecektir. Onun annesinin adı ise Seykal'dir."
Ebubekir Dari' der ki: Bir rivayette onun annesinin isminin Hekime ve başka bir rivayette Nergis olduğu belirtilir, Susen olduğu da söylenir. Ama Allah daha iyi bilir. Onun künyesi Ebu-l Kasım'dır. [4]
5- Muvaffak b. Ahmed-i Hanefi (568): Fıkıh, hadis, Şiir, vaaz, hitabede üstat idi. Menakıb'de Fahr-ul Kudat Necmuddin Ebu Mansur Muhammed b. Hüseyn b. Muhammed Bağdadi'den kendi senediyle Selman-i Farsi'den şöyle rivayet eder: Resulullah'ın sallâ'llâhu aleyhi ve alih huzuruna girdiğimizde Hüseyin'in onun kucağında oturuyordu. Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih de onun ağzından, gözlerinden öpüyor ve buyuruyordu ki: "Sen efendisin, efendinin oğlusun, efendinin kardeşisin, efendilerin babasısın. Sen İmamsın, İmamın oğlusun, İmamın kardeşisin ve İmamların babasının. Sen Allah'ın hüccetisin, Allah'ın hüccetinin oğlusun, Allah'ın hüccetinin kardeşisin ve senin soyundan olan Allah'ın hüccetlerinin babasısın; onların dokuzuncusu onların Kâimidir."
Yine bu senetle Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih'ten şöyle rivayet eder: "Beni gökyüzüne çıkardıkları gece Allah Teala buyurdu ki: "Peygamber Rabbinden inene iman etti." Bunun üzerine ben dedim ki: "Müminler de iman ettiler." Allah Teala, "doğru dedin" buyurdu.
Daha sonra buyurdu ki: "Ümmetinden kimi kendi yerine bıraktın." Ben, "onların en üstününü" dedim. Buyurdu ki: "Ali b. Ebi Talib'i mi?" "Evet" dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! Ben yeryüzüne bakarak seni seçtim ve senin adını kendi adlarımdan çıkardım. Ben Mahmud'um, sen ise Muhammed'sin. Daha sonra tekrar baktım ve Ali'yi seçtim. Onun da adını kendi adlarımdan türettim. Ben A'la'yım, o ise Ali'dir."
"Ey Muhammed! Ben seni, Ali'yi, Fatıma'yı, Hasan ve Hüseyin'i ve Hüseyin'in soyunu kendi nurumdan yarattım ve sizin önderliğinizi gökyüzündekilere ve yeryüzündekilere sundum. Onu kabul edenler benim yanımda iman ehli sayıldı, kabul etmeyenler ise bunun dışında kaldı.
Ey Muhammed! Kullarımdan biri sizin önderliğinizi kabul etmediği halde bütün gücüyle ölecek derecede bana ibadet etse de onu affetmem. Ey Muhammed! Onları görmek ister misin?" Ben, "Evet, ey rabbim" dedim. Bunun üzerine "bak" buyurdu. Baktığımda Ali, Fatıma, Hasan, Hüseyin, Ali b. Hüseyin, Muhammed b. Ali, Cafer b. Muhammed, Musa b. Cafer, Ali b. Musa, Muhammed b. Ali, Ali b. Muhammed, Hasan b. Ali ve Mehdi'nin nurlar içinde namaza durduklarını ve Mehdi'nin onların arasında parlak bir yıldız gibi durduğunu gördüm.
Daha sonra Allah Teala buyurdu ki: "Ey Muhammed! Bunlar benim hüccetlerimdir. Mehdi ise senin soyuna edilen zulüm ve dökülen kanların intikamını alacak olan kimsedir. İzzet ve celalime andolsun ki, o benim dostlarım için gerekli bir hüccettir. Benim düşmanlarımdan intikam alacak olan da odur." [5]
6- İbn-i Erzek Ebulfazl Abdullah b. Muhammed b. Abdulvehhab Fariki (590): İbn-i Hallikan'dan "Tarih-i Meyyafarikayn"de şöyle yazmıştır: İmam Hasan Askeri'nin oğlu Mehdi, hicri 258'de, Rabiulevvel'in 19'unda dünyaya gelmiştir. [6]
Bizim için önemli olan İbn-i Erzak'ın, İmam Hasan Askeri'nin Mehdi isminde bir oğlunun dünyaya geldiğini itiraf etmesidir. Yoksa ulema arasında İmam-ı Zaman'ın hicri 15 Şaban 255 yılında dünyaya geldiği meşhur olan bir görüştür.
7- Şeyh Feriduddin-i Attar: Hicri 627 yılında öldürülmüştür. Hicri yedinci yüzyılın meşhur arifidir. "Mesnevi"nin sahibi Celaluddin Muhammed Belhi irfandaki o kadar yüce makamına rağmen diyor ki:
Attar gezdi yedi şehri
Biz sokağın başındayız.
Attar "el-Muzaffer-us Sefa" adlı kitabında diyor ki:
Son peygamber olan Mustafa'ydı
Açıklanan son veliyse Murtaza'ydı
Evliyadır Haydar'ın evlatları
Hepsi bir nur olması, hak tarafından olan nidaydı.
Diğer masum İmamları andıktan sonra İmam-ı Zaman'a ulaşınca şöyle diyor:
Yeryüzünde yüz bin evliya
Yakinen isterler Allah'tan Mehdi'yi
Ya ilahi! Mehdi'yi gaybetten çıkar
Tâ ki cihanda adalet ola aşikar
Mehdi hâdidir, muttakilerin tacı
En iyi mahluk evliya burcunda
Sensin bu zamanın evliyasının sonuncusu
Her manadan gizlisin ey can-ı canan
Seni ki hem açıksın, hem gizli
Attar kölen sena etmeye geldi
8- Şeyh Amir Basri: Rum'un Sevani bölgesinde ikamet eden bir arifti. Sonları "ta" harfiyle biten "Zat-ul Envar" adlı kasidesi meşhurdur. 632'de vefat eden Ömer b. Fariz-i Endülüsi Mısri onu kasidelerin en gözde olanı bilmiştir. Şeyh Amir-i Basri'nin kasidesi maarif, sırlar ve adab hakkında olup on iki bölümden oluşur. İmam-ı Zaman'ı tanıma ve ne zaman zuhur edeceği hakkında olan dokuzuncu bölümde şöyle diyor:
– Ey hidayet önderi! Ne zamana kadar gayıp kalacaksın?
– Ey babamız! Dönüşünle bizlere minnet bırak.
– Bizim gözümüz gelen siyah bayraklardadır.
– Ve onun misk kokusu burnumuza gelmektedir.
– Cihan bu müjdeden neşeyle dolacak.
– Ve ağızlar mutluluktan açık kalacak.
– Yorulduk ve bekleyiş uzun çekti, öyleyse ey varlık kutubu!
– Allah aşkı için likana ulaşmamız için çalış!
Ve sonra şöyle devam ediyor:
– Gelişinde acele et ki seni görebilelim
– Çünkü gaybetten sonra mahbubu görmenin has bir tadı var.
9- Muhyiddin İbn-i Arabi (637): Genel olarak Ehl-i Sünnet alimleri ve özellikle Şii bilginleri onu ariflerin ileri gelenlerinden, hakka ulaşan, şeriat, tarikat ve hakikatin reisi bilmişlerdir. Muhyiddin, Şa'rani der ki: "Futuhat–ul Mekkiye" kitabının 366. bölümde şöyle yazar:
"Mehdi zuhur etmelidir. Ancak yeryüzü zulümle dolduktan sonra onu adaletle doldurmak için zuhur edecektir. Dünyanın ömründen bir gün bile kalsa Allah Teala o günü bu halife hilafete ulaşıncaya kadar uzatacaktır.
Mehdi Resulullah'ın sallâ'llâhu aleyhi ve alih soyundan ve Fatıma'nın selâm'ullahi aleyha evlatlarındandır. Dedesi Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib'dir. Babası, Ali b. Ebi Talib'in oğlu, İmam Hüseyin'in oğlu, İmam Zeynulabidin'in oğlu, İmam Muhammed Bâkır'ın oğlu, İmam Cafer-i Sadık'ın oğlu, Musa Kâzım'ın oğlu, İmam Ali Rıza'nın oğlu, İmam Muhammed Taki'nin oğlu, İmam Ali Naki'nin oğlu İmam Hasan Askeri'dir aleyhi's-selâm.
Onun ismi Resulullah'ın sallâ'llâhu aleyhi ve alih ismiyle birdir. Müslümanlar Rükn ile Makam arasında ona biat edeceklerdir. O Resulullah sallâ'llâhu aleyhi ve alih gibidir. Ahlaki açıdan da ona benzer.
Daha sonra İmam, İmam-ı Zaman'ın şeklini ve zuhur edeceği zaman yapacağı işleri genişçe açıklamıştır. [7]
Muhyiddin, Futuhat'ın 463. bölümünde kutup hakkında bahsederken şöyle yazar: Bu ümmetin on iki kutubu vardır. İslam ümmeti o kutupların varlığı etrafında dönmektedir. Nitekim dünya ve ahirette madde alemi de on iki burç üzerindedir.
10- Şeyh Sa'duddin Hamevi ( 50): Şeyh Sa'duddin H mevi, Şeyh